Bugün perakende sektörü sadece doğru ürünü üretmenin değil, o ürünü doğru zamanda ve doğru kişiye ulaştırmanın “akıllı” yollarını arıyor. 100 ülkede 500’den fazla mağazasıyla global bir güç olan DeFacto teknolojiyi bir yan unsur olarak kullanmayıp “DeFacto 5.0” vizyonuyla işinin tam merkezine yerleştiriyor. DeFacto ile yapay zekânın müşteri yolculuğunu nasıl yeniden şekillendirdiğini, Yandex AI gibi süper uygulamaların sektördeki dönüştürücü gücünü ve verinin içgörüye dönüşme hikâyesini konuştuk.
DeFacto, fiziksel mağazaları ve çevrim içi mağazası ile geniş bir müşteri ve çalışan kitlesine hizmet veriyor. Yapay zekâ şu anda iş geliştirme süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor?
Bugün perakendede rekabet yalnızca ürünle değil; müşteriyi ne kadar iyi anlayabildiğiniz, ne kadar hızlı hareket edebildiğiniz ve her temas noktasında ne kadar kişisel bir deneyim sunabildiğinizle belirleniyor. DeFacto olarak yapay zekâyı tam da bu noktada, işimizin doğal bir parçası olarak konumlandırıyoruz. Bizim için yapay zekâ bir teknoloji gösterisi değil; müşterinin hayatını kolaylaştıran, ekiplerimizin karar alma hızını artıran ve markayı daha çevik hale getiren stratejik bir yetkinlik.
DeFacto 5.0 vizyonumuzun merkezinde veri ve yapay zekâ var. 100 ülkede faaliyet gösteren, ve güçlü bir e-ticaret altyapısına sahip global bir marka olarak çok farklı müşteri beklentilerini aynı anda okuyabilmemiz gerekiyor. Yapay zekâ sayesinde hangi ürünün nerede, hangi fiyat aralığında ve hangi zaman diliminde daha fazla ilgi gördüğünü gerçek zamanlı analiz edebiliyor; ürün planlamasından stok yönetimine kadar birçok kararı daha doğru ve daha hızlı alabiliyoruz. Bu da hem modanın hızına ayak uydurmamızı hem de operasyonel verimliliğimizi artırmamızı sağlıyor.
Fast React altyapımızla trendleri iki hafta gibi kısa bir sürede hem online hem offline kanallarımıza taşıyabiliyoruz. Yapay zekâ destekli analizler sayesinde müşteri gündemini daha erken yakalıyor; ürün akışımızı dinamik ve trend odaklı şekilde güncelliyoruz. Böylece veri, içgörüye; içgörü de aksiyona çok daha hızlı dönüşüyor.
Yapay zekâ destekli platformların hızla yayıldığını görüyoruz. Örneğin, Türkiye pazarına özel olarak lanse edilen Yandex AI süper uygulaması, sadece iki gün içinde ülkemizde App Store’da birinci sıraya yükseldi. Sizce bu trend, hem çevrim içi hem de çevrim dışı perakendede müşteri yolculuğunu yeniden şekillendiriyor mu?
Kesinlikle evet. Yapay zekâ destekli süper uygulamaların hızla yayılması, müşteri yolculuğunu gerçekten yeniden tanımlayan bir dönüşüm yaratıyor. Artık müşteri yolculuğu lineer bir akıştan çıkıp bağlam ve niyet odaklı bir deneyime dönüşüyor. Kullanıcılar yalnızca “ürün aramıyor”; stil, kombin ve kişisel öneri arıyor.
Bu noktada Yandex AI gibi platformların çok kısa sürede ciddi kullanıcı penetrasyonu yakalaması, bize tüketici davranışının ne kadar hızlı evrildiğini açıkça gösteriyor. Arama davranışı keyword bazlı olmaktan çıkıp daha çok doğal dile, sohbet tabanlı ve bağlamsal aramaya evriliyor. Bu da keşif tabanlı ticareti güçlendiriyor. Kullanıcılar artık bir ürünü doğrudan aramak yerine, ilham alarak keşfetmeye başlıyor.
Bu keşif yolculuğu da çoğu zaman tek bir platformla sınırlı kalmıyor. Mobil uygulamada başlayan bir deneyim web sitesine, oradan da fiziksel mağazaya taşınabiliyor. Kullanıcılar artık tek bir kanal üzerinden değil, farklı temas noktaları arasında hareket ederek karar veriyor. Bu doğrultuda online ve offline deneyimleri birbirinden ayrı düşünmek mümkün değil. Çünkü müşteri dijitalde alıştığı kişiselleştirilmiş, hızlı ve zahmetsiz deneyimi mağazada da görmek istiyor. Artık mağaza ile online arasında ayrı dünyalar yok; tek bir deneyim akışı var. Biz de DeFacto olarak perakendeye bu bakış açısıyla yaklaşıyoruz.
Örneğin Adana’da açtığımız ve dünyadaki en büyük DeFacto mağazası olan deneyim mağazamız, bu yeni yaklaşımın önemli bir örneği. Burası yalnızca alışveriş yapılan bir yer değil; insanların vakit geçirmek isteyeceği bir yaşam alanı olarak tasarlandı. İçinde kafe bölümünden kişiselleştirme köşelerine kadar farklı deneyim alanları var. “Your Design” alanında müşteriler kendi tasarımlarını ürünlere uygulayabiliyor; yapay zekâ destekli uygulamalarla kendilerine uygun öneriler bulabiliyor. Yani mağaza, dijital dünyanın kişiselleştirme gücüyle fiziksel deneyimi birleştiren bir noktaya dönüşüyor.
Aynı yaklaşımı omni-channel tarafında da uyguluyoruz. PayAtStore, Click&Collect ve Ship From Store gibi çözümlerimiz sayesinde, müşterilerimiz kanallar arasında kesintisiz bir deneyim yaşayabiliyor. Kullanıcılarımız internetten aldığı bir ürünü mağazada değiştirebiliyor, online ödeme yapıp mağazadan teslim alabiliyor ya da mağazada bulamadığı ürünü evine gönderebiliyor. Bu geçişlerin mümkün olduğunca görünmez ve kolay olması bizim için çok önemli. Bu noktada süper uygulamalar, bu bütünsel ekosistemin yeni ve güçlü bir temas noktası hâline geliyor.
Böyle bir deneyimi sürdürülebilir kılmanın en önemli unsurlarından biri ise güçlü bir veri ve CRM altyapısı. 19 milyon aktif müşterimizi mağazalarımız, mobil uygulamamız, web sitemiz ve Gift Club sadakat programımız üzerinden tek bir entegre CRM altyapısında analiz ediyoruz. Bu sayede müşteriyi yalnızca alışveriş yapan biri olarak değil; davranışları, tercihleri ve temas noktalarıyla bütünsel biçimde ele alabiliyoruz. Yapay zekâ burada tüm bu temas noktalarını birbirine bağlayan bir akıl katmanı gibi çalışıyor.
Dağıtım modelinizi ve satış kanallarınızı yapay zekâ destekli süper uygulamalara ve platformlara uyarlamayı planlıyor musunuz?
Bizim için temel soru şu: Müşteri zamanını nerede geçiriyorsa, marka orada ne kadar akıllı ve entegre bir şekilde var olabiliyor?
Şu anki mevcut durumda, yapay zekâ platformlarıyla doğrudan ve derin bir ticari entegrasyon kurmak mümkün değil. Türkiye’de bu platformların henüz olgunlaşmış bir reklam modeli, açık ürün entegrasyon altyapısı ya da kapsamlı conversational commerce mimarisi bulunmuyor.
Ancak önümüzdeki dönemde API tabanlı ürün akışları, veri entegrasyon katmanları, diyalog tabanlı ticaret çözümleri ve platform içi reklam modelleri kurgulandıkça; markaların bu yapay zekâ uygulamalarına entegre olması çok daha mümkün ve anlamlı hâle gelecektir.
Burada kritik olan yalnızca teknik entegrasyon değil. Asıl belirleyici unsur; veri altyapısının gücü, ölçümleme kabiliyeti ve organizasyonel çevikliktir. Eğer bir marka müşteri verisini doğru yapılandırmamışsa ya da offline-online etkileşimi ölçemiyorsa, en gelişmiş platforma entegre olsa bile gerçek değer üretemez.
Yapay zekâ destekli ekosistemlerde işletmeler için üç temel gelişim alanı görüyorum:
- Platformlar arası veri standardizasyonu
- Ölçümleme ve offline satış etkisinin daha şeffaf takibi
- Marka güvenliği ve içerik kontrol mekanizmaları
Bu alanlar geliştikçe, süper uygulamalar yalnızca alternatif bir dağıtım kanalı olmaktan çıkacak; ticaret, marka inşası ve müşteri etkileşimi için güçlü bir ekosisteme dönüşecektir.
DeFacto olarak biz bu dönüşümü yakından izliyor, veri altyapımızı ve organizasyonel yetkinliklerimizi bu geleceğe hazır olacak şekilde geliştiriyoruz.
Yapay zekâ pazarlamayı nasıl dönüştürüyor? Bildiğimiz kadarıyla DeFacto, çalışanları destekleyen yapay zekâ araçlarına aktif olarak yatırım yapıyor. Pazarlama ekibinizde yapay zeka entegrasyonunuz ne durumda?
Yapay zekâ pazarlamayı üç ana seviyede dönüştürüyor: karar alma, üretim ve kişiselleştirme.
Pazarlama perspektifinden baktığımızda, yapay zekâyı hem karar destek mekanizması hem de üretim hızlandırıcısı olarak kullanıyoruz.
Reklam yatırımlarımızın ek getirisini ölçmek ve bütçe tahsisini optimize etmek için yapay zekâ destekli pazarlama karma modeli (MMM) kullanıyoruz.
Ayrıca müşteri yaşam boyu değeri (LTV) modelleriyle müşteri segmentasyonunu daha ileri bir seviyeye taşıdık. Yüksek potansiyelli segmentleri medya stratejilerinde daha etkin şekilde aktive ediyor; kişiselleştirilmiş mesajlarla dönüşüm oranlarını artırıyoruz.
Kreatif tarafta da yapay zekâyı aktif kullanıyoruz. Bazı reklam kreatifleri ve videoların üretiminde AI modellerinden yararlanıyoruz. AI Studio ve sanal manken projelerimiz sayesinde fotoğraf üretim süremizi günlerden saatlere indirdik. Ürün henüz fiziksel olarak üretilmeden e-ticaret görsellerini hazırlayabiliyoruz. Bu hem ciddi maliyet avantajı sağlıyor hem de moda sektörünün hızına uyum konusunda önemli bir rekabet avantajı yaratıyor.
Müşteri tarafında ise DeFacto EQ dijital stil danışmanımız öne çıkıyor. Müşterilerimiz burada doğal bir sohbet deneyimiyle stil, beden ve kombin önerileri alabiliyor. Halen geliştirmeye devam ettiğimiz DeFacto EQ ile birlikte ürün detay sayfalarına entegre edilen akıllı öneriler, beden bulma, görsel ile arama ve ürün bazlı soru-cevap gibi özelliklerle deneyimi daha sezgisel ve keşif odaklı hâle getiriyoruz.
Yapay zekâyı yalnızca müşteri deneyiminde değil, organizasyon içinde de aktif kullanıyoruz. DAISY adlı yapay zekâ asistanımız; izin, masraf, özlük, IT destek ve operasyonel süreçlerde çalışanlarımızın günlük işlerini kolaylaştırıyor. Böylece ekipler daha fazla zamanını stratejik işlere ayırabiliyor.
DeFacto olarak bizim yaklaşımımız net: Yapay zekâyı, ekiplerimizin potansiyelini büyüten ve etki alanını genişleten bir kaldıraç olarak görüyoruz.
Son olarak, yapay zekâ destekli süper uygulamaların ve platformların markaları güçlendirmek için yeni bir temas noktası hâline gelebileceğini düşünüyor musun?
AI destekli süper uygulamalar yeni bir arama motoru, yeni bir içerik alanı ve yeni bir ticaret katmanı oluşturuyor. Bu platformlar zamanla markalar için güçlü bir temas ve dönüşüm noktası hâline gelecek.
Diyalog tabanlı reklam modelleri, gerçek zamanlı öneriler ve içerik içi ticaret entegrasyonları reklam envanterinin evrimini hızlandıracak. Bu da markaların yalnızca görünürlük değil, bağlam içinde değer üretmesini gerektirecek.
DeFacto olarak bu alanı yalnızca performans kanalı olarak görmüyoruz. Organik görünürlüğümüzü artırmaya yönelik GEO yaklaşımımızla birlikte, yapay zekâ temelli veri analizini ve algoritmik içgörüleri kullanarak ekiplerimizin doğru müşteri segmentlerine doğru bağlamda ulaşmasını sağlıyor; bu yeni platformlarda markamızın keşfedilebilirliğini ve etki alanını güçlendiriyoruz.
Özetle, yapay zekâ destekli süper uygulamalar perakendede yeni bir rekabet alanı açıyor. Veri altyapısını güçlendiren, ölçümleme kabiliyetini geliştiren ve organizasyonel çevikliğini artıran markalar bu yeni düzende daha avantajlı konumlanacak. DeFacto olarak biz de yatırımlarımızı bu vizyon doğrultusunda şekillendiriyoruz.
