ETÜDER’in Algoritması Kayıt Dışını Yenebilecek mi?

By Fortune Türkiye

Ev dışı tüketimde kayıt dışı oranlar endişe verici boyutta. Ciddi boyutlara ulaşan belirsizlik masalara geliyor. ETÜDER Başkanı Melih Şahinöz, geliştirdikleri yeni algoritma ile denklemi kökünden değiştirmeyi hedefliyor. Peki, bu dijital dedektiflik hamlesi piyasayı gerçekten disipline edebilecek mi?

Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) Başkanı Melih Şahinöz ile bir öğle kahvesi için buluştuğumuz mekanın kış bahçesindeyiz. Dışarıda İstanbul’un kış silueti, içeride ise cam tavanı delip geçen gün ışığının yarattığı dinginlik hakim.

Masamızın hemen üzerinde asılı duran kırmızı ışıklı ısıtıcı, serin havaya inat ortamı ısıtırken, Şahinöz’ün arkasındaki yeşil yapraklı bitkiler sohbetimize eşlik ediyor. 

Masaya gelen kahve daha soğumadan, tabağıma gelen tiramisunun geçmişinden, yani üreticiden çatala uzanan şeffaflık hikayesinden bahsediyor.

Geliştirdikleri Güvenilir Tedarikçi uygulamasıyla, restoran müşterilerine ellerindeki telefonla birer gıda dedektifi olma şansı tanıdıklarını anlatıyor.

Bahsettiği, hijyen meselesinin de ötesinde ekonominin kanayan yarası kayıt dışılığa vurulacak en büyük neşterlerden biri.

Melih Şahinöz, samimi ve içten duygularla konuşuyor.

“Kardeşim hepiniz güvenilir tedarikçi olacaksınız dedik ve yola böyle çıktık.”

Bu iddialı çıkış, aslında yemek masasına oturan herkesi ilgilendiren o büyük soruyu akıllara getiriyor.

Bu güne kadar tüm denetim mekanizmalarını atlatan kayıt dışı ekonomi canavarını bir karekod dize getirebilir mi?

Dijital dedektif iş başında

Yemeğinizi beklerken menüdeki karekodu okuttuğunuzu ve lahmacununuzun üzerindeki etin hangi çiftlikten geldiğini, soğanın hangi tarlada hasat edildiğini anında gördüğünüzü hayal edin.

Sistem tam da bu şeffaflık üzerine kurulu.

Tüketici, artık son ürünle beraber, o ürünün tüm yolculuğunu denetleyen bir dedektif rolüne bürünüyor.

Melih Şahinöz, sistemin işlemesi için sektörün önde gelen oyuncularının, özelliklede kurumsallaşmayı başarmış olanların nasıl bir inisiyatif aldığını anlatıyor.

Zincir restoranlar, tedarikçilerine sisteme girmezseniz sizinle çalışamayız diyerek değişimin öncüsü oluyor.

Bununla birlikte, süreç büyük markaların olduğu kadar, tüketicinin de talepkar olmasıyla işleyecek bir mekanizma.

Tedarikçilerin sisteme girmemesi halinde büyük alıcıların tavrının sertleşeceğini söylüyor.

“Restoran zinciri, ‘Abi sen sisteme girmiyorsan, seni değiştirmek zorundayım, ya hizalan ya da yolları ayırıyoruz’ diyor.”

Sistem, tedarik zincirindeki her halkanın birbirini denetlediği ve tüketicinin nihai onay merci olduğu bir yapı kurguluyor. Böylece gıda güvenliği bir vaat olmaktan çıkıp kanıtlanabilir bir gerçeğe dönüşüyor.

Şahinöz, izlenebilirliğin önemine dikkat çekiyor.

“Müşteri menüye baktığında pizzanın üstündeki sucuk nereden gelmiş dediğinde geriye doğru takip etsin istiyoruz.”

Kayıt dışı ile teknoloji savaşı

Gıda güvenliği buz dağının sadece görünen yüzü. Suyun altındaysa ekonomisinin neredeyse yarısını işgal eden kayıt dışı gerçeği yatıyor.

Oluşturulan sistem devletin denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığı bu karanlık alanı, ticari bir zorunluluk yaratarak aydınlatmayı hedefliyor.

Sisteme dahil olmak, otomatik olarak belgeli ve izlenebilir olmayı gerektirdiğinden, merdiven altı üretim doğası gereği bu şeffaf ağın dışında kalıyor.

Sektördeki kayıtlı oyuncuların omuzundaki en büyük yük, vergi ve denetim maliyetlerini yok sayanların yarattığı haksız fiyat avantajı.

Şahinöz, aynı ürünü yarı fiyatına mal eden kayıt dışı yapıların yarattığı tahribata dikkat çekiyor.

“Kayıt altındaki işletme 10 liraya mal ederken, öbürü ne üdüğü belirsiz ürünle 5 liraya mal ediyor.”

Sistem, fiyat odaklı rekabeti kalite ve güven eksenine çekerek haksız kazanç denklemini bozuyor.

Uygulamanın arkasındaki algoritma, tedarikçinin ürün kalitesi kadar, ticari sicilini ve sürdürülebilirliğini de sıkı bir disiplinle tarıyor.

Bir işletmenin standartları karşılamaması veya faturasız işlem yapmaya kalkışması, sistemden anında ihraç edilmesiyle sonuçlanıyor.

“Sistem anında fişini çekiveriyor, bir daha tedarikçi o belgeyi gösteremiyor.”

Böylece denetim, bir memurun inisiyatifinden çıkıp, pazarın kendi ödünsüz ama adil seleksiyonuna dönüşüyor.

Görünmez kahramanların yükselişi

Hayata geçirilecek teknolojik dönüşümün belki de en romantik tarafı, reklam bütçesi olmayan ancak işini tutkuyla yapan küçük yerel üreticilere sunduğu fırsat eşitliği.

Anadolu’nun bir köşesinde en kaliteli peyniri üreten küçük bir mandıra veya harika soslar yapan bir kadın girişimci, bu uygulama sayesinde dev markaların yanında ismini gösterebiliyor.

Tüketici, yediği yemeğin içindeki malzemenin kalitesini gördüğünde, o görünmez kahraman bir anda talep edilen bir markaya dönüşüyor.

Melih Şahinöz, büyük markaların zaten kendi pazarlama güçleri olduğunu, asıl ihtiyacın küçük ve orta ölçekli kaliteli üreticinin parlatılması olduğunu düşünüyor.

“Siz büyük firma değilseniz o zaman gidip de reklam yapmanız zor.”

Kaliteli üretimin ödüllendirildiği sistemde, iyi mal üreten herkesin, çapına bakılmaksızın ulusal hatta küresel pazara açılma şansı doğuyor. Dijital izlenebilirlik, güvenin yeni para birimi haline geliyor.

“Salatadaki nar ekşisi nereden gelmiş diye baktığınızda küçük ama güvenilir bir marka göreceksiniz.”

Kahvelerimizi bitiriyoruz.

Mekandan çıkarken aklım, yediğim tiramisunun peynirinde.

Nereden gelmişti acaba.

BENZER MAKALELER

SON MAKALELER

Loading...