Fortune Dergisi Eylül 2017 Kapağı

Akıllı üretim çağı: Endüstri 4.0

Bir tarafta hız, verimlilik ve kazanç beklenirken diğer yanda acaba işgücümüz Endüstri 4.0’a yenik mi düşecek?


HABER: Nuray Şuman
  FOTOĞRAF: Shutterstock
7.02.2017
Akıllı üretim çağı: Endüstri 4.0

 

 

Toplumların ekonomik üretim modelleri tarihinde son durağı, dördüncü sanayi devrimi yani Endüstri 4.0 olarak tanımlanıyor. Endüstri 4.0, dijital dönüşüm dinamiklerinden yola çıkarak geleceğin akıllı üretim ekonomisini doğuruyor. Geleceğin dünyasında küresel rekabette önde olmak isteyen işletmeler organizasyonu, üretim ve dağıtım süreçlerinde çalışacak akıllı robotlar, Ar-Ge, satış pazarlama ve yönetim süreçlerinde kullanılacak yapay zeka sistemleri ile bunların dış dünyayla bilgi alışveri��lerini sağlayacak internet nesneleri ve tüm bu akıllı sistemlerin hep birlikte uyumla çalışmasını sağlayacak becerilere sahip tasarımcı, yazılımcı ve uygulayıcı uzmanlardan oluşan bir ekip ile başarmak zorunda. Artan bir şekilde daha fazla kişi tarafından tartışılan ve “Dördüncü Endüstri Devrimi” olarak nitelenen bu kurgu dünya ile rekabette Türkiye için hayati önemde.

2020 yılında yaklaşık 50 milyar cihazın birbiriyle iletişim halinde olacağı tahmin ediliyor. Akıllı üretim sistemlerinin, akıllı şehir, ev, lojistik, şebeke, cihaz unsurlarının sosyal ağlar ve e-ticaret ağlarıyla birleşmesi sonucu veriler, hizmetler, nesneler ve bireylerin internet ortamını kullanarak kuracağı ekosistemdeki ağın önümüzdeki çeyrek asırda küresel ticaret hacminin yaklaşık yüzde 46’sını etkileyeceği öngörülüyor.
2018 yılında sanayide 2,3 milyon ünite robot kullanılması bekleniyor. Özellikle robotik alanındaki gelişmelerin üretim sektöründe akıllı üretim sistemlerinin oluşumunu tetiklediği belirtiliyor. Akıllı üretim sistemleri ile müşteri tercihlerine ve ihtiyaçlarına daha fazla ve hızlı cevap veren özelleşmiş, akıllı üretim, iyileştirilmiş üretim kalitesi, daha az hata ile üretim, daha az israf, yerelleşen imalat süreçleri, yenilik süreçlerinin hızlanması ve daha az kaynak kullanımı hedefleniyor. Başta akıllı fabrikalar olmak üzere üretim sanayindeki değer zincirlerinin duruma özel çözümler, esneklik, verimlilik ve maliyet açısından optimize edilmesini ifade eden “dördüncü” sanayi devrimi olarak tanımlanan Sanayi 4.0’ın da temelini oluşturuyor.

Öte yandan, Avrupa Birliği 2020 yılında sanayinin gayri safi yurt içi hasıladaki payının mevcut durumdaki yüzde 15 seviyesinden yüzde 20’ye taşıma hedefini benimsemiş durumda.

Avrupa Komisyonu, Dördüncü Sanayi Devrimi’nin endüstride üretim, lojistik ve tüketim modellerini nasıl dönüştürdüğünü araştırıyor. Hazırlanan aksiyon planı; dijitalleşme, siber-fiziksel sistemler, nesnelerin interneti, büyük veri, bulut bilişim, robotik sistemler ve yapay zeka üzerine Avrupa’nın belirleyeceği stratejiyi kapsıyor.

Sanayinin dijital dönüşümünü destekleyen Avrupa Birliği’nde bölgesel ve ulusal çapta yarışacak pek çok girişim bulunuyor. Avrupa Komisyonu bu girişimleri üst düzeye taşıyacak en uygun stratejiyi geliştiriyor.
Avrupa endüstrisini dijitalleştirme başlığı altında aksiyon planında şunlara ağırlık verilecek:

•             Tüm sanayi şirketlerinin dijital teknolojilere erişimini kolaylaştırmak.
•             Avrupa’da dijital sanayi platformlarının oluşmasına zemin hazırlamak.
•             Dijital dönüşümden faydalanmak için işgücü alanlarını hazır tutmak.
•             Akıllı endüstrinin yaygınlaşması için uygun çözümler sunmak.
 
ENDÜSTRİ 4.0 NASIL DOĞDU VE GELİŞTİ?
Endüstri 4.0 terimi ilk defa 2011 yılında Almanya Hannover Fuarı’nda kullanıldı. Ekim 2012’de ise Bosch Grubu ve SAP’nin eski CEO’su Henning Kagermann bir çalışma grubu oluşturarak hazırladıkları Dördüncü Sanayi Devrimi öneri dosyasını, Alman Federal Hükümeti’ne sundu. 2013 yılında Alman Hükümeti kendi Endüstri 4.0 dönüşüm yol haritasını hazırlamaya başladı. Bosch da aynı yıl, kendi yol haritasını hazırlamak üzere çalışma başlattı. İlk etapta Bosch, Endüstri 4.0 çalışma grubunda yer aldı ve ona liderlik etmesiyle öncü bir rol üstlendi.
Endüstri 4.0 terim olarak dördüncü sanayi devrimi anlamına geliyor. İlk sanayi devrimi su ve buhar gücü ile üretim mekanizmasının üzerine kuruluyken, onu ikinci sanayi devrimi olan elektrik enerjisi yardımı izledi. Daha sonrasında ise üçüncü sanayi devrimi olan dijital devrim gerçekleşerek elektronik kullanımı arttı.
 
BİZİ ENDÜSTRİ 4.0’A GÖTÜREN ADIMLAR
Endüstri 4.0 sanayinin sorunlu ve çözüm getirilmesi gereken planlanandan az veya çok üretim, hatalı üretim, stok israfı vs.’yi ortadan kaldırmayı hedefliyor. Daha az maliyetle üretim, minimum enerji kullanımı, az ısı üretimi, zaman kazanımı, daha az kaynak ve az bellek kullanma vb. bunların yanında ise yüksek hızda ve güvenilirlikte çalışma, eski işlere göre en az iki kat verim ve daha kaliteli ürün üretimi Endüstri 4.0’ın kazanımları arasında.

Endüstri 4.0’ı tek başına akıllı üretim ile sınırlı tutamayız. Üretimi etkileyen ve üretim yönetimini tetikleyen tüm çevresel unsur ve süreçlerin de bu kapsamda yenilenmesi ve akıllı hale getirilmesi gerekiyor.
 
KAFALARDAKİ SORU İŞARETLERİ
Endüstri 4.0 şirketlere çok sayıda fırsat sunarken çözülmesi gereken yeni tehditleri beraberinde getiriyor. Öncelikle şirketlerin iş yapış şekillerinin değiştiğini anlaması, operasyon ekiplerinin de bunun farkına varmasını sağlaması ve süreçlerini yeniden inşa etmesi gerekiyor. Ciddi ve kökten bir iş anlayışı değişiminin ötesinde işgücü açısından da Endüstri 4.0’a geçiş yepyeni bir anlayış sunuyor. Tam otomasyon ve akıllı fabrikalarda çoğu iş el değmeden yürütüleceği için beden gücü ile çalışanların işsiz kalması olasılığı güçlü bir şekilde tartışılıyor. Akıllı fabrika vizyonu aynı zamanda geleneksel eğitim yapılarının, strateji ve politikalarının da değişmesini hatta çok yönlü katılımla yeniden yapılanmasını gerektirecek. Çünkü bu teknolojilere uygun yeni beceri, yetenek ve yetkinliklerin geliştirilmesi kaçınılmaz hale geliyor. Ne yazık ki bir diğer gerçek de bazı sektör ve meslek alanlarında yükselen biçimde işsizliğin artışı olabilir. Sıkıntı bu düzeye ulaşmadan okul içi ve dışı eğitim süreçlerini yeni teknolojik durumun ihtiyaçlarına uyarlamak gerekiyor.

NE KAZANACAĞIZ?
Türkiye açısından Endüstri 4.0 yaklaşımı, üretim ekonomisinde rekabet gücü, sürdürülebilirlik, katma değeri yüksek ürün ve hizmet üretmek anlamına geliyor. Türkiye’deki üretim sektörlerinin verimlilik artışının yüzde 4-7 arasında olacağı tahmin ediliyor.

Endüstri 4.0 çevresinde oluşacak ekonomi yoluyla kazanılacak rekabet avantajının, sanayi üretiminde yıllık yaklaşık yüzde 3’e kadar ulaşabilecek bir artışı sağlaması bekleniyor.

Endüstri 4.0 teknolojilerinin üretim sürecine dahil edilmesi için önümüzdeki 10 yıllık süreçte yılda üreticilerin gelirlerinin yaklaşık yüzde 1-1,5’ine karşılık gelen yaklaşık 10-15 milyar TL yatırım yapılması gerektiği tahmin ediliyor.

Endüstri 4.0 ile ilgili sanayi ve teknoloji şirketlerinin görüşlerini sizlerle paylaşıyoruz.

TAYSAD Başkanı Alper Kanca: Küresel gelişim süreciyle beraber yolculuk etmeliyiz
Otomotiv üretim sanayi, büyüklüğü itibariyle Endüstri 4.0’ı öncelikle gündemine alan sektörlerin başında geliyor. Türk otomotiv sektöründe önemli bir güce sahip olan TAYSAD (Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği), 361 üyesiyle otomotiv tedarik sanayi üretiminin yüzde 65’ini ve ihracatının da yüzde 70’ini oluşturuyor. TAYSAD, 361 üyesinin 23 milyar dolarlık iş hacmi, 8 milyar dolarlık doğrudan ihracatı, 150 binin üzerinde istihdamı ve 64 Ar-Ge merkezi ile Türkiye ekonomisine de değer katıyor.

TAYSAD Başkanı Alper Kanca, Endüstri 4.0’a bakış açılarını ve yapılan çalışmaları şöyle değerlendiriyor: “Endüstri 4.0 ile ilgili gelişmeleri takip ederek yeniliklere adapte olabilmek amacıyla bir takım çalışmalar yürütülüyor. Son olarak T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ‘Sanayide Dijital Dönüşüm Platformu’ kuruldu. Platformun temel amacı Türkiye ekonomisinin etkisini her geçen gün artarak hissettiğimiz yeni sanayi devrimine hazırlık düzeyini artırmak. Bir taraftan işletmelerin dijital dönüşümünü hızlandırmak, diğer taraftan dijital teknolojilerin geliştirilmesinde lider bir rol almamızı sağlamak üzere kurulan bu platform, Türkiye’nin dijital dönüşüm gündeminin belirlenmesinde de öncü bir rol üstelenecek.

Platformun organizasyon yapısı üç temel bileşenden oluşuyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) ve Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) işbirliğiyle oluşturulan platformda farklı çalışma grupları faaliyetler yürütecek. Çalışma gruplarının gerçekleştirecekleri faaliyetlerin temel amacı kamuya reform önerileri geliştirmek, özel sektör tarafında farkındalığı artırmak, farklı kurumların ilgili alanlarındaki girişimlerinin koordinasyonunu sağlamak olacak. Biz de TAYSAD olarak söz konusu çalışma gruplarında yer alarak bu çalışmaları destekleyeceğiz.

Öte yandan, bünyemizdeki Ar-Ge ve bakım çalışma gruplarımızda da konuya ilişkin gelişmeleri ve tedarik sanayine etkilerini inceliyoruz; çeşitli konferanslarımızda bu konuyu işliyor ve farkındalığı artırmaya çalışıyoruz.
 
TEHDİDİ  FIRSATA ÇEVİRMELİYİZ
Dünyada Endüstri 4.0, akıllı fabrikalar, Dördüncü Sanayi Devrimi vb. farklı isimlerle anılan dijital değişim süreci zaman zaman kafa karıştırıyor. Konu ettiğimiz şeyin sadece endüstriye yönelik değil, tüm hayatı kapsayan bir dijitalleşmeyi öne çıkaran oluşum olduğunun anlaşılması gerekiyor. Türkiye, gerek sanayisi ve iş gücüyle gerekse STK’ları ve resmi kurumlarıyla birlikte bu değişim için hazırlıklı olmak zorunda.

Dijital değişim aslında bir şans ve tehdit. Kavram ağırlıklı olarak Almanya ve ABD’de ortaya çıktı. Her anlamda maliyetleri (stok, işgücü, lojistik vs.) azaltmak, verimliliği yükseltmek üzere başlatılan çalışmalarda ABD, yazılım ve elektronik tarafında çok daha fazla ilerleme kaydederken; Almanya ise üretim sistemleri ve makine ekipman tasarımı tarafında daha fazla ilerledi. Bu değişimden faydalanabilirsek tarihi bir fırsat ancak değerlendiremezsek de kaybımız olacak.

ABD ve Almanya, otomasyonda ve üretim adetlerinde sağlamak istedikleri verimlilik ve kalite için, insan faktörünü devre dışı bırakmak üzere yola çıktılar. Bununla beraber işgücünün farklı yetkinliklerle donatılarak standart operasyonların otomasyon tarafından yürütülmesini sağlamak üzere, işgücünün dönüşümü için de önemli tutarlarda kaynak ayrıldığını ve eğitimler programlandığı görmekteyiz.

İşgücü ve kalite, Türkiye açısından da büyük bir güç ve avantaj, bu nedenle sürecin çok iyi takip edilerek dijital değişim sürecinden etkilenecek tüm tarafların hazırlanması için etkin, özel ve kamu sektörü işbirliğinde etkin bir planlama gerekiyor.

Şirketlerin geleceğini güvence altına almak için zihnimizin gelişime ve dönüşüme açık olması şart. AB ve ABD kökenli küresel şirketlerin de bu değişimi nasıl gerçekleştireceklerine ait açık bir yol planı henüz yok. Hep beraber bir öğrenme sürecindeyiz. Henüz şekillenmekte olan dijital değişim sürecinde yer almamız, süreçle beraber yolculuk ediyor olmamız, bizlere çok önemli bir avantaj sağlayacaktır.’’
 
Siemens Türkiye İcra Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Ali Rıza Ersoy: Ülke ekonomisi yüzde 5-8 arası büyüyebilir
Yeni bir sanayi devriminin eşiğinde olduğumuzu ifade eden Ali Rıza Ersoy, Endüstri 4.0’ın hem ülkeye hem de üretim sektörüne önemli bir büyüme getireceğinin altını çizerek bu sistemle yüzde 5 ila 8 arası ekonomik büyüme yakalamamızın mümkün olduğunu söylüyor. Ersoy’un değerlendirmeleri şöyle:
 
Endüstri 4.0 kavramı nasıl doğdu ve gelişti?
Endüstriyel üretimin başta Çin olmak üzere Doğu ülkelerine kayması, Batı’daki sanayi lideri ülkelerin yeni önlemler almasını gerekli kıldı. Gelişen teknolojiyi üretim ve sanayide faydaya dönüştürmek, akıllı iş süreçleri ve bağlı cihazlar nesnelerin internetiile fabrikalarda verimliliği artırmak, Doğu’nun ucuz işgücü ve üretim kapasitesiyle rekabet etmenin en mantıklı yolu olacaktı. Bunun için yeni bir sanayi devrimine ihtiyaç vardı. Bu konuda ilk adım atanlardan biri de Almanya oldu. Siemens gibi sektör liderlerinin yanı sıra STK’lardan, kamu tarafından ve üniversitelerden oluşan yaklaşık 50 kişilik bir çalışma grubu kuruldu. Bu grup Alman hükümetine “Industrie 4.0”  başlığıyla, teknolojik gelişmeleri endüstriyel üretimde faydaya dönüştürmeye yönelik öneri niteliğinde bir yol haritası hazırladı. Almanya bu çalışmayı kabul etti ve yayımladı. Şimdi diğer ülkeler kendi Endüstri 4.0 vizyonlarını belirlemek için çalışıyor, buna Türkiye de dahil.
 
Endüstri 4.0 sanayi için ne ifade ediyor, temel teknolojik bileşenleri neler?
Endüstri 4.0, Batı ülkelerinin sahip oldukları yüksek teknolojiyi rekabet avantajına dönüştürmelerini sağlayacak üç ana unsur üzerinde temelleniyor. Bunların ilki bir ürünü pazara çok hızlı çıkarabilmek. Hızlı inovasyon döngüleri bunu mümkün kılıyor. İkinci olarak kitlesel üretime karşı bir koz olabilecek şekilde kişiye özel üretim yer alıyor. Günümüz tüketim kültürü, bireyselliği ön plana çıkaran, kişiye özgü hazırlanmış ürünleri el üstünde tutuyor. Aynı üretim bandından, kişiselleştirilmiş ürünleri aynı hızda çıkarmayı sağlayacak, dijitalleştirilmiş ve kompleks iş süreçleri Endüstri 4.0’ın en önemli yeniliklerinden biri olarak sivriliyor. Son olarak bu dijital dönüşüm üretim tesislerine müthiş bir verimlilik getiriyor. Endüstri 4.0 ile fabrikalar tümüyle dijitalleştiğinde hem maliyetler düşecek hem de insana bağlı hatalar ortadan kaldırılarak çok daha etkin üretim süreçleri elde edilecek.
 
Türk sanayisi Endüstri 4.0’a nasıl hazırlanıyor; engeller ve fırsatlar neler?

Türkiye’nin bundan önceki sanayi devrimlerini zamanında yakaladığını söylemek ne yazık ki zor. Buna karşın, Endüstri 4.0 için oldukça avantajlı bir konumda bulunuyoruz. Türkiye’deki fabrikaların çoğunluğu, süreçlerindeki otomasyon kullanımına bağlı olarak Endüstri 2.0 ile 3.0 arasında bir yerde konumlanıyor. Otomotiv, ilaç, savunma ve havacılık gibi sektörlerde ise Endüstri 4.0’a çoktan geçildiğini söyleyebiliriz. Devletin bu konuda liderlik etmesi, hem özel sektör hem kamu için büyük bir fırsat teşkil ediyor. Siemens Türkiye olarak bu noktada müşterilerimize Endüstri 4.0 dönüşümü için sunduğumuz hizmetin yanı sıra, ülkedeki ekosistemin de Endüstri 4.0 ile tanışması ve bu yeni teknolojileri benimsemesi için bir kılavuz rolü üstleniyoruz.
 
Endüstri 4.0’ın şirketlere, üretime ve ülkeye yararları neler olabilir?
Endüstri 4.0’ın en güzel özelliklerinden biri de hem ülkeye hem de üretim sektörüne olan katkılarının somut olarak ifade edilebilmesi. Yine Almanya örneğinden gidecek olursak, Endüstri 4.0’a yaptıkları yatırımlarla 30 milyar euro iş hacmine denk gelecek şekilde yüzde 3 oranında bir büyüme öngörüyor. Bu sistemi Türkiye’de oturtabilirsek büyümeyi yüzde 5 ila yüzde 8 arası bir oranda yakalamamız mümkün. Elimizdeki en güncel veri olan 2015 yılına baktığımızda, GSYİH’deki yüzde 4 artışın 1 puanının endüstriyel üretimden geldiğini görüyoruz. Bunun anlamı, Türkiye büyümesinin dörtte birini sanayisine borçlu. Biz Endüstri 4.0 ile sanayideki büyümeyi iki ya da üç katına çıkarabilirsek, ekonominin geri kalanı durağan işlese bile Türkiye yüzde 6’yı aşan bir büyüme elde edebilir.
 
Endüstri 4.0 için nitelikli iş gücü eğitimi ve istihdam politikaları neler olabilir?
Dördüncü Sanayi Devrimi’nin ezber bozan yenilikleri, beraberinde yeni bir teknoloji algısını ve yeni yetkinliklere duyulan ihtiyacı getiriyor. Örneğin sadece dört yıl içinde 16 yeni meslek dalının türemesi bekleniyor. Endüstri 4.0’ın belkemiği olan akıllı üretim süreçleri için bilişim teknolojileri alanında çok fazla sayıda uzmana ihtiyaç duyulacaktır. Türkiye’de şu dönem sıkça konuşulan orta gelir tuzağından kurtuluşun yolu da Endüstri 4.0 olarak görünüyor. Başta BT, mekatronik ve ilgili dallar olmak üzere Türkiye’nin nitelikli işgücü yetiştiren, ürettiği değerleri ihraç eden ve hem bölgede hem global arenada söz sahibi bir ülke haline gelmesi için ilk adımın eğitim alanında atılması gerekiyor.
 
Bosch Türkiye ve Ortadoğu Başkanı Steven Young: Endüstri 4.0’da hem sağlayıcı hem kullanıcıyız

Türkiye’de Endüstri 4.0 ile ilgili organizasyon çalışmalarını 2014 yılında Bursa fabrikalarında başlattıklarını açıklayan Steven Young, bu sayede bakım maliyetlerinden tasarruf etmek ve üretim kapasitesini artırmak üzere üç adet Endüstri 4.0 projesi hayata geçirdiklerini vurguluyor.

Kullanıcı olmanın yanı sıra teknoloji tedariğinde de söz sahibi olma noktasında olduklarını ifade eden Young şu değerlendirmelerde bulundu:

Endüstri 4.0 sanayi için ne ifade ediyor, temel teknolojik bileşenleri neler?
Endüstri 4.0 öncelikle üretimde bir hattın dönüşümüyle başlıyor, sonra fabrikanın dönüşümüyle devam ediyor. Sonrasında uluslararası üretim ağı da bu dönüşüme dahil oluyor. Süreç, tüm tedarik zincirinin dönüşmesiyle maksimum faydayı elde ettiğimiz son haline geliyor.
 
Endüstri 4.0’ın şirketlere, üretime ve ülkeye yararları neler olabilir?
Endüstri 4.0’ın temel olarak üç hedefi var: İlki ekonomik büyüme, istihdam ve sosyal istikrar, ikincisi kalıcı değer ve iş güvenliği, üçüncüsü ise daha fazla verimlilik ve yüksek yaşam standardı. Endüstri 4.0 ile fiziksel parça, araç ve makineler, internet üzerinden birbirleriyle iletişime geçmeye başlıyor. Bu sayede üretimdeki zamanın azaltılması ve kaynakların daha verimli kullanılması sağlanacak. Endüstri 4.0 ayrıca veri alışverişini sağlarken, enerji tasarrufu yapılmasına da imkan tanıyacak.
 
Dördüncü Sanayi Devrimi ile hayatımızda neler değişecek?
Dördüncü Sanayi Devrimi hayatımızın her alanına girmiş durumda. Bağlanabilirlik olarak baktığımızda insanlar birbiriyle bağlı, insanlar makinelerle bağlı, makineler birbiriyle bağlı… Hayatımızın her alanında bir değişim söz konusu. Bu değişimin sanayi için de kaçınılmaz duruma gelmesinin öncelikli sebebi, herkesin kendisine özel ürünler istemesidir. Düne kadar bu satış pazarlamanın gündemiydi ve dijital satış/dijital pazarlamayı kullanarak müşterinin kendine özel ürünler dizayn etmesini sağlayıp belirli bir noktaya kadar mutlu edebildi. Bugünse insanlar sadece kişiselleştirebildikleri ürünlerden mutlu oluyor. Dördüncü Sanayi Devrimi yani Endüstri 4.0 da tüketicinin istediklerini, taleplerini üretime yansıtıyor.
 
Bosch, Endüstri 4.0 konusunda nasıl bir strateji izliyor?
Endüstri 4.0’ın ilk öğelerini kendi operasyonlarımıza kuruyoruz. Bu noktada kendimizi hem önde gelen bir kullanıcı hem de önde gelen bir sağlayıcı olarak görüyoruz. Bu iki yönlü strateji başarılı oluyor. 2020 yılı itibariyle ağa bağlı endüstrinin masraflar açısından toplamda 1 milyar euroluk tasarruf sağlamasını ve toplamda aynı tutarda fazladan satış oluşturmasını bekliyoruz.

Türkiye’de de Endüstri 4.0 dönüşümü için çalışmaya başladınız mı?
Türkiye’de Endüstri 4.0 ile ilgili organizasyon çalışmalarını 2014 yılında Bursa fabrikalarımızda başlattık. Endüstri 4.0 ekibimiz, farklı projeler üzerinde çalışıyor. Bakım maliyetlerinden tasarruf etmek ve üretim kapasitesini artırmak üzere bu projelerden üçü hayata geçirildi. Bursa fabrikamız bugün, Bosch’un tüm üretim fabrikaları için geliştirdiği standart yazılım çözümlerini kullanıyor, bu yazılımı kullanan diğer fabrikalardaki gelişmelerden anında haberdar olabiliyor. Bosch Bursa fabrikasında tüm üretilen verilere tek bir noktadan erişim ve işleme olanağı var. Diğer yandan doğru veriyi, doğru kişiye, doğru zamanda iletiyor ve erken müdahale etme fırsatı yaratıyor. Fabrikadaki üretim, hata maliyeti gibi alanlardaki düşüşün yanı sıra verimlilik ve  tes-
limat artışı hedefleniyor. Termoteknoloji  iş  kolunda faaliyet gösteren Manisa Fabrikamızda Endüstri 4.0 projeleri hayata geçirmeye başlandı. Bu projeler özellikle lojistik süreçlerinde otomasyon, dijital fabrika ve büyük veri uygulamaları  alanlarında oldu. Mal kabul alanında kullanmaya başladığımız RFID (Radyo Frekans Dalgası Yayan Etiket) uygulaması ile gelen malzemelerin üzerine RFID etiketi yapıştırılması yoluyla malzeme giriş hareketinin otomasyonu sağlandı. Eskiden barkod okutma ile yaklaşık üç dakikada yapılan bir paletlik malzeme giriş işlemi tamamen ortadan kaldırılmış oldu.
 
Türk sanayisi Endüstri 4.0’a nasıl hazırlanıyor; engeller ve fırsatlar neler?
Dünyada Endüstri 4.0 dönüşümü çoktan başlamış durumda. Türkiye de bölgesel bir merkez olarak yerini sağlamlaştırmak istiyorsa üretim teknolojilerinde Endüstri 4.0 dönüşümünün gerisinde kalmamalı.  Bunun için adımların bir an önce atılması gerekiyor.

Bosch olarak, Endüstri 4.0 uygulamalarını bünyemizde çokça deneyimliyoruz ve bu deneyimleri aktarmak amacıyla tüm paydaşlarımızla her fırsatta bir araya geliyoruz. Bosch Türkiye olarak bir Endüstri 4.0 ekibimiz var. Ekibimizle birlikte, bu dönüşümün bir parçası olmak isteyen sanayicilerimizle   görüşmelere ve saha analizleri yapmaya başladık. Özellikle bu kısmın bizi çok heyecanlandırdığının altını çizmek isterim. Bununla birlikte başta Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere kamuda bu konuda bir anlayışın ve inisiyatifin gelişmeye başladığını gözlemliyorum. Bu da umut verici. Ancak vurguladığım gibi Türkiye elini çabuk tutmalı, dünyadaki gelişmelerin uzağında kalmamalı. Son olarak eğitimle ilgili bir mesaj vermek istiyorum. Türkiye olarak yazılım mühendisliği ve matematik alanında gençlerimize daha çok yatırım yapmalıyız.
 
Schneider Electric Endüstri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Özalp: 10 yılda en az 10 milyar lira yatırım yapmalıyız
Enerji yönetimi ve otomasyonu alanında 180 yıllık bir şirket olan ve Endüstri 4.0’a dönüşüm sürecinin öncülüğünü üstlenen Schneider Electric Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Özalp, ülkemizin bu süreci fırsata dönüştürebilmesi için sanayimizin gelecek 10 yılda 10-15 milyar lira yatırım yapması gerektiğini ifade ediyor. Bunun için de öncelikle “İnsan 4.0”a yatırım yapmanın önemini vurgulayan Özalp’in sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:
 
Endüstri 4.0 kavramı nasıl doğdu ve gelişti?
Endüstri 4.0 kavramının doğuşunda iki temel neden mevcut. Birincisi giderek artan küresel rekabet, ikincisi ise teknolojinin gelişimi ve dijital dönüşüm ile birlikte oluşan verimlilik potansiyeli. Endüstri 4.0, dijital dönüşümün sanayi alanındaki yansımasıdır ve akıllı üretim anlayışını tarif eder diyebiliriz. Bir işletmenin toplam değerler zinciri üzerinde birçok (teorik olarak sonsuz) noktadan toplanan verilerin analiz edilerek, prosesin her bir parçası için her koşulda toplam verimi maksimuma getirecek kararların otomatik olarak verilmesi sonucunda değerler zincirinin tamamının optimize edilmesidir.

Endüstri 4.0’ın temelinde geçtiğimiz 20 yılda gelişen RFID, robotik, akıllı sensörler, bulut bilişim, siber güvenlik vb. birçok teknoloji yatıyor. Bunların içerisinde en önemlisi nesnelerin internetidir (IoT). Son 20 yıldır cihaz teknolojilerinin gelişmesi ve maliyetlerinin düşmesi ile evimizdeki kombiden cebimizdeki telefona kadar her cihaz internete bağlı ve içerik oluşturur hale geldi. Tüm bu verilerin toplanıp, analiz edilip anlamlandırılması ve üretimde karar mekanizmalarına esas olması muazzam bir verimlilik potansiyeli oluşturuyor. Bu anlamda Endüstri 4.0, üretim teknolojileri ile bilişim teknolojilerinin birleşmesinden doğan verimliliğin, konvansiyonel iş süreçlerinin dijital iş süreçlerine dönüşmesidir ve sadece üretim aşamasını değil, bir işletmenin tedarikten satış sonrasına kadar olan tüm süreçlerini kapsamaktadır.

Enerji yönetimi ve otomasyonda 180 yıllık dünya lideri olarak biz de bu sürecin öncüsü olma misyonunu üstlendik. Bugün nesnelerin interneti entegrasyonu ile fabrikalarda imalat süreçlerinin toplam değerler zincirini optimize ederek, Endüstri 4.0 akıllı imalat  kavramına  öncülük ediyoruz.
 
Endüstri 4.0 sanayi için ne ifade ediyor, temel teknolojik bileşenleri neler?
Endüstri 4.0 sanayi için verimlilik vaat ediyor. İnsan unsuru minimize edilmiş, daha hızlı, daha verimli, daha hatasız, daha esnek üretim hedefleniyor ve Endüstri 4.0 ile kolektif robotlar, insansız fabrikalar çok uzak değil. Endüstri 4.0’ı mümkün kılan temel teknolojiler; IPv6, RFID, robotik uygulamalar, bulut bilişim, siber güvenlik gibi başlıklarda sıralanabilir.

Ancak Endüstri 4.0 uygulamalarının yapısına baktığımızda karşımıza üç katman çıkıyor:
•             Cihaz katmanı: Akıllı, haberleşebilir, sibergüvenli cihazlar.
•             Lokal katman: Lokalde, süreç seviyesinde otomasyon.
•             Bulut ve uygulama katmanı: Buluta çıkılmış verilerin analizi ve toplam değerler zincirinin optimizasyonu.
 
Schneider Electric olarak, ürün ve çözümlerimizi EcoStruxure adı altında, bir Endüstri 4.0 uygulamasının tüm katmanlarını içerecek şekilde geliştiriyoruz. Endüstri 4.0 yaklaşımımızda siber-güvenli, ethernet tabanlı, akıllı ürünlerin yanı sıra akıllı sistemler ve yazılımlar da büyük önem taşıyor. MachineStruxure ile makinelere, PlantStruxure ile hibrit otomasyon sistemlerine, Foxboro ile de gelişmiş otomasyon sistemlerine çözüm sağlıyoruz. Bu sistemlerin kullanılmasıyla Eurotherm Online Services örneğindeki gibi dijital bakım platformlarını oluşturuyor; müşterilerimize uzaktan, kestirimci bakım imkanı sunarak sahada hata oluşmadan fark etme şansını verebiliyoruz. Endüstri 4.0’a uygun hız kontrol cihazları, PLC’ler, kontrol panelleri geliştiriyoruz.
 
Türk sanayisi Endüstri 4.0’a nasıl hazırlanıyor; engeller ve fırsatlar neler?
Türk sanayicisinin Endüstri 4.0’a yönelik olarak gözle görülür bir ilgisi var. İşletmeler, konuyla  ilgili  çalıştaylar  ve panellere konu ve gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmak ve deneyim sahibi işletmeleri örnek almak üzere katılım gösteriyor. Hatta bu tür çalıştaylar sonucunda hazırlanan “Sanayi 4.0” raporu Mart 2016’da TÜSİAD bünyesinde yayımlandı. Tüm bu çalışmalar sanayiciden uzakta yürümüyor. Konunun tarafları da bu dönüşümün bir parçası olmak istiyor.

Özellikle düşük iş gücü maliyetleri ve lojistik avantajı gibi Türkiye sanayiinin rekabetçiliğinin temelini oluşturan etkenlerin artık önemli baskılara maruz kalacak olması bu dönüşümü kaçınılmaz kılıyor. Endüstri 4.0 yaklaşımı ile Türkiye’nin rekabet gücü avantajlarının sürdürülebilirliğini sağlamak ve artırmak, ancak bunun ötesinde katma değeri yüksek ve dünya üretim değer zincirinden çok daha fazla pay alan bir Türk sanayisi yaratmak hedeflenmeli.

Dünyanın 20 yıl önce başladığı bir konuda rekabet içinde kalabilmek için teknolojiye yatırım yapmak önemli bir şart. Endüstri 4.0 teknolojilerinin üretim sürecine dahil edilmesi için önümüzdeki 10 yıllık süreçte –günümüz fiyatları ve ekonomik büyüklüğü baz alındığında yılda yaklaşık 10-15 milyar TL (üreticilerin gelirlerinin yaklaşık yüzde 11,5’i) yatırım yapılması gerektiği tahmin ediliyor. Türkiye’nin acil olarak bu teknoloji yatırımlarını yapmaması durumunda ise küresel ekonomi ile rekabet etmek mümkün olmayacak.
 
Endüstri 4.0 için nitelikli iş gücü eğitimi ve istihdam politikaları neler olabilir?
Endüstri 4.0 dönüşümünün gerçekleşebilmesi için akıllı cihaz ve sistemler kadar, yetkin insan kaynağının da çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Gerek bu sistemlerin geliştirilmesi, kurulması gerekse kullanılması noktasında donanımlı personel son derece önemli. Endüstri 4.0’a geçeceksek, İnsan 4.0’ı yetiştirmeliyiz. Dijital dönüşüm ile birlikte etrafımızda her şey; dahili iş süreçlerimizden tutun müşteri beklentilerine kadar, çok hızlı şekilde değişiyor. Bu değişimi kucaklayabilecek, bizzat bir parçası olarak yönetebilecek, uyum sağlama yetenekleri güçlü elemanlar ve yöneticiler, bu dönüşümün olmazsa olmazı olacaktır.
Endüstri 4.0’ın özelinde ise özellikle veri analizi, yazılım, sibergüvenlik, robotik uygulamalar, mekatronik, dijital iş süreçleri gibi alanlarda donanımlı eleman ihtiyacı olacak. Bu insan kaynağının yetişmesi için eğitim kurumlarına, sanayiye ve STK’lara çok önemli iş düşüyor. Gerekli insan kaynağının yetiştirilmesinde bu paydaşların birlikte hareket etmesi önemlidir.
 



HABERİ PAYLAŞ

 
 
 
 
 






BENZER HABERLER

Analitik herkes için çocuk oyuncağı olacak
 
Sizin için küçük, güvenlik için büyük adımlar
 
Telekom şirketlerinin yeni çağı

Micro Focus yeni yapısıyla geleceği şekillendirmeye hazır
 
Türk Telekom ve GE Dijital Endüstri 4.0 için güçlerini birleştirdi
 
Mobil, işin ezberini bozdu
Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X