Hitit Tabletlerindeki Gizemli Tarifler, Gastro Çorum ile Yeni Lezzet Rotası Olabilir mi?

By Fortune Türkiye

Tarihin bilinen ilk yazılı barış antlaşması Kadeş’in ardından kraliçelerin birbirlerine gönderdiği Hitit yemek reçeteleri, 3000 yıl sonra Çorum’da küresel bir uyanışa dönüşüyor. “Gastro Çorum” vizyonuyla restore edilen Veli Paşa Hanı’ndan San Sebastian’a uzanan bu lezzet diplomasisi, şehrin mutfak tarihini “Açık Ateş” etkinliklerinde yeniden harlayacak.

Çorum Belediyesi’nin öncülüğünde yürütülen Gastro Çorum projesiyle ilgili çalışmaları yerinde takip etmek için şehirdeyim. Tanıtımın yapıldığı toplantı salonuna girdiğimde kalabalığın gözünün, siyah örtülü uzun masanın ardındaki beş konuşmacıya kilitlenmiş olduğunu fark ediyorum.

Arkadaki büyük ekranda, binlerce yıllık Hitit askerlerinin taş kabartmaları üzerine büyük harflerle yansıtılmış “Çorum Mutfağına Saygı” ve “UNESCO Gastronomi Adaylığı ve Açık Ateş Etkinlikleri Bilgilendirme” yazısı dikkatimi çekiyor.

Ana ekranın hemen sağında ve solunda iştah açıcı Çorum mantısının, tepsiler dolusu yöresel lezzetlerin fotoğrafları, bu tarihi dokuya eşlik ediyor.

Ön sıralardan geriye doğru uzanan dinleyiciler; yerel üreticiler, esnaf ve bürokratlar, kürsüde konuşan Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ı dinliyor.

“Anadolu’daki ilk başkent, ilk payitaht olan Çorum’un dünden bugüne taşıdığı bu büyük zenginliği ve kadim kültürü turizmle harmanlayarak dünyaya sunuyoruz,” diyor Aşgın.

Peki, M.Ö. 3000’li yıllarda Kadeş Barış Antlaşması’nın mimarı olan kraliçelerin birbirlerine gönderdikleri tabletlerdeki o gizemli yemek tarifleri, binlerce yıl sonra Çorum’da buluşacak küresel şeflerin ellerinde nasıl bir gastronomi hamuruna dönüşecek?

Bu sorunun cevabını bulmak ve vizyonun nasıl ete kemiğe büründüğünü anlamak için, basın toplantısının ardından pazar-atölye-sofra zincirinin yaşayan laboratuvarı, tarihi Veli Paşa Hanı’na doğru yürüyorum.

Tabletlerden süzülen 31 tescilli miras

Geniş taş avlusu ve restore edilmiş ahşap cumbalarıyla Veli Paşa Hanı’nda dolaşırken, aslında binlerce yıllık bir tarihin içinde olduğumu anlıyorum.

Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın’ın altını çizdiği payitaht vizyonu, valilik, belediye, üniversite ve sivil toplum kuruluşlarının omuz vermesiyle bugün Gastro Çorum projesi adı altında UNESCO Gastronomi Şehri başvuru sürecine dönüşmüş durumda.

Çorum Valisi Ali Çalgan köklü mirasın önemini, “Bu coğrafya, tarımın, yerleşik hayatın ve insanlık medeniyetinin başlangıç coğrafyasıdır,” diyerek özetliyor.

Çorum Milletvekili Yusuf Ahlatçı tarihi derinliğin günümüze geliş sürecinden bahsederken “Kadeş Antlaşması sonrası kraliçelerin birbirlerine yemek tarifleri göndermesine dayanan bu kültür, Oğuz boylarıyla harmanlanarak atalarımızdan günümüze taşındı,” diyor.

Hitit tabletlerinden süzülüp gelen üretim kültürü, bugün yerel esnafın tezgâhında ve imece usulü çalışan kadınların ellerinde yeniden şekillenmiş.

Türk Patent ve Marka Kurumu verilerine göre Mart 2026 itibarıyla Çorum’un coğrafi işaretli ürün sayısı 31’e ulaşmış. Sahadaki yerel üretimin gücünü ve esnafın vizyonunu ÇESOB Başkanı Recep Gür oldukça net bir ifadeyle dile getiriyor:

“Coğrafi işaretli 31 ürünümüz ve hazırlık aşamasındakilerle birlikte tüm çalışmalarımızı tamamladık. Çorum mutfağını dünyanın farklı ülkelerinde hak ettiği yere taşıyacağız.”

Açık ateş ve küresel diplomasi

Çorum’un 3000 yıllık reçetelerini uluslararası arenaya taşıma sürecinin mimarlarından UNESCO Başvuru Danışmanı Yasemin Cerit Doğan, 2022 Montevideo Kültürel Deklarasyonu’nu referans göstererek rotayı çiziyor:

“UNESCO sürecindeki 4 ana odak alanımızla amacımız; kültürel mirası koruyan, yerel üreticiyi destekleyen ve uluslararası iş birliğine dayalı katılımcı bir ekosistem yaratmak.”

Stratejinin en büyük küresel yansımalarını ise 2026 yılı içinde peş peşe gözlemleyeceğiz. Ekim ayında İspanya’nın San Sebastian kentindeki prestijli San Sebastian Gastronomika fuarına katılım planlanırken, asıl büyük çalışma haziran ayında Çorum’da gerçekleşecek.

Hititlerin pişirme tekniklerini günümüze bağlayan Yöresel Yemek Araştırmacısı M. Adnan Şahin, bu heyecan verici takvimi şu sözlerle duyuruyor:

“4-7 Haziran’daki Açık Ateş etkinlikleri tesadüf değil; bu topraklarda açık ateş pişirme teknikleri hep hayatın içindeydi. İspanya, İtalya ve Brezilya’dan ünlü şefleri ağırlayarak dünyaya kendi evimizde kendi geleneğimizi anlatacağız.”

Geleceğe harlanan ateş

Veli Paşa Hanı’nın geniş avlusuna ikindi güneşi vururken, ahşap revakların gölgeleri ağır ağır uzuyor. Bir köşede ustalar vitrinlerini düzeltiyor, diğer yanda Kadeş kraliçelerinin tabletlerinden bugüne ulaşan ilham, modern sunumlarla bir sonraki kuşağa aktarılmak üzere özenle tabaklara yerleştiriliyor.

Toplantı salonundaki ekranda gördüğüm o Hitit kabartmaları, hanın avlusundaki bu canlı, üreten mekanda adeta yeniden nefes alıyor.

Havada sadece kavrulmuş Çorum leblebisinin ya da ağır ağır pişen tandırın kokusu yok; aynı zamanda bir emeğin ve binlerce yıllık bir tarihin kokusu var.

Milattan önce 3000’lerden bugüne dünya tarihine yön vermiş bu topraklar, bugün mutfak ateşini yeniden harlıyor.

Ve Çorum, Hitit tabletlerinde saklı kalan o sofrayı, dünya sahnesinde kendisine ayrılan yere yeniden kurmaya hazırlanıyor.


 

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...