Anasayfa FORTUNE DİJİTAL Dijital çağın yeni kapıları
FORTUNE DİJİTAL - 18 Şubat 2019

Dijital çağın yeni kapıları

Bu sene tamamlanması beklenen SoftwareOne-Comparex birleşmesi ile oluşması beklenen 10 milyar euro ciroluk ekonominin kendileri ve Türkiye için yeni fırsatlar anlamına geldiğini söyleyen Comparex CEO’su Irmak Pakdemir, bu yeni dünyanın fırsatlarından faydalanabilmek için CEO’nun girişimci gibi hareket etmesi gerektiğini ifade ediyor

Geçen yılın son aylarında İsviçre merkezli Microsoft lisansları satıcısı dev SoftwareONE’ın bilgi teknolojisi servisleri sağlayıcısı Comparex’i satın alma planları açıklandığında bunun bir lisanslama devi yaratacağı konuşuluyordu. Avusturyalı ana şirketi Raiffeisen Bank’ın ana şirketi olduğu Comparex, diğer yazılımlarla birlikte asıl olarak Microsoft yazılımlarını lisanslamasıyla tanınıyor. Avrupa’da 35 ülkede 80 lokasyonda faaliyet gösteren Comparex’in 2017/2018 mali yılında açıkladığı ciro 2,5 milyar dolar oldu. Şirket EMEA pazarındaki en büyük Microsoft lisanslama çözümleri sağlayıcısı olarak tanınıyor. 

Microsoft lisanslama çözümleri uzmanı SoftwareONE ise, 7 milyar dolarlık cirosu ve 80 ülkedeki yerel varlığı ile bundan çok daha büyük bir yapı oluşturuyor. Dünyanın en büyük 10 fonu arasında yer alan New York merkezli KKR’nin yatırım yaptığı SoftwareONE, daha 2015’te işlerini buluta yönlendirme kararını almış ve buna yatırım çekmeyi başarmış bir şirket. 

Bu, Türkiye’de Dataserv’in Comparex’e dönüşmesinin sadece bir yıl öncesi. 1997’de İstanbul’da kurulan Dataserv Bilişim Teknolojileri dünyanın değişen ve Türkiye’nin artan bilgi teknolojileri ihtiyaçlarına yazılım alanlarında çözümler üretme hedefiyle faaliyetlerini sürdürürken Şubat 2016’da Comparex grubunun bir parçası oldu. Özel sektör ve kamu kuruluşları olmak üzere yüzlerce kurumsal müşterisine İstanbul, Ankara ve Bursa’daki ofislerinde 75 çalışanı ve çözüm ortakları ile hizmet ve destek sağlamakta olan Dataserv, Comparex Turkey Bilişim Teknolojileri; kurumsal yazılım pazarının en önemli oyuncularından biri haline geldi. Firma, tüm finans, telekom, büyük kamu ve büyük sanayi firmalarını müşteri portfoyünde barındırıyordu.

Firma şu anda bu sene içinde tamamlanması planlanan SoftwareOne-Comparex birleşmesinin ardından oluşacak yeni yapıdaki yerine hazırlanıyor. Birleşmenin ardından daha da büyüyerek pazarda yerini alacak olan SoftwareONE, yazılım cirosunun 10 milyar doları bulmasını bekliyor. Anlaşmanın beklendiği gibi 2019’da tamamlanmasının ardından ortaya çıkacak şirketin 88 ülkede 5 bin 500 çalışanı bulunuyor olacak. 

Comparex Turkey CEO’su Irmak Pakdemir, “Bizi heyecanlandıran taraf pencerenin çift taraflı açılması. Biz buradan kendi fikri mülkiyetli ürünlerimizi acaba satabilir miyiz yurtdışına? Çünkü şimdi 100 ülkedeki satış kanalından bahsediyoruz. Bendeki yeni bilgi, birleşme ile birlikte buna çok daha aç oldukları” diyor. Bu heyecanın nedenini anlamak zor değil; marjların geldiği nokta katma değerli işler yapmayı zevk değil zorunluluk haline getirmiş durumda. Pakdemir bu konuyu da son derece şeffaf bir biçimde ortaya koyuyor: “Marjlar o kadar düştü ki artık katma değerli bir şey satmadığınız zaman bizimki gibi firmaların para kazanacağı alan kalmadı. Biz örneğin bir bulut sattığımızda şirkete çok komik bedeller kalıyor. Biz onun üzerine katma değerli hizmetler koyduğumuz zaman, müşteri yönetim sistemlerini aldığımız zaman para kazanabiliyoruz. Bu bizi kendimizi geliştirme anlamında çok ittiren bir durum” diyor. 

Pakdemir ve ekibinin yaptığı iş itibariyle bir de avantajı bulunuyor. Günümüzde, işletmelerin çok farklı yapıdaki hem içeride geliştirilen uygulamaların hem de üçüncü parti paket uygulamaların, buluttan çalışmayı da desteleyecek şekilde bir entegre edilmesi ve bu altyapı üzerinden farklı kanallardan kesintisiz hizmet vermesi gerekiyor. Bunu yaparken mümkün olduğunca yeniden kullanılabilir bileşenleri kullanmak, yeni bileşenleri satın alıp hızla devreye alabilmek, minimum efor ile yazılım bileşenlerini geliştirmek, yüksek performanslı ölçeklenebilir bir yapıya sahip olmak zorunlu. Yine bu platform üzerinde B2B, mobil, büyük veri, bulut ve sosyal uygulamaları tek bir platform üzerinde bütünleştirip optimize etme ihtiyacı bulunuyor.

Resmi tanıtımı “Microsoft, Quest Software, One Identity, Automic, Automation Anywhere, Micro Focus, Software AG, McAfee, Splunk, Red Hat gibi kendi alanında dünya lideri firmaların yazılım çözümlerini portföyünde barındırmakta olan Comparex Turkey” ifadesini yansıtsa da hem ciro ve kar yaratma hem de teknolojinin gelişme yönünü yakalama anlamında servis ve özellikle katma değerli servis boyutu daha önemli hale geliyor. Türkiye’deki ekibin ve yönetimin yarattığı güven ile güven endeksinde iyi bir yere oturmuş olması ve bunun sayesinde yatırım yapılan ülke konumunu sürdürecek olması, bu konuda önemli adımların atılması için zemin hazırlıyor. 

Pakdemir, “Ben o anlamda Türkiye’yi böyle global bir markaya çok iyi pazarladığımı düşünüyorum. Pazarladıktan sonra verdiğimiz bütün sözleri de teslim ettiğimizi düşünüyorum. Bu yüzden böyle bir yatırım gelecek çünkü oluşan bir güven var. Bu birleşme ile beraber bize güvenen yatırımcılar yine Türkiye’ye yatırıma devam edecekler. Çoğu firmanın aksine yatırımlarını büyüterek devam edecekler. Bence dikkate almamız gereken en büyük mesajlardan bir tanesi bu” dedikten sonra “Yatırımdan kastım şu: Önümüzdeki dönem bir aksilik olmazsa Türkiye’den çevremizdeki bölgeye bir support center dediğimiz, bir support hub dediğimiz yönetilen hizmetler tarafında destek veren bir ekibin Türkiye’de tutulması söz konusu. Bunun iki tane sebebi var açıkçası. Bir tanesi Türk yöneticilere gerçekten güvenmeleri. Kriz süresince bizim yaptıklarımızı izlediler ve bizi başarılı buluyorlar. İkincisi de Türki’de yabancı dil konuşup da Avrupa gibi bir pazara destek verebilecek gerçekten çok iyi teknik bilgiye sahip bir ülke olması” şeklinde konuşuyor.

Pakdemirli, bu tercihin ortaya çıkması sırasında Türkiye’nin hangi dengelerin içinde sıyrılıp geldiğini ise, “Bizim alternatifimiz Balkan ülkeleri olabilirdi. Yeni durumda görece olarak yüksek yatırım bedelleri. Hindistan olabilirdi. Hindistan devam ediyor ama gerçekten bizdeki kalite, destek olarak Hindistan’dan aşağıda değil ve bölgesel olarak Avrupa’ya daha yakınız” sözleriyle ortaya koyuyor. 

Üstelik bu sadece Avrupa ile sınırlı kalan bir değerlendirme değil; hatta biraz ileri gidip Türkiye’nin yazması gereken yeni hikaye konusunda da iddialı bir örnek ortaya koyuyor. Özellikle yatırımcılar nezdinde yaratılan etkiye işaret eden Pakdemir, “Türkiye’nin durumunun farkındalar ve aynen devam ediyorlar; fazlasıyla yatırım var. Bahsettiğimiz firmanın arkasındaki yatırımcılardan biri olan New York merkezli KKR, dünyanın en büyük 10 fonundan biri ve BMC Software’in de sahibi olarak tanınıyor. Bir diğer yatırımcı Ralpheisen Bank. Bunların önüne Türkiye riskli pazar raporları gelse de, biz Türkiye’deki yöneticilere güveniyoruz ve onları büyütmeyi hedefliyoruz diyen bir grup. Bu gurur verici bir durum ama bizim hikayemiz bazen bu büyük rakamlar arasında gözden kaçabiliyor ama bizim böyle hikayelere ihtiyacımız var. Yeni jenerasyon hikayeler bunlar” diyor.

Bu yeni nesil hikaye, değişen iş ortamı içinde sonuçlar yaratmak zorunda. Bilişim tarafındaki dengelerdeki değişim, şirketlerin varlığını sürdürmesini daha ciddi bir probleme dönüştürürken sürekli yenilikler yapmak gerekiyor.  

Pakdemir, “Teknoloji tarafında ben al-sat işinin çok bitti demeyeyim ama katkısının çok azaldığını düşünüyorum para kazanmak, hayatta kalmak açısından. Katma değerli işler üretmek gerekiyor. Biz Software One Comparex birleşmesinin ardından bunun en iyi kanıtı olacağız bu bölgede.

Bizim müşterimiz sadece IT’yi bilen değil, ‘ben bu sene satışlarımda yüzde yedi artış istiyorum’ dediğinde anlayan kişi istiyor çünkü belki o da orta vadede dijital ofise döndüğünde bazı ara katmanları aradan çıkaracak. Siz bunu anladığınızda belki sizinle direkt temasa geçecek. Benim de gerçekten ekibimden beklediğim işte ne olduğunu; bir sigortacılık sektöründe, bir ilaç firmasında ne olduğunu bilmeleri” diyor. 

Bu, Pakdemir’in sadece kendi yönettiği şirket ile ilgili yaptığı bir değerlendirme ile sınırlı değil; Türk şirketlerinin de sürdürülebilirliklerini sağlamak açısından bu konya ve rekabete farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaları gerektiğini düşünüyor. Pakdemir bunu, “Türkiye’deki şirketlerin artık ülke içindeki konumlarını bir kenara bırakıp globalde hangi sırada olduklarına bakmaları lazım. Bizde bazı firmalar bu treni kaçırmış olabilir ama iyi olan nokta, sürekli yeni tren kalkıyor olması. Takip ederlerse, yakalayacakları bir tren var. Ben o yüzden bilgi teknolojilerini çok seviyorum” sözleriyle ifade ediyor.  

İki tarafın kesişme noktasında, yeni odaklanma noktaları ortaya çıkıyor. Örneğin, rutin görevlerin robotlara bırakılmasını sağlayan robotik süreç otomasyonu (RPA) odaklanılan yeni alanlardan biri. Robotik süreç otomasyonunun, 2019’da iş dünyasının en fazla ilgi gösterdiği trendlerden biri haline gelmesi, hem maliyetler hem de hız başta olmak üzere rekabet için gereken yeni koşulların gereklerine hitap etmesinden kaynaklanıyor. RPA, üretim endüstrisinden devlet dairelerine uzanan geniş bir yelpazede iş süreçlerini hızlı, kaliteli ve hatasız hale getiriyor. 

Robotik süreçler denince akla büyük ölçekli şirketler ve endüstriyel kullanım alanları gelirken 2019’da KOBİ’lere kadar yaygınlaşması beklenen bu teknoloji uygulamada yeni bir yordamın geliştirilmesini gerektiriyor. Özellikle RPA ile dirsek temasında çalışacak diğer teknolojilerin, her ölçekte firmanın çok daha verimli iş süreçlerine kavuşmasında kilit rol üstlenecek olması, yeni iş senaryolarının geliştirilmesini gerektiriyor.

Veri toplama ve log yönetimi ise oyunun bir başka boyutunu karşımıza çıkarıyor. Bu alanda Splunk’ın çözümünü sunan Comparex’in bu alanda bambaşka bir uzmanlıkla hareket etmesi gerekiyor. Makinelerden toplanan verileri kullanışlı yanıtlara dönüştüren Splunk, yapay zeka destekli uygulamalarıyla sistemlerde yaşanabilecek, kullanıcıların doğrudan tespit etmekte zorlanabileceği anomalileri kolaylıkla tespit edebiliyor. Farklı ölçekteki kurumlar için özelleştirilebilen bir mimariyle gelen Splunk ürünleri, işletmelere, cihaz ve ekipmanlarıyla ilgili istedikleri yanıtları istedikleri anda alabilme yetkinliği kazandırıyor. IT Operasyonları tarafında DevOps’tan etkinlik yönetimi, tahmini analiz, altyapı ve uygulama izlemeye; güvenlik tarafında güvenlik analizinden risk azaltma ve uyumluluğa kadar tüm kritik alanlara dokunan Splunk, aynı zamanda IOT, Uygulama Analitiği, İş Analitiğinde de yüksek performansla kullanabileceğiniz çözümlerin başında geliyor.

Çoğunlukla önemsiz olarak değerlendirilen cihaz ve ekipman verilerini iş geliştirme odaklı bir yardımcıya dönüştüren Splunk çözümleri sayesinde iş süreçleri iyileştirilebiliyor ve müşteri deneyimi zenginleştirilebiliyor. Süreçlerde yaşanabilecek aksaklıklar, dolandırıcılık girişimleri, müşteri deneyimi optimizasyonu makinelerden toplanan verilerle rahatlıkla tespit edilebiliyor. Bu makineler ister bir veri merkezindeki sunucu ister bir fabrikadaki üretim makineleri olsun Splunk, tüm aktivite ve davranışları kaydederek standart veri toplama ve sensör bazlı sistemlerden fazlasını sunuyor. Böylece işletmeler, operasyonel istihbarat ihtiyaçlarını kapsamlı bir çözümle karşılayabiliyor.

Ancak işin en kritik boyutunu bu teknik veriler belirlemiyor. Fortune 100 şirketlerinin 90’ı tarafından tercih edilen Splunk, farklı büyüklükteki şirketlerde de kullanım alanı arıyor. Bu müşteri ve hedef müşteri yelpazesi, bu segmentin farklı noktalarında ortaya çıkacak farklı ihtiyaçları da bilmeyi gerektiriyor. Bütün yelpazeye bakılırsa, bu denizde birleşme ile daha da büyüyecek yapıyı yüzdürmek için farklı yaklaşımlar geliştirmek gerektiği açıkça görülüyor. Pakdemir’in uzunca bir süredir kafa yorduğu bu soru ile ilgili uzun bir yanıtı var. Pakdemir, “Ben altı yedi yıl öncesine kadar hep bir üst basamağa çıkmak için uğraşıyordum. Acayip bir rekabet halineyim. Bir üst basamağa çıkayım da kendimi kurtarayım. Orada da birileri var. Ben de dedim ki, bu çıkarak olmuyor. Benim kafam iyice profesyonel girişimciliğe döndü. Gerçek bir girişimcinin artık saat, zaman, kurum baskısından yakınmaması lazım. O zaten benim gözümde tam bir girişimci değildir. Eğer bir girişim yapmak istiyorsanız, kendi kurumunuzda da bunu yapabilmeniz lazım. Eğer o kurum buna izin vermiyorsa, başka kuruma geçebilirsiniz ya da bunu online yapabilirsiniz. Herkes girişimci olacak diye bir şey yok ama ben ekibimde beni gerçekten challenge eden, gerçekten girişimci hareketlerde bulunan insanları istiyorum. Girişimcilikten kastım da bir risk almak, rahatlık bölgesini terk etmektir. Şu anda benim yöneticilerde gördüğüm en büyük risklerden biri, bizim o konfor bölgesi, rahatlık bölgesi dediğimiz alanı yaratmak için uğraşıyorlar. Harika. Bunu yaratıyorlar ama orada saplanıp kalıyorlar. Senin oradaki amacın onu bozup bir daha yaratmak olmalı. O korunaklı alandan bir adım daha atmamak ölüm fermanıdır. Benim kendi kariyerimde o korunaklı bölgeyi terk ettiğim, bazen bunu yapmak için pazar değiştirdiğim çok olmuştur. Ben bu bilgi teknolojilerinde çok konforluyum: iyi bir algı yarattım, iyi bir FAVÖK yarattım hayatımın sonuna kadar ben burada yaşarım dediğim zaman, ‘Irmak dön, tekrar girişimci olman gerekiyor’ dediğim zaman oldu. Bunun bir felsefesi var” şeklinde konuşuyor. Bu gemiyi yüzdürmek için yeterince iyi bir yaklaşım gibi görünüyor. 

İlginizi Çekebilir

ABD’de Endeksler Yükselişle Açıldı

New York borsası, güne yükselişle başladı. Açılışın ardından Dow Jones endeksi yüzde 0,36 …