Dağıtım şebekelerinde önümüzdeki on yıl içinde yüzde 50’ye varan bir talep artışı bekleniyor. Altyapı iyileştirmeleri için masada 50 milyar dolarlık harcama öngörüsü duruyor. Peki, Avrupa’nın en büyük şebekelerinden birini yönetmek faturalarımıza nasıl yansıyacak?
Yeni elektrik çağının yol haritasını ilk ağızdan dinlemek üzere Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER)’in basın toplantısındayım. Toplantı salonunun kahverengi tonundaki ahşap masaları arasından yürüyorum. Önümdeki sıralarda dizüstü bilgisayarlarına gömülmüş basından meslektaşlarım, sahnede yeşil dijital şehir silüetinin önünde oturan dernek yöneticilerini dikkatle dinliyor. Enerji dönüşümünün kalbindeki yatırım planlarını ve artan elektrik talebinin perde arkasını anlamaya çalışıyorum.
Elder Yönetim Kurulu Başkanı Barış Erdeniz konuşuyor.
“Dağıtım şebekeleri enerji dönüşümünün omurgasıdır,” diyor.
Altyapının bu denli merkeze alınması, milyarlarca dolarlık harcamanın da yönünü tayin ediyor. Peki akıllı platformlara evrilen bu şebekeler, artan enerji iştahımızı gerçekten doyurabilecek mi?

Dönüşümün Adı Dağıtım 2.0
Tüketim alışkanlıklarımız yeni teknolojilerin etkisiyle bütünüyle şekil değiştirmekte. Barış Erdeniz, geçmişin tek yönlü sistemlerinin yerini iki yönlü yapılara bıraktığını söylüyor.
“Bugün tüketici çatısında üretim yapabiliyor, depolama sistemleriyle enerji yönetimine katılıyor.”
Araç şarj istasyonlarından güneş panellerine kadar her unsurun altyapıyı akıllı bir platforma zorladığından bahsederken yeni dönemin resmini çiziyor.
“Biz bu dönüşümü Dağıtım 2.0 vizyonu olarak tanımlıyoruz.”
Sözleriyle sistemin çok yönlü bir organizmaya dönüştüğüne söylüyor.
Yatırım rakamları mecburi dönüşümün büyüklüğünü işaret ediyor. Sisteme eklenecek 104 gigavatlık yeni kapasitenin önemine değiniyor.
“Önümüzdeki 10 yılda en az 50 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı öngörüyoruz,” hatırlatmasını yapıyor.
Özelleştirmeden bugüne ekonomiye 33 milyar dolar katkı sağlayan sektör, 5. tarife döneminde vites büyütmüş.
Dağıtım şirketlerinin odaklandığı yeni hedefi özetliyor.
“Planlı bakım harcamalarıyla birlikte toplam yatırım beklentisi 22 milyar dolar seviyesine ulaşacak.”
Bahsettiği meblağ, siber güvenlikten iklim risklerine kadar uzanan geniş bir yelpazenin faturasını temsil ediyor.

Bu Hızla Seneye Avrupa’nın En Büyük Altyapısı
Elektrifikasyon süreci, altyapı üzerinde tahminlerin ötesinde bir baskıya sebep olmakta.
Barış Erdeniz, veri merkezleri ve yapay zeka uygulamalarının getirdiği yüke değiniyor.
“Enerji dönüşümünün başarısı enerjiyi ne kadar akıllı, esnek ve dayanıklı şebekelerle yönettiğimizle ölçülecek.”
Finansmana erişim ve öngörülebilir regülasyonlar yatırım sürecinin zorlu kısımlarını oluşturuyor. Gelecek projeksiyonunu çiziyor.
“Türkiye’nin enerji geleceği bütünüyle şebekelerde yazılıyor.”
Sözleri daha çevik bir altyapıya geçişin mecburiyetini ifade etmekte.
Abone sayısındaki hızlı artış, teknolojik entegrasyonun zorluğunu artırıyor. Son 12 yılda 52 milyona ulaşan aboneye değiniyor.
“Yaklaşık 16 milyon yeni abonenin bağlantısının yapılması ciddi bir planlama gerektiriyor.”
Mevcut büyüme hızı korunduğunda, 2027 yılında Avrupa’nın en büyük elektrik dağıtım altyapısına sahip ülke konumuna gelmemiz bekleniyor.
Şebeke verimliliğinden bahsediyor.
“Kayıp kaçak oranımızı yüzde 18,5 seviyelerinden yüzde 9’un altına indirmeyi başardık.” Söz konusu çabanın Türkiye ekonomisine yıllık 1 milyar dolarlık tasarruf sağladığını söylüyor.

Trafolardan Faturamıza Sızan İklim Maliyeti
Makro hedeflerin ötesinde, günlük tüketim tercihlerinin şebekeye faturası ağır olabilmekte.
Elder Genel Sekreteri Fakir Hüseyin Erdoğan, sıcaklık ile tüketim arasındaki ilişkiye değiniyor.
“Belirli trafo merkezlerindeki yüklerle o bölgedeki sıcaklıklar arasındaki korelasyonu inceledik.”
Yaz aylarındaki soğutma talebinin sistemi yorduğunu söylerken elde ettikleri sonuçları paylaşıyor.
“Yaz döneminde tüketimin yüzde 11 ile yüzde 16 arasında artıyor.”
Sözleriyle maliyeti somutlaştırıyor. Evlerdeki konfor arayışı altyapı üzerinde ciddi bir baskıya sebep olmakta.
Yaşanan sıkışıklığın çözümü, basit ama etkili kişisel adımlardan geçiyor. İklimlendirme alışkanlığının değişmesi gerektiğine işaret ediyor.
“Yaz aylarında klimaların 24 derecede çalıştırılması basit ama çok önemli bir adım.”
Klimaların 24 dereceye ayarlanması dışarıdan bakıldığında küçük bir hamle gibi görünüyor. Ama etkisi bir o kadar büyük.
Kampanyanın uzun vadeli etkisinden bahsediyor.
“Bu tasarrufun birikerek ülke ekonomisine katkı olarak dönmesini hedefliyoruz.”
Cümleleri nihai amacı hatırlatıyor.
Toplantı bitiyor.
Ahşap masaların arasından geçerek İstanbul’un haziran sıcağına çıkıyorum.
