Ersan Taylan – Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC), tarafından hazırlanan “Türkiye Kritik Enerji Mineralleri Görünümü” raporu, geleceğe yönelik önemli bulgular içeriyor. Kritik enerji minerallerinde Türkiye’nin risklerinin ve fırsatlarının analitik bir perspektifte değerlendirildiği raporda, gelişim alanlarına yönelik somut öneriler var. IICEC, kritik enerji minerallerinde Türkiye’nin artan enerji güvenliği, ekonomik ve stratejik risklerin yönetilmesi, potansiyelinin ve yüksek katma değerli fırsatlarının değerlendirilebilmesi için tedarik ve zincirlerinde bütüncül bir stratejik planlamanın hayata geçirilmesini öneriyor. Rapora göre; kritik minerallerin tedarik zincirinde küresel ölçekte yüksek coğrafi yoğunluk ve artan ihracat kısıtlamaları nedeniyle sadece enerji güvenliğinin değil aynı zamanda ülkelerin ekonomik ve ulusal güvenliklerinin de önemli unsularından birine dönüşüyor. Peki kritik enerji mineralleri neden bu kadar önem kazanıyor? Kritik enerji mineraller küresel ölçekte neden bu kadar çok ön plana çıkıyor?
Arz ve talep
IICEC Direktörü Bora Şekip Güray, “Bunun iki sebebi var. Arz ve taleple ilgili. Kritik enerji minerallerine olan talep çok hızlı artıyor. Bu da elektrifikasyondaki büyümeden kaynaklanıyor” diyor. Tüm dünyada enerji sektöründe elektrik enerjisinin payı arttıkça, elektrik enerjisini daha temiz üretilen temiz enerji teknolojilerinin payı artıyor. Aynı zamanda elektrik şebekelerinin önemi artıyor. Temiz enerji teknolojilerinin tamamında bu kritik enerji mineralleri yoğun bir şekilde kullanıldığını vurgulayan Güray, “Diğer yandan elektrikli araçlarda kullanılıyor. İletim ve dağıtım şebekelerinde bu mineraller oldukça yoğun bir şekilde kullanılıyor.
Dolayısıyla sistemimiz ne kadar elektrikli hale gelirse bu minerallere olan talep artıyor. Bu işin enerjiden gelen talep boyutu. Ama bununda ötesinde bu kritik mineraller sadece enerji sektörünün konusu değil. Bu mineraller esasında savunma sanayisinde, uzay teknolojilerinde, robot teknolojisinde, yapay zekada ve veri merkezlerinde çok yaygın olarak kullanılıyor” diyor. Elektrifikasyonda ve temiz enerjide büyüme hedefleri ve IICEC analizleri, önemli kritik enerji minerallerinin yıllık taleplerinde 2053’e kadar 3 ila 11 kat artışlara işaret ediyor.
Elektrifikasyon Hızlanıyor
Dünya elektrik çağına girerken, Türkiye’de enerji güvenliğini artırma, enerji bağımsızlığını güçlendirme ve 2053 yılında net-sıfır emisyon hedefleri ekseninde şekillenen enerji politikaları, enerji piyasalarındaki yatırımcı yönelimleri ve tüketici tercihleri neticesinde elektrifikasyon hızlanıyor. Rapora göre; söz konusu gelişmeler Türkiye için de çok yönlü riskleri ve kırılganlıkları hızla pekiştiriyor. Diğer yandan güvenilir alternatif tedarikçi arayışında artış, Türkiye için yeni fırsatları beraberinde getiriyor. Türkiye’nin politikalarındaki ve ekosistemindeki gelişmelerin bütüncül planlamalar ile ilerletilmesi daha güvenli ve katma değerli tedarik zincirlerinin gelişimi sağlanabilecek. Yüksek katma değerli ara ve uç ürünlerde artan talebe karşın, değer zincirinde yoğunluk halen maden üretiminde olduğu görülüyor. İşleme ve rafinaj kapasitelerinde yetersizlik neticesinde dışa bağımlılık ve dış ticaret açığı genel olarak artıyor. Özellikle lityumda ve nadir toprak elementlerinde talebin, elektrikli araçlarda ve enerji depolama sistemlerinde güçlü büyüme dinamikleriyle çok hızlı büyümesi bekleniyor. Riskleri hızla artan dinamiklere karşın, Türkiye’nin kendi arz güvenliğini iyileştirirken yüksek katma değerli bir tedarik üssü olarak konumlanmak yönünde önemli fırsatları bulunuyor. Güray, kritik minerallerin özellikle rafinajında ve teknolojik uç ürünlerde gelişime odaklanarak önemli kazanımlar sağlanabileceğini, uluslararası iş birliklerinin de ayrıca önem taşıyacağını söylüyor.
Yeni fırsatlar
Türkiye’nin Eskişehir Beylikova’daki nadir toprak elementleri kaynak keşfinin stratejik bir firsat olduğunu vurgulayan Güray, “Kaynaktan rafinaja ve yüksek verimli kalıcı mıknatıs üretimine kadar stratejik bir fırsat alını sunuyor. Türkiye ham cevher ihracatçısı olarak kalmak yerine rafinajdan bataryaya, mıknatıstan ileri teknoloji üretimine uzanan bir değer zinciri kurması gerekiyor” diyor. Burada son dönemde sondajlar neticesinde nadir toprak elementleri, barit ve florit başta olma üzere açıklanan 694 Mt kaynak keşfi, 12.5 Mt nadir toprak elementlerine karşılık geliyor. Bu büyük keşif, sahayı nadir toprak elementleri bakımından dünyanın en büyük ikincisi durumuna getiriyor. Türkiye, bu alanda dünyanın ilk beş ülkesi arasına girmeyi hedefliyor. İlk pilot nadir toprak elementler cevher işleme tesisi 2023’te yıllık 1,2 kt kapasite ile işletmeye geçti. Yılda 570 kt nadir toprak elementleri rafinajı için endüstriyel tesis kurulumuyla 2030’a kadar birincil nadir toprak elementleri kaynaklarından yılda 10 kt nadir toprak oksiti üretiminin gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Nadir toprak elementleri alanındaki Ar-Ge ve teknoloji geliştirme çalışmaları, Türkiye Nükleer, Enerji ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) bünyesinde faaliyet gösteren Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü (NATEN) tarafından yürütülüyor.
IICEC önerileri
Stok mekanizmalarının belirlenmesi, yüksek katma değerli üretimi, tedarikte çeşitlendirmeyi ve risklere dayanıklılığı artıracak yol haritalarının oluşturulması. Madencilikte ve tedarik zincirlerinin genelinde güncel, detaylı ve bütüncül envanterlerin geliştirilmesiyle ekonomik potansiyelin belirlenmesi ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi. Rafinajda bölgesel ve küresel bir oyuncu olma yönünde gelişen fırsatların, uzun dönemli planlama, stratejik yatırım ve teknoloji modelleriyle değerlendirilmesi. Nitelikli ve sürdürülebilir büyüme için yatırım teşvik modelleri, inovasyon ve Ar-Ge yetkinlikleri, iş gücü programları ve kurumsal kapasitelerin geliştirilmesi, TÜRKİYE KRİTİK
Enerji mineralleri görünümü
1 2025 Türkiye’nin stratejik konumu, diplomasi ve uluslararası iş birlikleri yoluyla sağlanabilecek çok boyutlu ekonomik ve stratejik faydaların değerlendirilmesi. Mineral ve teknoloji odaklı özel yaklaşımlar içerisinde, özellikle, Nadir Toprak Elementlerinde açıklanan büyük kaynak keşfinin, rezerv doğrulamalarından uç ürünlere kadar stratejik değer zinciriyle geliştirilmesi. Lityumda ve batarya teknolojilerinde üretim, inovasyon ve tedarik üssü olma fırsatlarının değerlendirilmesi. Rafinaj, batarya katot ve anot malzemeleri, yüksek verimli kalıcı mıknatıs gibi alanlarda teknolojik gelişime odaklı, uluslararası ve sektörler arası iş birliklerinin geliştirilmesi. Bakırda arama, katma değerli üretim ve işleme kapasitelerinin geliştirilmeye devam edilmesi.
