“Dayanıklılık” Bir Maliyet Kalemi Değil, Stratejik Bir Yatırım

By Fortune Türkiye

İleri mühendislik çözümleri ve detaylı planlama süreçlerimizle, giydirme cephe uygulamalarında her projeye özel, yüksek kalite standartlarında hizmet sunan İzotim Kurucu ve CEO’su Salim Ünal, “Önümüzdeki 5 yılda dayanıklı tesis, sadece güvenli değil; aynı zamanda daha finansal olarak güçlü, daha itibarlı ve daha sürdürülebilir bir tesis anlamına gelecek. Ben artık “dayanıklılığı” bir maliyet kalemi değil, stratejik yatırım olarak görüyorum” diyor.

Türkiye gibi aktif fay hatları üzerinde bulunan bir ülkede, deprem riskini artık sadece bir “afet” değil, bir iş sürekliliği ve rekabetçilik meselesi olarak değerlendirmek gerektiğini düşünüyor musunuz? Neden?

Deprem riskine iki temel eksende yaklaşıyoruz. Birincisi insan hayatıdır. Unutmamamız gereken gerçek şudur: Deprem değil, inşa ettiklerimiz öldürür. Bu nedenle mühendislik kalitesi, malzeme standardı ve yönetmeliklere tam uyum bir tercih değil, mutlak bir zorunluluktur. Japonya’nın bu konudaki başarısı, doğru mühendislik ve disiplinli uygulamanın neler başarabileceğini açıkça göstermektedir.   İkinci eksen ise iş sürekliliğidir. Deprem sonrasında yapıların mümkün olduğunca hasarsız ya da minimum hasarla süreci atlatabilmesi gerekir. Çünkü ağır hasar yalnızca fiziksel kayıp anlamına gelmez; üretimin durması, tedarik zincirinin kırılması, ihracatın aksaması ve istihdam kaybı gibi zincirleme ekonomik sonuçlar doğurur. Sanayi tesisleri bir ülkenin üretim damarlarıdır. Bu nedenle dayanıklı yapı artık bir maliyet kalemi değil, sürdürülebilirlik ve rekabet gücü açısından stratejik bir yatırımdır.

Organize Sanayi Bölgeleri’nde (OSB) mevcut yapı stokunu teknik açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’de sanayi tesisleri deprem dayanımı konusunda yeterli seviyede mi?

Bu konuyu hem mevzuat hem uygulama açısından değerlendirmek gerekir.

OSB’ler, imar yönetmeliklerini belediyeler gibi inceleyen, takip eden ve ruhsat süreçlerini yürüten kurumlardır. Güncellenen imar yönetmeliklerini takip etmekle yükümlüdürler.

Bugün OSB’ler ruhsat süreçlerini titizlikle yürütüyor, güncel yönetmelikleri takip ediyor. Yeni yapılan tesislerde deprem dayanımı ve teknik denetim süreçleri geçmişe göre çok daha kontrollü.

Özellikle fabrika binalarının statik durumları sorgulanmaktadır. Afet anında üretimin en kısa sürede devreye alınabilmesi için senaryolar oluşturulmaktadır.

Ayrıca fabrikalar haricindeki teknik yapılar, yollar, doğalgaz ve elektrik altyapılarının da üretim sürecinde kullanılabilir durumda olması için teknik incelemeler ve denetimler yapılmaktadır.

Ancak kritik nokta mevcut yapı stoku. Özellikle 2010 ve öncesi yapılarda kapsamlı risk analizlerinin öncelikli olarak yapılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü o dönemde hem yönetmelik anlayışı hem de uygulama kalitesi bugünkü seviyede değildi.

Yeni yatırımlar daha güvenli inşa ediliyor; fakat eski yapı stokunun teknik envanteri çıkarılmadan gerçek bir güvenlikten söz etmek zor.

Sanayi yapılarında en sık karşılaşılan yapısal zafiyetler nelerdir? (Çatı sistemleri, cephe panelleri, taşıyıcı sistem, zemin bağlantıları vb.)

Sanayi yapılarında en sık karşılaşılan zafiyetler çoğunlukla yalıtım kaynaklıdır (su, ısı, yangın ve ses yalıtımı). Bu unsurların hiçbiri bir diğerinden üstün ya da öncelikli değildir; her biri ayrı ayrı kritik öneme sahiptir.

Su yalıtımı özelinde değerlendirecek olursak, 1 Haziran 2018 itibarıyla “Binalarda Su Yalıtım Yönetmeliği” zorunlu hale gelmiştir. Su yalıtımı yalnızca konfor değil, doğrudan yapının dayanımı ile ilişkilidir.

1 Nisan 2025 itibarıyla “TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları” revize edilmiş ve yalıtım kalınlıkları önemli ölçüde artırılmıştır.

Ayrıca rüzgâr ve kar yüklerine ilişkin yönetmeliklerde güncellemeler yapılmış, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018 ve 2021 yıllarında revize edilmiştir.

Risk değerlendirmesinin özellikle 2010 ve öncesi yapılarda ivedilikle gerçekleştirilmesi; elde edilen rapor doğrultusunda yalıtımın bütüncül ele alınarak taşıyıcı ya da taşıyıcı olmayan elemanlarda gerekli güçlendirme ve revizyonların yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Yapısal güçlendirme ve doğru yalıtım uygulamaları iş sürekliliği açısından neden kritik? Deprem sonrası hasarı minimize etmede bu uygulamalar nasıl bir rol oynuyor?

Dayanıklılık yalnızca deprem anındaki performans değildir; yapının yıllar içindeki dayanımını koruyabilmesidir.

Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Erdoğdu’nun donatı ve korozyon ilişkisini ortaya koyan araştırmalarına göre, suya maruz kalan bir donatı 5 yılın sonunda taşıma kapasitesinin yaklaşık yüzde 50’sini, 15 yılın sonunda yüzde 90’ını, 24 yılın sonunda ise tamamını kaybetmektedir. Bu durum, herhangi bir deprem ya da dış etken olmadan dahi yalnızca donatı korozyonu nedeniyle bir yapının göçebileceğini göstermektedir.

Nitekim 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemelerde, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmiştir. Bu veri, su yalıtımının doğrudan yapısal güvenlikle bağlantılı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Sanayi tesislerinde güçlendirme ve yalıtım uygulamalarının üretimi durdurmadan yapılabilmesi mümkün mü? Bu konuda sektördeki yanlış bilinenler neler?

Kesinlikle mümkündür. Kontrollü bir yaklaşımla doğru bir iş planlaması yapılırsa, güçlendirme ve yalıtım uygulamaları üretimi durdurmadan gerçekleştirilebilir.

Buradaki kritik unsur planlamadır. Doğru fazlandırma, doğru malzeme seçimi ve operasyonel koordinasyon ile üretim durmadan güçlendirme yapılabilir. Sektörde en büyük yanlış algı, “güçlendirme = üretimin tamamen durması” düşüncesidir.

Kontrollü mühendislik yaklaşımıyla bu süreç yönetilebilir.

İZOTİM olarak sanayi tesislerine yönelik deprem dayanımı ve yalıtım çözümleriniz hangi ihtiyaçlara cevap veriyor?

Sanayi tesislerinde yalıtıma yönelik uygulamalarımız mevcut. Özellikle cephelere yönelik hazır panel sistem çözümlerimiz bulunuyor. Bu paneller çok hızlı bir şekilde monte edilebiliyor ve montaj süresinde büyük tasarruf sağlıyor. Sıradan bir sandviç panel görünümünde değil; farklı yüzey dokularıyla üretilebiliyor.

Son dönemde sanayi yatırımcılarının yaklaşımında bir değişim gözlemliyor musunuz? Deprem riskine bakış daha stratejik hale geldi mi?

Kesinlikle.

Yeni fabrikaların inşaat süreçleri daha kontrollü yürütülmektedir. Bu yaklaşım, deprem ve diğer doğal afetlere karşı daha güvenli yapıların üretilmesini sağlamaktadır.

Yeni yatırımlarda deprem dayanımı artık bir formalite değil, proje başlangıcında ele alınan stratejik bir kriter.

Önümüzdeki 5 yılda sanayi tesislerinde deprem dayanımı konusunda nasıl bir dönüşüm öngörüyorsunuz?

Bu bilinç artıyor. Sürdürülebilirlik yaklaşımını benimseyen şirket yönetimleri, kiralayacakları tesislerin dayanıklılığı konusunda bağımsız taraflardan rapor ve statik hesap kontrolleri talep etmektedir.

Önümüzdeki 5 yılda sanayi tesislerinde deprem dayanımı konusunda ciddi bir bilinç artışı göreceğiz. Artık yalnızca yönetmeliğe uygunluk yeterli olmayacak; performansı ölçülebilir, raporlanabilir ve belgelendirilebilir dayanıklılık anlayışı öne çıkacak.

Özellikle 2010 öncesi yapılar için risk analizleri ve güçlendirme çalışmaları hızlanacak. Bağımsız teknik raporlar, kiralama ve yatırım kararlarında belirleyici hale gelecek.

Ayrıca sigorta şirketleri ve finans kuruluşları risk bazlı değerlendirmeleri daha net uygulayacak. Dayanıklı tesisler daha avantajlı finansman ve sigorta koşullarına sahip olacak.

Ayrıca sürdürülebilirlik kavramı ile dayanıklılık kavramı birbirine entegre olacak. Çünkü uzun ömürlü, hasar direnci yüksek yapılar hem karbon ayak izini azaltır hem de kaynak israfını önler. Bu nedenle “dayanıklı tesis” kavramı yalnızca mühendislik meselesi değil; finans ve marka itibarı açısından da stratejik bir başlık haline gelecek.

Dayanıklı tesis, sadece güvenli değil; aynı zamanda daha finansal olarak güçlü, daha itibarlı ve daha sürdürülebilir bir tesis anlamına gelecek.

Ben artık “dayanıklılığı” bir maliyet kalemi değil, stratejik yatırım olarak görüyorum.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...