Biesse’nin Milyonluk Üretim Hatları, 10 Cüretkar Fikri Bilgisayar Ekranından Kurtarabilir mi?

By Fortune Türkiye

Türkiye pazarına 45 yıl önce giren İtalyan sanayi grubu, mobilya ve taş işleme hatlarındaki gücünü yaratıcı zihinlere açıyor. Design Lab projesi kapsamında 10 öğrenci, kağıt üzerindeki çizimlerini gerçeğe dönüştürmek için yoğun bir program sürecine tabi tutacak. Peki, milyon euroluk endüstriyel makineler, deneyimsiz ellerde geleceğin zamansız eserlerini yaratabilir mi?

Biesse’nin tasarım laboratuvarı lansmanına katılmak üzere 42 Maslak’taki Modül mağazasındayım.

Başımın hemen üzerinde uzanan kırmızı ızgaralı tavan mimarisi, mekana güçlü ve endüstriyel ruh katıyor. Tuğla kolonun hemen yanına yerleştirilen mavi tabelanın üzerinde beyaz harflerle “Biesse Design Lab” yazıyor.

İçerideki atmosfere mermerden yontulmuş oval sehpalar, cam formundaki soyut aydınlatmalar ve duvardaki geometrik dağ silüetleri hakim.

Modern bir sanat galerisini andıran ortamda, gelişmiş üretim teknolojileri ile tasarım eğitimini aynı platformda buluşturan felsefeyi anlamaya çalışıyorum.

Türkiye’deki üst segment mobilya üreticilerinin makine parkurlarını kuran şirket, şimdi de kapılarını üniversitelilere açıyor.

Karşımda ise Biesse Türkiye ve Orta Doğu Genel Müdürü Yelda Akıncı Bostan oturuyor. Etrafa ilgiyle bakmama zarif bir tebessümle karşılık veriyor.

Ortaya çıkardığımız ürünler bir sanat eseri de olabiliyor,” diyor.

Yedi yıllık bekleyişin sonucu

Biesse’nin vizyona dönüşen heyecan verici projesinin çıkış kökleri Yelda Akıncı Bostan’ın davet edildiği bir etkinliğe kadar gidiyor.

Bu fikir yaklaşık 7-8 yıl önce Haliç Üniversitesi’nin düzenlediği bir Design Week etkinliğinde ortaya çıktı.

Gençlerin yaşadığı üretim endişesi, bugünkü laboratuvarın çözüm sunmayı vaat ettiği ana problemi oluşturuyor.

Orada tüm öğrencilerin söylediği tek bir şey vardı; tasarımlarını nasıl üreteceklerini bilemiyorlardı.”

Sözleriyle temel eksikliği vurgu yapıyor.

Pazarın zorlukları içinde bu önemli tespitin somut bir teknoloji hamlesine dönüşmesi için doğru zamanlamanın gelmesi gerekiyordu.

Kurumsal yapıların içinde bekleyen fikirlerin eyleme geçmesi, doğru vizyonerlerle yolların kesişmesini zorunlu kılıyor.

Sevgili Esmer Erdem’le karşılaştık ve vizyonlarımız uyuştu.”

Sözleri projenin filizlendiği o anı anlatıyor.

Eğitim camiasından gelen Sanat ve Tasarım Proje Yöneticisi Esmer Erdem’in gençlere ufuk açma arzusu, sanayi şirketinin geniş makine parkuruyla mükemmel bir uyum yakalıyor.

 “Kendisi bize cesaret verdi ve projeyi çok kısa sürede hayata geçirdik.

Böylece yıllarca olgunlaşmayı bekleyen düşünce, pratik bir iş planına dönüşerek nihayet ete kemiğe bürünüyor.

Sanat ve Tasarım Proje Yöneticisi Esmer Erdem ve Medipol Üniversitesi Öğretim Görevlisi Karaca Erdem

Kağıttan üretim bandına

Tasarım öğrencilerinin en büyük handikabı, cüretkar çizgilerin çoğu zaman üretim bandına inemeden bilgisayar ekranlarında kalması oluyor. Yelda Akıncı Bostan, ne yapmak istediklerinden bahsediyor.  

Biz Design Lab projesini uzun ve verimli bir sürece yaymak istiyoruz.

Projenin sıradan bir fason üretim kurgusundan uzak durduğunun altını çiziyor.

Eğitim programının omurgası, makine başındaki operatörlükten ziyade baştan uca bir tasarım yönetimini kapsıyor.

Bu, ilham veren sohbetler, mentörlük ve workshoplarla sürece yayılan bir eğitim programı olacak.

Sözleriyle projenin içeriğini detaylandırıyor.

Programın akademik koordinasyonuKaraca Erdem tarafından yürütülüyor.

Kurumsal Gelişim ve Strateji Danışmanı ve Medipol Üniversitesi Öğretim Görevlisi Karaca Erdem’in koordinasyonunda ilerleyen süreç, genç tasarımcıların camdan taşa kadar geniş bir yelpazede malzeme dinamikleriyle yüzleşmesini sağlayacak.

Hedeflenen kaliteli etkileşim alanını yaratmak adına, ilk etapta kontrollü bir öğrenci grubuyla yola çıkılıyor.

Bu yıl sadece İstanbul’daki üniversitelerle çalışacağız ve maksimum 10 öğrenci ile başlayacağız.

Pilot uygulamanın sınırlarını dikkatli çiziyor. Dar kapsam aynı zamanda daha yoğun birebir eğitimin verilmesi anlamına geliyor.

Herkes kendi tasarımını ürettikten sonra küçük bir jüri kurup birinciyi seçeceğiz.

Aylar sürecek maratonun final aşamasını anlatıyor.

Seçilecek o şanslı birinci yetenek, İtalya’daki köklü tasarım ekosistemiyle tanışma ve özel bir programla küresel vizyon edinme fırsatı elde edecek.

İstanbul’dan Orta Doğu’ya uzanan köprü

İtalyan menşeli bir şirketin Türkiye serüveni, zaman içinde stratejik bir bölgesel yönetim hamlesine dönüşüyor.

Biesse pazara 1980’de bayi kanalıyla girdi ve 2015’e kadar da böyle devam etti.

Yelda Akıncı Bostan markanın Türkiye’deki tarihsel arka planını anlatıyor.

Bugün masada duran resim ise, operasyonel süreçlerin tüm kontrolünü kendi bünyesine almış çok daha iddialı bir yapıyı işaret ediyor.

2017 yılından itibaren tamamıyla kendi operasyonumuzla, kendi ekibimizle bu pazarda hizmet veriyoruz.

O önemli yönetimsel değişimi vurguluyor.

Böylece İstanbul ofisi, makine satan bir birim olmaktan çıkıp markanın bölgesel güç merkezi konumuna sağlam bir şekilde yerleşiyor.

Teknik servis hizmeti veren yerel bir nokta olmanın ötesine geçen İstanbul, etki alanını Orta Doğu sınırlarına taşıyor.

Türkiye’de 50 kişiyiz, Orta Doğu operasyonunu da buradaki yönetim ekibiyle yürütüyoruz.

Gelinen kurumsal büyüklüğü rakamlarla ifade ediyor. Bölgesel liderlik unvanının yanına, inovatif bir tasarım inisiyatifi ekleniyor.

Design Lab projesinin Avrupa’daki güçlü yankısını dile getiriyor.

İtalya’daki ana firmamızın çok ilgisini çekti ve onlar da çok beğendi.

İstanbul’da filizlenen ve gençlere dokunan proje, dünya genelindeki diğer uluslararası operasyon merkezlerine örnek oluşturacak bir model niteliği taşıyor.

Yelda Akıncı Bostan ile sohbetimiz bitiyor.

Etrafı tekrar inceliyorum.

Alan, hayal kurmayı bilen 10 genç zihnin üreteceği tasarımları bekliyor.

Modül mağazasından çıkıp 42 Maslak’ın hareketli koridoruna doğru yürüyorum.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...