Bu bir reklamdır
Bazı markalar yıldönümlerini gürültülü kampanyalarla kutlar, bazılarıysa daha sakin ama uzun vadeli bir iz bırakmayı tercih eder. MAD Parfumeur’ün 25. yılı için hayata geçirdiği Quarter, ikinci yaklaşımın iyi bir örneği. Geçici bir kutlama yerine, markanın bugüne kadar biriktirdiklerini tek bir üründe toplama fikri öne çıkıyor.
Quarter, MAD Parfumeur’ün yıllar içinde şekillenen marka anlayışını daha sade, daha net bir çizgide yeniden ifade ediyor. Bu tercih, iş dünyasında son dönemde sıkça konuşulan “odaklanma” meselesini hatırlatıyor. Daha az sayıda hamleyle, daha güçlü ve kalıcı bir etki yaratmak… Quarter’ın arkasındaki yaklaşım da tam olarak bu noktada konumlanıyor.
Bu sürecin önemli parçalarından biri, koku dünyasının küresel oyuncularından Givaudan ile kurulan iş birliği. 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan Givaudan, yalnızca üretim gücüyle değil, bilgi birikimi ve Ar-Ge yaklaşımıyla da sektörde belirleyici bir role sahip. MAD Parfumeur’ün bu projede Givaudan’la çalışması, markanın kısa vadeli çözümler yerine daha sağlam bir zemin aradığını gösteriyor.
Parfümün yaratıcısı, Givaudan parfümörü Gaël Montero, Quarter’ı tasarlarken konfor ve duruş arasındaki dengeye odaklandıklarını söylüyor. Günlük hayata kolayca eşlik edebilen ama karakterinden ödün vermeyen bir yapı… Bu yaklaşım, yalnızca kokunun değil, ürünün konumlandırılma biçiminin de temelini oluşturuyor.
Quarter’ın koku mimarisi de bu denge fikrini destekliyor. Ferah ama iddiasız bir açılış, yumuşak ve erişilebilir bir orta yapı, güven veren bir alt katman… Tüm bu yapı, ürünü geniş bir kullanım alanına açarken markanın rafine duruşunu korumasına imkân tanıyor. İş dünyası açısından bakıldığında bu, ölçeklenebilirlik ile marka kimliği arasında kurulan dikkatli bir dengeye işaret ediyor.
MAD Parfumeur ve Givaudan ekipleri arasındaki uyum, Quarter’ı yalnızca bir ürün değil, iyi kurgulanmış bir iş birliğinin sonucu hâline getiriyor. Montero’nun da altını çizdiği gibi, bu proje iki taraf için de belirgin bir olfaktif karakter üzerine inşa edilen ilk ortak çalışma. Bu da sürecin ne kadar net ve karşılıklı güvenle ilerlediğini gösteriyor.
Sınırlı üretim tercihi ise Quarter’ı hızlı tüketilen bir ürün olmaktan çıkarıp, markanın uzun vadeli hikâyesine eklenen bir parça hâline getiriyor. Hacimden çok değer yaratmaya odaklanan bu yaklaşım, günümüz iş dünyasında giderek daha fazla karşılık buluyor.
Quarter, bir yıldönümü parfümünden öte; markaların dönüm noktalarını nasıl daha sakin ama etkili biçimde ele alabileceğine dair güncel bir örnek sunuyor.
