Anasayfa Köşe Yazıları Konkordatonun Vergisel Sonuçları
Köşe Yazıları - Leon Coşkun - 19 Haziran 2019

Konkordatonun Vergisel Sonuçları

Son günlerde konkordato talebinde bulunan mükellef sayısındaki artışa paralel olarak, konu ile ilgili vergisel uygulamanın nasıl olması gerektiği hakkında Vergi İdaresi açıklayıcı bilgilendirmede bulunmuştur.

Değerli Fortune okuyucularım bu yazımda kamuoyunda tartışma konusu olan konkordato müessesesinin vergisel sonuçları hakkındaki değerlendirmelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Son yıllarda zor durumda kalan birçok şirketin iflas erteleme sisteminden yararlanmak üzere başvuruda bulunduğunu gördük. Ancak süreç içinde söz konusu uygulama yoğun bir şekilde  kötüye kullanıldığından, bunu engellemek üzere iflas erteleme yerine İcra ve İflas Kanununda yer alan konkordato müessesesi yeniden düzenlenerek uygulamaya konulmuştur. İflas ertelemenin kötüye kullanıldığı gibi konkordato uygulamasının da bazı şirketler tarafından aynı şekilde kullanılması nedeniyle bu defa sürece bağımsız denetim şirketleri dahil edilerek konkordatoya başvuran şirketlerin gerçekten bu düzenlemeye ihtiyaç duyan şirketler olması sağlanmaya çalışılmıştır. Konkordatoyu, alacaklıların borçludan olan alacaklarının bir kısmından feragat ettiği veya borçluya borcunu ödeme konusunda belli bir süre verdiği, ticaret mahkemesi tarafından tasdik edilen bir anlaşma olarak tanımlayabiliriz. Dolayısıyla konkordato ile, iflasın engellenerek borçlunun borçlarının yeniden yapılandırılmasının amaçlandığı ve bu amacın gerçekleşmesini teminen borçluya belirli bir süre tanınması amaçlanmaktadır.  Bu çerçevede alacaklılar ancak konkordato sürecinin bitmesi halinde dava veya icra yoluna başvurabileceklerdir. Alacaklıların alacaklarını tahsili amacıyla konkordato sürecinde dava veya icraya başvuramamaları ise Vergi Usul Kanunu’nda yer alan ve alacağın şüpheli hale geldiği dönemde karşılık ayrılabileceğine ilişkin düzenlemenin pratik olarak uygulanamaz hale gelmesine sebebiyet vermektedir. Vergi idaresi bu yılın başında yayınlamış olduğu bir sirküler ile konuyu açıklığa kavuşturmuş ve mükelleflerin konkordato sürecinde şüpheli alacak karşılığı müessesesinden yararlanmalarının yolunu açmıştır. Bu çerçevede yapılan düzenleme ile konkordato sürecindeki geçici mühlet, kesin mühlet, konkordatonun reddi, konkordato projesinin tasdiki gibi farklı aşamalar dikkate alınarak her aşamada şüpheli alacak karşılığı ayrılmasına ilişkin kurallar yeniden belirlenmiştir. Düzenleme ile mahkemenin geçici mühlet kararından önce dava veya icra safhasına intikal ettirilmemiş alacaklar için geçici mühlet kararının ilan edildiği hesap döneminde şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün hale getirilmiştir. Geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddedilmesi halinde, konkordato talebinin reddine ilişkin kararın ilan edildiği hesap dönemi itibariyle karşılıkların gelir yazılarak düzeltilmesi ve söz konusu alacakların dava veya icra safhasına intikal etmesi yoluyla genel hükümler çerçevesinde şüpheli alacak karşılığı ayrılması gerekecektir. Geçici mühlet kararının ilan edildiği hesap döneminde şüpheli alacak karşılığı ayrılmamış olması halinde ise kesin mühlet kararının verildiği sonraki dönemde böyle bir karşılık ayrılamayacaktır. Mahkeme tarafından kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar verilmesi halinde ise daha önce ayrılan karşılıklara ilişkin olarak herhangi bir düzeltme yapılmasına gerek kalmayacaktır. Mahkemeye sunulan konkordato projesinin mahkemece tasdik edilerek kabul edilmesi halinde ise alacağın vazgeçilmeyen kısmı için daha önce ayrılan karşılıkların düzeltilmesi ancak alacaktan vazgeçilen kısmın değersiz alacak olarak yasal kayıtlara intikal ettirilmesi gerekmektedir. Konkordato sürecinin farklı aşamalar içermesi nedeniyle her aşamadaki vergisel değerlendirmeler farklı olabilmektedir. Konunun bu şekilde netleştirilmiş olmasının ileride yaşanacak bir çok ihtilafın önüne geçeceğini belirtmekle birlikte,  her bir aşamanın dikkatlice takip edilerek, uzmanından görüş alınması faydalı olacaktır.