Anasayfa İstanbul Havalimanı’nın Değer Katan Dijital Ekranları
17 Temmuz 2019

İstanbul Havalimanı’nın Değer Katan Dijital Ekranları

Ölçeği ile her yeni teknoloji için global ölçekte dikkate alınmayı sağlayacak bir test alanı oluşturan İstanbul Havalimanı’nın Duty Free alanında Sistem 9 ile Unifree tarafından gerçekleştirilen uygulama kalabalık ortamlarda kişiselleştirilmiş içeriğin nasıl bir pazarlama aracı olabileceğini ortaya koyuyor. Kerem Özdemir

İş dünyası zamanını daha iyi kullanmayı önemli bir öncelik olarak kabul ederken İstanbul Havalimanı, ölçeği nedeniyle insanları doğru yönlendirme konusunda önemli bir örnek oluşturma potansiyelini taşıyor. Dijital işaretler ya da yönlendirme, bu konuda önemli bir araç. Sistem 9’un Unifree ile birlikte gerçekleştirdiği çalışma, bu yoğunluk içinde insanları doğru yönlendirerek ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlama ve hem ekonomik hem de operasyonel değer yaratmalarını sağlama konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya çıkarabilir.

İşin bir tarafında görsel tasarım diğer tarafında teknoloji olan bu çalışma, yolcuları yönlendirmek için sıradışı görsel deneyimler yaratmayı hedefliyor. Bu, kaçınılmaz bir gereklilik. Havaalanının büyüklüğü ve trafiğin yoğunluğu, çoğunlukla durup düşünmeye fırsat vermeyen bir ortam yaratıyor. Bu dünyadaki yoğunluk içinde kişiselleştirilmiş pazarlamanın ne kadar büyük değer taşıdığını anlamak zor değil.

İstanbul Havalimanı’nda Unifree tarafından işletilen Duty Free mağazalarında yolculara sıradışı görsel deneyimler yaşatılıyor.  Aynı zamanda merkezi içerik yönetim sistemi sayesinde gerçek zamanlı bilgi ve iletişim olanağı da sağlanıyor. Farklı büyüklük ve formatta çok sayıda LED ve LCD ekranla donatılan Duty Free bölgesi dünyada kendi alanında öncülük iddiasını taşıyor. Bunda da haksız sayılmaz.

İstanbul Havalimanı’nda yolcuların en çok vakit geçirdiği alanların başında Unifree’nin inşa ettiği mağaza ve eğlence alanlarını kapsayan Duty Free bölgesinin ilk sırada yer alması hedefleniyor ve bu hedefe şimdiden ulaşılmış durumda. Bunun alışveriş ile bağlantısı düşünüldüğünde ekonomik değer de ortaya çıkıyor. Unifree’nin İstanbul Havalimanı’nda kurduğu Duty Free bölgesi, dünyadaki örnekler arasında en büyüğü. Dijital ekranlar, bu alana hareket, renk ve eğlence katıyor. Ancak bu iki yönlü bir veri akışına dayanan bir süreç: Bir yandan dijital yayın ve bilgilendirme ekranları ile insanlar üzerinde bu etki yaratılırken diğer yandan hayata geçirilen çeşitli video analitik uygulamalar da yolculara keyifli deneyimler yaşatmayı sağlıyor.

Unifree Dijital Pazarlama Yöneticisi Ali Barış İşcan, “Dünya’nın en büyük havalimanlarından biri olan İstanbul Havalimanı’ndaki alışveriş deneyimini en üst seviyeye çıkartmak için kullandığımız dijitalizasyon pazarlama stratejimizin önemli bir parçası. Digital signage’ı, yolcularımızın İstanbul Havalimanı’ndaki müşteri deneyimini eşsiz bir hale getirmek üzere planladık. Ekranlara erleştirdiğimiz video analitik uygulamaları ile yolcularımıza özelleştirilmiş içerikler göstermeyi hedefliyoruz. İçerik stratejimizle göz alıcı LED ekranlarımızda ve 200’ün üzerindeki LCD ekranımızda farklılaşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuşuyor.

İşcan, “Sistem 9, tüm süreçlerde tecrübesi ile, bize verdiği destek ile projenin sağlıklı bir şekilde tamamlanabilmesi için özveri ile çalıştı, bize her türlü desteği sağladı” ifadesini kullanırken Unifree Bilgi Teknolojileri Yöneticisi Osman Ayhan da donanım ve yazılımlarla ilgili titiz seçim çalışmasının yollarının Sistem 9 ile kesişmesini sağladığını belirtiyor. Hem bilgi teknolojileri hem de pazarlama ve kullanıcı deneyimi boyutu olan projenin özel bir birikim gerektirmesi bir yandan bu tercihi diğer yandan da bunun ölçeklenme potansiyelini açıklıyor.

Ayhan, “Yurtdışı uçuşlarda yolcuların en çok vakit geçirdiği alanlardan olan Duty Free alanlarında, misafirlerimize keyifli bir deneyim yaşatmak için, mağazalarımızı, teknolojik donanımlar ve yazılımlar ile destekliyoruz. İstanbul Havalimanı Duty Free alanlarında, Unifree Bilgi Teknolojileri Departmanı olarak, kullanılacak olan donanım ve yazılımların seçiminde üst seviyede dikkatli ve titiz bir süreç uyguladık. Bu titiz sürecin sonunda da dijital ekranlar için, pazardaki tecrübesi ve konusundaki bilgi birikiminden dolayı Sistem 9 ile hareket etme kararı aldık. Gerek şirketimizin ilgili operasyonlarına destek vermek için, gerekse de misafirlerimizde yaratmayı hedeflediğimiz memnuniyet ve deneyim için Sistem 9 ile birlikte iyi bir proje ortaya çıkardığımızı düşünüyorum” diyor.

Unifree adına tüm dijital ekran kurulum süreci Sistem 9 tarafından yürütülen İstanbul Havalimanı Duty Free bölgesinin doğu ve batı kanadına kurulan dev LED ekranlar, boyutları ve konumları sayesinde etkili bir reklam/ iletişim mecrası oluşturuyor. Ayrıca bu dev LED ekranların dışında tüm Duty Free alanına dağılan video-wall, LCD kiosk, dijital yayın ve bilgilendirme ekranları ile çeşitli form ve ebatlardaki LED ekranlar, havaalanında bulunan insanlara yaşatılabilecek deneyimi ciddi bir biçimde zenginleştirme potansiyelini yaratıyor.

Bu ekran portföyü, çok sayıda dijital uygulama ile bütünleşik ve etkili bir iletişim ve görsel zenginlik içeriyor. Bu etkileyici büyüklük ve işlevselliğin yanında eğlence odaklı konsept konusunda da önemli bir değişim hedefleniyor. İstanbul Havalimanı gibi “dünyanın en büyüğü olma” hedefini taşıyan bir tesiste gerçekleştirilen proje, Sistem 9 için ayrı bir önem taşıyor. Türkiye’nin dışarıya açılan bu en önemli kapısında gerçekleşen proje, kendi küresel açılımında önemli bir noktaya gelen Sistem 9 için bir anıt niteliğinde.

Dijital yayın ve bilgilendirme ekranları konusundaki faaliyetini 22 ülkede 40 binden fazla ekranı müşterileri adına yönetme noktasına ulaştıran Sistem 9, mağaza, restoran, banka, üretim tesisi, fast food restoranları veya sinema gibi pek çok sektöre çözüm sunuyor. Sistem 9 Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Akın, “Hayatın içinde her yerde karşımıza çıkan dijital ekranlar kurumsal iletişimi güçlendirip satışları artırmakla kalmıyor aynı zamanda hem marka hakkında hem de günlük hayata dair haber ve bilgilerin iletişiminin firmaların alışılagelmiş maliyetlerini ortadan kaldırarak gerçekleştirmeye olanak tanıyor” diyor.  Marka ile hedef kitle arasında sürdürülebilir bir bağ kurmayı sağlayan servisiyle sayısı 200’ü aşan kurumun çözüm ortağı haline gelen Sistem 9’un çözümünde kurumlardan aldığı bilgiyi en doğru şekilde işlemeye dayanan bir içerik yönetimi boyutu ile de dikkat çekiyor.

“Sistem 9; sinemadan havalimanına, mağazadan otele, restorandan büyük işletmelere kadar pek çok sektöre hizmet veriyor. Son olarak Unifree Duty Free’nin Istanbul Havalimanı’nda işlettiği duty free mağazaları için dijital yayın ve bilgilendirme ekranları hizmeti vermeye başladığımız projede tamamen yeni nesil LED ekranlar kullanıyoruz. Merkezi içerik yönetim yazılımı S9Vision sayesinde de gerçek zamanlı bilgi ve iletişim imkanı sunuyoruz” diyen Akın, bunun 10 sene öncesine göre çok farklı bir dünya olduğunu kaydediyor.

Gelinen noktayı anlamak için bu tarihe kısaca göz atmakta yarar var. “Bundan 5-10 yıl öncesine kadar digital signage’ın ülkemizde Türkçe karşılığı dahi yoktu. İnternette düzenlediğimiz yarışma ile digital signage’ın Türkçe karşılığını geliştirdik. Katılımcılardan en çok söylenen tanım ‘dijital yayın ve bilgilendirme ekranları’ oldu. İsim babası böylelikle biz olduk” diyen Akın, bugün gelinen noktanın ayrıntılarını, “Bu noktada Dijital Yayın ve Bilgilendirme Ekranları kurumlara satış noktalarında sınırsız pazarlama, içerik, kampanya ve promosyon gerçekleştirme imkanı sağlıyor. Kurulumunu yapıp müşterilerimiz adına yönettiğimiz sistemler, artık en büyüğünden, en küçüğüne her ölçekteki kurum için uyarlanabilir hale geldi. Bugün bu platform, sosyal medyadan kişisel verilere, hava durumundan anlık kampanya sunumuna kadar kurumlar için sınırsız bir içerik ve iletişim ağı platformuna dönüştü. E-ticaretle entegrasyona yatırım yapmaya başladık. Çünkü farklı şirketlerden elde ettiğimiz farklı datayı alıp birtakım e-ticaret siteleri ile entegre ederek kişilerin beklentilerine yönelik içerik girebiliyoruz” diyor.

Bu, Sistem 9’un işinin bir süredir aldığı yeni görünüm ve geleneksel işten medya yönüne doğru dikkat çekici bir dönüşüme işaret ediyor. Buradaki iş modeli geleneksel bir kurumun bile kolayca anlayacağı bir biçime sahip. Akın, “Öncelikle çok şubeli kurumlarda poster ve afiş gibi materyallerin dağıtımı, asılması, kontrolü gibi işler ortadan kalkarak tek tuşla yapılan bir işe dönüştü. Bir banka, 2 bin şubesine artık tek tuşla mesajlarını gönderebiliyor. Bir başkası gruplamalar yaparak İstanbul’un iki yakasına, semtlerine veya farklı şehirlere yönelik lokasyon bazlı içerikler yayınlayabiliyor. Firmalar basılı işlerden büyük tasarruf elde ederken, dijital ekranlar satışların artmasına da yardımcı oluyor. Bunu da söyle açıklayabilirim; bir restoranda menuboard’a baktığınızda klasik olan fiyatları yazmak yerine dikkat çekici ve görsel kalitesi yüksek bir prodüksiyon, insanların iştahını daha da açıyor. Veya sinemada, filmin fragmanı bu ekranlardan daha gişedeyken izlenebiliyor, İşletme sahibinin isteğine bağlı olarak salon önlerindeki ekranlar ile anında salonlarda yayınlanan filmlerin değişimi yapılabiliyor. Bunun için ne bir poster değişimi, ne bir operasyon gerekli. Bu maliyetleri kurumlar için ortadan kaldırıyoruz” diyor.

“Gerçek zamanlı pazarlamada tüketiciyi iyi anlayıp doğru zamanda en uygun ve hızlı dokunuşu gerçekleştirmek gerekiyor.”

Bggünden başlayan geleceğe uzanan yeni dönemde ise, büyük veri ve gerçek zamanlı pazarlama gibi kavramlar öne çıkıyor. İstanbul Havalimanı’ndaki proje bu açıdan da anıtsal bir proje olarak karşımıza çıkıyor. Akın, bu alanda son derece iddialı ifadeler kullanıyor: “Big data deniyor ya, işte biz o datayı işleyip kullanan bir şirketiz. Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek de önemli.”

Teknolojinin sağladığı olanakların günümüzün dünyasında daha çarpıcı hale getirip analitiği ete kemiğe büründüren ise, gerçek zamanlı pazarlama. “Gerçek zamanlı pazarlamada önemli olan; doğru zamanda, doğru müşteriye doğru önerilerle gitmek” diye Akın, “Bunun için de tüketiciyi en iyi şekilde anlamanız ve doğru zamanda buna uygun önermelerle müşteriye en hızlı şekilde dokunmanız gerekiyor. Dijital yayın ve bilgilendirme ekranlarını kullanarak, bilgiyi doğru şekilde harmanlayıp doğru şekilde anlamlandırıp doğru ilişkileri çıkaran kurumlar, müşterilere gerçek zamanlı dokunma konusunda avantaj sağlıyor. Özellikle çok şubeli kurumlar, bu yatırımlarını 1,5 yıl içerisinde amorti edebiliyor” şeklinde konuşuyor.

Dijital yayın ve bilgilendirme ekranlarının çok büyük ve güçlü bir iletişim platformu olduğuna dikkat çeken Akın, sistemin getirdiği gücün kurumlar tarafından tam olarak anlaşılması için bir beş yıla daha ihtiyaç olduğunun söylüyor. Kurulduktan sonraki ilk yıl 300 bin lira ciro yapan Sistem 9’un, geçen yılı 100 milyon liranın üzerinde kapatması ile rakama dökülen yolculuk, Akın’a zamanlamalar konusunda güvenmemizi gerektiriyor. Sistem 9’un şu anda dijital şirketlerin en önemli kozu olan platform ve ekosistem tarafında bulunduğu nokta da Akın’ın işine güvenmesini sağlıyor. Akın bu durumu, “Müşterilerimizle birlikte büyümek de büyük bir avantaj oldu. Onlar yurt dışına açıldıkça biz de onlarla ilerliyoruz. Bu şekilde bu işin merkezi Amerika ve İngiltere’deki organizasyonlarda birincilikler de kazandık” sözleriyle ifade ediyor. Bu durum Sistem 9’un şirket değerinin de aynı şekilde artmasını sağlıyor.

Ancak daha gidilecek çok yol var. Küresel digital signage pazarının hacmi 15 milyar doları buluyor. Aslında Akın, bu küresel pazara biletini İstanbul Havalimanı’nın açılmasından önce almış durumda. Sistem 9, yönettiği ağın genişliği bakımından bu alanda Türkiye’de lider, dünyada ise ilk beş firma arasında yer alıyor. Akın, “2015’te Sport in Street İnteraktif Kiosk Projesi ile LasVegas’ta gerçekleştirilen DSE APEX’ten aldığımız Altın Ödül’den bahsetmekte yarar görüyorum. Digital Signage Federasyonu’nun (DSF) resmi sponsorluğunu yaptığı Digital Signage Expo (DSE) sektörün kalbinin attığı önemli bir buluşma noktasıdır. Sistem entegratörü, yazılım, distribütör, reklam, pazarlama gibi alanlarda uzman 4 bini aşkın profesyoneli buluşturan bu etkinlik kapsamında DSE APEX ödülleri veriliyor. APEX ödülleri, hizmet verdiğimiz teknoloji alanının Oscar’ı olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla, dünyada Digital Signage sektörünün liderleri, uzman markaları ve uzmanlarını buluşturan DSE’de 2015’te aldığımız Altın Ödül bizim için olduğu kadar, ülkemiz için de son derece önemli bir yere sahip. ‘Geleceğe Taşıyan Dijital Çözümler’ mottomuzla hizmet verdiğimiz alanda dünya şirketi olmak için gerekli adımları atacağız” şeklinde konuşuyor.

Dokuz kişi ile yola çıkan Sistem 9’un neredeyse kurulduğu günden bu yana birlikte olan çekirdek kadrosu, bugün 50’si bina içinde çalışan beyaz yakalılar ve kalanları da sahada çalışanlar olmak üzere Türkiye genelinde 300 kişi ile hizmet veriyor. Ancak teknoloji, Sistem 9’un gücünü bordrodaki insan sayısından çok daha fazlası ile ifade etmeyi gerektiriyor. Özellikle şirketin geliştirdiği S9Vision yazılımı, müşteriye özel esnek çözümler üretilmesi, içerik hazırlanması ve yayınların yönetilmesi konusundaki performansı ile bu ifadede önemli bir paya sahip. 81 ilde saha servisleri ile performansı destekleyen Sistem 9’un bundan sonraki yolculuğunda İstanbul Havalimanı’ndan nereye uçacağını izlemekte yarar var.

                                                                                                                                            

İlginizi Çekebilir

İŞ Bankası ‘Çevikleşiyor’

İş Bankası dijitalleşme ve müşteri ihtiyaçlarının  değişmesiyle ‘çevik çalışma’ model…