Finansman gider kısıtlamasına yönelik yayımlanan tebliğin kanunda öngörülen uygulamaya aykırı olduğu iddiası ile konu yargıya taşınmış, ancak danıştay vergi dava daireleri kurulu itirazları red ederek idarenin uygulamasına onay vermiştir.
Değerli Fortune okuyucularım, bu yazımda finansman gider kısıtlaması düzenlemesi hakkındaki değerlendirmelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Bilindiği gibi finansman gider kısıtlaması 6322 sayılı kanun ile firmaların finansman ihtiyaçlarını borçlanma yerine özkaynakları ile finanse etmelerini teşvik etmek amacıyla 15 Haziran 2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve 3490 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de 2021 yılında uygulanmak üzere finansman gider kısıtlaması oranı %10 olarak belirlenmiştir. Buna göre kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmeler, aşan kısma münhasır olmak üzere (yatırımın maliyetine eklenenler hariç), faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yaptıkları gider ve maliyet unsurlarının %10’unu kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alacaklardır. Gelir Vergisi Kanunu’nda da benzer bir düzenleme yapılmıştır.
Finansman gider kısıtlaması uygulaması ile ilgili olarak Gelir İdare Başkanlığı’nca bir tebliğ yayınlanmıştır. Tebliğle yapılan düzenlemeye bazı itirazlar olmuş ve özellikle üç konuda yargıya baş vurulmuştur. Bunlardan birincisi bilanço pasifinde kayıtlı kısa vadeli ve uzun vadeli tüm yabancı kaynakların yabancı kaynak olarak tanımlanmış olmasıdır. Oysa kısa vadeli ve uzun vadeli yabancı kaynak hesaplarında, banka kredileri, grup içi krediler, finansal kiralamadan doğan yükümlülükler gibi finansman amaçlı kullanılan yabancı kaynaklar dışında vergiler, borç ve gider karşılıkları, gelecek aylara ait gelirler ve gider tahakkukları, hesaplanan KDV, diğer KDV ve ticari işlemlerden doğan satıcılar hesapları gibi hesaplar da bulunmaktadır. Dolayısıyla, YMM ilgili hesaplarda yer alan ve finansman mahiyetinde olmayan hesapların yabancı kaynak olarak değerlendirilmemesi ve hesaplama dışında tutulması gerektiği savı ile konu yargıya taşınmıştır.
Uygulama 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olmakla birlikte kısıtlamanın hangi oranda yapılacağına dair herhangi bir karar alınmadığından fiilen uygulanmadı. 04.02.2021 tarihinde ise yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ile %10 olarak 2021 yılından başlamak üzere uygulanmaya başlandı. İşte ikinci ihtilaf konusu da, yayımlanan kararın geriye dönük olduğu iddiası ile, böyle oluştu. Üçüncü ve son itiraz konusu ise finansman giderlerinin yanı sıra finansman geliri de elde etmiş mükelleflerin finansman gider kısıtlaması uygulamasında söz konusu gelir ve giderlerini birbiriyle mukayese etmek suretiyle netleştirmelerinin mümkün olmaması ve sadece aynı yabancı kaynağa ilişkin olarak oluşan kur farkı gelir ve giderlerin mahsuplaştırılarak finansman gideri kısıtlamasında dikkate alınması hususudur.
Birinci derece mahkemelerde birtakım kararlar mükellef lehine iken bazıları da İdare lehine sonuçlanmıştır. Ancak temyiz aşamasında, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu vermiş olduğu kararlarda söz konusu üç itiraz konusunu da reddederek tartışmalara son noktayı koymuş ve İdare lehine sonuca bağlamıştır. Mükelleflerin, ileride herhangi bir tarhiyatla karşılaşmamaları için, finansman gider kısıtlaması uygulamasını yukarıda belirtildiği şekilde dikkate almaları önem arz etmektedir.