Küresel wellness ve iyi yaşam pazarı yıllık yüzde 7,6 büyümeyle 6,8 trilyon dolarlık bir hacme ulaştı. Doğal beslenmeyi yeni bir standart olarak benimseyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Türkiye’de Biriksir’in öncülük ettiği bedensel arınma deneyimi, sağlığa bakış açımızı dönüştürürken, beden ve ruh dengesinin en büyük zenginlik olduğunu hatırlatıyor.
Marmara Denizi’nin poyraza çalan serin suları arasında ilerleyen tekne, ileride beliren o silüete doğru yaklaşıyor. Akşamın ilk kızıllığı gökyüzünü boyamaya başlarken, Demokrasi ve Özgürlükler Adası tüm görkemiyle, adeta denizin ortasına demirlemiş bir mücevher gibi parlıyor. Adanın burnunda yükselen deniz feneri ve tarihi dokuyla bütünleşen Birun Otel’in ışıkları, beni çok tanıdık ama bir o kadar da yenilikçi bir deneyime çağırıyor.

İçinde olduğum tekne iskeleye doğru yanaştığında sadece şehirden değil, çağın bitmek bilmeyen telaşından da uzaklaştığımı hissediyorum. Aslında bu an aynı zamanda küresel ekonomik dönüşümün merkezine attığım bir adım.
İyi Yaşam Ekonomisinde Türkiye de Var
Bugün dünyada zenginliğin ve lüksün tanımı yeniden yapılıyor. Küresel wellness ekonomisi, 6,8 trilyon dolarlık hayli yüksek hacmiyle 5,3 trilyon dolarlık bilgi teknolojilerini veya 5,1 trilyon dolarlık yeşil ekonominin ölçeğini çoktan geride bırakmış durumda. 2029 projeksiyonları ise 10 trilyon dolara işaret ediyor. İlaç endüstrisinden dört kat daha büyük olan bu ekonomi, aynı zamanda yeni dünyanın yönünü tayin ediyor.

Türkiye, zengin kaynakları ve coğrafyasıyla bu büyük pastadan payını alan ülkeler arasında, Avrupa’nın en büyük 9. pazarı konumunda bulunuyor.
Biriksir’in Birun Otel’de hayata geçirdiği deneyim ise bu makroekonomik büyümenin lüks ve fonksiyonel turizmdeki en somut yansıması niteliğinde.
Wellness analizlerinden yogaya, fizyoterapi seanslarından hücresel dengeye kadar sunduğu her detay, “Türkiye’nin dünyadaki iyi yaşam destinasyonu” unvanının altını kalın çizgilerle dolduruyor.

Amaç Biyolojik Yaşı Geri Sarmak
Adanın tarihi dokusunda yürürken, mekânın bir iyi yaşam ve yenilenme merkezine dönüştüğünü görüyorum. Dünyada yıllık %19,5 gibi inanılmaz bir hızla büyüyen Wellness Real Estate (İyi Yaşam Odaklı Gayrimenkul) ve Longevity (Uzun Ömür) trendleri, böylesi izole bir ada konseptinde tam anlamıyla ete kemiğe bürünmüş.
Tarihin ağır yüklerini geçmişte bırakan ada, geleceğin zihin ve beden sağlığına ev sahipliği yapıyor.
Yürütülen operasyonun kusursuz işlemesinin ardında ise Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Türker‘in süreçleri titizlikle yöneten vizyonu göze çarpıyor. Amaç biyolojik yaşı geri sarmak ve çağın getirdiği stresi yöneterek kalıcı bir esenlik hali yaratabilmek.

Anadolu Mutfağının Dönüşümü
Güneş yerini geceye bırakırken, yüzlerce mumun aydınlattığı, ortasına mor çağla ve mavi ortancaların bir nehir gibi aktığı uzun masada (One Table) yerimi alıyorum.
Pazarlama verileri, Türkiye’deki tüketicilerin %43’ünün sağlıklı beslenmeyi önemsediğini ve organik, bitki temelli gıdayı tercih ettiğini söylüyor.
Biriksir’in uzunmasasındaki ekonomik ve kültürel değişimin mimarları ise aynı zamanda gecenin görünmez kahramanları. Uzman Diyetisyen Hümeyra Mutlu‘nun bilimsel iyi yaşam ve beslenme yaklaşımı; mutfağın kalbinde ter döken Executive Chef Murat Taşarer, Sous Chef İsmet Korkut ve Chef de Partie Ahmet Çetin’in kusursuz yaklaşımıyla tabaklara yansımış.

Ve tabi ki başrolde Şef Ömür Akkor var…
Anadolu’nun bitkisel mirasını yeni nesil bir bakış açısıyla masaya taşıyan Ömür Akkor, geleneksel ile moderni ustalıkla harmanlamış.
Oluşturduğu özel menüyü tadarken, Şef Ömür Akkor masanın başında o samimi enerjisiyle mutfağın felsefesini anlatıyor:
“Anadolu’nun geçmişine baktığımızda zaten oldukça fazla zeytinyağlı ürün var” diyerek kültürümüzün zenginliğine dikkat çekiyor.

Menüde karabuğday ve vegan yoğurtlarını denediklerini, tahinli ve limonlu sosla yoğurda benzettiklerini söylerken masadaki yenilikçi dokunuşlarını anlatıyor.
Alışılmış bulgur yemeği iç katmasını kinoa ile harmanlayarak yeni bir form kazandırmış.
Asıl sürprizi sona bırakıyor.
“Çok yakın zamanda menülerimiz Biriksir ile beraber bu adada kalıcı olarak yer alacak.”
Sözleri önemli bir iş birliğine işaret ediyor.
Mumların ılık ışığında yapılan huzurlu sohbetlerin ardından iskeleye doğru yürüyorum.
Beni şehre götürecek tekneye bakıyorum.
Uzakta parlayan şehir ışıklarına akarken rüzgarın taşıdığı ada kokusunu son bir kez içime çekiyorum.
Bu nefes, milyarlarca dolarlık İyi Yaşam turizmi anlayışının ta kendisi olabilir mi?
