‘İşsizlik yüzde 10’un altına düşmez’

By Fortune Türkiye

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Ekonomik toparlanmanın sancılı bir seyir izlemeyi sürdürdüğü, üretken yatırımların zayıf seyrettiği, özellikle finansal istikrar üzerinde orta vadede ciddi risklerin bulunduğu günümüzde yeni politikalara ihtiyaç var” dedi. 

İSO’nun mart ayı olağan meclis toplantısında konuşan Bahçıvan, gelişmelerin dünyada, ekonomi politikalarında yaşanan derin ayrışmanın bir süre daha devam edeceğini gösterdiğini kaydetti.

Bahçıvan, Türkiye ekonomisinin 2015 yılının ilk çeyreğini gerek yurt içinde gerekse yurt dışında yaşanan gelişmelerin etkisiyle oldukça hareketli bir ortamda geride bıraktığını anlatarak, küresel ekonomide enerji fiyatlarından kaynaklanan rahatlamanın, özellikle döviz kurundaki olumsuz gelişmeler nedeniyle Türkiye ekonomisine daha sınırlı yansıdığını kaydetti.

Kurdaki artışın ithalat yükündeki gerilemenin olumlu etkilerini kısıtlarken, enflasyon beklentilerinin artış yönünde etkilenmesinin genişleyici para politikaları için Merkez Bankası’nın manevra alanını sınırladığını dile getiren Bahçıvan, “Ekonomik toparlanmanın sancılı bir seyir izlemeyi sürdürdüğü, üretken yatırımların zayıf seyrettiği, özellikle finansal istikrar üzerinde orta vadede ciddi risklerin bulunduğu günümüzde yeni politikalara ihtiyaç var. Bu ihtiyaca dikkat çekerken, sürdürülebilir büyüme için para politikalarının ötesinde farklı araçlara gereksinim duyuluyor” diye konuştu. 

Bu yılın ilk çeyreğindeki öncü göstergelere bakıldığında zayıf bir tablo ile karşı karşıya olunduğunu belirten Bahçıvan, şunları kaydetti:

“Sanayi üretimi uzun bir aradan sonra yıla düşüşle başlarken, ekonominin nabzı açısından önem taşıyan tüketici güven endeksinin neredeyse kritik seviyelere düşmüş olması ve ihracattaki azalma dikkat çekicidir. Küresel ekonomideki risklerin yanı sıra ilk çeyrekteki bu zayıf tablonun ikinci çeyreğe sarkması ihtimali, şu anda yüzde 3-yüzde 3,5 aralığında olan büyüme beklentilerini daha da düşürebilir. Ancak bu noktada, yılın ilk iki ayında oldukça sağlıklı bir görünüm veren kamu bütçesinin 2015 büyümesine ne ölçüde katkı yapacağı da büyük önem taşıyor. İstihdam piyasalarında, işgücüne katılımla yaratılan yeni istihdam arasındaki makas ciddi düzeylerde. Gelecek dönemde olası mevsimsel düşüşler haricinde yüzde 10’un altında işsizlik oranı beklemek pek gerçekçi olmayacaktır. Bu noktada işsizlik ile eğitim sorunumuz arasında yakın bir ilişki olduğuna inanıyorum.”

İstanbul sanayisinin sadece Türkiye ölçeğinde değil, dünya çapında yüksek rekabet gücüne sahip bir kent haline getirilmesi gerektiğini aktaran Bahçıvan, “İstanbul Sanayi Strateji Belgesi”ni hazırladıklarını hatırlattı. 
 
Yüksek teknolojili ürün
Bahçıvan, rekabet gücü açısından İstanbul ile sanayinin olumlu yönlerine bakıldığında yüksek teknolojili ürün üretimi altyapısı, sanayici girişimcilerin varlığı, üniversiteler, tedarik zincirinin gelişmişliği, dış pazar, iç pazar, tüketicinin bilinç seviyesi, coğrafi yoğunlaşma, firmaların üretim yapıları, yabancı sermayeli firmaların varlığı, coğrafi konumun görüldüğünü söyledi.

Bahçıvan, Strateji Belgesi’nin de ortaya koyduğu gibi Türkiye’de kısa sürede yüksek teknolojiye dayalı ihracatı artırabilecek tek altyapının İstanbul’da olduğunu kaydederek, “İstanbul, ülkemizin yüksek teknolojili ürün ihracatının yüzde 67,2’sini gerçekleştirmektedir. Öte yandan İstanbul orta-yüksek teknolojili ürün ihracatında da yüzde 50’nin üzerinde bir paya sahiptir” dedi. 

“İstanbul Sanayi Strateji Belgesi”nde İstanbul’u yüksek rekabetçi bir kent seviyesine, 2023 İhracat hedeflerine ulaştırmak için 18 strateji başlığı altında 46 strateji ve 85 eylem planı tanımlandığını hatırlatan Bahçıvan, “Bu belge ile artık neler yapılması gerektiği konusunda bir yol haritamız var. Takdir edilmeli ki bunu İstanbul Sanayi Odası tek başına yapamaz. İşte bu nedenle, sürecin paydaşları belgede açık bir şekilde tanımlanıyor. Bu proje, paydaşlarıyla birlikte kamuoyunun desteğine ihtiyaç duyuyor” ifadelerini kullandı. 

Bahçıvan, bu ay itibarıyla hizmete koydukları çok önemli uygulamalarının da Teşvik Masası olduğuna dikkati çekerek, bu masada tüm üyelerin projeleri detaylarıyla inceleneceğini ve projeye uygun teşvik mekanizmaları belirlenerek doğru adrese yönlendirileceğini bildirdi. 

“Kamu ve sanayinin birbirinin yol arkadaşı olması gerek”
İstanbul Valisi Vasip Şahin, “Kamu ve sanayinin birbirinin yol arkadaşı olması gerek. Ülkemizi ancak böyle kalkındırabileceğimize inanmamız lazım” dedi.

İSO’nun mart ayı meclis toplantısında konuşan Şahin, kentin trafik sorunu dahil diğer sorunlarını olabildiğince gidermeye çalıştıklarını anlattı.

Şahin, “Her metropol şehirde olduğu gibi İstanbul’da da bir takım güvenlik ihtiyacı var. Terör riski dışında baktığımızda İstanbul, asayiş göstergeleri bakımından diğer metropollere göre iyi durumda. Elimizden gelen her türlü imkan ve tedbirlerle İstanbul’u daha güvenli ve yaşanabilir bir kent haline getirmeye gayret ediyoruz” dedi.

İstanbul Kalkınma Ajansı’nın temel görevlerinden birinin sanayicinin hangi konuda ihtiyacı varsa o konuda araştırmalar yapmak veya desteklenmesi gereken sektörleri desteklemeye çalışmak olduğunu ifade eden Şahin, mevcut miktarların İstanbul sanayicisine yetersiz gelmesi nedeniyle İstanbul’da mali destek programlarının pek ilgili görmediğini, İstanbul ile ilgili ajansa özel bir yetki tanınabilirse bunu, sanayicinin tatmin olacağı seviyeye çekmek istediklerini anlatı.

Şahin, kamunun sanayi ile olan ilişkilerine ivme kazandırılması gerektiğini vurgulayarak, sanayicinin sorunları ve beklentileri konusunda kamunun daha fazla bilgilendirilmesi ve aynı şekilde düzenlemeler yapılırken kamunun, mevcut yeniliklerle hedeflerini sanayicilerle paylaşması konusunda daha aktif olması gerektiğini anlattı.

Bu konuda olabildiğince açık olmaya çalıştıklarını ancak bunun yeterli seviyede olmadığını vurgulayan Vali Şahin, şöyle devam etti:

“İnşallah hep birlikte bunu daha tatmin edici seviyeye çıkarırız. Biz özellikle sizlere hizmet etmek, yardımcı olmak, sorunlarınızı dinlemek için varız. Aksi takdirde orada boşa maaş almış olunuyor. Bizim kamu kesiminden arkadaşlarımız belki rehavet içinde olursa, sizler kapıları aşındırın, insanların yanınızda olmasını sizler sağlayın. Orada biraz ısrarcı olun. Ne kamu sanayinin rakibi ne sanayi kamunun rakibi… Birbirlerinin yol arkadaşı olmaları lazım. Ülkemizi ancak böyle kalkındırabileceğimize inanmamız lazım. Kamu da bir takım genel düzenlemeleri sağlıyor. Onlar da boşuna orada değiller. Ama size engel olmak için orada bulunmadıklarını bizler biliyoruz.”
 
“Sanayi-üniversite iş birliğini gerekirse zaman zaman koordine edebiliriz”
Vasip Şahin, sanayi-üniversite iş birliğinde İstanbul’un diğer şehirlere göre daha avantajlı konumda bulunabileceğini ancak bunun belki üniversitelerin daha fazla gayret etmesiyle geliştirilebilecek bir ilişki olduğunu dile getirdi.

Üniversitede emek veren öğretim görevlilerinin emeklerinin sanayiye daha yoğun yansıtılması gerektiğini vurgulayan Şahin, bu ilişkiyi gerekirse vilayet yönetimi olarak zaman zaman koordine edebileceklerini söyledi.
Şahin, özellikle teknoparkların bu konuda iş birliğini hızlandıracak yapılar olduğuna işaret ederek, ellerinde 7 tane teknopark bulunduğunu ve bunların en az 4’ünün uluslararası düzeyde inovasyon yapabilecek alt yapıya sahip olduğunu ifade etti.

İstanbul sanayicilerinin, Türkiye’nin yüzde 50’ye yakın vergisini ödediğini belirten Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:

“İhracatın yüzde 54’ünü, ithalatın yüzde 57’sini sizler sağlıyorsunuz. Üretim noktasında pek çok inovatif üretimler sizlerin fabrikasından sağlanıyor. Dolayısıyla İstanbul’dan sanayinin topyekün dışarı çıkarılması gerçekçi bir yaklaşım olamaz. İstanbul belki zaman içerisinde sofistike inovatif üretimler, araştırmalar yapan birimleri ve finans merkezleri yine burada olmak kaydıyla taşradaki şartların da daha iyi hale gelmesiyle, kendileri de taşraya doğru imalat birimlerini buraya kaydıracaktır. Bu tabii süreç içinde olacaktır, zorlamayla değil. Ayrıca, taşrada organize sanayi bölgeleri, mevcut ihtiyaçlara göre öngörüldüğü için İstanbul’daki organize sanayi bölgelerimizden daha iyi bir altyapıya sahiptir. Çoğunda arıtma tesisleri ortak. Bu konuda belki biraz daha cesaretli olmak lazım. Bu yasayla yapılabilecek bir şey değildir.”

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...