Zeynep Aktaş – Piyasalarda son haftalarda dikkat çeken en önemli değişimlerden biri faiz beklentilerinde yaşanıyor. Körfez krizi ile faizlerin yüksek kalacağı görüşü öne çıkarken, ABD İran müzakereleriyle birlikte hem küresel ekonomide hem de Türkiye’de faiz indirimleri dillendirilmeye başlandı. Özellikle petrol fiyatlarındaki gerileme, enflasyondaki yavaşlama beklentisi ve merkez bankalarından gelen yumuşak mesajlar, fiyatlamaları etkiliyor. Türkiye’nin makro verilerine yönelik beklentilerindeki değişim, uluslararası yatırım bankalarının tahminlerinde kendini gösteriyor. Son günlerde peş peşe gelen kurum raporları, faiz indirimi senaryolarının giderek güç kazandığına işaret ediyor.
JPMorgan’dan dikkat çeken revizyon
Türkiye’ye yönelik beklentilerde değişimin en dikkat çekici örneklerinden biri JPMorgan’ın değerlendirmesinde gözlendi. Banka, yıl sonu politika faizi beklentisini yüzde 37’den yüzde 35’e indirirken, Merkez Bankası’nın eylül ve ekim aylarında 100’er baz puanlık faiz indirimi yapacağını öngörüyor. Revizyon, yalnızca iki puanlık tahmin değişikliği olarak okunmamalı. Aynı zamanda uluslararası yatırımcıların Türkiye’de dezenflasyon sürecine ve para politikasına duyduğu güvenin arttığını gösteren önemli bir sinyal niteliği taşıyor. Benzer mesajlar Garanti BBVA’dan da geldi. Banka yönetimi, temmuz ayından itibaren faizlerde gevşeme beklediklerini ifade ederken, yıl sonu enflasyonunun yüzde 30’un altında gerçekleşebileceğini, buna bağlı olarak faiz beklentilerinin de aşağı yönlü revize edilebileceğini dile getiriyor. Farklı kurumların benzer beklentiler açıklaması, piyasalarda faiz indirimi ihtimalinin giderek ana senaryo haline geldiğini gösteriyor.
Petrol fiyatları önemli
Faiz beklentilerindeki değişimin arkasındaki en önemli faktörlerden biri petrol fiyatları. Orta Doğu’da tansiyonun azalmasıyla birlikte Brent petrol kısa süre içinde sert geriledi. Enerji fiyatlarındaki düşüş; akaryakıt, ulaştırma ve üretim maliyetleri üzerinden enflasyon baskısını hafifletirken, merkez bankalarına da daha rahat hareket edebilme alanı oluşturdu. Enflasyon beklentisinin gerilemesi, doğal olarak faiz indirimi beklentilerini de güçlendirdi. Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Petrol fiyatlarındaki düşüş kalıcı mı?
Temkinli duranlar var
Bu noktada kurumların hepsi aynı görüşte değil. Alnus Yatırım Araştırma Müdürü Yusuf Kavak, petrol fiyatlarında yaşanan yaklaşık yüzde 30’u aşan düşüşün temel arz talep dengesiyle tam olarak açıklanamadığını belirtiyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre bölgede üretim kayıpları devam ediyor.
Küresel petrol stokları tarihsel olarak düşük seviyelerde bulunuyor. Buna rağmen fiyatların hızla geri çekilmesi, piyasanın aşırı iyimser davranmış olabileceği yorumlarını beraberinde getiriyor. Kavak’a göre Brent petrolün yeniden 85 95 dolar bandında dengelenmesi daha olası bir senaryo. Eğer bu gerçekleşirse bugün oluşan faiz indirimi beklentilerinin önemli bir bölümü yeniden gözden geçirilmesi gerekecek. Neticede enerji fiyatlarının yükselmesi enflasyonu yeniden yukarı taşıyacak bir unsur. Bu da merkez bankalarının beklenenden daha temkinli hareket etmesine neden olacak.
FED cephesinde belirsizlik sürüyor
Küresel piyasalarda faiz tartışmaları yalnızca Türkiye ile sınırlı görülmemeli. FED’in izleyeceği politika yatırımcıların en yakından takip ettiği başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Societe Generale, Fed’in net bir yönlendirme yapmaması nedeniyle her enflasyon ve istihdam verisinin piyasa beklentilerini yeniden şekillendireceğini belirtiyor. UBS ise piyasaların iki yeni faiz artışı fiyatlamasını fazla agresif buluyor. Bankaya göre mevcut ekonomik veriler, faiz artırımlarından çok uzun süreli bekleme dönemini destekliyor. Bu nedenle küresel piyasalarda veri akışı her zamankinden daha fazla önem kazanmış durumda.
Altın faiz beklentilerini izliyor
Faiz beklentilerindeki değişim yalnızca tahvil piyasalarını etkilemiyor. Altın fiyatları süreçten doğrudan etkileniyor. Saxo Bank’a göre güçlü dolar ve yüksek faiz beklentileri nedeniyle altın son haftalarda satış baskısı altında kaldı. Ancak enerji fiyatlarının düşük seyretmeye devam etmesi ve tahvil faizlerinin gerilemesi durumunda değerli metaller yeniden destek bulabilir. Bu nedenle yatırımcıların hem altın fiyatlarını hem de faiz beklentilerini şekillendiren makro göstergeleri birlikte değerlendirmesi gerekiyor.
Kredi faizleri hâlâ yüksek
Her ne kadar piyasalarda faiz indirimi beklentisi güçlense de mevcut finansal koşullar henüz bunu tam olarak yansıtmıyor. 19 Haziran itibarıyla TCMB’nin ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti yüzde 40 seviyesinde bulunuyor. Buna karşılık;
• Ticari kredi faizleri yüzde 53,09
• İhtiyaç kredisi faizleri yüzde 63,80 Üç aya kadar vadeli TL mevduat faizleri ise yüzde 49,50 seviyesinde bulunuyor. Mevcut tablo, politika faizine ilişkin beklentiler değişse bile kredi maliyetlerinin henüz yüksek kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Bankalar politika faizinin yanı sıra; enflasyon beklentisini, risk primini, fonlama maliyetini ve kredi talebini de fiyatlamalarına yansıtıyor.
Önümüzdeki birkaç ay önemli
Haziran ve temmuz enflasyon verileri, TCMB’nin atacağı adımlar açısından belirleyici olacak. Beklentilerin altında gelecek enflasyon verileri faiz indirim ihtimalini güçlendirecek. Ancak petrol fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi veya küresel enflasyon baskısının artması, bugünkü iyimser senaryoyu kısa sürede değiştirebilir. Son yıllarda piyasalara yön veren en önemli unsur, beklentilerin ne kadar hızlı değişebildiği oldu. Birkaç hafta önce petrolün yeniden 100 doların üzerine çıkması konuşulurken bugün faizindirimleri fiyatlanıyor. Dolayısıyla yatırımcıların merkez bankalarının açıklamaları kadar; petrol fiyatlarını, küresel enflasyonu ve jeopolitik gelişmeleri birlikte değerlendirmesi gerekiyor.
