Sektör İçin Değerli Bir Strateji Konsepti

By Fortune Türkiye

Kuveyt Türk, iştirakleriyle birlikte müşterilerinin tüm finansal ihtiyaçlarını çözüm sunabilir bir yapıya dönüştü. Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, “Reel ekonomiyi destekleyen, değer odaklı ve paylaşımcı finans anlayışımızla bireysel ve tüzel müşterilerimize geniş bir ürün ve hizmet sunuyoruz” diyor. Banka, 2025’in üçüncü çeyreği itibarıyla aktif büyüklüğünü 1.22 trilyon TL’ye yükseltti. -Ersan Taylan

Kuveyt Türk, 1989’dan bu yana faizsiz finans ilkeleri doğrultusunda hizmet veriyor. Türkiye genelinde 453 şubesi ve gelişmiş dijital kanalları var. Banka, aynı zamanda merkezinde yer aldığı Kuveyt Türk Finans Grubu çatısı altında; Neova Katılım Sigorta, Architecht, Kuveyt Türk Portföy, Kuveyt Türk Yatırım, Körfez GYO, Katılım Emeklilik, Sağlam Finansal Teknolojiler, KT Sağlam Gayrimenkul ve Almanya’da faaliyet gösteren KT Bank AG iştirakleri ile entegre bir yapı oluşturuyor. Bu kapsayıcı yapı yalnızca bankacılıkta değil, müşterilerinin tüm finansal ihtiyaçlarında bütüncül bir finansal ekosistem yönetimi anlayışıyla çözümler geliştirebilmesini sağlıyor. Peki, bu doğrultuda neler yapılıyor? Bankanın gündemindeki yenilikçi projeler neler? Tüm bunları Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan ile konuştuk. İşte ayrıntılar…

Bankanızın 2026 büyüme perspektifinde öncelikli konular neler olacak? Bunun için oluşturduğunuz stratejiyi nasıl özetlersiniz?

2026 yılına güçlü bir şekilde girmeye hazırlanıyoruz. Sahip olduğumuz sağlam bilanço yapısı ve sürdürülebilir kâra dayalı iş modelimiz yeni dönem için bize önemli avantajlar sağlıyor. 2026’da önceliğimiz, insan odaklı bankacılık anlayışımızla müşterilerimiz ve kurumumuzun ortak faydasını gözeterek kârlı bilanço yapımızı sürdürmek ve reel ekonomiye desteğimizi artırmak olacak. Bunu yaparken sağlam bankacılık anlayışımızdan ve yüksek aktif kalitesi hedefimizden ödün vermeyeceğiz. Bunun yanı sıra verimlilik, inovasyon ve dijitalleşmenin odaklarımız arasındaki öncelikleri devam ediyor. Süreçlerimizi sadeleştiriyor, yapay zekâ destekli hizmetlerle dijital kapasitemizi artırıyoruz. İnovasyonu ve teknolojiyi yalnızca verimlilik artırıcı bir etken olarak görmüyor; müşterilerimizin deneyimini iyileştirmede önemli birer araç olarak konumlandırıyoruz. İştiraklerimizle daha bütünleşik bir yapı içinde çalışarak “finans grubu” yaklaşımını güçlendiriyoruz. Böylece müşterilerimize bireysel veya tüzel ayrımı olmaksızın 360 derece kapsamlı hizmet sunabiliyoruz. Müşteriyi daha iyi anlamak için yapay zekâ destekli analitik modeller geliştiriyoruz. Uçtan uca tüm bankacılık ekosistemimizde müşteri verisini değere dönüştürmek için aksiyonlar planlıyoruz. Bu modelleri hayata geçirecek ve veriden içgörü üretecek çalışma arkadaşlarımızın analitik yetkinliklerini geliştirmeye devam edeceğiz. Bu doğrultuda; veri analisti ve veri bilimcisi gelişim programlarımızdan yeni dönemde de mezunlar verecek ve bu alandaki kaslarımızı daha da güçlendireceğiz. Danışman bankacılık yaklaşımımızla özellikle tüzel müşterilerimizle olan ilişkilerimizi bir üst boyuta taşıyarak derinleşmeyi ve müşterilerimizle kurduğumuz güçlü bağları daha da sağlamlaştırmak istiyoruz.

2025’te ekonomiye, reel sektöre ne kadar kaynak sağladınız? 2026’da ne kadarlık artış hedefliyorsunuz?

2025 bizim için güçlü büyüme, yüksek aktif kalitesi ve sürdürülebilir kârlılıkla öne çıkan bir dönem oldu. Yılın üçüncü çeyreği itibarıyla aktif büyüklüğümüzü %43 artışla 1,22 trilyon TL’ye çıkararak sektörün üzerinde bir performans sergiledik ve bankacılık sektöründe 10. sıradaki yerimizi koruduk. Katılım finans kuruluşları arasında ise öncü konumumuzu daha da güçlendirdik. Kullandırdığımız fon büyüklüğü yıl başından itibaren %35 artışla 589 milyar TL’ye, toplam fonlama tabanımız ise %38 artışla 973,4 milyar TL’ye yükseldi. Bu büyüme, reel ekonomiye sağladığımız güçlü desteğin ve müşteri tabanımızın bize duyduğu güvenin bir yansıması. Net kârımızı bir önceki yılın aynı dönemine göre %21 artırarak 29,4 milyar TL’ye, özkaynaklarımızı ise 108,6 milyar TL’ye ulaştırdık. Sermaye yeterliliği oranımız %22,46 seviyesinde oluşurken, donuk alacak oranımız ise %2,27 seviyesinde bankacılık sektörünün altında gerçekleşti.

Kredi portföyünüzde sektörler ne kadarlık pay alıyor?

Kuveyt Türk’ün finansman portföyü ağırlıklı olarak tüzel müşterilerden oluşuyor. Özellikle KOBİ tarafında güçlü bir varlığımız bulunuyor. Yıllar içerisinde tabana yaygın şekilde büyüyen kredi portföyümüz küçük ve orta işletmelerde geniş bir kitleye ulaştı. KOBİ’lere yönelik sunduğumuz finansal çözümler ve destek mekanizmaları hem müşteri memnuniyetini hem de pazar payımızı artıran temel unsurlar arasında yer almaktadır. Son dönemde ise kurumsal finansmanların portföyümüzdeki payını artırmaya başladık ve bu artışı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz. Kurumsal segmentteki bu genişleme, bankamızın risk yönetimi, kârlılık ve sürdürülebilir büyüme hedefleriyle uyumlu bir şekilde ilerliyor. Tüzel segmentteki kredi ürünlerimiz oldukça geniş bir yelpazede çeşitleniyor. Proje finansmanı kredileri, büyük ölçekli yatırımların hayata geçirilmesinde kritik bir rol oynarken, leasing çözümlerimiz işletmelerin sabit kıymet yatırımlarını kolaylaştırmaktadır. Ayrıca, dış ticaret kredileri ve ihracat finansmanı ürünlerimiz, müşterilerimizin küresel pazarlarda rekabet gücünü artırmalarına katkı sağlamaktadır.

Firmalara, işletmelere sunduğunuz destekleri nasıl özetlersiniz?

Kurumsal ve Ticari bankacılık alanında “danışman bankacılığı” anlayışıyla hareket ediyoruz. Bizim için müşteriye finansman sağlamanın yanı sıra; onun işine, geleceğine ve kararlarına katkı sunmak da bir o kadar önemli. Bu kapsamda müşterilerimizin sadece finansal ihtiyaçlarında değil finansal olmayan ihtiyaçlarında da başvuracağı çözüm ortağı olmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda saha kadrolarımızın yetkinliklerini artırıyor, merkez kadrolarımızın saha kadrolarımız ile olan sinerjilerini müşteri deneyimini iyileştirecek şekilde güçlendiriyoruz. Büyük ölçekli ticari ve kurumsal firmalarımızın nakit akışlarını yönetmelerine katkı sunmak için kapsamlı bir nakit yönetimi ürün seti sunuyoruz. Özellikle geniş bayi ağına sahip şirketler için DBS (Doğrudan Borçlandırma Sistemi) ve TFS (Tedarikçi Finansman Sistemi) çözümlerimiz, tahsilat süreçlerini güvenli, hızlı ve dijital bir yapıya taşıyarak operasyonel yükü azaltıyor ve nakit akışını daha öngörülebilir hâle getiriyor. Yine müşterilerimizin hem ihracat hem de ithalat işlemleri için esnek finansman çözümleri sunuyor; farklı vadelerde ve para birimlerinde şirketlerin ihtiyaçlarına uygun alternatifler oluşturuyoruz. Dış ticaret tarafında dijital kanallarımız üzerinden ithalat ve ihracat transferlerinin yapılabilmesi, bu işlemlerin anlık olarak görüntülenebilmesi ve süreçlerin uçtan uca dijital bir şekilde yönetilebilmesi için gerekli altyapı hazır. KOBİ’lerimize Online Finansman, Tedarikçi Finansmanı, Tarım POS, Sağlam Business Kart gibi sektörel ihtiyaçlara yönelik ürünlerin yanı sıra KFK destekli finansmanlar ve avantajlı ödeme planlarıyla destek sağlıyoruz. Bununla birlikte, işletmelerimizin yalnızca finansal değil; yönetimsel ve operasyonel anlamda da gelişimini önemsiyoruz.

Firmalar önümüzdeki dönemde en çok nelere dikkat etmeliler?

Önümüzdeki dönemde işletmelerin verimlilik, planlama ve dijitalleşmeye daha fazla odaklanmaları gerektiğini düşünüyoruz. Finansman kaynaklarının seçimi kadar, bu kaynakların etkin ve stratejik kullanımı da kritik hale geliyor. Küresel ölçekte artan belirsizlikler, işletmeleri daha çevik ve veri odaklı karar alma süreçlerine yönlendiriyor. Büyüme tek başına yeterli bir gösterge değil. Bir firmanın sağlamlığını regülasyonlar ve dönemsel ekonomik dalgalanmalara karşı direnci belirliyor. Sürdürülebilir bir büyüme planı ve sağlıklı bir iş modeli ile piyasaları iyi okuyabilen ve doğru zamanda doğru yatırımları yapabilen firmalar rekabet avantajı kazanıyor. Bu noktada dijitalleşme ve yapay zekâ, hem operasyonel verimliliği artırmak hem de müşteri deneyimini kişiselleştirmek için güçlü araçlar sunuyor. Sürdürülebilirlik ise artık yalnızca bir sosyal sorumluluk değil, regülasyonlar ve yatırımcı beklentileri açısından bir rekabet avantajı unsuru. Biz de, tüm iştiraklerimizle birlikte müşterilerimizi bu dönüşüm yolculuğunda bilinçlendirmeye, doğru müşteriye doğru zamanda doğru finansal çözümler ve hizmetlerimizle birlikte yanlarında olmaya devam edeceğiz.

Hep krediden bahsettik… Müşterilerinizin yatırımlarını değerlendireceği ürünlerinizden söz eder misiniz?

Kuveyt Türk olarak biz, müşterilerimize sadece finansman tarafında değil, birikim ve yatırım alanında da kapsamlı çözümler sunuyoruz. 2025 ve 2026 yıllarında bireysel bankacılıkta müşteri ilişkilerinde derinleşme ve 360 derece hizmet anlayışı bizim için çok daha fazla ön plana çıkıyor. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını bütünsel biçimde ele alıyor, deneyim merkezli bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Bu dönemde kart ve POS ağlarımızı genişletiyor, dijital hizmet kanallarımızı çeşitlendiriyoruz. Hem mobil hem de fiziksel temas noktalarında müşterilerimize kesintisiz bir bankacılık ve yatırım deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Müşterilerimizin yatırımlarını değerlendirebileceği çeşitli hesaplarla hizmet sağlıyoruz. Klasik, İncir, Hoş Geldin ve Sepet Hesap gibi hesaplarımızla müşterilerimizin farklı ihtiyaçlarına uygun olarak çeşitlendirilmiş seçenekler sunuyoruz. Bu hesaplar sayesinde, müşterilerimizin finansal hedeflerine ulaşmalarını destekliyoruz. Ülkemizin ne yazık ki önemli problemlerinden biri de yüksek enflasyon…

Enflasyonla mücadele konusunda Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı özetle sürdürülen program hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Kurda anormal hareketlenmeler bekliyor musunuz? 2025, Türkiye ekonomisi açısından dezenflasyon sürecinin belirginleştiği, buna paralel olarak parasal sıkılaşmanın sürdüğü bir dönem oldu. Bu süreçte biz finans sektörü olarak hem küresel ölçekteki belirsizliklere hem de içerdeki makroekonomik koşullara rağmen güçlü bir duruş sergilemeyi başardık. Bankacılık sektöründe bilanço sağlamlığını koruma, aktif kalitesini artırma ve etkin risk yönetimi konuları öncelikli hale geldi. Biz de Kuveyt Türk olarak bu dönemde finansal istikrarı önceliklendirerek, dengeli ve sürdürülebilir büyümeye odaklandık. Ekonomi yönetiminin uyguladığı dezenflasyon ve mali disiplin odaklı programın uzun vadede istikrarı desteklediğini düşünüyoruz. Parasal sıkılaşma sürecinin kontrollü biçimde yürütülmesi hem fiyat istikrarı hem de finansal sistemin sağlamlığı açısından önem teşkil ediyor. Önümüzdeki dönemde de mali politikalarda ihtiyaçların ve göstergelerin doğru yorumlanmasıyla atılacak adımlar enflasyonda kalıcı düşüşün sağlanması açısından kritik olacaktır. 2026 yılında, parasal genişleme adımlarının da etkisiyle finansal koşullarda kademeli bir rahatlama bekliyoruz. Bununla birlikte küresel büyüme ve ticaret tarafındaki belirsizliklerin bir süre daha devam edeceğini öngörüyoruz. Dolayısıyla sektör genelinde aktif kalitesinin korunması, risk yönetiminin güçlendirilmesi ve sağlam bilanço yapısının sürdürülmesi öncelikli olmaya devam edecek. Kur tarafında ise, mevcut para politikası çerçevesi ve rezerv yönetiminde sağlanan istikrar sayesinde anormal bir hareketlenme beklemiyoruz. Bizim beklentimiz, dengeli ve öngörülebilir bir kur seviyesinin korunması yönünde. Bu da hem reel sektör hem finans sistemi açısından sürdürülebilir bir görünümün devamını sağlayacaktır. Özetle, 2026’da finans sektörü olarak odak noktamız; finansal istikrarı korumak, dengeli büyümeyi sürdürmek ve reel ekonomiye desteğimizi artırmak olacak. Bu süreçte dijitalleşme, müşteri deneyimi ve sürdürülebilir finansman alanları da sektördeki en önemli rekabet unsurları arasında yer almaya devam edecek.

BENZER MAKALELER

SON MAKALELER

Loading...