Elektronik atıklar bugün küresel ölçekte ciddi bir sorun. Akıllı telefon gibi cihazların üretimi hem doğal kaynak tüketimi hem de karbon salımı açısından oldukça maliyetli. Bu nedenle mevcut cihazların daha uzun süre dolaşımda kalması, çevresel açıdan önemli bir fark yaratıyor. Getmobil’in bu noktadaki katkısının kullanılabilir durumdaki cihazları yeniden ekonomiye kazandırmak olduğunu söyleyen Getmobil Kurucu Ortakları Mehmet Uygun ve Zeynep Uygun, “Yenilenen her cihaz, yeni bir cihazın üretilmemesi anlamına geliyor. Bu da daha az karbon salımı, daha az atık ve kaynakların daha verimli kullanılması demek” diyor.
Getmobil olarak kısa süre önce teknoloji ve girişim dünyasında büyük ses getiren bir yatırım turunu tamamladınız. 22 milyon dolarlık bu Seri A yatırımının detaylarını ve yatırımcı profilini sizden dinleyebilir miyiz? Bu turu diğerlerinden ayıran neydi?
Getmobil olarak yakın zamanda 22 milyon dolarlık Seri A yatırım turumuzu tamamladık. Tura, Dünya Bankası Grubu’nun özel sektör kolu olan IFC ve iklim teknolojileri alanında faaliyet gösteren Lowercarbon Capital liderlik etti.
Bu yatırımın bizim açımızdan en anlamlı tarafı, yatırımcıların Getmobil’e yalnızca bir teknoloji şirketi olarak değil; ekonomik ve çevresel etkisi olan bir yapı olarak yaklaşması. IFC toplumsal ve ekonomik etkiyi, Lowercarbon ise karbon emisyonunu azaltan iş modellerini önceliklendiriyor.
Dolayısıyla bu yatırım, geldiğimiz noktada yaptığımız işin hem Türkiye ekonomisi hem de çevre açısından değer ürettiğine dair önemli bir adım olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de aynı odağı koruyarak, adım adım büyümeye devam etmeyi hedefliyoruz.
Tam bu noktayı açmak isterim. Dünya Bankası (IFC) ve Lowercarbon gibi devler neden Getmobil’e yatırım yaptı? Onları ikna eden temel motivasyon neydi?
Bu noktada aslında yatırımcıların Getmobil’de gördüğü şey, klasik anlamda bir pazar yeri olmamızdan ziyade, bir teknoloji altyapısı kuruyor olmamızdı.
Türkiye’de yaklaşık 8 milyar dolarlık bir ikinci el elektronik pazarı var. Ancak bu pazarın çok büyük bir kısmı hâlâ kayıt dışı, standartlardan uzak ve verimsiz şekilde işliyor. Bizim çıkış noktamız da tam olarak burasıydı.
IFC ile yaptığımız görüşmelerde şu vizyonu paylaştık: Biz bu dağınık yapıyı dijitalleştirerek kayıt altına almayı hedefliyoruz. Türkiye genelinde on binlerce geleneksel telefon bayisi ve esnaf bulunuyor. Geliştirdiğimiz yazılım ve operasyonel altyapıyla bu esnafın daha şeffaf, daha verimli ve daha sürdürülebilir şekilde çalışmasını sağlıyoruz.
Bayilere fiyatlama, stok yönetimi ve operasyonlarını kolaylaştıran araçlar sunuyor; zaman içinde finansmana erişimlerini de destekliyoruz. Yani onları yalnızca bir platforma bağlamakla kalmıyor, iş yapış biçimlerini dönüştürmeye çalışıyoruz.
Sanırım yatırımcıları ikna eden temel motivasyon da buydu: Kayıt dışı ve dağınık bir pazarı, adım adım daha şeffaf, denetlenebilir ve ölçeklenebilir bir yapıya dönüştürme hedefi.
Sıkça dile getirilen “kayıt dışı 8 milyar dolarlık pazar” Getmobil tarafından nasıl dönüştürülüyor?
İkinci el elektronik pazarı uzun yıllar boyunca standartları net olmayan ve büyük ölçüde kayıt dışı bir yapı içinde büyüdü. Bu durum bir yandan tüketici güvenini zorladı, diğer yandan da bayilerin işlerini sürdürülebilir ve ölçeklenebilir şekilde büyütmesini zorlaştırdı.
Getmobil olarak bu pazara yaklaşımımız, altyapıyı iyileştirmek üzere oldu. Geliştirdiğimiz uçtan uca dijital sistemle; ürünlerin yenilenme süreçlerini, kalite kontrollerini, garanti koşullarını ve satış kanallarını belirli standartlar çerçevesinde yönetilebilir hale getiriyoruz.
Bu sayede hem tüketici tarafında daha fazla şeffaflık sağlanıyor hem de bayiler için daha öngörülebilir, daha düzenli bir iş modeli oluşuyor. Zaman içinde bu yapı, pazarın tamamının daha izlenebilir, denetlenebilir ve sağlıklı bir zeminde büyümesine katkı sağlıyor.
Türkiye’de alım gücündeki değişimler ve yüksek enflasyon, tüketici davranışlarını nasıl etkiliyor? Getmobil bu yeni ekonomik konjonktürde nerede duruyor?
Türkiye’de alım gücündeki değişim ve yüksek enflasyon, tüketicinin teknolojiye yaklaşımını ciddi şekilde etkiliyor. Bugün teknoloji artık bir lüks değil, günlük hayatın temel bir parçası. Tüketici artık yalnızca fiyatı değil, toplam sahip olma maliyetini daha dikkatli değerlendiriyor.
Getmobil bu noktada, daha erişilebilir bir alternatif sunan bir yerde konumlanıyor. Yenilenmiş cihazlarımızla, tüketicinin ihtiyaç duyduğu yüksek segment teknolojiye, sıfır ürünlere kıyasla daha makul fiyatlarla ulaşmasını sağlıyoruz. Bunu yaparken de güven konusunu merkeze koyuyoruz.
Sunduğumuz ürünler; Ticaret Bakanlığı onaylı, 12 ay garantili, 12 ay taksitli satılabilen cihazlar. Yani tüketici, ikinci el bir ürünü belirsizliklerle değil; kurumsal bir çerçeve ve net standartlar içinde satın alıyor.
Aynı zamanda kullanıcılar, ellerindeki cihazı satarken kayıtlı ve güvenilir bir platform üzerinden işlem yapmanın rahatlığını yaşıyor.
Biz Getmobil’in bu ekonomik konjonktürdeki rolünü, teknolojiyi yeniden “ulaşılabilir” kılmak ve bunu güvenli bir zeminde yapmak olarak görüyoruz.
Tüketici tarafında Getmobil’i öne çıkaran temel avantajlar neler?
Tüketici tarafında Getmobil’i öne çıkaran en temel avantaj, yüksek segment elektronik ürünleri daha uygun fiyatlarla, 12 ay garantili ve 12 aya varan taksit seçenekleriyle sunması.
Peki, tüketici tarafında “ikinci el” algısı değişiyor mu? Eskiden bir çekince vardı, şimdi durum nedir?
Evet, tüketici tarafında ikinci el algısında çok net bir değişim var. Eskiden ikinci el, daha çok bir zorunluluk olarak görülürdü. Bugün ise özellikle genç kullanıcılar ve bilinçli tüketiciler için daha akılcı ve bilinçli bir tercih haline geliyor.
Artık “param yetmediği için aldım” duygusundan ziyade, “gereksiz yere fazla para ödemedim” ve “daha sürdürülebilir davrandım” yaklaşımı öne çıkıyor. Biz de bunu, daha basitçe, akıllı bir tercih olarak tanımlıyoruz.
Getmobil’in sunduğu modelde kullanıcı, elindeki cihazı kolayca satabiliyor ya da takasla daha güncel bir modele geçebiliyor. Bu da cihaz sahipliğini tek seferlik bir karar olmaktan çıkarıp, daha esnek ve döngüsel bir yapıya taşıyor. Kullanılmayan teknolojinin evde beklemesi yerine yeniden değer kazanması fikri giderek daha fazla kabul görüyor.
Getmobil’in bayi modeli KOBİ’ler açısından ne ifade ediyor?
Getmobil’in bayi modeli, klasik bir alım-satım ilişkisinin ötesinde, KOBİ’leri güçlendiren bir ekosistem yaklaşımı sunuyor.
Bayiler, dijital altyapı sayesinde stok devir hızlarını artırabiliyor, operasyonel maliyetlerini daha iyi yönetebiliyor ve talep öngörülerini daha sağlıklı yapabiliyor. Aynı zamanda, tek başlarına erişemeyecekleri geniş müşteri tabanına ve kurumsal iş birliklerine entegre olma imkanı buluyorlar.
Sürdürülebilirlik konusuna da değinelim. Teknoloji atıkları küresel bir kriz. Getmobil’in bu konudaki somut etkisi nedir?
Elektronik atıklar bugün küresel ölçekte ciddi bir sorun. Akıllı telefon gibi cihazların üretimi hem doğal kaynak tüketimi hem de karbon salımı açısından oldukça maliyetli. Bu nedenle mevcut cihazların daha uzun süre dolaşımda kalması, çevresel açıdan önemli bir fark yaratıyor.
Getmobil’in bu noktadaki katkısı, kullanılabilir durumdaki cihazları yeniden ekonomiye kazandırmak. Yenilenen her cihaz, yeni bir cihazın üretilmemesi anlamına geliyor. Bu da daha az karbon salımı, daha az atık ve kaynakların daha verimli kullanılması demek.
Getmobil’in büyüme hikayesini önümüzdeki dönemde nasıl okumalıyız? Bu model global ölçekte nasıl bir potansiyele sahip?
Önümüzdeki dönemde Getmobil için öncelik, Türkiye’de kurduğumuz bu modeli sağlamlaştırmak ve ölçeklendirmek olacak.
Uzun vadede hedefimiz; ikinci el elektroniğin geçici bir alternatif olarak değil, güvenilir ve bilinçli bir ana akım tercih olarak görülmesine katkı sağlamak. Getmobil’i de bu dönüşümün içinde, adım adım ve ölçülü şekilde büyüyen bir yapı olarak konumlandırıyoruz.
