Bir takım öz sermaye kalemlerinin sermayeye ilave edilmesinden sonra tasfiye edilen şirketlerde, ilave edilen bu kalemlerin nasıl vergilendirileceği konusunda danıştay iki önemli karara imza atmıştır. İdarenin konu hakkında düzenleme yapması tereddütleri giderecektir.
Değerli Fortune okuyucularım, bu yazımda tasfiye öncesinde sermayeye ilave edilen bazı unsurların tasfiye sonucunda ortaklara iadesinin vergiye tabi olmayacağına dair danıştay kararı hakkındaki görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Bilindiği üzere şirketler faaliyette bulunduğu dönemlerde şirketin ihtiyaçlarına göre sermaye artış ve azalışları yapabilmektedirler. Söz konusu sermaye artışları nakit olabildiği gibi geçmiş yıl karları, özel fonlar, yeniden değerleme artış fonları, enflasyon farkları gibi öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesi şeklinde de olabilmektedir. Sermayeye eklenen öz sermaye unsurlarının sermaye azaltımında nasıl vergilendirileceği uzun süre özelgelerle ilerletilmiş ve 2023 yılında yayınlanan kurumlar vergisi tebliği ile de neticelendirilmiştir. Ancak tasfiye öncesinde sermayeye ilave edilen öz sermaye kalemlerinin tasfiye sonucunda ortaklara iadesinin vergiye tabi olup olmayacağına dair herhangi bir düzenlemenin tebliğde yer almadığını belirtmekte yarar görmekteyim. Vergi İdaresi tasfiye sonucunda ödenmiş sermaye dışında kalan ve ortaklara dağıtılan öz sermaye kalemlerinin, niteliklerine göre, kurumlar vergisi veya stopaja tabi tutulması yönünde bir yaklaşım benimsemektedir. Ancak, bu konuda, herhangi bir kanuni düzenleme olmadığı için, tartışma ve ihtilaflar sona ermemiştir. Danıştay 3. Dairesi, konuya ilişkin 25.06.2025 tarihli ve E.2023/3770, K.2025/3073 sayılı Kararında tasfiye halinde olan davacı şirket tarafından tasfiye dönemi öncesinde sermayeye ilave edilen enflasyon düzeltme farkları, yeniden değerleme değer artış fonu, olağan yedek akçeler ile 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun uygulaması kapsamında yapılan artış ve geçmiş yıl karları gibi zamanla iç kaynaklara dönüşen ve şirketlerin tasfiyesi sonucu geri verilen sermaye paylarından sermayeye eklenen bu unsurların ayrıştırılmak suretiyle vergilendirileceğine dair yasal bir düzenleme bulunmadığı, söz konusu kalemlerin sermayeye ilave edilmesiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesinin amaçlandığı ve bu hesaplarda yer alan tutarların işletme içinde kalarak sermayeye eklendiği ve sermayenin bir unsuru haline geldiği de dikkate alındığında, sermayeye eklenen ve tasfiye nedeniyle geri verilen tutarların vergilendirilmesinde hukuka uygunluk görmemiştir. Yine Danıştay 9. Dairesi, YMM 13.2.2019 tarihli ve E. 2016/4386 K. 2019/292 sayılı Kararında da Maliye Bakanlığı’nın şirketin tasfiyesi sonucunda düzenlenecek olan kesin bilançoda yer alan, ödenmiş sermaye dışındaki öz sermaye unsurlarının ortaklara dağıtılması durumunda kâr payına bağlı olarak vergi kesintisinin yapılması gerektiği yönünde görüşünün olması nedeniyle ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine açılan davada tasfiye sonucu geri verilen sermaye paylarından dağıtılmayan kâr payını ayrıştırıp vergilendirmenin kanunun “kârın sermayeye eklenmesinin kâr dağıtımı sayılmayacağı” yönündeki hükmüne ve amacına aykırı olacağı, yönünde karar vermiştir. Bahse konu iki yargı kararını birlikte değerlendirdiğimizde tasfiyeye giren şirketlerde tasfiye öncesi sermayeye eklenen öz sermaye kalemlerinin sermayenin bir unsuru haline dönüşmesi nedeniyle bilahare vergilendirilmelerinin hukuka uygun olmayacağı sonucu çıkmaktadır. Bu çerçevede, Bakanlığın, tasfiye sonucunda ortaklara iade edilecek olan sermayenin vergilendirilmesi ile ilgili, yargı kararlarını da dikkate alarak, konuya açıklık getirmesi faydalı olacaktır.
