Bağımsız araştırma şirketi AGS Global tarafından Türkiye’nin önde gelen şirketlerin yöneticileriyle gerçekleştirilen kapsamlı gündem araştırması, iş dünyasındaki “yapay zeka korkusu” algısının sanıldığından çok daha zayıf olduğunu ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre beyaz yakalı çalışanlar yapay zekayı bir tehdit olarak değil, kariyerlerini dönüştürebilecek bir “süper güç” olarak konumlandırıyor.
Yapay Zeka Artık İş Hayatının Vazgeçilmezi
Araştırmaya göre katılımcıların %46,9’u ChatGPT ve Gemini gibi üretken yapay zeka araçlarını her gün kullanıyor. %37,5’i haftada birkaç kez faydalanırken, bu teknolojilere direnç gösterenlerin oranı yalnızca %3,1 seviyesinde kalıyor. Bu veriler, yapay zekânın artık alternatif bir araç değil, iş süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gösteriyor.
Strateji Masasında Yapay Zeka Etkisi
Yapay zekâ kullanım alanları yalnızca operasyonel işlerle sınırlı değil. Katılımcıların:
• %25,3’ü beyin fırtınası ve strateji geliştirme süreçlerinde,
• %24,1’i veri analizi ve özetlemede,
• %20,3’ü içerik üretimi ve metin düzenlemede yapay zekâdan aktif olarak yararlanıyor.
Bu dağılım, teknolojinin stratejik karar alma süreçlerine entegre olmaya başladığını gösteriyor.
Haftada 10 Saati Aşan Zaman Tasarrufu
Araştırmaya göre katılımcıların %15,6’sı yapay zeka sayesinde haftada 10 saatten fazla zaman kazandığını belirtiyor.
• %46,9’u haftada 1–2 saat,
• %25’i haftada 3–5 saat tasarruf sağladığını ifade ediyor.
Bu oranlar, yapay zekanın verimlilik üzerindeki etkisini somut biçimde ortaya koyuyor.
Şirketler Yatırımlarını Artırıyor
Kurumsal düzeyde bakıldığında şirketlerin:
• %43,8’i çalışanlarını kurumsal lisanslarla destekliyor,
• %9,4’ü ise kendi iç yapay zeka modellerini geliştiriyor.
2026 projeksiyonuna göre katılımcıların %37,5’i yatırımların ciddi oranda artacağını öngörürken, %46,9’u mevcut yatırım seviyelerinin korunacağını ifade ediyor.
Endişe Başlıkları: Güvenlik, Halüsinasyon ve Etik
Araştırma, yapay zekaya yönelik temel kaygıları da ortaya koyuyor.
• %40,6 Veri güvenliği ve regülasyon risklerini,
• %40,6 “halüsinasyon” (yanlış/uydurulmuş çıktı üretme) riskini,
• %31,3 insani karar mekanizmasının zayıflamasını,
• %28,1 deepfake ve dezenformasyonu,
• %25 nitelikli insan kaynağı eksikliğini,
• %21,9 veri mahremiyetini önemli risk başlıkları olarak değerlendiriyor.
“Tehdit Değil, Kontrol Edilebilen Bir Güç”
Katılımcıların %53,1’i yapay zekayı “süper güç” olarak tanımlarken, %9,4’ü “kesinlikle süper güç” ifadesini kullanıyor. Tehdit olarak görenlerin oranı ise %18,8’de kalıyor. Baskın duygu ise %40,6 ile “heyecan”.
Ancak dikkat çeken bir bulgu da yapay zeka yetkinliği konusunda ortaya çıkıyor. Prompt engineering (istem mühendisliği) seviyesi 5 üzerinden ortalama 3,3 olarak ölçülürken, katılımcıların %45,2’si bu beceriyi deneme-yanılma yoluyla geliştirdiğini belirtiyor.
Ahmet Güler: “Süper Güç, Onu Kontrol Edebilenindir”
Ahmet Güler, araştırma sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi: “Yapay zekâya yönelik beklenen endişe seviyesi sandığımızın çok altında. Ancak çalışanların %45,2’sinin yetkinliklerini deneme-yanılma yoluyla geliştirmesi kurumlar açısından sessiz bir alarm niteliğinde. Şirketler lisans satın alıyor ancak yeterli eğitim yatırımı yapmıyor. Bu durum gölge yapay zeka kullanımını artırabilir ve kurumları standart dışı çıktılar ile güvenlik risklerine açık hale getirebilir.
2026’ya giderken kazananlar yalnızca teknoloji yatırımı yapanlar değil; çalışanlarının yetkinliğini sistematik biçimde artıran ve insan-yapay zeka iş birliği kültürünü inşa eden kurumlar olacaktır. Süper güç, onu kontrol edebilenindir.”
