Evde Yeni Teknoloji Deneyimi

Evden çalışanlar şu anda işlerine gitmek için harcadıkları 2,5-3 saati ceplerine koymuş durumdalar. Bunu yeni teknoloji araçları ile renklendirmek, hayatı çok daha çekilir kılabilir. Kadınlar yeni araçlar keşfetmede daha başarılı.

Eve kapanma günlerinin çarpıcı deneyimlerini yazarken ilk sıraya Zoom uygulamasını koymak gerekiyor. Benim de Teknoser Genel Müdürü Ozan İnan ile biraraya gelerek siftah ettiğim online platform olan Zoom’a kayıt olurken iş e-postasını vermek gerekiyor. Ben özeli verdim ve sisteme kayıt oldum. Diğer ayrıntıları birazdan paylaşacağım ama şu anda merak ettiğim konu, kaç kadın grubunun Zoom üzerinden kadınlar günü yaptığı. Bunu ölçebilen olursa, Zoom yönetiminin iş yazılımı alanındaki hedeflerini değiştirmek zorunda kalacağından eminim çünkü bireysel taraf bunu defalarca katlamış durumda.

Bu örneği vermekteki hedefim, bir şeyi eleştirmek değil; doğrusunun bu olduğuna işaret etmek. Her hafta bir araya geldiğini bildiğim arkadaş grupları, Zoom’u keşfetmekte –evden görebildiğim kadarıyla- en hızlı davrananlar oldu. Bu, iş dünyasında rastladığımıza oranla çok sağlıklı bir işleyiş. Ortada bir ihtiyaç var. Sosyal medyada bir telekonferans aracından bahsedildiğini gören ihtiyaç sahipleri, “biz bunun üzerinden görüşebilir miyiz” sorusunu kendilerine soruyor. Birisi bunu kullanmayı öğreniyor ve uygulama başlıyor. Sonuç: kadınların günü sanal alemde.

Bunu şirketlerin ve kurumların dijitalleşme çevrimi ile karşılaştıralım. “Dijitalleşmezsek 10 sene sonra ortadan kalkarız” düşüncesi zihnine nakşedilen üst yönetim –çünkü danışmanlıklar dijital dönüşüm en tepeden desteklenmeli diye başlar- ne olduğunu pek de anlamadığı dijital olanakları değerlendirmek için toplantılara başlar. Bu üst yönetim ya da C-Level, ne kadar bütçe ayırmaları, hangi sistemleri satın almaları ve ne tür yeni ekipler kurmaları gerektiği konusunda uzun toplantılar yapar. Sonunda sistemler kurulur ve yapılan yönetici anketleri, dijital yeteneklere sahip yeterli işgücü olmadığı sonucuna işaret etmeye başlar. Aradan üç beş yıl geçtiğinde sonuç daha trajiktir: CEO’lar, yönetim takımlarının dijital dönüşümü yönetemeyeceğine inandıklarını belirtmeye başlarlar. Bunu yansıtan anketler, basın bülteni olarak servis edilmeye başlar.

Dolayısıyla kadınların telekonferansla gün yapması, önemini bugünden anlayamayacağınız kadar önemli bir dijital dönüşüm adımıdır. İki nedenle. Birincisi, var olan bir ihtiyacın karşılanması olanaksız ya da riskli hale geldiğinde çözüm olarak dijital olanaklar kullanılıyor. İkincisi, dijital olanakların kullanımının yeni biçimi etrafında bir kullanıcı deneyimi ve deneyimli bir kitle oluşuyor. Bunlar, çok sevdiğimiz yerli/native kavramı dijital dünyaya uyarlandığında tanımın hakkını veren iki temel özelliği oluşturuyor. Bu nedenle eve hapsolduğunuz bugünlerde, yıkımdan sonraki dünyayı kurmak için ihtiyaç duyacağınız bu özelliklerinizi geliştirmeye çaba sarf edin. Bunun eğlenceli olmasından da korkmayın ve çalışmıyor olduğunuz kaygısını taşımayın. Zen Budizmi’nin bir kolu güleryüzlü bir biçimde kendini geliştirmeye ve ihtiyaçlarını karşılamaya odaklıdır ve çok öğreticidir.

Bu yazıyı okuyanların Zoom’u zaten deneyimlemiş olduğunu kabul ediyorum. Ancak bilmeyenler için şu basit adımlarla uygulamaya ulaşmak yeterli: Google’a “zoom” yazarak aratın, çıkan sonuca tıklayın, e-postanızla kayıt olun. Sonra oturum açmak ya da bir arkadaşınızın açtığı oturuma dahil olmak işten değil.

Bu arada hazır Google’a girmişken çok eğlenceli bir artırılmış gerçeklik deneyimini de yaşayabilirsiniz. Sosyal medyada paylaşılan bu özellik, akıllı telefonu kullanıp Google’da bir hayvanı aratarak resminin altında “View in 3D” butonu olanları eve kabul etmeye dayanıyor. Akıllı telefon ekranında, bu hayvan evin içindeymiş gibi görüyorsunuz. Çok eğlenceli. Püf noktasını da vereyim: deniz kaplumbağası ideal büyüklükte; arslan ise biraz büyük kalıyor.

Son olarak, ziyarete kapatılmalarına bağlı olarak inovatif araçlar geliştiren müzelerden bahsedeyim. Önde gelen müzelerin sanal turları, seyahat sınırlaması sonrasında da bulmakta zorlanacağınız bir fırsatı ayağınıza getiriyor. Daha önce Louvre’a bilet almaya kalktıysanız, ne demek istediğimi kolayca anlarsınız. Dün akşam Louvre’un küçük müze bölümüne bir göz atıp çıktık; bu akşam Zorlu PSM’nin instagram kanalından (@zorlu_psm) yayınlayacağı konserin ardından Guggenheim’da biraz vakit geçirme niyetindeyiz. EnUygun çok akıllı bir iş yaparak 17 müzenin linklerini paylaşmış. Evde de krallar –ve kraliçeler- gibi yaşamak mümkün yani.

İyi eğlenceler ve dijital kullanıcı deneyimleri diliyorum. (Orijinal bültende, Link butonu olarak gönderildiği için tek tek linkleri dönüştürmüyorum. Gezmek istediğiniz müzenin adının yanındaki Link yazısına tıklamanız müzeye girmeniz için yeterli.)

Londra ve hatta dünyanın en çok gezilen müzelerinden biri olan British Museum: Önemli binlerce esere ev sahipliği yapan ve Londra’ya gidip müzeyi tamamen gezmek istediğinizde gezinin tüm gün bile sürebildiği müze. Ancak sanal turlar, bilgisayarınızın başından ayrılmadan antik Rosetta Taşı ve Mısır mumyaları gibi önemli eserleri görebileceğiniz harika bir deneyim sunuyor. Link

Yaklaşık 10 futbol sahası büyüklükte bir alanı kaplayan ve dünyanın en büyük müzesi olan Louvre: Louvre Müzesi dünyanın önde gelen sanatçılarının eserlerini bünyesinde barındırıyor. Bu kadar büyük bir müzeyi tek günde tam anlamıyla gezebilmek de oldukça zor. Sanal tura çıkabilir, Apollo Galerisi ve Mısır Antikaları’nı sandalyenizden kalkmadan gezebilirsiniz. Link

New York’un en ikonik yapılarından olan Guggenheim Müzesi: Frank Llyod Wright tarafından tasarlanan Guggenheim Müzesi, modern ve çağdaş dönemlerin önemli eserlerinin sergilendiği bir müze. Sadece New York’ta değil tüm müzeler arasında da en ikonik görünüme sahip olan müze spiral merdivenleri ile dikkat çekiyor. Bu ikonik merdivenleri çıkmakla yorulmadan sanal olarak yürüyebilirsiniz. Link

Sen Nehri kıyısında konumlanan eski bir tren garı olan Orsay Müzesi: Empresyonist ressamlardan Monet, Degas, Renoir ve Cezanne gibi sanatçıların eserlerini görebileceğiniz Orsay Müzesi’nde Rodin ve Gauguin’in de heykellerini görebilirsiniz. Online olarak, bu ünlü müzede parmak uçlarınızla dolanabilirsiniz. Link

1937 yılında Washington’da açılan Amerika’nın ünlü müzelerinden Ulusal Sanat Galerisi: Amerika’nın ünlü müzelerinden Ulusal Sanat Galerisi’nde 2000’den fazla eser bulunuyor. Amerika’ya gidip ücretsiz gezebileceğiniz bu müzeyi sanal olarak ücretsiz turlayabilirsiniz. Link

Almanya’nın en büyük müzelerinden biri olan Pergamon Müzesi: Bergama ve Milet’ten getirilen eserlerin sergilendiği bu müzede gezerken, Anadolu’nun tanıdık toplumlarına denk gelebilirsiniz. Babil İştar Kapısı ve Pergamon Altarı gibi eserleri gezmek için Berlin’e kadar gitmenize gerek yok sanal olarak da bu eserleri inceleme imkanına sahipsiniz. Link

Hollanda’nın en önemli müzelerinden biri olan Rijksmuseum: Rembrandt ve Jan Vermeer gibi Hollanda’nın Altın Çağ döneminin sanatçılarının eserlerini görebileceğiniz Hollanda’nın en önemli müzelerinden biri olma ünvanını taşıyor. Dünyanın en büyük koleksiyonlarından birine sahip olma özelliğini taşıyan bu müze, Amsterdam gezilerinin olmazsa olmazları arasında. Evde kalmamız gereken bu dönemde online olarak bu müzeyi dolaşabilirsiniz. Link

Birbirinden özel eserlerinin bir araya geldiği Van Gogh Müzesi: Hollandalı ressam Vincent Van Gogh, 37 yıllık yaşamının 10 yılında 2000’e yakın eser ortaya koymuş. Eserleri şu an hayranlıkla değerlendirilse de yaşadığı dönemde Van Gogh ruhsal sıkıntılardan kurtulamamış. Vefatından sonra kardeşi Theo Van Gogh eserlerinin bir araya getirilmesine ön ayak olmuş ve bu müzenin ilk adımlarını atmış. Birbirinden özel eserleri tek bir tuşla ziyaret edebilirsiniz. Link

Dönemin en önemli ailelerinden olan Medici ailesinin sanat koleksiyonlarının sergilendiği Uffizi Galerisi: Rönesans yıllarındaki sanata ışık tutuyor. Birçok turistin Floransa’ya gitme nedeni olan Uffizi Galerisi’nde Botticelli, Lippi, Giotto ve Caravaggio gibi önemli isimlerin eserleri sergileniyor. Henüz bu müzeyi gezme şansı bulamadıysanız hiç üzülmeyin oturduğunuz yerden tek bir tıklamayla çoğu sanat tarihine yön vermiş eserleri görmeye başlayabilirsiniz. Link

Dünyanın en küçük ülkesi Vatikan’da bulunan dünyanın en büyük müzesi Vatikan Müzesi: Çok önemli heykellere ve sanat eserlerine ev sahipliği yapan her yıl binlerce turisti ağırlayan dünyanın en küçük ülkesi Vatikan’da bulunan dünyanın en büyük müzesi Vatikan Müzesi’ni tamamen gezmek bir koca gün sürebiliyor. Özellikle Sistine Şapeli’nin tavanındaki işçiliği incelemek için en az 1 saat ayırmanız gerekebilir. Neyse ki sanal olarak inceleyip boynunuz ağrımadan evde kolayca inceleyebilirsiniz. Link

Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan en büyük sanat müzesi Metropolitan Sanat Müzesi: Dünyanın da en büyük sanat galerilerinden biri aynı zamanda olan ve iki milyondan fazla eser barındıran müzenin önündeki merdivenler de müze kadar ünlü. Pollock, Van Gogh ve Bondone gibi sanatçıların eserlerini çok uzaklara gitmeden online olarak görebilirsiniz. Link

Dünyanın en eski müzelerinden olan Ermitaj Müzesi: 3 milyona yakın sanat eserini içeren tablo sayısının fazlalığıyla Guinness Rekorlar Kitabı’nda da olan müze, binasıyla da Barok mimarinin en iyi örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu kadar önemli ve büyük bir müzeyi tek bir tıkla keşfedebilirsiniz. Link

Türkiye’nin ilk panoramik müzesi olan Panorama 1453 Tarih Müzesi: Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettiği anı tekrar yaşamımıza yardımcı oluyor. Top sesleri, Mehter Marşı, Fatih’in askerlerine seslenişlerini buraya tıklayarak bilgisayarın başında da duyabilirsiniz. Link

Güney Kore’nin en popüler müzelerinden Ulusal Modern ve Çağdaş Sanat Müzesi: Seul’de konumlanan Güney Kore’nin en popüler modern ve çağdaş sanat müzesi ve farklı dönemlerden kalma ulusal eserleri bir arada barındırıyor. Evde otururken bu çok özel eserleri inceleyebilir ve harika bir deneyim yaşabilirsiniz. Link

Salvador Dali’nin sürrealist eserlerinin sergilendiği Dali Müzesi: Ressamın yaşadığı dönemde belediyenin tiyatro binası olan ve Salvador Dali’nin de ilk sergisini gerçekleştirdiği bu binada günümüzde kendisinin sürrealist eserleri sergileniyor. Bu nedenle binanın yeri Dali’nin hayatı için önem taşıyor. Ressamın 4000 eserden oluşan kendi koleksiyonuna ev sahipliği yapan müzede tura başlamak için tek bir tıklamayla çok kolay. Link

7’den 70’e herkese hitap eden İstanbul Oyuncak Müzesi: Göztepe’de bulunan 7’den 70’e herkese hitap eden ve hepimizin içini ısıtan bir müze olarak göze çarpıyor. Orta Çağ dönemindeki oyuncaklardan tutun, Endüstri Devrimi zamanına kadar birçok dönemin oyuncaklarını görebileceğiniz bu müzeyi sanal olarak ziyaret edebilirsiniz. Link

Sanayi, ulaşım, iletişim ve endüstri alanlarının tarih boyunca gelişimlerine tanık olabileceğiniz Rahmi Koç Müzesi: Her geçen yıl koleksiyonu büyüyen müze aynı zamanda, birçok etkinliğe de ev sahipliği yapıyor. Sanayi, ulaşım, iletişim ve endüstri alanlarının tarih boyunca gelişimlerine tanık olabileceğiniz Rahmi Koç Müzesi’ni evden ziyaret edebilmeniz çok kolay. Tek bir tıklamayla ulaşım, iletişim, endüstriyel alanlardaki tarihsel gelişimleri inceleyebilirsiniz. Link

İlginizi Çekebilir

Temassız Teknolojiye İlgi Arttı

Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını ile birlikte şirketler “temassız teknoloji…