Anasayfa İŞ DÜNYASI Afyon’dan çiftlik lezzetleri
İŞ DÜNYASI - 1 Temmuz 2016

Afyon’dan çiftlik lezzetleri

Borusan Grubu YK Başkanı Ahmet Kocabıyık’ın kişisel girişimi Afyon’daki “38° 30° çiftliğinde yaklaşık 3,5 milyon dolarlık bir yatırım söz konusu.

Beş yıl önce “Yemek yemek bir ihtiyaçtır fakat akıllıca yemek yemek bir sanattır” mottosuyla yola çıkan Borusan Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık’ın kişisel girişimi 38° 30° çiftliği üretimleriyle Afyon ve yöresinde unutulmaya yüz tutan manda yetiştiriciliğini tekrar canlandırmaya çalışıyor. Yaklaşık 3,5 milyon dolarlık bir yatırım yapılan çiftlikte temel öncelik sürdürülebilirlik. Çiftliğin koordinatörlüğünü üstlenen Kıvılcım Pınar Kocabıyık, önümüzdeki yıl 1,5 milyon dolarlık bir yatırımın daha gerçekleşeceğinden bahsediyor. İlk aşamada lezzetli süt ve peynir ürünlerinin sunulacağı tesis, bir çiftlik olmanın çok ötesine geçen bir proje olarak karşımıza çıkıyor.

Tesiste çeşitli etkinlik bölümlerinin olacağı dünyaca ünlü bir sanat vadisi yaratmak isteniyor.
Çiftlik, 38° 30° ismini, bulunduğu coğrafyanın koordinatlarından alıyor. Çiftliğin hikayesi Asım Kocabıyık’ın dünyaya geldiği, küçük yaşlarında yaşadığı Afyonkarahisar’a bağlı Tazlar Köyü’nde başlıyor ve aileye ait toprakları işleme, taze doğal ve katkısız ürünler üretme arzusuyla faaliyetlerine devam ediyor. Şu an mozzarella, ricotta, scamorza, bocconcini, stracciatella, gouda gibi taze İtalyan peynirleri üretimi yapılan 38° 30°’da ilerleyen zamanda üretime yoğurt, peynir, tereyağı gibi ürünler de eklenecek. Aynı zamanda Afyon’a özgü kaymak, yoğurt, tereyağı geleneğini de sürdürmek hedefleniyor. Çiftlikte doğaya zarar vermeden, doğal kaynakları tüketmeden sürdürülebilirlik esasına göre üretim gerçekleştiriliyor.

Kocabıyık, “Çiftliğimizdeki hayvanlarımızın yemlerini kendimiz üretiyoruz. Sadece kendi çiftliğimizin hayvanlarının sütlerini kullanıyoruz çünkü hayvanla ilgili hasta olup olmadıklarına kadar her şeylerini bildiğimiz için kesinlikle sağlıklı hayvanların sütlerini kullanmış oluyoruz. Tüm bunlar sürdürülebilirlik adına yaptığımız faaliyetler arasında bulunuyor” diyor.

2 bin dönümlük bir alan üzerine kurulu tesis, İtalya’dan getirilen su mandalarına, Avusturya’dan getirilen Simental cinsi ineklere ve Damaskus (Halep) ırkı keçilere ev sahipliği yapıyor. İtalyan mandalarının tercih edilmesinin nedeni ise Türk mandalarına göre çok daha fazla süt vermeleri. Simental ırkı inekler ise peynire daha uygun süt ve yağı fazla ürün verdiğinden dolayı seçilmiş.

Kocabıyık,”120 tane gebe manda getirdik İtalya’dan. Bunlar doğumlar yaptı, şu an yaklaşık 240 mandamız var. Avusturya’dan 70 tane Simental inek getirmiştik. Şu an onların sayısı da 260 civarında” diyor ve ekliyor “Üretim tamamen kendi içimizde artık. Amacımız günlük 2 bin 500’er litre inek ve manda sütü üretip senede de 140-150 baş besi hayvanı yetiştirmek. Yatırımlarımızı da bu yönde yapacağız” diyor. Çiftlikte her türün ayrı bir uzman bakıcısı bulunuyor. Hayvanlar özel beslenme rejimleriyle besleniyor ve 12 ay boyunca sadece kendi tarlalarında üretilen yemleri tüketiyor.

38° 30° ekibinde yaklaşık 40 kişi görev alıyor. Ekibin bir kısmı tarlaları işlemek, hayvanlara gerekli besinleri üretmek için çalışıyor. Hijyene çok önem verilen tesiste her tür hayvanın sağma odası farklı ve hayvanlar günde dört defa temizleniyor. Ürünlerde doğal maya ve İtalya’dan gelen kültürler kullanılıyor. Kocabıyık 38° 30°’un diğer çiftliklerden farklarını ise şöyle sıralıyor: “Süt hayvanlarımızı arazinin iklime uygun olup olmadıklarına ve kısa sürede en az kayıpla adapte olma yeteneklerine göre tercih ettik. Sütünü peynir yapımında kullanabileceğimiz ırkları, kalitesi ve yağ yoğunluğu yüksek olduğu için seçtik. Yağ yoğunluğu çok olan süt, çok daha lezzetli peynir demek. Katkı maddesi kesinlikle kullanmıyoruz. Üretimimizin başında, konusunda uzman bir İtalyan var. Süt sağım merkezi ve fabrikamız birbirine 50 metre mesafede bulunuyor. Sütler tesise el değmeden hijyenik şekilde geliyor ve işleniyor.” Endüstriyel üretim yapmayı düşünmeyip, butik kalacak olan tesiste yılın üçüncü çeyreği itibariyle manda yoğurdu, manda kaymağı, tereyağı yapmak planlar arasında.

Çiftlikte peynir üretimi, İtalya’da ve dünyanın birçok ülkesinde üniversitelerde eğitim veren önemli bir süt ve süt ürünleri uzmanı Andrea Pelati ve kendisine bağlı bir ekiple gerçekleşiyor. Tesiste sadece İtalyan peynir lezzetleri değil aynı zamanda Türk peynirleri de üretilmek isteniyor. Kocabıyık, “Belki belli Türk peynirlerini üretebiliriz. Çünkü tüm ürünlerimizde sadece doğal maya ve kültür kullanılıyor. Annelerin çocukları için çok tercih edeceği bir marka olacağımıza inanıyoruz. Bu yüzden geleneksel birkaç Türk peynirini üretmek istiyoruz” diyor.

Tarımda sertifikalı tohumlar, son model makineler ve doğru zirai faaliyet göstererek verimliliğin arttırıldığı çiftlikte ürünlerin satışı hem premium marketlere hem de direkt kullanıcı tarafına gerçekleştiriliyor. Ürünlerin kilo fiyatı 60 lira ile 100 lira arasında değişiyor. İstanbul’da Antre Gourmet gibi çeşitli şarküterilerde satış yapılıyor. Kocabıyık, 2017’de İstanbul’da bir lokasyonda kendi küçük tadım-satış mağazalarını açmak istediklerini belirtiyor. “38° 30°” çiftliği, ürettiği İtalyan peynirleri ile rafine tatlardan hoşlananların, sağlıklı ve iyi beslenmeye önem verenlerin kısa sürede bir numaralı tercihi olmaya aday gibi görünüyor.
Tesisin önümüzdeki beş yıllık hedefleri arasında günde yaklaşık 5 bin litrelik üretim yapıp günde 800 kg peynir üretmek ve Türkiye’de en önde gelen katkısız peynir üreten firması olmak bulunuyor. 2020 yılında aynı zamanda bir çağdaş sanat vadisine dönüştürülmek istenen çiflikte faaliyetlere başlanılmış. Kocabıyık, “Sanat vadimizde 10 ayrı pavyon yapmayı istiyoruz. Güçlü bir gölet projemiz var. Bunu çok ünlü bir İngiliz peyzaj mimarı olan Lily Jencks yapıyor. Dünyanın oluşumundaki büyük patlamadan şu anki yaşadığımız hayata kadarki evreler yaşatılacak bu gölle. Bununla beraber çok büyük bir botanik park projemiz var. Bir de küçük butik otelimiz olacak” diyor. 10 pavyonun birinde Japon sanatçı grubu TeamLab, diğerinde de büyük boyutlu ışık enstalasyonları ile tanınan sanatçı Erwin Redl gibi ünlü isimler olacak. Ayrıca otelin içerisinde galeri ve sergiler de yer alacak. Galerilerde özellikle çağdaş genç Türk sanatçılara destek vermek amaçlanıyor. Projelerin 2020 yılında Afyon’daki çiftliğin içerisinde açılışının gerçekleşmesi bekleniyor.
.

İlginizi Çekebilir

Yönetim Kurullarında Kadın Üyelerin Sayısı Artmaya Devam Ediyor

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından bu yıl 7.si düzenlenen ‘Türkiye Ka…