Global ekonomi ve piyasalarla ilgili tahminlerde olumsuz söylemler ağır basarken, analistler finans piyasalarında risklerin 2016 yılında da devam edeceğinde hemfikir.
Fransız ekonomi gazetesi “Les Echos”da yer alan haberde, Société Générale’in analistlerinden Alain Bokozba, aslında risklerin hiçbir zaman ortadan kalkmadığını yalnızca değişen koşullara göre yeni biçim ve boyutlara büründüğünü belirtiyor.
Bank of America Merrill Lynch’in Dünya Ekonomik Forumu’nun bir çalışmasına dayanarak hazırladığı 2016 yılı global riskler haritasında da, 2016 yılında dünyanın her bölgesine ortaya çıkma olasılığı en yüksek belli başlı 3 büyük risk kategorisi sıralanıyor.
Buna göre, dünyayı tehdit eden başlıca riskler toplumsal, jeopolitik ve ekonomik olarak sıralanırken, ikincil olarak da iklim ve teknolojiden kaynaklı riskler belirtiliyor. Teknolojik risk daha çok ABD için önem taşırken, Avrupa’nın bir numaralı riski ise mülteciler. Suriye ve Irak kaynaklı mülteci akınının AB bünyesindeki bazı ülkelerde birlik karşıtı, milliyetçi oyları artırmasının yatırımcıların arzu ettiği ekonomik reformlara sekte vuracak siyasi bir belirsizliğe yol açabileceği vurgulanıyor. Ayrıca işsizlik ya da kötü çalışma koşulları gibi olumsuzlukların da global ekonomik büyüme üzerinde etki edip, Avrupa’nın yanı sıra Latin Amerika ve Afrika’da da toplumsal gerginliklere yol açabileceğine dikkat çekiliyor. Bunun yanı sıra doğal afetler, susuzluk, altyapı eksikliği vs’den de kaynaklanabilecek sıkıntılar söz konusu.
Siber saldırıların bedeli 400 milyar euro
Nitekim Munich Re’nin hesaplamalarına göre, 2015 yılında dünyada doğal felaketlerin maliyeti 90 milyar euro oldu. Ancak siber saldırıların yol açtığı tahribat çok daha büyük. Allianz Global Corporate and Speciality’nin raporuna göre, siber saldırılar hem devletler hem de şirketler açısından yılda 400 milyar euro’luk bir kayba yol açıyor.
Öte yandan, yılın başında yaşanan olayların gösterdiği gibi, riskler çoğalıp üst üste bindiğinde, piyasalarda ciddi bir sarsıntı yaşanıyor: Nitekim MSCI World endeksinde bir buçuk ayda yüzde 11,6 oranında bir düşüş meydana geldi; bu durum 2011 yılından beri gözlenen en kötü performans. Ancak o zamandan beri petrol fiyatlarındaki hafif düzelme sayesinde durulma gözlendi. Bank of America Merrill Lynch’ten James Barty, ABD’de resesyon, Çin ekonomisinde çakılma gibi piyasalar açısından olumsuz öngörülerin abartılı olduğunun ortaya çıktığını belirtiyor.
Bununla birlikte, hisseler açısından geleneksel olarak pek de olumlu olmayan bir dönem niteliğindeki mayıs ayının yaklaşıyor olması ve IMF’nin de global ekonomik büyüme tahminini yeniden aşağıya doğru revize etmesi her şeye rağmen tetikte olunması gerektiğini ortaya koyuyor.
Société Générale’den Patrisk Legland, 2016 yılının ikinci yarısının geçen senekine benzer türde risklerle başladığına dikkat çekiyor. Legland’a göre, petrol fiyatının hâlâ kırılgan olması ve ayrıca Çin’in piyasalar açısından bir volatilite kaynağı olarak kalmaya devam etmesi belli başlı riskler.
Öte yandan, Avrupa kıtasına bakıldığında ise İngiltere’nin 23 Haziran’daki referandumda AB’den çıkma olasılığı, İtalya’daki bankacılık sisteminin kırılganlığı, Yunanistan’daki ekonomik kriz ve Portekiz ekonomisindeki sıkıntılar da yatırımcıların aklını kurcalayan sorunlar olarak kalmaya devam ediyor.

