Bu yıl 40. yaşını kutlayan Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği (GYİAD), dördüncü istihdam raporu “Yapay Zekâ Döneminde Yükselen Nitelikler” araştırmasını yayımladı. 2025–2030 döneminde Türkiye işgücü piyasasında öne çıkması beklenen yetkinlikleri; yapay zekâ merkezli dijital dönüşüm ile yeşil ve toplumsal dönüşümün kesişiminde inceleyen araştırma, iş dünyasının geleceğine veri temelli bir bakış sunuyor.
Araştırma; uluslararası yazın taraması, işveren ve yöneticilerle gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler, çalışanlar ve iş arayanlarla yürütülen odak gruplar ile Türkiye işgücü nüfusuyla uyumlu saha çalışmasına dayanıyor. Saha çalışması kapsamında 12 bölgede 12 ilde, 1.506 çalışan ve iş arayanla bilgisayar destekli telefon görüşmesi yöntemiyle anket gerçekleştirildi.
Araştırma, QNB Türkiye Kristal Kule’de düzenlenen lansman etkinliğiyle kamuoyuna duyuruldu. Lansman etkinliğinde keynote konuşmacı olarak Ekonomist, Research İstanbul Yönetici Ortağı Can Selçuki yer aldı. Etkinliğin açılış bölümünde GYİAD İstihdam Çalışma Grubu Eş Başkanı Kubilay Konan konuşmacı olarak, raporun çıktılarını paylaştı. Birinci oturum, GYİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Özgül Topkan Koruyan moderatörlüğünde; Eczacıbaşı Topluluğu İnsan Kaynakları Grup Başkanı Evrim Bayam ve Sanofi Avrasya İnsan ve Kültür Direktörü Arzu Öneyman’ın katılımıyla gerçekleştirildi. İkinci oturum ise GYİAD Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mert Tinik moderatörlüğünde; Kariyer.net CEO’su Fatih Uysal ve Eşarj CEO’su Yakup Aydilek’in konuşmacı olarak yer aldığı panelle devam etti.
İş yerinde yapay zekâ kullanmayanların oranı yüzde 62
Araştırma bulguları, Türkiye’de yapay zekânın iş yerinde kullanımının henüz sınırlı olduğunu gösteriyor. Çalışanların yüzde 62’si iş yerinde yapay zekâ araçlarını hiç kullanmadığını belirtiyor. Yapay zekâ araçlarını kullananların yüzde 93’ü ise bu araçları ağırlıklı olarak bilgi edinme veya araştırma amacıyla kullandığını ifade ediyor.
Bu tablo, yapay zekânın iş süreçlerinde henüz derinleşmiş bir kullanım alanına dönüşmediğini; kurumların büyük bölümünde kullanımın daha çok bireysel inisiyatifler ve temel bilgi edinme ihtiyaçları üzerinden ilerlediğini ortaya koyuyor.
Çalışanların yüzde 57’si kurumunda yapay zekâ politikası olup olmadığını bilmiyor
Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de kurumsal politika eksikliği oldu. Çalışanların yüzde 57’si kurumunda belirli bir yapay zekâ politikası olmadığını ya da böyle bir politika olup olmadığını bilmediğini söylüyor.
Bu veri, yapay zekâ kullanımının kurumlarda fiilen başlamış olsa bile çoğu zaman açık kurallar, veri güvenliği ilkeleri, insan onayı süreçleri ve çıktı doğrulama sorumluluklarıyla desteklenmediğini gösteriyor. Rapora göre bu durum, yapay zekâ kullanımının kişisel hesaplar ve gayriresmî pratikler üzerinden görünmez biçimde yayılmasına yol açarak veri güvenliği, çıktı doğruluğu ve eşit erişim açısından risk yaratıyor.
Kişisel kullanım, iş amaçlı kullanımın 16 puan önünde
Araştırmaya göre kişisel amaçla yapay zekâ kullanan çalışanların oranı yüzde 54’e ulaşırken, bu oran iş amaçlı kullanımın yaklaşık 16 puan üzerinde yer alıyor.
Bu bulgu, yapay zekânın çalışanların gündelik hayatına iş yerlerinden daha hızlı girdiğini gösteriyor. Kurumlar açısından bu durum, çalışanların bireysel olarak teknolojiye adapte olduğunu; ancak kurumsal eğitim, politika ve süreç tasarımı tarafında daha sistematik bir yaklaşıma ihtiyaç bulunduğunu ortaya koyuyor.
Çalışanların yaklaşık yarısı işlerinin önemli kısmının otomatize edilebileceğini düşünüyor
Araştırmada çalışanların yaklaşık yarısı, günlük işlerinin önemli bir kısmının otomatize edilebilir görevlerden oluştuğunu düşündüğünü belirtiyor. “İşim ortadan kalksa kurumum etkilenmezdi” diyenlerin oranı ise yüzde 38 olarak ölçülüyor.
Bu veriler, yapay zekâ ve otomasyon tartışmasının çalışanlar açısından yalnızca teknik bir dönüşüm değil, aynı zamanda iş güvencesi, rol değeri ve kurumsal aidiyet meselesi olarak da algılandığını gösteriyor.
İşe alımda ilk sırada yüzde 91 ile takım çalışması var
Rapora göre iş başvurusunda bulunan adayların aktardığı verilere göre işe alımlarda en çok öne çıkan nitelik yüzde 91 ile takım çalışmasına uyum sağlayabilme oldu. Bunu yüzde 84 ile iş geliştirme ve yeni fikir üretme, yüzde 82 ile iletişim becerileri, yüzde 77 ile farklı görev ve alanlarda esnek çalışabilme ve yüzde 70 ile yeni teknolojileri hızlıca öğrenebilme izledi.
Bulgular, yapay zekâ araçlarına hâkimiyetin şimdilik yaygın ve tek başına belirleyici bir işe alım kriteri haline gelmediğini; ancak orta ve uzun vadede ilanlarda ve mülakatlarda daha görünür bir ölçüte dönüşeceğini gösteriyor. İşveren beklentisi, yalnızca belirli bir aracı kullanabilen çalışanlardan değil; muhakeme eden, doğrulayan, uyum sağlayan ve farklı roller arasında esneklik gösterebilen çalışanlardan yana güçleniyor.
Çalışanların yalnızca yüzde 55’i yapay zekânın yapamayacağı insani becerilerini geliştirmesi gerektiğini düşünüyor
Araştırmaya göre çalışanlar yapay zekâyı ne bütünüyle bir tehdit ne de yalnızca teknik bir araç olarak konumlandırıyor. Daha çok kendini yenilemeyi zorunlu kılan bir dönüşüm gücü olarak görüyor. Çalışanların yalnızca yaklaşık yüzde 55’i yapay zekânın yapamayacağı insani becerilerini geliştirmesi gerektiğini düşünüyor. Yapay zekâ araçlarını daha iyi kullanmak için beceri geliştirmesi gerektiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 51.
Bu sonuçlar, geleceğin işgücü için teknik becerilerin yanında eleştirel düşünme, yaratıcılık, iletişim, iş birliği, problem çözme, etik değerlendirme ve insan odaklı karar alma gibi becerilerin daha da kritik hale geldiğini ortaya koyuyor.
Araştırmaya katılan çalışanların yüzde 46’sı, “Yapay zekâ bazı görevleri kolaylaştırsa da benden beklenen performans artıyor” ifadesine katılıyor. Yüzde 36’sı ise yapay zekâ iş yükünü hafiflettiğinde kendisinden yeni sorumluluklar bekleneceğini düşünüyor.
Başak Öğütken Çetinkaya: “Yapay zekâ çağında asıl rekabet, insanın niteliğini güçlendiren kurumlar arasında yaşanacak”
GYİAD Yönetim Kurulu Başkanı Başak Öğütken Çetinkaya, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Yapay zekâ artık yalnızca teknoloji ekiplerinin ya da dijital dönüşüm departmanlarının gündemi değil; iş dünyasının tamamını, çalışma biçimlerini, liderlik anlayışını ve çalışanlardan beklenen yetkinlikleri yeniden şekillendiren stratejik bir dönüşüm alanı. Araştırmamız bize gösteriyor ki yapay zekânın işgücü üzerindeki etkisini yalnızca ‘hangi işler kaybolacak?’ sorusuna sıkıştırmak eksik bir bakış olur. Asıl mesele, işlerin içeriğinin nasıl değiştiği, hangi becerilerin değer kazandığı ve kurumların bu dönüşüme ne kadar hazırlıklı olduğu. Bugün rekabet gücünü belirleyecek olan yalnızca yapay zekâ araçlarına sahip olmak değil; bu araçları doğru muhakeme, etik sorumluluk, veri okuryazarlığı, eleştirel düşünme ve insan onayıyla birlikte kullanabilen ekipler yetiştirmek.”
