Anasayfa Piyasaların Anormalitesi
14 Nisan 2020

Piyasaların Anormalitesi

Piyasalarda bilinen klasik sebep sonuç ilişkisinde ciddi değişim yaşanıyor. FED para basıp faiz indirdiği halde dolara talep korunuyor. Peki piyasalarda fiyatlanan nedir?

DÜNYA PIYASALARI olağanüstü bir dönemden geçiyor. Döviz piyasalarında normal zamanlarda büyük hareketlilik olarak yaşanan değişimler bir günde gerçekleşiyor. ABD Merkez Bankası (FED) şirket tahvillerini alacağını açıklayıp dünya merkez bankalarıyla swap kanalları kuruyor. Diğer taraftan dudak uçuklatıcı repo ihaleleri açıyor ve sürekli bilanço büyümesine gidiyor. Artan dolar arzına rağmen talep ise durmuyor. Diğer taraftan ABD’de Covid-19 için acilen kullanılmak üzere 3 milyar dolarla başlayan acil önlem paketi devreye alınmakla birlikte ayrılan bütçenin her geçen gün büyütüldüğü bilgisi paylaşılıyor. ABD Başkanı Trump, bu paketin daha da artacağını ve 2 trilyon doları bulabileceğini ifade etti. Bu kadar yüksek önlem paketine rağmen yeterli olmayacağını düşüneneler var. Önlemlere rağmen ekonomilerin daralması kaçınılmaz görünüyor. Birçok analist ise son zamanlardaki para politikası kararlarının zaten borçlu olan ülkelerde daha yüksek borca yol açacağına ve fakirleşmenin sonucunda azalan tüketimle birlikte firmaların ciddi risk altına girdiğini söylüyor.

Sadece Amerika değil bütün ülkelerin merkez bankaları para basarken dolara talebin hâlâ üst seviyeden devam etmesi ise asıl merak konusu. Piyasaya sürülen yüksek miktarlı dolara rağmen daha üst seviyeden gelen talep, fiyat artışının da sürmesine yol açıyor. Mesele ise dolara neden bu denli yüksek talebin geldiği?

Döviz piyasasında işlemler ağırlıklı olarak dolar üzerinden dönüyor. Dünyanın önde gelen merkez bankalarının çatı kuruluşu BIS geçtiğimiz yıl dünyada günlük işlem hacminin 6,6 trilyon dolar olduğunu belirtirken işlemlerin yüzde 88’inin dolar üzerinden gerçekleştiğini yayınladı. Veriler şirketlerin ve kurumların dolar borçlarının yüksek olduğunu gösteriyor. Sorun ise piyasaların Covid-19 salgınının ne zaman ortadan kalkacağını bilememesiyle ilgili. Bu durum savunmaya geçen firmaların nakde dönmesine ve borç yüklerini azaltma ya da karşılığını kasada tutmaya sevk ediyor. Bu da beraberinde dolara talebi artırıyor. Gözlenen ise piyasalarda olumsuz senaryoların daha fazla fiyatlandığı yönünde. Nobel ödüllü Joseph Stiglitz yeni Korona virüs salgınının “farklı bir kriz türü” olduğunu ve agresif bir para politikasının ekonomik şoku çözmek için “yeterli olmadığını” söylüyor.

Borçluların dolara ulaşabilme korkularının azalması beraberinde döviz piyasalarında rahatlamayı getirecektir. Bunun ana göstergesi ise Dolar Endeksi (DXY). Dolar Endeksi DXY, kalıcı olarak 100 seviyesinin altına hatta 90’lı seviyelere gelmedikçe Merkez bankalarının alacağı tüm önlemlere rağmen dolar talebi güçlü olacaktır. DXY, 20 Mart’ta 102,4 seviyesinde kapandı. 100 seviyesinin altına kalıcı olarak kaymaması 2001 krizinde ulaştığı 120 seviyesine yeniden tırmanacağı konusunda endişeyi canlı tutuyor. Dolar Endeksi, döviz piyasalarındaki rahatlamanın da öncü göstergesi olacaktır.

İlginizi Çekebilir

Beyaz Saray’ın, Çinli Şirketlerle Düellosu

Çin ve ABD arasındaki hızla kötüleşen ilişkilere rağmen, Çinli şirketler ilk halka arzlar …