Anasayfa Zeynep Aktaş Yazıları Negatif Reel Faiz Ve Yatırım
Zeynep Aktaş Yazıları - 20 Şubat 2020

Negatif Reel Faiz Ve Yatırım

TCMB, geçen yıl önden yüklemeli 1.200 puanlık faiz indiriminden sonra 2020 yılına da indirimle girdi.  Merak edilen negatif faize gidilen bir ortamda birikimlerin nereye yöneleceği.

Küresel büyüme endişesiyle kendini gösteren negatif faiz ortamı, Türkiye’de de oluşmaya başladı. Uluslararası piyasalarda yaklaşık 12,5 trilyon dolar, negatif faizli tahvillere yatırıldı. Türkiye’de ise tasarrufların en önemli bölümü mevduatta. Faiz indirimleriyle birlikte beklenen enflasyon da göz önüne alındığında mevduatta negatif reel getiriye doğru gidiliyor. Peki, böyle bir ortamda tasarruf sahipleri nasıl hareket edecek. Davos’ta konuşan TCMB Başkanı Murat Uysal, 2019 yılında önemli bir manevra alanı yakaladıklarını, önden yüklemeli olarak gerçekleştirdikleri 1.200 baz puan faiz indiriminin ardından ocak ayında da enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin ölçülü adıma izin verdiğini söyledi. Uysal’ın açıklamalarından adımlar daraltılsa da faiz indirimlerinin devam edeceğini anlıyoruz. Uysal, bundan sonrasında hamlelerin açıklanacak verilere bağımlı olacağını, enflasyonun 2020 ilk çeyreğinde yüksek seyredebileceğini, ancak reel getirinin pozitif seyretmesini öngördüklerini, ifade ediyor. Pozitif faiz vurgusu enflasyon oranının faizden daha hızlı düşeceği öngörüsünden kaynaklanmakta. Merkez Bankasının son kararı ile politika faizi halihazırda yüzde 11,25 seviyesinde. Ocak ayında açıklanan enflasyon  oranı ise yüzde 11,84 ve TCMB beklenti anketine göre yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 9,5. Ekonomik programda ise yüzde 8,5 seviyesinde bir enflasyon hedefi söz konusu.

Faizdeki düşüş hızı göz önüne alındığında negatif faize doğru gidildiğini söylemek pek de yanlış değil. Gelişmeleri değerlendiren yabancı yatırım kurumları ise negatif faiz ortamını bir dezavantaj olarak görüyor. Moody’s raporunda enflasyonun aralık ayı itibarıyla yüzde 11,8 olmasının, negatif reel faizin yüzde 0,55 olmasına yol açtığını ve bunun da Türk bankalarının fonlanması noktasında zorlanmasına yol açacağını söylüyor. Anlaşılan yabancı yatırımcı açısından negatif faiz ortamı sürdürülebilir görünmüyor. Ancak daha güçlü bir alternatif olmadığı sürece farklı bir yönelime girmeleri de beklenmemeli. Diğer taraftan faizlerin düşmesiyle birlikte birikimlerin dövize kayabileceği yorumları yapılmakta. Veriler döviz piyasasında kamu bankalarının aktif işlemleri olduğunu gösteriyor. Yurtiçi yerleşik yatırımcılar ise olabilecek bütün nakitleriyle zaten dövizdeler. TL’de daha rekabetçi bir ortam sağlanması amaçlanıyor ancak enflasyon bazında yönetilebilen bir kur hareketi görülebilecek. Yatırımcılar dövizde sağlayabilecekleri getiriyi önceden öngörebilir durumdalar. Buna rağmen risk almak istemeyenler için döviz önemini korumaya devam edecek. Bununla birlikte ekonomi yönetimi TL alternatiflerini öne çıkaracak çalışmalar yürütüyor. Diğer yandan faizin düşük seyrinin hisse senedi piyasasına olumlu yansıyacağı görülüyor. Borsa bir alternatif olarak yatırımcıların gündeminde yer almaya devam edecek. Mevduattaki paranın borsaya kayması beklenmese de negatif getiri birikimlerin en azından bir kısmını borsaya yönlendirecektir. Öte yandan özel sektör tahvilleri ve fonlar daha cazip hale gelmeye başlayabilir. Bir dış şok yaşanmadıkça 2020’de daha fazla TL varlıkları konuşacağız.

İlginizi Çekebilir

TikTok ve Oracle İşbirliğine Çin’den Yeşil Işık

Bloomberg’in haberine göre TikTok’un sahibi ByteDance Ltd.’ye Oracle Cor…