Yeni haftaya girerken bizim piyasaların önünde güncel iki belirsizlik bulunuyor. Bu belirsizliklerin nasıl çözüleceği piyasaları olumlu veya olumsuz etkileyecek. Ancak her durumda oynaklık baki kalacak, türbülans artacak.
-Belirsizliklerden biri faiz kararıyla ilgili. Merkez Bankası’na yeni atama yapıldı. Erdem Başçı gitti, Murat Çetinkaya geldi. Çarşamba günü de ilk faiz kararını verecek. Kendisi faizsiz bankacılıktan gelme, atamayı yapanlar da radikal bir faiz indirimi istiyor. Bu isteği ne kadar yerine getireceğini 2 gün sonra göreceğiz. Zaten geçen ayda başlayan bir faiz indirimi süreci var. Enflasyon ve gıda fiyatlarındaki gerileme beklenenden iyi geldi. Küresel gelişmeler risk iştahını destekliyor ve çeyrek puan yerine yarım puanlık indirime gitme fırsatı veriyor.
-Piyasaların fiyatladığı da aşağı yukarı bu. Çetinkaya’nın adının 11 Nisan’da ortaya atılmasından beri geçen 1 haftada Hazine faizleri yarım puan kadar düştü. Gösterge tahvilin faizi yüzde 9.5 civarında seyrediyor. Eğer faiz kararında ölçü kaçırılmazsa piyasa dengelerinde fazla bir bozulma olmaz.
-İndirim yarım puanın üzerinde olursa dengeler değişebilir. Hem fiyatlama dışı olduğundan hem de yeni başkanın temel misyonunun kariyerine uygun ve hükümetin istediği yönde olduğuna kanaat getirileceği için tepki abartılı olabililir.
-Faiz indiriminde kantarın topuzunun kaçmasının etkileyeceği yer ise döviz kurları. Nitekim son haftalık hareket de bunu gösteriyor. Geçen hafta faizler düştü, borsa yükseldi ve Türkiye bu iki enstrümanda pozitif ayrıştı.
Gelişen ülke kurları dolara karşı yüzde 0.82 prim yaparken TL yüzde 0.08 değer kaybetti. Dolar 11 Nisan’da 2.81’e kadar düşmüşken perşembe günü 2.87’ye kadar yükseldi. Küresel konjonktürle uyuşmayan bu hareket, “TL’nin faizini fazla düşürürler”e oynayanların önceden dolar alımlarını gösteriyor bize.
-Faizin düşüşünden başka, doların yükselişinden başka bir senaryo çıkarmak mümkün. TL faizinde beklenenden daha hızlı indirim, döviz kurunu yukarı yönde hareketlendirebilecek. Belki istenen de budur. Ne de olsa Reel Efektif Döviz Kuru 2003 ile aynı, 100 seviyesinde seyrediyor ve TL’nin değer kaybında gidilebilecek bir mesafe olduğunu gösteriyor.
-Başkan yeni, faiz düşürme baskısı yüksek, ilk kararda hata yapma olasılığı da var. Tıpkı 2006 yılında Durmuş Yılmaz’ın ilk toplantıda faizi çeyrek puan düşürmesi ve ardından 4.25 puan artırmasında olduğu gibi.

Dedik ya, garanti olan yüksek oynaklıkların baki kalacağı. Bu nedenle faizlerde düşüş bekleyebilirsiniz ama faiz oranlarında istikrar beklemeyin. Muhtemelen faiz düşüşünü sürdürecek ama sonra da yükselecek. Yukarıdaki grafik faizin dur durak bilmeden sürekli oynaklığa oynadığını gösteriyor bize.
*ABDURRAHMAN YILDIRIM’IN YAZISININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN..
