2026 yılı iş dünyası açısından oldukça kaotik başladı. Değişen küresel ticaret ve gümrük vergisi dinamikleri, yapay zeka yarışı değişim ritmini alışılagelmişin dışında hızlandırdı. Maliyetler arttı. Bununla birlikte, bazı sektörlerde, bazı şirketler ayakta kalmanın da ötesine geçip, büyüyorlar ve pek çok pazarda, hareketli hisse fiyatları yatırımcıların iyimserliklerini koruduğunu gösteriyor.
Fortune, 2017 yılından beri, inovasyonla büyüme potansiyeli yeterince yüksek şirketleri belirliyor; ölçülebilir, yönetilebilir özelliği “kurumsal canlılık” olarak tanımlıyor. Her yıl, en yüksek canlılık puanlarını alanlar ve inovasyonla fark yaratanlar Fortune Gelecek 50’de yerini buluyor. Gelecek 50’de, inovasyonla büyüyen şirketler yılda ortalama yüzde 12 getiri sağlayarak, MSCI Dünya Borsa Endeksi’ni yüzde 1,4 oranında geçtiler.
Yazılım kazanıyor
Özellikle, yazılımda ABD’li teknoloji şirketleri Gelecek 50’ye hakimler. Bu sonuç, kategorideki şirketlerin ölçeklenebilirliğini, yetenekleri işe alım, Ar-Ge ve inovasyona odaklandıklarını ortaya koyuyor. Bulut bazlı veri depolama şirketi Snowflake listede tepede yer alırken, yapay zeka sağlayıcısı Databricks hemen arkasında ikinci sırada bulunuyor. Her iki şirket de, iş dünyasında yapay zeka momentiyle hareket ediyor; platformları şirketlerin yapay zekanın altyapısı olarak kendi verilerini harekete geçirmelerine yardımcı oluyor. Alman yazılım hizmeti kuruluşu Celonis (No.3) ve hızla büyüyen ABD’li yapay zeka sağlayıcıları OpenAI (No.12) ve Anthropic (No.29) gibi şirketler iddialı büyüme hedeflerini gerçekleştirmek ve bunu yapabilecek sermayeyi çekebilmek için ürün geliştirme ve yeteneğe yoğun bir yatırım yapıyorlar.
Daha büyük ama hala “canlı”
Büyük borsa şirketleri sürdürülebilir büyüme söz konusu olduğunda avantajlı sayılmazlar. Kurumsallaşmış, yerleşik işlerini korumak zorundalar, yatırım yapacak fazla sermayeleri yoktur, manevra yapmakta zorlanacak hantal organizasyonlara sahiptirler ve aktivist yatırımcıların da yakın takibi altındadırlar. Yine de, canlılık söz konusu olduğunda ilk çeyrek dilimde yer alan, yıllık geliri 10 milyar dolar ya da üzeri olan 120 borsa şirketi var; bunlar ilk 50’nin dışında ama 750 şirket arasında yer alıyorlar. Bunlar arasında Apple, Amazon ve Alphabet gibi teknoloji devleri ve Meituan, Coupang ve MercadoLibre gibi uluslararası süper aplikasyonlar var. Ancak parlayanlar yalnızca dijital odaklı devler değil. Yazılım dışı üç sektörde de büyük oyuncular mevcut. Otomotiv: Volkswagen grubunun Porsche birimi ve Çinli Geely’nin Volvo’su gibi şirketler de, özellikle otonom sürüş ve sürdürülebilir mobiliteye yaptıkları yatırımlardan iyi sonuçlar elde ettiler. Fransız otomotiv tedarikçisi Valeo dünyada 60’ı aşkın Ar-Ge merkezine sahip. Seres de, Aiwo markasının Huawei’yle yaptığı iş birliği sayesinde, Çin’de lüks elektrikli araç segmentinin tepesine yerleşti. Sağlık: İsviçreli Roche ve Amerikalı dev Eli Lilly yüksek puanlar elde eden büyük eczacılık şirketleri arasında yer alıyorlar. Her ikisi de, ilaç keşfi için daha küçük biyoteknoloji kuruluşları ve akademiyle iş birliği yapıyor. Ayrıca yapay zeka aplikasyonları, klinik deney optimizasyonu ve iş akışı otomasyonuna yoğun bir şekilde yatırım yapıyorlar. Tüketici ürünleri: H&M rekabetçi yetenek stratejisi sayesinde ilk çeyrek payda yer alıyor. Sağlıklı iç mobilitesi ve işe alımı bilgilerin yenilenmesini sağlarken, liderlik katında çeşitliliğe önem vermesi H&M’in dünyadaki müşteri tabanına hizmet etmesini sağlıyor. Avrupa’nın önde gelen moda ve lifestyle e-ticaret pazarı kısa süre önce rakibi About You’yla birleşerek bölgesel varlığını pekiştirdi aynı zamanda ana mühendislik ve ürün ekiplerine de yatırımını sürdürdü.
Daha küçük, daha hızlı ve daha dayanıklı
Şirketlerini büyütmeye ve uzun ömürlü kılmaya çalışan CEO’lar için iyi haber şu ki, herhangi bir ölçeğe sahip herhangi bir şirket daha canlı ve enerjik hale gelebilir. Yalnızca geçen yıl bile, 300’ü aşkın büyük borsa şirketi canlılığını önemli ölçüde artırmayı başardı. Fortune’un araştırmasına dayanarak, en büyük sıçramaları gerçekleştiren şirketlerin üç ortak noktası var. Bunlar büyüme hedeflerini yatırımcılara, şirket dışı inovasyon ortaklarına ve çalışanlarına net bir şekilde anlattılar. Bu yaklaşımları, iş inşa etme konusunda yetkin kişileri işe almalarını sağladı; bu insanlar bir işi sıfırdan alıp yukarı taşımanın nasıl olacağını biliyorlardı. Tüm bunlar tabii ki, CEO’lar da dahil yönetici düzeyinde gerçek anlamda bir teşvik kültürüyle harmanlanmıştı; kurumsal liderler kollarını sıvayıp, ekiplerine rehberlik ettiler, onlara cesaret verdiler ve disiplinli büyüme yatırımları gerçekleştirdiler. En önemlisi, bu her zaman yapay zekanın hızla benimsenmesine paralel gerçekleşti. Canlılık bir ayrıcalık değil bir seçim. Farklı sektörlerdeki şirketler ve farklı coğrafyalar daha akıllı, daha hızlı ve daha dirençli olmanın yollarını buluyorlar. Daha canlı bir ekonomi de herkes için değer yaratıyor: Yatırımcılar ödüllendiriliyor, çalışanlar daha şevkle hareket ediyor ve daha genel kapsamda, toplum ileri gidiyor.
