“2026 Ginger İçin İş Modelinde Önemli Bir Dönüşüm Yılı Olacak”

By Fortune Türkiye

2016’da tek şubeli, butik bir pastane olarak faaliyetlerine başlayan Ginger İstanbul, bugün; üretimden lojistiğe, markalamadan müşteri deneyimine kadar uçtan uca kontrol edilen bir ekosistem olarak yönetiliyor. 2026’nın Ginger için iş modelinde önemli bir dönüşüm yılı olacağını söyleyen Ginger İstanbul’un Kurucusu Yasemin Önal, “Bugüne kadar ağırlıklı olarak sipariş üzerine çalışan, tek şubeli ve butik bir patisserie olarak ilerledik. Perakende tarafında ise yalnızca çikolata serimizle sınırlı bir varlığımız vardı. 2026 itibarıyla bu yapıyı stratejik olarak genişletiyoruz. İstanbul Anadolu Yakası’nda, Kadıköy – Bağdat Caddesi lokasyonunda açmayı planladığımız ilk perakende mağazamızla, Ginger markasını doğrudan sıcak satış ve günlük tüketimle buluşturacağız” diyor.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

İstanbul Kalamış doğumluyum. Birleşik Krallık’ta, Galler’de bulunan Swansea Üniversitesi’nde medya ve pazarlama eğitimi aldım. Akademik altyapımı, çocukluk hayalim olan mutfak ve gastronomi alanıyla birleştirmek üzere İstanbul’a döndükten sonra Le Cordon Bleu İstanbul’dan aşçılık ve pastacılığı kapsayan Grand Diplôme ile mezun oldum.

Profesyonel kariyerimin ilk yıllarında İstanbul’daki farklı restoran, butik pastane ve catering şirketlerinde çalışarak sektörün çeşitli alanlarında deneyim kazandım. Bu süreç, yalnızca mutfak pratiği değil; aynı zamanda operasyon, kalite ve müşteri deneyimi açısından hangi alanda konumlanmak istediğimi netleştirmemi sağladı.

2015 yılının Ekim ayında, genç bir girişimci olarak kendi markamı kurma kararı aldım ve Ginger İstanbul 20 Şubat 2016’da faaliyetlerine başladı. Bugün Ginger’ı; prensiplerinden ödün vermeyen, özgünlüğü ve kaliteyi merkeze alan bir yapı olarak yönetiyorum. Kendi çizgisini koruyan, taklitten uzak ve uzun vadeli marka değeri yaratmayı hedefleyen bir yaklaşım, iş yapış biçimimin temelini oluşturuyor.

Ginger’in hikayesini bize anlatır mısınız?

Ginger, yaklaşık 10 yıl önce Şişli, İstanbul’da tek şubeli, butik bir pastane olarak kuruldu. İlk günden itibaren odağımız yalnızca ürün üretmek değil; tekrarlanabilir kalite, güçlü operasyon ve premium müşteri deneyimi üzerine kurulu sürdürülebilir bir iş modeli yaratmaktı.

Son 10 yılda binlerce etkinlik ve kurumsal organizasyona catering hizmeti sunduk; düğünler, nişanlar, özel davetler, marka lansmanları ve şirket etkinlikleri Ginger’ın önemli büyüme alanlarından biri hâline geldi. Catering tarafı, bugün toplam ciro içinde en hızlı büyüyen ve en yüksek sepet değerine sahip segmentlerden biri.

Bunun yanı sıra, premium ve clean-label yaklaşımıyla konumlandırdığımız çikolata markamız Chocolate in Bloom ile, B2C ve B2B kanallarda ölçeklenebilir bir yapı kurduk. Online satış, seçili perakende noktaları ve kurumsal hediye çözümleriyle markayı klasik bir pastane algısının ötesine taşıdık.

Ginger bugün; üretimden lojistiğe, markalamadan müşteri deneyimine kadar uçtan uca kontrol edilen bir ekosistem olarak yönetiliyor.

Sizi sektörde farklı kılan özellikleriniz neler?

Ginger’ı sektörde farklı kılan en temel unsur, ürün ve servis tarafında prensiplerle yönetilen bir iş modeli kurmuş olmamız. En başından beri katkı maddesi içermeyen, rafine damak zevkine hitap eden ve insan sağlığını merkeze alan bir üretim anlayışıyla çalışıyoruz. Kullandığımız tereyağından çikolataya, sütten yumurtaya kadar tüm hammaddeler özenle seçiliyor; sağlığa zarar verdiğini düşündüğümüz hiçbir içerik, operasyonel olarak “kolay” olsa bile sistemimize dahil edilmiyor.

Bu yaklaşım bizi yalnızca daha temiz ürünler üretmeye değil, yeni çözümler geliştirmeye de yöneltti. Örneğin, yüksek oranda katkı maddesi içeren şeker hamurunu misafirlerimize yedirmek istemediğimiz için, pastacılıkta alışılagelmiş yöntemlerin dışına çıkarak “matruşka” adını verdiğimiz, patentli pasta modelimizi geliştirdik. Bu modelle dekoratif unsurlar yenilebilirlikten ayrıştırılıyor; estetikten ödün vermeden, ürünü gerçekten keyifle tüketilebilir kılan bir yapı oluşturuluyor. Bu da Ginger’ın prensiplerinden doğan somut bir ürün inovasyonu örneği.

Catering tarafında ise, özellikle finger food / kokteyl usulü servis anlayışına farklı bir perspektif getirdik. Sektörde genellikle “hafif ve yetersiz” olarak konumlanan bu servis modelini, doyuruculuk, porsiyon dengesi ve ürün çeşitliliğiyle yeniden tanımladık. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz yüzlerce davette, kokteyl usulü bir organizasyonun hem son derece doyurucu hem de üst düzey bir gastronomik deneyim sunabileceğini kanıtladık. Bunu; cam ve gümüş servis ekipmanlarıyla desteklenen şık sunumlar ve güçlü operasyon planlamasıyla tamamladık.

Tüm bunların ötesinde Ginger, kısa vadeli trendleri takip etmek yerine özgün, taklitten uzak ve tutarlı bir marka çizgisi inşa etmeyi tercih eden bir yapı. Ürün, sunum ve servis tarafındaki her karar; markanın uzun vadeli kimliğini koruyacak şekilde alınıyor. Bu disiplin, Ginger’ı yalnızca iyi ürün üreten bir işletme değil, kendi standartlarını belirleyen bir oyuncu haline getiriyor.

2026 yılındaki projelerinizden bahseder misiniz?

2026, Ginger için iş modelinde önemli bir dönüşüm yılı olacak. Bugüne kadar ağırlıklı olarak sipariş üzerine çalışan, tek şubeli ve butik bir patisserie olarak ilerledik. Perakende tarafında ise yalnızca çikolata serimizle sınırlı bir varlığımız vardı.

2026 itibarıyla bu yapıyı stratejik olarak genişletiyoruz. İstanbul Anadolu Yakası’nda, Kadıköy – Bağdat Caddesi lokasyonunda açmayı planladığımız ilk perakende mağazamızla, Ginger markasını doğrudan sıcak satış ve günlük tüketimle buluşturacağız. Bu mağaza, klasik bir oturmalı kafe konseptinden ziyade; az masalı, paket al–götür ve take-away odaklı, operasyonel olarak verimli ve yüksek sirkülasyona uygun bir modelle kurgulanıyor.

Bu adım, Ginger için yalnızca yeni bir mağaza açılışı değil; sipariş bazlı butik bir yapıdan, kontrollü ve ölçülebilir bir perakende deneyimine geçiş anlamına geliyor. 2026’daki en önemli büyüme projemiz, markanın ruhunu koruyarak perakende tarafında sürdürülebilir bir ölçek yaratmak.

Bunun yanı sıra kısa bir süre önce Ginger Home Collection projemizi hayata geçirdik. Bu proje, organizasyonlarda kullandığımız sunum malzemelerini evlerinde de görmek isteyen müşterilerimizin talebi üzerine doğdu.  Geçtiğimiz günlerde ürün satışları online sitemizde başladı. Bu alandaki ürün portföyümüz 2026 yılı içerisinde genişlemeye devam edecek.

Gelecek hedeflerinizden bahseder misiniz?

Ginger’ın gelecek hedefleri, hızlı ve kontrolsüz bir büyümeden ziyade bilinçli, sınırlı ve kalite odaklı genişleme üzerine kurulu. Perakende mağaza modelimizin, doğru lokasyonlarda ve aynı prensiplerle çoğaltılabileceğine inanıyoruz; ancak hiçbir zaman fabrikasyon bir yapıya dönüşmek veya çok sayıda şube açmak gibi bir hedefimiz yok. Butik kalabilmenin, marka değerini ve ürün kalitesini korumanın temel şartı olduğuna inanıyoruz.

Önümüzdeki dönemde en önemli stratejik hedeflerimizden biri ise perakende çikolata serimiz “Chocolate in Bloom”u uluslararası pazarlara taşımak. Clean-label yaklaşımı, rafine tat profili ve premium konumlandırmasıyla bu serinin yurt dışında ölçeklenebilir bir marka potansiyeline sahip olduğunu düşünüyoruz.

Kısacası Ginger’ın gelecek vizyonu; az ama doğru lokasyon, yüksek kalite standardı ve global pazarda güçlü bir ürün markası yaratmak üzerine inşa ediliyor.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...