Anasayfa Temsa’ya Fon Kanatları
16 Temmuz 2019

Temsa’ya Fon Kanatları

TEMSA Ceo’su Hasan Yıldırım, 2017 sonunda göreve gelmesinin ardından ilk basın toplantısında TEMSA’yı “otomotiv alanında faaliyet gösteren bir dijital şirket” olma hedefi ile tanımlıyordu. Bu dijital dönüşümün otomotiv üzerindeki etkisini güçlü bir biçimde yansıtan bir ifade ve TEMSA’yı satın alan İsviçre merkezli yatırım fonu True Value Capital Partners çatısı altında çıkabileceği irtifaya işaret ediyor. KEREM ÖZDEMİR

Sabancı Grubu’nun Mayıs 2019 sonunda, merkezi İsviçre’de bulunan yatırım fonu True Value Capital Partners’a sattığını açıkladığı TEMSA, değer yaratma konusunda iyi bir hikâye oluşturmuş durumda. 2000’lerin başından bu yana otomotivden kademeli olarak çıkan Sabancı Grubu otomotivde üretimden tamamen çıkmış olurken TEMSA özellikle son dönemde elektrikli araçlar tarafında attığı adımların küresel pazarda karşılığını daha iyi almasını sağlayacak bir sermaye yapısına kavuşuyor. Bu tür fonların beş ila yedi yıl arasında çıkış planı ile yatırım yapıyor olması, TEMSA’da işlerin oldukça hızlanacağının işaretini veriyor.

Resmi açıklamada, Hacı Ömer Sabancı Holding (SA) çatısı altındaki otobüs, midibüs ve hafif kamyon üreticisi TEMSA Ulaşım Araçları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 182 milyon 693 bin liraya İsviçre merkezli True Value Capital Partners’a satıldığı yer aldı. Satış anlaşmasının ayrıntılarında 825 milyon lira şirket değeri üzerinden borç ve nakit düzenlemeleri yapıldıktan sonra 375 milyon lira hisse değeri karşılığında devir gerçekleştirildiği ifade ediliyor. Yapılan işlem, yüzde 49 oranındaki Sabancı Holding hisselerinin yanı sıra, yüzde 51 oranındaki başta Sabancı ailesi üyeleri olmak üzere, diğer bireysel yatırımcı hisselerini de kapsıyor.

GCM Yatırım Ekonomisti Enver Erkan “Satış anlaşmasına göre 825 milyon TL şirket değeri üzerinden borç ve nakit düzenlemeleri yapıldıktan sonra 375 milyon TL hisse değeri karşılığında satış gerçekleşmiş görünüyor. Bu bedeller referans alındığında, şirket değerinin yarısına devredilmiş gibi görünse de, bu tarz blok satışlarda iskonto oldukça normaldir. Kimse bir şirketi primli almak istemez” yorumunu yapıyor.

Bu açıklamalar, işin teknik tarafını özetliyor ancak satışın ardından gerçekleşmeye başlayan hikâye çok daha heyecan verici. Satışın tamamlanmasının ardından True Value Capital Partners’ı temsilen Evren Ünver’in Adana’daki üretim tesisine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında TEMSA CEO’su Hasan Yıldırım, “Şimdi sıra yarının TEMSA’sını yaratmakta. Bu yolculukta bayrak artık yeni yatırımcımız True Value Capital Partners’da. Yeni yatırımcımız ile heyecan verici yolda kol kola yürümek için sabırsızlanıyoruz. 50 yılı aşkın tecrübesiyle otobüs ve midibüs üretiminde dünyanın lider otomotiv markaları arasında yer alan TEMSA olarak, yolumuza daha da güçlenerek ve büyüyerek devam edeceğiz. TEMSA, elektrikli araçlar konusunda birden fazla model alternatifi sunan dünyanın sayılı otomotiv şirketleri arasında bulunuyor. Şirketimiz geleceğin ulaşımına akıllı, otonom ve elektrikli araçlarımızla katkı sunarken, ulaşım sektörünün geleceğini de şekillendirmeyi sürdüreceğiz” sözleriyle bu heyecanın temelini ortaya koyuyor.

Bu sadece iyi dilek ve temenniler bölümü için yapılmış bir konuşma değil. TEMSA, Haziran 2019’da Dünya Toplu Taşımacılar Zirvesi ve Fuarı’nda (UITP) tanıttığı elektrikli otobüs modeli Avenue Electron, dokuz metre uzunluğundaki elektrikli aracı MD 9 electriCITY ve kentiçi ulaşıma yönelik LF 12 modelinden oluşan portföyü sunarak bu heyecanın somut temelini ortaya koyuyor. İkisi elektrikli olmak üzere üç otobüs modelinden oluşan bu portföy, TEMSA’nın piyasada oluşmakta olan talebi karşılamaya hazır olduğunu ortaya koyuyor. Dünyanın 66 ülkesine 15 bine yakın araç vermiş olan TEMSA’nın bu bazı ile yeni talebi karşılama gücü birleştiğinde şirketin, uygun finansmanı sağladığında uçma kapasitesine sahip olduğu görülüyor. Bu, 2017 sonunda göreve gelen TEMSA CEO’su Hasan Yıldırım’ın vizyonunun ete kemiğe büründüğü nokta konusunda da fikir sahibi olmayı sağlıyor.

Yıldırım’ın Türkiye’deki ilk ve otomotiv için çok alışılmadık ifadeler içeren basın toplantısında kullandığı “Biz otomotiv alanında faaliyet gösteren bir dijital şirket olmayı hedefliyoruz” ifadesi yeni ürünler ile tamamlanıyor. Bu vizyon sadece elektrikli araçlar üretmekten ibaret değil ancak elektrik araç üretimi ile adreslenen ihtiyaç bu vizyonla ilgili önemli bir resmi önümüze çıkarıyor. Bu vizyon elektrikli araçların içinde dikkat çekici bir yere sahip olduğu portföy ile ulaşım ihtiyaçlarını karşılamak ve akıllı şehirlerin oluşmasında rol oynayacak çözümler sunmayı içeriyor. Akıllı şehirlerin oluşturulması için harcanan paranın yılda 2 trilyon dolar olması, bu yönelimin önemini ortaya koyan sayısal bir kanıt ancak bundan daha fazlasından bahsetmek gerekiyor.

IAA Hannover Fuarı’ndaki sohbetimizde otobüslerinin batarya güçlerinin etkileyici bir noktaya ulaştığını konuşurken Yıldırım, “Biz sadece güçlü bataryalara dayanan bir oyun oynamayı planlamıyoruz. Güçlü bataryalara sahip uzun menzilli otobüsler kadar hızlı şarj özelliği ile şehir içi ulaşımda uç noktalarda şarj edilerek sürekli sefer yapan taşıt araçları üretmeyi de hedefliyoruz. Bu şekilde müşterilerimizin farklı tercihlerine cevap verebilecek bir portföyümüz olmasını hedefliyoruz” diyordu. Şirket, satın almanın açıklanmasının ardından haziran ayında İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen Dünya Toplu Taşımacılar Zirvesi ve Fuarı’nda (UITP) bu portföyü ilk olarak yeni kimliği ile sergileme fırsatı buldu. 

12 metre uzunluğunda ve 35 koltuk ile 85 kişilik yolcu kapasitesine sahip olan Avenue Electron, tam şarjla 250 kilometrelik bir mesafeyi kat edebiliyor. Üç saatte şarj olan aracın, 250 kilometre olan menzilinin süren Ar-Ge çalışmaları sayesinde 350 kilometreye ulaştırılması planlanıyor.

DAR YOLLAR VE ZORLU KOŞULLAR IÇIN

Geliştirilen dokuz metrelik MD9 electriCITY, klima çalışır halde ve ortalama bir yolcu ağırlığıyla 230 kilometre yol yapabiliyor. TEMSA’nın dokuz metre uzunluğundaki ilk elektrikli aracı olan MD9 electriCITY şu anda seri üretime hazır. İki saat içinde tam şarj olabilen aracın menzilinin bir sonraki jenerasyonda 300 kilometreye çıkarılması planlanıyor.

Şarj süresi ve menzil konusundaki çeşitlilik, TEMSA’nın dijitalleşen dünyanın ulaşım ihtiyaçlarını karşılama konusundaki yegane kozları değil. Müşteri talebine odaklanan arz stratejisi ya da müşteri odaklılık şirketin çok önemli bir silahı. Bu çok iyi bir izleyici olmak kadar buradan elde edilen veriye göre bütün ürün geliştirme süreçlerini buna göre düzenleyecek esnekliğe sahip olmayı zorunlu kılıyor. CEO Hasan Yıldırım bunu hedeflemeleri kadar bunu sağlama konusunda ulaştıklarlı nokta konusunda da iddialı konuşuyor.

Yıldırım, “TEMSA olarak, elektrikli araç konusunda müşterilerimize birden fazla model alternatifi sunabilen dünyadaki ender otomotiv markalarından biriyiz ve bu dönüşümde öncü rol üstlenmek için sabırsızlanıyoruz. Sektörde yıllardır üzerinde konuştuğumuz elektrikli araçlarımız yollara çıkmaya hazır. TEMSA olarak bu bizim için sadece yatırım hamlesi değil, aynı zamanda şehirlerimizi, dünyamızı daha sessiz, daha temiz hale getirecek bir seferberliğin de başlangıcı. Çok daha akıllı, çok daha temiz bir geleceğin ilk adımı” sözleriyle bu iki yönlü iddiayı ortaya koyuyor.

 Yıldırım’ın “Sahip olduğumuz yüksek teknoloji sayesinde, araçlarımızda 240 ila 360 kWh arasında kapasitelerde bataryalar sunabiliyoruz. Bu da müşterilerimizin planladıkları menzil ve yolcu kapasitesine göre seçim yapabilmesini sağlıyor. Çünkü biliyoruz ki; günümüz dünyasında müşterilerimiz artık kurumlarına özel çözümlere ihtiyaç duyuyor. Biz de bu doğrultuda elektrikli araçlar ve batarya sistemleri üzerinde uzun süredir devam eden çalışmalarımızı ve iş birliklerimizi hız kesmeden sürdürüyoruz” şeklindeki sözleri hem müşteri odaklılık, hem ekosistem anlayışı ve hem de ürün geliştirme tarafında bir platform olabilme boyutları ile dijital ekonominin gereklerinin yerine getirildiğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşım hedeflediği ölçek ile Sanayi 4.0 çağının ve ötesinin vizyonunu da yansıtıyor.

Dünyada otomotiv endüstrisinin artık akıllı şehirler etrafında çevreci ve sessiz modellerle şekillendiğinin altını çizen Yıldırım, bu sürece öncülük eden Avrupa’da idddialı olduklarını gizlemiyor. Bu, TEMSA’nın gözünü büyük ölçekli işlere diktiğinin işaretleri ile birlikte daha iddialı hale geliyor. Yıldırım, “Avrupa ülkeleri elektrikli otobüs alımları konusunda niyet ve stratejilerini yayınladı. Buna göre; İngiltere Londra bölgesindeki 6 bin ve Fransa Paris’teki 4 bin otobüsü 2030’a kadar tamamen elektrikliye çevirmeyi planlıyor. Amsterdam Belediyesi ise şehir içine 2023’ten sonra fosil yakıtlı araç sokmayacak. TEMSA olarak, elektrikli araç konusunda müşterilerimize birden fazla model alternatifi sunabilen dünyadaki ender otomotiv markalarından biriyiz ve bu dönüşümde öncü rol üstlenmek için sabırsızlanıyoruz” şeklinde konuşuyor.

Toplu ulaşımda kullanılan otobüslerin Yüksek sermaye maliyeti ve şehirlerde şarj altyapısının kurulması gibi zorluklara rağmen Avrupa’da temiz araçlar direktifi gibi çeşitli politikalar ve şehirlerin hava kalitesini iyileştirme hedefleri elektrikli otobüslere geçişe hız kazandırıyor. Avrupa pazarı, TEMSA’nın stratejisinin de merkezinde yer alıyor. Şirketin 2017 sonunda transfer ettiği Hasan Yıldırım da bu stratejinin şekillendirilmesinde son derece etkili. Yurtdışında ekonomi öğrenimi gören Yıldırım, kariyerine pazarlama ve iş geliştirme tarafında başlıyor. 2004’te DaimlerBenz AG bünyesinde pazarlama analisti olarak çalışan Yıldırım, 2005’ten başlayarak Almanya’da Man AG şirketinde Global Man ve Neoplan ürünlerinden sorumlu global ürün müdürü olarak üç yıl çalışıyor. 2008’de Iveco Fransa’ya katılan Yıldırım Iveco’nun Fransa ve İtalya organizasyonlarında sırasıyla global pazarlama müdürü, global filo ve ihale müdürü ve Asya bölge müdürü olarak görev yapıyor. TEMSA’daki görevinden önce son olarak Iveco’da Uzakdoğu bölgesinde 18 ülkeden sorumlu genel müdür olarak çalışmış olan Yıldırım, pazarlama, iş geliştirme ve pazarlama analistliği alanlarındaki deneyimi ile “otomotiv alanında faaliyet gösteren dijital işletme” vizyonunu gerçekleştirme konusunda önemli bir kozu elinde bulunduruyor. Bu, TEMSA’nın bundan sonraki hikayesinde de müşteriden yola çıkarak ürüne kadar uzanan sürecin yönetimine katkıda bulunan önemli bir altyapı olmayı sürdürecek. Tabii bu süreci bu noktada kesmeyip üründen sonraki, süreçte devam eden müşteri ilişkisinin 360 derecelik kapsamının tamamına yaymak da önemli bir ihtiyaç. Yıldırım’ın deneyimini bütün bu süreci şekillendirme konusunda da kullanması gerekecek. Sabancı Holding’in en karlı şirketleri arasında yer almayan TEMSA True Value Capital Partners çatısı altında kendisini göstermek için daha uygun koşullar bulabilir. Enerji yatırımlarına ağırlık verme niyetinde olan Sabancı Holding’in de nakit girişinden memnun olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Bu satışın Sabancı Holding’in faaliyetlerini etkilemeyeceğini söyleyen GCM Yatırım Ekonomisti Enver Erkan, “Holdingin kârlılık önceliğinde ilk sıralarda yer almayan Temsa firmasını devrederek, kârlılık analizlerine veya kârlılık öngörülerine göre portföy dağılımında değişiklik yapıyor. Daha önce Piyale ve Toyota’dan çıkması gibi…” yorumunu yapıyor.

9 Nisan 2019’da kurulan ve üç kişilik yönetiminde Rukiye Devres Ünver, Stéphane Lagonico ve Yves Bonnard’ın yer aldığı True Value Capital Partners’ın TEMSA’ya gereken önemi vereceği aşikar. Rukiye Devres Ünver, Mesa Mesken ve Gama’da küçük ortak olarak yer alan ve yerli özel sermaye şirketi Turkven’in kurucularından olan Enver Rıfkı Ünver’in eşi. Buradan hareketle yatırımın deneyimli bir ekip tarafından yapıldığını söylemek mümkün…

 Dijital çağın gerekleri doğrultusunda kendisini yeniden şekillendirmekte olan TEMSA’nın tarihi düşünüldüğünde şirketin 1970’li yıllarda gerçekleştirdiğine benzer yeni bir hikaye yaratıp yaratamayacağı da merak uyandırıyor.

1968’de çelik üreten bir şirket olarak kurulan TEMSA, Özdemir Sabancı’nın Sabancı Holding’i otomotiv sektörüne taşıma yolculuğunda ilk göz ağrısı olarak tanınıyor. Bu yolculukta

“BATARYA ÇEŞİTLİLIĞİMİZ, MÜŞTERİLERİMİZİN İHTIYAÇ DUYDUĞU ÖZEL ÇÖZÜMLERI SUNMAMIZI SAĞLIYOR.” 

TEMSA, Özdemir Sabancı’nın hayali doğrultusunda distribütörlüğün ötesine geçerek üretim de yapan bir yapıya kavuştu.

1984’te Mitsubishi Motors ile yapılan lisans ve distribütörlük anlaşmasının ardından Temsa Global adıyla otomotiv sektörüne adım atan şirket,  1987’de otobüs, midibüs ve kamyonet üretmeye başladı. 2019’daki satış aşamasına gelindiğinde TEMSA Global, Türkiye’de üretilen her üç otobüsten birini üreten ve 15 bin otobüs ihraç etmiş bir oyuncuya dönüşmüştü.

Sanayi devrinde çelik üreticisi bir şirketten otomotiv şirketine dönüşen TEMSA’nın dijital çağda CEO Hasan Yıldırım’ın ifade ettiği gibi otomotiv alanında faaliyet gösteren bir dijital şirkete dönüşmesi, TEMSA’nın tarihinin ve Özdemir Sabancı’nın hakkını vermesi olacak.

İlginizi Çekebilir

BP’den İkili Sınama Çözümleri

Dünya üzerinde harcanan enerji miktarı artarken uluslararası anlaşmalar karbondioksit salı…