Doğsan Genel Müdür Yardımcısı Çağan Karal; “Trabzon gibi sanayi üretiminin sınırlı olduğu bir şehirde uzun yıllardır istihdam sağlıyoruz ve çalışanlarımızın yüzde 95’ini kadınlar oluşturuyor. Kadın çalışma arkadaşlarımızın titizliği ve dikkatli çalışma biçimi kalitemize doğrudan değer katıyor. Üretimimiz kadınlara emanet” diyor.
Doğsan’ın uzun yıllara dayanan hikayesi ve şirketin kuruluşu ile ilgili bilgi verir misiniz?
Olmayanı üretme hayali ile başlayan bir serüven Doğsan’ın hikayesi. Ciddi yoklukların yaşandığı bir dönemde ameliyatların olmazsa olmazı olan ameliyat ipliğini Türkiye’de üretme isteğiyle yola çıkılıyor. Trabzon’da 1950’li yıllarda Şifa Eczanesi ile başlayan Saruhan ailesinin yolculuğu, bölgenin ilk ecza deposunun kurulmasıyla devam ediyor. 1970 yılında ise Türkiye’nin, Ortadoğu’nun ve Balkanların ilk, dünyanın ise yedinci sütür fabrikası Trabzon’da faaliyete başlıyor. Bölge insanına istihdam yaratmak öncelik olarak belirleniyor ve bugün hala aynı yerde üretime devam ediyoruz.
Doğsan, hangi alanlarda faaliyet gösteriyor? Ürün yelpazesi hangi tıbbi konularda öne çıkıyor?
Emilebilir ve emilmeyen sütürler olarak iki ana grupta üretim yapıyoruz. Farklı polimer ve kopolimerlerden elde ettiğimiz ve 2,000’e yakın kod çeşitliliğine sahip ürünlerimiz ile mikrocerrahiden kalp damar cerrahisine, plastik ve rekonstrüktif cerrahiden genel cerrahiye, kadın doğumdan ortopediye kadar tüm branşların ihtiyacına cevap verebiliyoruz. Çok geniş ürün yelpazesine sahibiz. Örneğin, süper mikrocerrahi sütürü olan 11/0 kalınlığındaki iplik ve 4 mm uzunluğundaki iğneyi de üretebiliyoruz; kalp kapağı tamiri için PTFE pledget aksesuarlı sütürlerimiz de bulunuyor. Ayrıca ameliyat süresini azaltan ve güvenli yara kapama olanağı sağlayan dikenli sütürler de portföyümüzde yer alıyor.
Kaç ülkeye ihracat gerçekleşiyor?
50’nin üzerinde ülkeye ürünlerimizi ihraç ediyoruz. Almanya, Fransa, İngiltere ve Türki Cumhuriyetler başta olmak üzere; Vietnam, Pakistan, Suudi Arabistan, Yeni Zelanda ve Moldova gibi farklı coğrafyalarda varlık gösteriyoruz. Her sene katıldığımız Almanya’daki dünyanın en büyük sağlık fuarı Medica ve Dubai’deki World Health Expo başta olmak üzere, katıldığımız fuarlarla da ihracat hacmimizi genişletiyoruz.
Medikal sektörde yarattığınız en büyük fark nedir?
Ürettiğimiz sütürler insan bedeninde kullanıldığı için Tıbbi Cihaz Regülasyonu’na (MDR) göre en yüksek risk sınıfında yer alıyor. Her ürünü üretirken kendi bebeğimizde kullanılacak gibi hassasiyet gösteriyor ve üretimin her aşamasında kaliteden asla ödün vermiyoruz. Hem üretimde hem de kalitede bu süreçleri yöneten, uzun yıllarını sütür üretimine adamış bir ekibimiz var. Burada insan emeğinin rolü yadsınamaz. Trabzon gibi sanayi üretiminin sınırlı olduğu bir şehirde uzun yıllardır istihdam sağlıyoruz ve çalışanlarımızın %95’ini kadınlar oluşturuyor. Kadın çalışma arkadaşlarımızın titizliği ve dikkatli çalışma biçimi kalitemize doğrudan değer katıyor. Üretimimiz kadınlara emanet. Asıl farkı yaratan ise sürekli sahada olmamız. Cerrahlarla dirsek teması içindeyiz. Ürün geliştirme sürecimiz onların ihtiyaçlarından besleniyor. Mikrocerrahi sütürleri üreten tek yerli firma olmamız bu odaklanmanın somut bir sonucu. İpliğin yanı sıra iğnenin de cerrahi performansı arttırdığını biliyoruz. Bu nedenle farklı branşlara özel iğneler geliştiriyoruz. Kalp damar, çocuk ve plastik cerrahi gibi branşlarda cerrahlarla birlikte geliştirdiğimiz ürünlerimiz mevcut.
Doğsan’ın sosyal sorumluluk projelerinden bahseder misiniz?
Bölgesel kalkınmaya katkı sağlamak ve çalışanlarımızın %95’ini kadınlardan oluşturmak birer proje değil, üretim modelimizin en önemli parçalarından biri. TEV ile burs programlarında yer alıyor, “Leyla’dan Sonra” ve #minikayaklarüşümesin gibi projelerde aktif rol üstleniyoruz. Marmara Üniversitesi Korfbol takımının sponsorluğuyla kadın ve erkeklerin aynı takımda oynadığı bu spor dalına destek vermeye çalışıyoruz.
Kadın istihdamına yönelik çalışmalarınızda sektörde nasıl bir katma değer yarattınız?
Cerrahi sütür üretiminin en kritik adımlarından biri iğne ile ipliğin birleştirilmesi; mikroskop altında ve mikron hassasiyetinde bir iş.
Sürdürülebilirlik konusunda gündeminizde neler var?
Sürdürülebilirliği iki başlıkta ele alıyoruz: çevre ve bilgi. Çevreye duyarlılığı önceliklendirmek üretimimizin olmazsa olmaz bir koşulu. Üretimimizde atık yönetimi ve sterilizasyon sonrası açığa çıkan gazın özel işlemden geçirilmesi süreçlerini titizlikle yürütüyoruz. Bilgi tarafında ise Youtube’da düzenli olarak yayınladığımız iki video serimiz bulunuyor. Doğsan Dikiş Okulu serisinde cerrahi tekniklerin aktarımına ve asistan-uzman cerrahların eğitimine katkı sağlamaya odaklanıyoruz. Çağan Karal ile 15 Dakika programında ise hastalık ve tedavi yöntemlerini herkesin anlayabileceği bir dilde ele alarak, alanında uzman cerrahların bilgi ve deneyimleriyle hasta ve yakınlarını bilinçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu paylaşımı da sürdürülebilirliğin bir parçası olarak ele alıyoruz.
Gelecek döneme ilişkin yatırım hedefleri, projeler hakkında bilgi verir misiniz?
Önceliğimiz ürettiğimiz cerrahi iğne çeşitliliğimizi genişletmek. Kalp damar, plastik cerrahi ve mikrocerrahi bu odağın merkezinde. Üretim kapasitesini artırmak için de robot ve makine parkurumuzu geliştirme projelerimiz devam ediyor.
