Zeynep Aktaş – Yüksek faiz ortamı tasarruf sahibine reel getiri sağlarken kredi kullananlar açısından borçlanma maliyetini artırıyor. 2026’nın ilk yedi ayında ihtiyaç kredisi faizi yüzde 65,46’ya yükseldi. Üç aya kadar vadeli TL mevduat faizi ise haziranda ulaştığı yüzde 49,50’deki zirvesinin ardından yönünü aşağı çevirdi. Faiz, ekonomide paranın fiyatıdır. Tasarruf sahibi parasını belirli bir süre kullanmaktan vazgeçtiğinde bunun karşılığında getiri bekler. Kredi kullanan kişi ya da şirket ise bugünkü finansman ihtiyacını gelecekteki geliriyle karşılamanın maliyetini üstlenir. Merkez bankalarının hayata geçirdiği para politikaları bu faizin aşağı ya da yukarı hareketinde temel referanslardan biridir. Ancak politika veya fonlama faizindeki değişim, bankaların bütün kredi ve mevduat ürünlerine aynı oranda yansımaz. Bankaların kaynak ihtiyacı, kredi riski, vade, teminat yapısı ve düzenlemeler nihai faiz oranlarının belirlenmesinde etkili olan faktörler arasında yer alıyor. TCMB, uzun süredir enflasyon ile mücadelede faizi önemli bir araç olarak kullanırken, geçen zaman diliminde alınan kararların reel sektörde farklı yansımaları gözlendi. Geçen ocak Ağustos döneminde en güçlü yükseliş ihtiyaç kredilerinde yaşanırken ticari kredi ve TL mevduat faizleri daha dalgalı bir seyir izledi.
Bireysel borçlanmanın maliyeti arttı
23 Ocak’ta yüzde 56,37 olan ihtiyaç kredisi faizi, 14 Ağustos itibarıyla yüzde 65,46’ya ulaştı. Yaklaşık yedi aylık dönemdeki artış 9,09 puan oldu. Yükseliş özellikle mart ayının ardından belirginleşti. İhtiyaç kredisi faizi nisan başında yüzde 60 sınırını geçti. Mayıs ayında yüzde 61–62 aralığında hareket ettikten sonra haziran ve temmuz aylarında yükselişini sürdürdü. Ağustos ortasında incelenen dönemin en yüksek seviyesine çıktı. İhtiyaç kredileri çoğunlukla teminatsız kullandırıldığı için bankalar açısından daha yüksek risk taşır. Müşterinin gelir durumu, kredi geçmişi ve geri ödeme kapasitesi fiyatlamaya doğrudan yansır. Ekonomik belirsizliğin ve sıkı para politikasının öne çıktığı dönemlerde bu kredilerin faizi diğer kredi türlerinden daha hızlı yükselmekte. Şimdilerde de tüketimin sınırlandırma tercihi ihtiyaç kredilerinde faizin artmasına etkili olan baş faktör. Tüketici açısından ise oranlardaki artış yalnızca tabloda görülen birkaç puanlık hareket anlamına gelmemekte. Aynı tutarda kullanılan kredinin aylık taksiti ve toplam geri ödemesi yükseliyor. Bu durum özellikle zorunlu ihtiyaçlarını krediyle karşılayan hanelerin bütçesini daha fazla zorlamakta.
Ticari Kredi Faizleri Dalgalı Seyrediyor
Ticari kredi faizi yılın başında yüzde 50,71 seviyesindeydi. Şubat sonunda yüzde 49’a kadar gerileyen oran, temmuz başında yüzde 56,51 ile dönem içindeki en yüksek seviyesini gördü. Ağustos ortasında ise yüzde 53,15 seviyesinde bulunuyor. Ticari kredilerdeki faiz hareketi; kredinin vadesine, şirketin mali yapısına, sunulan teminata ve bankayla çalışma koşullarına göre değişebiliyor. Kredi türlerinin ve kullandırılan tutarların dönemsel bileşimi de ortalama faiz oranında dalgalanma yaratabilmekte. Yılın başına göre artış 2,44 puanla ihtiyaç kredilerindeki yükselişin gerisinde kaldı. Buna karşılık yüzde 53’ü aşan finansman maliyeti işletmeler için yüksek bir eşik oluşturuyor. Şirketler kredi maliyeti yükseldiğinde stoklarını, işletme sermayesi ihtiyacını ve yeni yatırımlarını daha dikkatli planlama ihtiyacı hissediyor. Finansman giderinin yatırımın beklenen getirisini aşması, bazı projelerin ertelenmesine yol açabilmekte. Bu nedenle ticari kredi faizleri yalnızca bankacılık sektörünü ilgilendiren bir gösterge sayılmaz; üretim, yatırım ve istihdam kararlarına kadar uzanan bir etki alanına sahip. Merkez Bankası aylık bazda ekonomiyi dengelemek adına kimi zaman yatırımları sınırlandırmak kimi zaman da teşvik etmek adına faiz politikasında farklılıklara gidebiliyor.
Mevduat faizi haziran zirvesinden uzaklaştı
Üç aya kadar vadeli TL mevduat faizi ocak sonunda yüzde 45,09 seviyesindeydi. Haziran ayında yüzde 49,50’ye kadar yükselen oran, ağustos ortasında yüzde 47,40’a geriledi. Mevduat faizleri bankaların TL kaynak ihtiyacına ve likidite koşullarına duyarlıdır. Bankaların mevduat toplama isteğinin arttığı dönemlerde oranlar yükselirken kaynak ihtiyacının hafiflemesiyle geri çekilebilir. Vade ve tutar da tasarruf sahibine sunulan oranı etkiliyor. Asıl dikkat çeken nokta, mevduat getirisi ile bireysel kredi maliyeti arasındaki farkın büyümesi. İhtiyaç kredisi ile üç aylık TL mevduat faizi arasındaki makas ocak sonunda 11,28 puandı. Ağustos ortasında 18,06 puana çıktı. Yedi aya yaklaşan dönemde fark 6,78 puan genişledi.
Fonlama maliyetinden kredi faizine
TCMB ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti ocak sonunda yüzde 37,30 seviyesindeydi. Mart başında yüzde 40’a çıktı ve izleyen dönemde bu seviyesini korudu. Ağustos ortasında ihtiyaç kredisi faizi fonlama maliyetinin 25,46 puan üzerinde bulunuyor. Ticari kredide fark 13,15 puan, üç aylık TL mevduatta ise 7,40 puan. Mevcut görünüm, para politikasından kredi ve mevduat faizlerine uzanan aktarımın ürünlere göre farklılaştığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde TCMB’nin faiz politikası kadar bankaların kaynak ihtiyacı, kredi talebi ve kredi büyümesine yönelik uygulamalar da kredi ile mevduat arasındaki makasın açısını belirleyecek.
