Heltia Kurucusu ve CEO’su Alperen Adikti, önleyici sağlık yaklaşımının iş dünyasında neden artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu, çalışan esenliğinden finansal verimliliğe uzanan dönüşümü ve Heltia’nın bu alanda nasıl oyun değiştirici bir model kurduğunu Fortune Türkiye’ye anlattı.
Heltia, yalnızca bir dijital sağlık girişimi değil; iş dünyasında “iyi oluş”u merkeze alan bir dönüşüm hikâyesi. Bu yolculuğu başlatan temel ihtiyaç neydi?
Heltia çok net bir gözlemden doğdu. Türkiye’de sağlık sistemi ağırlıklı olarak hastalık ortaya çıktıktan sonra devreye giriyor. Oysa pandemi sonrası dünyada “önleyici sağlık” hızla yükselirken, bizde bu alanda sistematik ve kişiselleştirilmiş çözümler neredeyse yoktu. McKinsey’de yaklaşık on yıl boyunca sağlık ve finans sektörlerinde dijital dönüşüm projelerinde çalışırken şunu net şekilde gördüm: İnsanlar yalnızca hastalandıklarında değil, her gün ve sürekli bir destek mekanizmasına ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyaç hem bireyler hem kurumlar hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından kritik.
Heltia’yı kurarken amacımız; insanların yalnızca fiziksel değil, zihinsel ve duygusal olarak da daha iyi hissettikleri, kurumların ise çalışan esenliğini ölçebildiği, yönettiği ve iyileştirebildiği bir ekosistem yaratmaktı. Bugün geldiğimiz noktada Heltia, önleyici sağlığı iş dünyasının merkezine taşıyan bir yapı haline geldi.
Araştırmalar, çalışanların artık maaş ve unvanın ötesinde “yaşam dengesi” aradığını gösteriyor. Siz bu dönüşümü nasıl okuyorsunuz?
Çalışma hayatında çok köklü bir zihniyet değişimi yaşanıyor. Bugün yetenekler, yalnızca bir iş değil; hayatlarının tamamını etkileyen bir çalışma deneyimi arıyor. Gallup’ın 2025 State of the Global Workplace araştırmasına göre dünya genelinde çalışanların yalnızca yüzde 10’u işine bağlı hissediyor. Günlük stres oranı yüzde 69, sinirlilik yüzde 40, üzüntü yüzde 30 seviyesinde. Bu tablo bize şunu söylüyor: Fiziksel sağlık kadar zihinsel ve duygusal sağlık da artık iş dünyasının stratejik gündeminde olmak zorunda.
Çalışanlar kurumlarından standart yan haklar değil, kendilerini gerçekten “gören” ve ihtiyaçlarını anlayan kişiselleştirilmiş çözümler bekliyor. Değerli hissetmek istiyorlar. Heltia olarak biz, tam da bu noktada devreye giriyoruz. Önleyici sağlık yaklaşımıyla stres ve kaygıyı düşürürken, çalışanların hem işte hem özel yaşamda daha dengeli ve güçlü hissetmelerini sağlıyoruz. Bunun doğal sonucu olarak da bağlılık ve verimlilik artıyor.
Sağlık sigortası brokerlığına veri bazlı önleyici sağlık yaklaşımı
Zihinsel sağlık, dayanıklılık ve aidiyet artık kurum kültürünün merkezinde. Bu dönüşüm iş hayatını nasıl değiştiriyor?
Yan haklar evreni ciddi biçimde yeniden tanımlanıyor. Eskiden finansal ölçütlerle sınırlı olan bu alan, bugün insanın hayatına dokunan, kişisel ihtiyaçlara göre şekillenen deneyimlere evriliyor. Çünkü çalışan beklentisi değişti. Kurumların kendilerini tanımasını, hayatlarının farklı dönemlerinde farklı ihtiyaçlara yanıt vermesini bekliyorlar.
Biz Heltia’da bunun somut etkilerini çok net görüyoruz. Çalıştığımız kurumlarda kaygı seviyelerini yüzde 24, depresyon seviyelerini ise yüzde 14–16 oranında düşürdük. Bu yalnızca bireysel refah açısından değil; kurum kültürü açısından da ölçülebilir bir dönüşüm anlamına geliyor. Zihinsel sağlığın ve aidiyetin güçlendiği kurumlarda işgücü devri azalıyor, ekip içi ilişkiler derinleşiyor ve bağlılık kalıcı hale geliyor.
Yeni ürününüzle sağlık sigortası brokerlığı alanına da giriyorsunuz. Bu model neden farklı?
Şirketlerin en büyük sorunlarından biri, son yıllarda astronomik şekilde artan sağlık giderleri. Biz bu alana partnerlerimizle birlikte giriyoruz ve klasik bir broker yaklaşımıyla ilerlemiyoruz. Heltia’nın yeni ürünü, sağlık sigortasını önleyici sağlık ve veriyle entegre eden bütünsel bir model sunuyor.
Kurumlar, çalışanlarına sundukları sağlık sigortalarını Heltia üzerinden yönetirken aynı zamanda çalışanlarının fiziksel ve zihinsel iyilik halini ölçebiliyor. Sistem, sağlık verilerini önleyici bir yaklaşımla analiz ediyor, riskleri erken tespit ediyor ve her çalışan için kişiye özel aksiyon planları oluşturuyor. Böylece kurumlar bir yandan sağlık sigortası maliyetlerini düşürürken, diğer yandan bağlılığı ve verimliliği artırıyor.
Sağlık artık yalnızca bir gider kalemi değil; kurum kültürünü, performansı ve sürdürülebilirliği doğrudan etkileyen stratejik bir yatırım alanı. Biz de finansal verimlilikle çalışan mutluluğunu aynı denklemde buluşturuyoruz.
Hızlı büyümenin arkasındaki strateji
Üç yılda 150 kuruma ve 400 binden fazla çalışana ulaşan bir yapıdan söz ediyoruz. Heltia’da bu büyümeyi mümkün kılan neydi?
Henüz ilk yılımızda Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen yatırımcılarının katıldığı yaklaşık 5 milyon dolarlık bir tohum yatırımı aldık. Kısa sürede bu ölçekte büyümemizi sağlayan üç temel stratejik karar vardı. Öncelikle önleyici sağlığı şirketlerin gündemine net bir şekilde taşıdık. İkinci olarak, yarattığımız her etkiyi veriyle ölçtük ve kurumlara somut çıktılar sunduk. Üçüncü olarak da teknolojiyi, kültürel bir dönüşümün aracı olarak konumlandırdık.
Bugün Heltia, yalnızca bir dijital sağlık platformu değil; kurumların esenlik stratejilerini birlikte kurguladığı bir çözüm ortağı haline geldi.
“İnsana yatırım yapmak, şirketin geleceğine yatırım yapmaktır” diyorsunuz. Bu yaklaşım geleceği nasıl şekillendirecek?
Artık kurumlar yetenekleri değil, yetenekler kurumları seçiyor. Maaş hâlâ önemli ama tek başına yeterli değil. Anlam, gelişim fırsatları ve iyi oluş deneyimi belirleyici hale geldi. Refah, bağlılık ve performans arasındaki bağ bugün her zamankinden daha güçlü.
İyi hisseden çalışan daha bağlı oluyor, bağlı çalışan daha üretken hale geliyor ve bu döngü sürdürülebilir değer yaratıyor. Heltia’da yaptığımız şey tam olarak bu ilişkiyi görünür, ölçülebilir ve yönetilebilir kılmak. Geleceğin güçlü kurumları, insanı merkeze alan bu yaklaşımı benimseyenler olacak.
Önümüzdeki döneme dair vizyonunuz nedir?
Türkiye, önleyici sağlık ve çalışan esenliği alanında çok büyük bir potansiyele sahip. Biz de bu potansiyeli, teknoloji ve insan odağını doğru noktada buluşturarak kalıcı bir değere dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bunu çok net söylüyorum: Heltia’yı yedi yıl içinde Türkiye’nin unicornları arasında göreceksiniz.
