Coface, yatırıma bağlı olan sektörler, tüketime bağlı olan sektörlere göre daha fazla risk altında olduğunu bildirdi.
Coface’nin hazırladığı rapora göre, Metal sektörünün risk düzeyi, 6 bölgenin 4’ünde “çok yüksek risk” düzeyinde. Yükselen Asya ve Latin Amerika’da sektör riskleri yükselirken, Avrupa’da sektör notları yükseliyor.
Raporda şu bilgiler verildi:
“Şirket yatırımlarında kırılganlık devam ediyor
Oldukça değişken finansal piyasaların ve petrol fiyatlarında devam eden düşüşün etkisi ile küresel büyümenin yarı yarıya azalması (2016 yılı için Coface tahmini yüzde 2,7) Coface tarafından analiz edilen sektörlerin durumunu tehlikeye atıyor. Özellikle yükselen Asya, Latin Amerika ve Kuzey Amerika bölgelerinde olmak üzere iş yatırımlarına bağımlı olan sektörler daha fazla risk altında. Öte yandan, hem gelişmiş hem de yükselen ekonomilerde, tüketime bağımlı olan sektörler en az etkilenen sektörler olarak görünüyor. Küresel ticaretteki zayıf büyüme (Şubat 2016 sonu itibariyle 1 yıllık dönem için yüzde 1,8) bir başka kırılganlık kaynağı teşkil etmektedir. Ticaret hızı Ağustos 2015’ten bu yana keskin bir şekilde yavaşlamıştır (%3) ve bu durum özellikle sevkiyat (küresel ticaretin yüzde 80’i) olmak üzere taşımacıları daha fazla etkilemektedir.
Avrupa giderek daha az riskli hale geliyor
Coface tarafından analiz edilen altı bölgenin tümü giderek daha zorlu hale gelen dünya ekonomisinden etkilenirken, Avrupa olumlu bir iç momentum sergiliyor. Çin’deki yavaşlama ve Rusya’da faaliyetteki daralma sebebiyle kimya sektörünün risk düzeyi “orta risk” düzeyine düşürülmesine rağmen, Orta Avrupa diğer bölgelere göre daha düşük risk seviyeleri sergilemeye devam ediyor.
Avrupa’daki büyümenin ana lokomotifi olan tüketimdeki hızlanma sayesinde Batı Avrupa’daki faaliyet iyi durumda. Coface tarafından bu çeyrekte yapılan her iki yükseltme bu bölge ile ilişkilidir.
– Otomotiv sektörü uygun bir görünüm sergilemektedir ve risk düzeyi “orta riske” yükseltilmiştir. Bunu destekleyen faktörler arasında yeni araç satışındaki yüzde 10,1’lik artış (Şubat 2016 sonu itibariyle 1 yıllık dönem için) ile yaşlanan araç stokunun gelecekteki yenilenmesi yer almaktadır.
– “Orta risk” düzeyine yükseltilen tıbbi ilaç sektörü, Avrupa’daki yaşlanan nüfus, mali kemer sıkma politikalarının sonlandırılması ve Coface tarafından kaydedilen iyi ödeme deneyimleri göz önüne alındığında büyüme bakımından sağlıklı bir durumdadır.
Batı Avrupa’da tekstil ve hazır giyim sektörünün risk düzeyinin “yüksek risk” düzeyine düşürülmesinde 2015 yılında Fransa’da yaşanan iflaslardaki artış (%1,3) etkili olmuştur. Hem gelişmiş hem de
yükselen ülkelerde yaşanan bir düşüş dalgası Bu çeyrekte yapılan güncellemelerin çoğunluğu düşüşlerden oluşmaktadır. Orta Avrupa’daki kimya sektörü ve Batı Avrupa’daki tekstil ve hazır giyim sektörü ile birlikte düşüşler toplam dokuza ulaşmıştır.
Metal sektörünün değerlendirme notu 2015 sonundan bu yana ikinci kez güncellenmiştir ve Latin Amerika ve Orta Doğu bölgelerinde kredi riski “çok yüksek” düzeyine getirilmiştir. Bunda birincil metallerin fiyatlarında son zamanlarda iş marjlarını etkileyen düşüşler etkili olmuştur. Bu durum metal sektörünü dünyadaki en riskli sektör haline getirmektedir.
Ayrıca, Latin Amerika bölgesinde petrol şirketlerinin yatırımlarında yaşanan, dolayısıyla kamu harcamalarının kısılmasına yol açarak tüketimi cezalandıran çok güçlü daralmalar (Petrobras: 2015-2019 dönemi için yüzde -24,5 Ecopetrol: 2016 yılı için yüzde -40) karşısında, tıbbi ilaç sektörünün risk düzeyi de “orta risk” düzeyine düşürülmüştür. Yan tıbbi ilaçlar segmenti en fazla etkilenen segment olacaktır ancak ilaç geri ödemelerine ilişkin kamu politikaları da değişikliğe uğrayabilir ve sektör oyuncularını zayıflatabilir.
Latin Amerika’nın aksine, Kuzey Amerika’nın enerji sektörü bölge için “sistemik” bir risk oluşturmamaktadır. Bununla birlikte, durum kötüye gitmektedir: bu gelişmeler başladığından bu yana kaya gazı üretimi ilk kez 2015 yılında kısılmış ve sektördeki iş marjları serbest düşüşe geçmiştir. Talep tarafındaki tahminler olumlu görünmekle birlikte, düşük petrol fiyatları göz önüne alındığında Kuzey Amerika enerji sektörünün riski “çok yüksek” seviyesine çıkmaktadır.
Kuzey Amerika otomotiv sektörünün risk değerlendirmesi de değişmiş ve sektörün risk seviyesi “orta risk” olarak belirlenmiştir. Otomobil satışlarındaki artışın (2015 yılı ile karşılaştırılabilecek düzeyde olmamakla birlikte) olumlu olması beklenmekle birlikte, “kredi geçmişi kötü” ve “kredi geçmişi çok kötü” tüketiciler ile ilişkili riskler artmaktadır. Kredilerdeki daralmanın yanı sıra, FED tarafından Aralık 2015’te onaylanan faiz artışı değişken faizli kredilerin maliyetini etkilemektedir (her 10 yeni taşıttan 9’u kredi ile finanse edilmektedir). Öte yandan, ortalama kredi vadeleri 6 yıla ulaşmıştır. Bu durum borçluların uzun süreler için piyasa dışı kalması anlamına gelmekte, dolayısıyla araçlarının artık yeniden satış değerlerindeki zararlarını arttırmaktadır.
Yükselen Asya elektronik piyasasında doygunluk işaretleri vermeye başlıyor. Bu durum, satışları daralmaya devam eden bilgisayar ve tabletler için özellikle geçerlidir. Geciken ödemelerdeki artış, bağlantılı iki sektörün durumunun yakından izlenmesini gerektiriyor: risk düzeyi “orta riske” düşürülen perakende, ve “yüksek riske” düşürülen bilgi ve iletişim teknolojileri.”
ÇELİKTE RİSK EN YÜKSEK SEVİYEDE
Coface, Dünya genelinde çelikte kapasite fazlası mevcut olduğunu, 2016 yılında riskin en yüksek seviyeye ulaştığını bildirdi.
Coface’nin hazırladığı rapora göre, 2000’li yıllarda Çin’in sürüklediği uzun süren bir talep artışı döneminin ardından, küresel ekonomideki zayıf büyüme çeliği olumsuz etkiliyor.
Raporda, “Kapasite fazlası ve Çin’in ihracatı arz ve talep arasındaki dengesizliği körüklüyor.” denildi.
Raporda şu bilgiler verildi:
“2014 yılında Çin dünyadaki toplam çelik üretiminin yüzde 45’ini oluşturuyordu. Ancak artık tüketim iştahı azalıyor. 2014 yılında yüzde 3,3 oranında daralma yaşanmış ve 2015 yılında tüketim yüzde 5 düşmüştür. Bu arada, Çin’in üretim kapasitesi artmaya devam etmiş ve arz ile talep arasındaki küresel dengesizliği daha da yükseltmiştir. Küresel üretim zayıflıyor (Şubat 2016 sonu itibariyle yüzde -3,1) ve çelik üretim hatlarının üçte biri durma noktasına gelirken, arz halen yüksek düzeydedir. Bu durum, önemli ölçüde düşmüş olan fiyatlar üzerinde güçlü bir baskı oluşturmuştur. Çin şu anda üretim fazlasını ihraç etmektedir (2015 yılında hacmen yüzde 20) bu durum Avrupa, ABD ve yükselen ülkelerdeki çelik üretim yapılarını özellikle zayıflatmaktadır.
Çin ekonomisi yapısal değişiklikler yaşamaktadır. Çin’in büyüme modelinde imalat sektörü büyüyen hizmetler sektörüne yer açmaktadır. Ülkenin yurt içi çelik tüketimi zirveye ulaşmış durumdadır ve düşmeye devam edecektir.
Coface küresel metal üretiminde kredi risklerini kademeli olarak düşürmüştür. Metal, incelenen 12 sektör arasında en riskli konumundadır. Şu anda Latin Amerika, yükselen Asya, Orta Doğu ve Batı Avrupa bölgelerinde “çok yüksek riskli”, Orta Avrupa ve Kuzey Amerika bölgelerinde “yüksek riskli” olarak değerlendirilmektedir.
Aslında, çelik dünyadaki en az kârlı sektörlerden birisidir (94 sektör arasında 90. sırada yer almaktadır) ve borçluluğun en derin olduğu sektördür. Çin’in fiyat rekabetçiliği (özellikle düşük kaliteli çelik için) dünya genelindeki çelik üreticilerini zayıflatmaktadır. Mevcut kapasite fazlası da Çin’deki kredi riskleri üzerinde baskı oluşturmakta ve şirket borçluluğu önemli ölçüde yükselmektedir.
Görünüm: 2018’de normale dönüş olacak mı?
Bununla birlikte, 2018’den itibaren arz ve talebin yeniden dengelenmesi mümkün olabilir. Çin’de üretimdeki ilk kapasite azaltımları gerçekleşmeye başlayacak. Yükselen ekonomiler açığı kapamada geçmişe göre daha az başarılı olacaklardır, ancak artan şehirleşme oranları ve büyüyen orta sınıfları yeni büyüme etkenleri
olacaktır. Çeliği en fazla kullanan üç sektör orta vadede olumlu perspektiflere sahip olmaya devam edecektir. Otomotiv sektörü yükselen ekonomilerde önemli bir ilerleme marjına sahiptir. Örneğin, Hindistan’da 1.000 kişiye 100 otomobil düşmektedir (ABD’de 1.000 kişiye 808 otomobil düşmektedir).
Makine sektörü de hem yükselen piyasalarda hem de gelişmiş ekonomilerde çok sayıdaki büyüme etkenlerinden yararlanmaktadır.
Son olarak, inşaat faaliyeti yükselen ülkelerin çoğundaki güçlü şehirleşme potansiyeli sayesinde tekrar yükselmeye başlayacaktır.
