Alova Farm’ın 5 bin saksı ile başlayan yaban mersini yolculuğu, bugün 125 bin saksılık teknolojik bir yatırım üssüne dönüşmüş. Hacmi 13 milyar dolara koşan küresel pazarda kurallar yeniden yazılırken; yapay zeka ve topraksız tarım uygulamaları, geleneksel yöntemleri geride bırakıyor. Peki, sınırları zorlayan bu hamle, Türkiye’yi dünya liginde ikinciliğe taşıyabilir mi?
Yalova Altınova’daki Alova Farm’ın yaban mersini yetiştirilen arazisindeyim. Sırtını yemyeşil ormanlarla kaplı tepelere dayamış geniş bir vadinin ortasında, gökyüzünün maviliği altında uzanan açık hava bir laboratuvardayım adeta.
Göz alabildiğine uzanan siyah jüt örtülerin üzerinde, nizami sıralanmış binlerce saksıya bakıyorum. Metal destek çubuklarının arasında, hasır şapkalarıyla güneşten korunan işçiler, dallardaki lacivert mücevherleri, yaban mersinleri topluyor.
Bu tarlada bitkilerin kökleri toprağa değmiyor. Su ve besin milimetrik hassasiyetle, veri tabanlı sistemlerle yönetiliyor. Burası, haksız rekabetten bunalıp her şeyi bırakıp gitmeye hazırlanan bir adamın, küresel bir oyuncuya dönüştüğü yer.

Şömine Başında Değişen Kader
Alova Farm Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sarılgan’ın hikayesi, aslında bir kaçış planıyla başlamış.
“Erken yaşta emekli olup kendimi denize bıraktım; tam 5-6 sene deniz üstünde yaşadım,” diye anlatıyor o günleri.
Karaya dönüp kendine ait bu arazilerde topraksız çilek üretimine girdiğinde ise işler umduğu gibi gitmemiş.
Kaliteli çilekler üretmesine rağmen, haksız rekabet onu pes etme noktasına getirmiş:
“Beni çilekten o kadar yıldırdılar ki anlatamam… 7 yıl tek bir ot ilacı bile kullanmadık. Bütün otları elimizle söktük. Ama haksız rekabet yapanlarla aynı pazara çıkmak zorunda kaldım.”
Oğlunun Amerika’ya yerleşme kararı aldığı, lapa lapa kar yağan bir şubat günü, şöminenin başında dizüstü bilgisayarını açıp her şeyi satmak veya devretmek niyetiyle arama motoruna “tarım yatırımları” yazmış.
Karşısına Letven Capital çıkmış.
Letven Capital Genel Müdürü Kamil Kılıç ile görüşmesi, o kış gününü, Türkiye tarım tarihinin en büyük tarım teknolojileri sıçramalarından birine dönüştürmüş.
Kamil Kılıç kendisine tek bir şey söylemiş.“Amerika’ya gitme; burada kal ve kavgana devam et. Sen yap, biz destek olalım.”

125 Bin Saksıdan, Dünya Devlerinin Ligine
2022 yılında kurulan Alova Farm, 5 bin saksılık mütevazı bir başlangıçtan bugün 125 bin saksıya ulaşmış. Yıl sonu hedefleri ise 200 bin saksı.
Bu, iki yıl içinde yıllık 1.000 ton meyve üretimi ve Türkiye yaban mersini pazarının yüzde 10’unu tek başına karşılamak demek.
Ancak Levent Sarılgan için asıl zafer tonajdan ziyade, masasına oturdukları lig. Geçmişte yaşanan sorunlar nedeniyle Türkiye’ye fidan vermeyen küresel fidan üreticilerinin kapısı, Alova’nın kurduğu sistemle sonuna kadar açılmış.
Dünyanın en büyük genetik programlarından biri olan ve sadece 13-14 özel üyesi bulunan Sekoya’nın fidanları artık Altınova’da. Üstelik Alova Farm, Sekoya’nın dünyaya örnek bahçe olarak gösterdiği bir merkeze dönüşmüş.
Hedefler bununla da sınırlı değil; Alova, 200 bin saksı hedefine ulaştığında dünyanın en büyük 3. berry organizasyonu olan Amerikalı North Bay’in 32. üyesi olmaya hazırlanıyor.
Levent Sarılgan, o şömine başındaki karamsarlığın ulaştığı noktaya değiniyor.
“Yalova’dan çıkıp dünya devlerinin masasına oturmak… Bu hem bizim hem de Türkiye tarımı için gerçekten tarif edilemez, çok büyük bir değer.”

Yapay Zeka Destekli Hasat
Tarladaki bu dönüşümün teknolojik kalbi, araziden sadece yarım kilometre ötede atıyor. Fabrikanın kapısından içeri adım attığınızda, parlak gri epoksi zemin üzerinde, duvarda parlayan kırmızı “Alova Farm” neon tabelasının altında, gümüş ve lacivert renkli bir makine ile karşılaşıyorsunuz.
Burası, İspanyol menşeili Elifab teknolojisiyle kurulan 2 milyon dolarlık yapay zeka destekli paketleme tesisi.
Beyaz önlükleri içindeki çalışanlar, saatte 2,5 ton meyveyi milimetrik hassasiyetle sınıflandıran, konveyör bantlardan akan mavi nehrin etrafında çalışıyor.
Tesis bölgenin olduğu kadar yurt dışında üretilen yaban mersinini de paketleyerek Avrupa’ya yıllık 8.000 tonluk ihracata aracılık etmeye hazırlanıyor.
Kameralar her bir meyveyi boyut, renk, sertlik ve yüzey kalitesine göre anında tarıyor. Tarım, burada algoritmaların ve verinin işi.

Levent Sarılgan, sahadaki veri yönetimi ve otomasyona değiniyor.
“Daha verimli meyve almak için suyu arıtıyoruz. Bitkilere tamamen arıtılmış yani ağır bir su veriyoruz. Suyun içerisindeki bakteri ve diğer etmen mikro mineralleri elimine edip tamamen bitkinin ihtiyaç duyduğu besin elementleri yükleyip daha hızlı büyüme ve daha kaliteli meyve elde ediyoruz.”
Letven ekosistemindeki tarım teknolojisinin veri tabanlı sistemiyle kurulan yapı, su kullanımını onda bire indirirken, geliri 5 katına çıkarıyor.

Tarıma Yönelen Girişim Sermayesi
Kurulan işin oyun kurucu boyutu finans masasında, Letven Capital Genel Müdürü Kamil Kılıç’ın çizdiği makroekonomik projeksiyonla şekilleniyor.
Kamil Kılıç’a göre mesele bir bahçe kurmaktan öte, Türkiye’yi Peru’nun ardından küresel yaban mersini pazarının en büyük ikinci oyuncusu yapabilmek.
“Bugün Türkiye’de 520 girişim sermayesi fonu bulunuyor ve toplamda yaklaşık 500 milyar TL’lik bir fon büyüklüğüne sahibiz. Bu ekosistem içinde tarım teknolojilerine odaklanan en büyük ve tek tarım fonu biziz.”
Kamil Kılıç, büyük kurumsal yatırımcıyı olduğu kadar, bireysel yatırımcıyı da bu zenginliğe ortak etmeyi hedefliyor. Kurdukları Ecofolio kitle fonlama şirketiyle küçük yatırımcıyı denkleme dahil ediyorlar.
Rakamlar, yaratılan değer ekonomisinin boyutunu kanıtlar nitelikte.
” 2021 yılında ilk yatırımımızı aldık. O gün bize 1 lira yatırmış olunsaydı, bugün tam 42 lira olacaktı.”
Yaban mersini pazarının küresel çapta 6 milyar dolardan hızla 13 milyar dolara koştuğu, süper gıda ve uzun yaşam trendlerinin zirve yaptığı bir çağdayız.
Kamil Kılıç’ın haritası oldukça şeffaf.
“Kuzey şeridinde yer alan 8 ilimizde bu üretimi hakkıyla kurguladığımız takdirde, sadece 4 yıl içinde 200 bin ton üretim hacmini rahatlıkla yakalarız.”
Tesisteki yapay zeka destekli bantlardan kutulara dökülen lacivert tanelerin tıkırtısı, dışarıda esen Altınova rüzgarına karışıyor.
Alova Farm ve Letven Capital, marjinal bir arazide sıfırdan kurdukları sistemle, tarımın kaderinin artık yağmurdan ziyade; teknolojiye, veriye ve doğru finansa bağlı olduğunu işaret ediyor.
Şirketin duvarlarında yankılanan o iddialı cümle, Altınova vadisinden küresel pazarlara doğru yayılıyor:
“Türkiye’nin en iyisiyiz demek istemiyoruz. Dünyanın en iyileri arasında yer almak istiyoruz.”
