“Türkiye, dünyadaki en muhtaç insanları doyurma operasyonumuzun merkezi konumunda” diyen Dünya Gıda Programı Türkiye Temsilcisi Stephen Cahill, milyar dolarlık bir bütçenin neden İstanbul ve Mersin hattında yönetildiğini ilk kez bu kadar net anlatıyor. Küresel finansman kaynakları %40 azalırken, 40 kişilik ekip bu yükü nasıl taşıyor?
İstinye’deki alışveriş merkezinin ortasında, öğlen öncesi sakinliğinde hızlı adımlarla ilerliyorum.
Dünya Gıda Programı (WFP)’nin Türkiye Temsilcisi ve Ülke Direktörü Stephen Cahill ve ekibiyle görüşmek üzere kahveciye yöneliyorum.
Masalar henüz dolmamış.
Yoğun bir programın arasına sıkışmış kısa bir mola bu.
Ama konuşulanlar molalık olmaktan uzak.
Stephen Cahill, dünyanın en zor coğrafyalarındaki lojistik operasyonları yönetmenin getirdiği o alışkanlıkla karşımda duruyor.

Dışarıda yavaş yavaş başlayan alışveriş telaşının aksine, bu masada Sudan’dan Gazze’ye uzanan bir yaşam koridorunun detaylarını konuşuyoruz.
Birleşmiş Milletler’in en büyük insani yardım kuruluşu, Türkiye’ye başka bir yerden bakıyor.
“Türkiye, dünyadaki en muhtaç insanları doyurma operasyonumuzun merkezi konumunda” diyor, Stephen Cahill.
Sözleri aslında milyar dolarlık bir operasyonun neden İstanbul ve Mersin ekseninde döndüğünü özetliyor.
Mersin, dünyanın acil durum deposu
Türkiye, Dünya Gıda Programı’nın tedarik haritasında hızla öne çıkan bir merkez.
Stephen Cahill bunu açık bir şekilde söylüyor.
“Son 5 yılda 1,7 milyar dolarlık gıdayı Türkiye’den satın aldık.”
Paylaştığı rakam, WFP’nin küresel alımları içinde dikkat çekici bir paya işaret ediyor.
Alımlar Türkiye’de kalmıyor. Satın alınan un, makarna, bakliyat, konserve ve bitkisel yağlar Sudan, Yemen ve Suriye gibi insani krizin derinleştiği bölgelere aktarılıyor.
Bunun yanı sıra Ukrayna’dan alınan tahıl, Türkiye’de işleniyor.
Samsun, Tekirdağ ve Mersin hattı bu sürecin merkezinde.
“Tahılı burada una çeviriyoruz, sonra fırınlara ulaştırıyoruz,” diyerek zincirin işleyişini anlatıyor.
Mersin ise bu yapının kalbi.
Türk Kızılayı ile kurulan merkez, 5.000 tonluk gıda stok kapasitesine sahip.
“Bu stok bize zaman kazandırıyor,” diyor
Birkaç günün, bazen birkaç saatin belirleyici olduğu krizlerde bu farkın altını çiziyor.
Bununla birlikte kapasitenin artırılması da masada.
Türkiye’nin rolü yalnızca üretimle sınırlı kalmıyor.
Jeopolitik konumu, liman altyapısı ve tedarik hızı, burayı güvenilir bir çıkış noktası yapıyor.
“Türkiye’den çıkan yardım, birçok bölgeye daha hızlı ulaşıyor.”
Bu hız, insani yardım dilinde sonuç anlamına geliyor.

İnsani yardım ve özel sektörün gücü
Geleceğin insani yardım modelleri değişiyor.
Artık mesele yalnızca gıda paketlemek olarak görülmüyor. Teknolojik entegrasyonun gerekliliğinden bahsediyor.
“Afetlerde sistemlerin birbiriyle konuşması gerekiyor.”
Sözlerinin arkasında somut bir senaryo var.
İstanbul depremi ihtimali.
Böyle bir durumda ilk iki hafta belirleyici.
Depolar, kamyonlar, yazılımlar ve veriler aynı çatı altında buluşmazsa zincir aksıyor.
“Özel sektörün kapasitesi bu yüzden önemli,” diyor.
Özel sektörün depo ve kamyon kapasitesinden yararlanabilecekleri ortak bir koordinasyon sisteminin gerekliliğinden bahsediyor.
Buradaki çağrı teknik bir iş birliğine yönelik.
Depo alanları, araç filoları ve yazılım altyapıları.
Amaç, afet anında dağınık kaynakları tek merkezden yönlendirmek.
WFP’nin Türkiye’deki varlığının dönüştüğünden söz ediyor.
“Türkiye’deki sistemleri dünyadaki diğer sorunlar için model olarak kullanabiliriz.”
Şubat 2023 depreminde 70 milyon dolarlık yardım ulaştıran kurum, aynı zamanda teknik tecrübesini merkezi ve yerel yönetimlere ve üniversitelere aktarmaya odaklanıyor.
Türkiye’nin önde gelen üniversiteleriyle planlanan, afet durumunda dağıtılmak üzere sıcak yemek ekosistemi çalışması da bu kapasite geliştirme hamlesinin bir parçası.

Travma, obezite ve siyasi engeller
Sohbet ilerledikçe konu derinleşiyor.
Gıda yalnızca karın doyurmuyor.
Stephen Cahill bu noktada önemli bir ayrıntıya değiniyor.
“Travma ile obezite arasında güçlü bir bağ var,” diyor.
Sözlerinden neyi kast ettiğini anlamaya çalışıyorum.
Travma yaşamış bireylerin ileriki yaşlarda obeziteye daha yatkın olduğunu söylüyor.
Yardımların kalori odaklı olduğu kadar, insan psikolojisini de gözeten bir derinlikte tasarlanması gerekiyor.
İklim değişikliği ve çatışmalar gıda fiyatlarını yukarı çekerek travmaları derinleştiriyor.
Küresel donörlerin finansal desteğindeki azalma operasyonları doğrudan etkiliyor.
“Finansman kaynaklarımızın %40 oranında düştüğünü görüyoruz.”
Özellikle bazı Batılı ülkelerin iç siyaset ve savunma harcamalarına odaklanması, insani yardım bütçelerinin kısıtlanmasına neden oluyor.
Türkiye’nin Karadeniz Tahıl Koridoru gibi inisiyatiflerdeki rolünün, küresel gıda fiyatlarının dalgalanma göstermesini engellediğini söylüyor.
Kahveler bitiyor.
Masadaki telefonlar yeniden titreşmeye başlıyor.
Stephen Cahill, İTÜ’deki konuşmasına yetişmek üzere sohbeti bitiriyoruz.
Alış veriş merkezinin parıltılı koridoruna bakıyorum. Vitrinleri inceleyerek ilerleyen kalabalık artmış.
