COVID-19 pandemisi ve jeopolitik gerilimler global tedarik zincirlerinde ciddi bir zayıflık olduğunu ortaya koydu; bu duruma hazırlıksız yakalanan hükümetler yarı iletken, kritik madenler ve ilaç gibi önemli sektörlere para akıtarak, gelecekte bu tür sıkıntıların yaşanmamasına çalıştılar.
OECD’nin bir raporuna göre, dünyada devlet teşvikleri toplamda 108 milyar dolara çıkarak, belli başlı 15 sanayi sektöründe kurumsal gelirlerin yüzde 1,3’üne denk geldi ve bu rakam aynı zamanda 2008-2009 mali krizinden beri en yüksek miktar.
Ancak Çin bu stratejiyi çok daha ciddi bir şekilde ele alıp kamunun gücünü Batı’nın yalnızca hayal edebileceği bir şekilde uyguluyor; OECD’ye göre, stratejik sektörlerdeki Çinli şirketler son 20 yılda OECD ülkelerindeki rakiplerine göre üç ila sekiz kat daha fazla devlet desteği aldılar ve bu da Çinli kuruluşlara oldukça rekabetçi pazarlarda önemli bir avantaj sağladı.
Nitekim, OECD’nin hesaplamalarına göre, Çin hükümetinin bu devasa desteği-doğrudan sübvansiyon ve piyasadan daha ucuz kredi-Çinli şirketlerin son 20 yılda dünya pazarındaki payının kabaca yüzde 60’ının nedeni. Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde şirketler gelirlerinin yüzde 0,3’ü kadar devlet desteği alırken, bu oran Çinli şirketlerde yüzde 2,5’e çıkıyor.
Bu fark özellikle yarı iletken ve güneş paneli sektörlerinde daha da çarpıcı hale geliyor; Çin’in hızla büyüyen yarı iletken sektörü son yıllarda gelirinin yüzde 10’una eşdeğer teşvik alırken, global yarı iletken sektöründe bu oran gelirin yalnızca yüzde 2’si oldu.
Çin’in bellek çipi şirketleri artık global sektör liderlerine meydan okuyor: Yangtze Memory Technologies Corp (YMTC) ve ChangXin Memory Technologies (CXMT) hızla pazar paylarını büyütüyorlar ve daha da büyümek için halka arza hazırlanıyorlar. YMTC, Güney Koreli Samsung ve SK Hynix’in ardından dünyanın üçüncü büyük NAND flash üreticisine dönüştü.
Dünyada ticaret kısıtlamalarına rağmen Çinli şirketler dönüm noktası sayılacak başarılara imza atıyorlar: Çinli mühendisler, ileri teknolojili EUV litografi makinelerinin prototiplerini geliştirdiler; böylece 2028-2030 yılları arasında kendine yeterli bir üretim süreci tamamlanmış olacak.
Batılı ekonomiler yıllarca özel sermaye, karşılaştırmalı üstünlük ve açık pazarların kazananı belirleyeceğine inandılar ancak şimdi bir başka gerçekle karşı karşıyalar. Çin bu süreçte devlet sermayesi, ucuz finans, iç pazarların korunması ve uzun vadeli planlama gibi stratejilerle ulusal şampiyonlarını inşa etti. Gümrük vergileri Çin mallarının sınır ötesi akışını biraz yavaşlatabilir ancak daha fazlasını yapamaz.
Şimdi artık Batılı büyük ekonomiler ya benzer şartlarda Çin’le rekabet etmeye çalışmak ya da serbest piyasa ekonomisine güvenmeye devam etmek arasında zorlu bir tercih yapmak gibi bir ikilemle karşı karşıyalar. (Kaynak: oilprice.com)
