İstanbul merkezli bir kreatif ajans ve prodüksiyon şirketi olan Rp Studios, fotoğraf, film, kampanya prodüksiyonları, seçili markalar için sosyal medya yönetimi ve tasarım alanlarında çalışıyor. Son dönemde yaptığı projelerle adından çokça söz ettiren şirketin kurucusu, fotoğrafçısı ve yönetmeni Doğukan Olgun, “Önümüzdeki dönemde daha seçici, daha güçlü ve uluslararası ölçekte değer taşıyan projelere odaklanmak istiyorum. Benim için büyüme yalnızca daha fazla iş üretmek değil; fotoğraf, film ve kampanya çekimlerinde daha güçlü görsel dünyalar kurmak, markalarla daha derin iş birlikleri geliştirmek anlamına geliyor” diyor.
Kendinizi ve Rp Studios’u kısaca nasıl tanımlarsınız?
Ben Doğukan Olgun. Rp Studios’un kurucusu, fotoğrafçısı ve yönetmeniyim. Kariyerimin merkezinde markalar için güçlü görsel dünyalar kurmak var. Fotoğraf, film ve kampanya çekimlerinde yalnızca görüntü üretmeye değil, markanın nasıl algılanacağını, nasıl hissedileceğini ve izleyiciyle nasıl bağ kuracağını tasarlamaya odaklanıyorum. Rp Studios da bu yaklaşımın etrafında kuruldu. İstanbul merkezli bir kreatif ajans ve prodüksiyon şirketi olarak fotoğraf, film, kampanya prodüksiyonları, seçili markalar için sosyal medya yönetimi ve tasarım alanlarında çalışıyoruz.
Bir projeye başlarken sizin için en önemli şey nedir?
Bir projeye yalnızca çekim ya da prodüksiyon olarak bakmıyorum; önce markanın dünyasını, duruşunu ve yaratmak istediği hissi anlamaya çalışıyorum. Fotoğrafçı ve yönetmen olarak amacım sadece güzel görüntüler üretmek değil, markanın karakterini doğru hissettiren bir görsel dünya kurmak. Işık, renk, kadraj, mekan, styling ve kurgu gibi tüm kararların aynı algıya hizmet etmesi gerektiğine inanıyorum.
Four Seasons, Nespresso, Tiffany & Co., Fenerium, Burger King, GQ ve Papia gibi farklı
ölçek ve sektörlerden markalarla çalıştınız. Bu projeler size ne kattı?
Bu projeler benim için farklı görsel dünyaları anlama açısından çok değerli oldu. Her markanın kendine ait bir dili, ritmi ve hassasiyeti var. Bir lüks otel projesinde atmosferi doğru kurmanız gerekirken, bir mücevher ya da moda markası için ürünün arkasındaki hikâyeyi iyi anlamanız gerekiyor. Bu projelerde fotoğrafçı, yönetmen ve kreatif sürecin merkezinde yer alan biri olarak, her markanın karakterine uygun, aynı zamanda görsel olarak güçlü işler üretmeye odaklanıyorum.
Bazı işlerinizin milyonlarca izlenmeye ulaşması sizin için ne ifade ediyor?
Benim için bir işin geniş kitlelere ulaşması elbette çok değerli, ama tek başına sayı odaklı bakmıyorum. Asıl önemli olan, görsel olarak güçlü bir işin izleyiciyle gerçekten bağ kurabilmesi. Nespresso, Papia, Four Seasons ve benzeri projelerde şunu gördüm: Eğer markanın dünyası doğru kurulursa, hem estetik olarak güçlü hem de geniş kitlelere ulaşabilen işler üretmek mümkün.
Yönetmenlik ve fotoğrafçılık sizin için nasıl birleşiyor?
Benim için fotoğrafçılık ve yönetmenlik birbirinden ayrı iki alan değil. İkisinin merkezinde de ışık, kompozisyon, ritim, duygu ve anlatı var. Bir fotoğraf karesinde de, bir filmde de asıl ilgilendiğim şey izleyiciye doğru hissi geçirebilmek. Bu yüzden projelere sadece teknik bir üretim olarak değil, atmosferi ve hikâyesi olan bir dünya kurma süreci olarak bakıyorum.
Önümüzdeki dönem için kariyerinizde nasıl bir yön çizmek istiyorsunuz?
Önümüzdeki dönemde daha seçici, daha güçlü ve uluslararası ölçekte değer taşıyan projelere odaklanmak istiyorum. Benim için büyüme yalnızca daha fazla iş üretmek değil; fotoğraf, film ve kampanya çekimlerinde
daha güçlü görsel dünyalar kurmak, markalarla daha derin iş birlikleri geliştirmek anlamına geliyor. Ürettiğim işlerin estetik açıdan daha kalıcı hale gelmesi benim için çok önemli.
