Mayhoola For Investmens CEO’su ve Beymen Group Yönetim Kurulu Başkanı Rachid Mohamed Rachid; “Türkiye’de Beymen ile başarılı bir işe imza attık” diyor ve ekliyor: “Son birkaç yılda Beymen’in Türk tüketicilere çok iyi bir lüks deneyim sunduğunu söyleyebilirim. Üstelik bu yalnızca ithal ürünlerle sınırlı değil aynı zamanda pek çok yerli ürün de var.” Anahid Hazaryan- Şule Laleli
Mayhoola olarak lükse yatırım yapma fikri sizi nasıl bir güç merkezi haline getiriyor? Lüks segmentteki büyümenizde “nihai lüks konumunda kalmak” için gündeminizde neler var?
Lüks son en az 25 senedir çok ilginç bir pazar oldu çünkü global ölçekte daha önce görülmemiş bir ekonomik büyümeye tanık olduk. Size bir örnek vermem gerekirse, lüks pazarı 2008 ila 2025 arası dört kat büyüdü. 25 yılda yıllık yüzde 7-8 civarı bir pazar büyümesine tanık olduk. Bu çok büyük bir büyüme ve bunun en önemli nedeni de gelişmekte olan ülkelerde ekonominin hızla büyümesi ve buna paralel refahı artan bir orta sınıfın ortaya çıkmasıydı. En önemli faktörlerden biri de, Çin ekonomisinin büyümesiyle burada lüks tüketime yönelimin ivme kazanması oldu. 1990’larda Çin’de lüks tüketim sıfırdı. Covid’den önce ise, Çin’de lüks tüketim global lüks pazarın yüzde 40’ını oluşturuyordu. Bu çok büyük bir büyüme. Ama bu durum yalnızca Çin için geçerli değil. Türkiye’de de, Rusya’da da, Ortadoğu’da da aynı şeye tanık olduk. Oysa daha önce lüks pazarındaki hareketlilik yalnızca Avrupa ve ABD’yle sınırlıydı. Şimdi dünyanın her yerinde lüks tüketim görebiliyoruz. Bundan dolayı, lükse yatırım yapmaya karar verdik çünkü bunun büyüyen bir pazar ve aynı zamanda büyüyen bir iş alanı olduğunu düşünüyorduk. Lüksün son derece global bir iş olması gibi kendine has bir özelliği var. Bugün Türkiye’de ya da İtalya’da bir çanta üretirseniz bu dünyanın her yerinde aynı şekilde tüketilecektir. Lüks tüketim bir yerden ötekine değişmiyor çok global bir iş ve hatta küçük ölçekli işler de bu alanda çok hızlı büyüyebiliyor. Milano’daki bir kuruluş 5,6 milyon euro ciro yapabiliyor çünkü dünyanın her yerine satabiliyor. Türkiye’de de bu alanda faal olmak başka ülkelere açılmak diğer kategorilere göre çok daha kolay çünkü doğrudan tüketiciye hitap ediyor. İşte bu sebeplerden dolayı lükse yatırım yapıyor ve bu alanda büyüyoruz. Başarılı da olduk, dünyanın en iyi markalarından bazılarına yatırım yaptık. İtalya’da Valentino’yu, Fransa’da Balmain’i portföyümüze kattık. Türkiye’de de Beymen’le başarılı bir işe imza attık. Son birkaç yılda Beymen’in Türk tüketicilere çok iyi bir lüks deneyim sunduğunu söyleyebilirim. Üstelik bu yalnızca ithal ürünlerle sınırlı değil aynı zamanda pek çok yerli ürün de var.
Mayhoola’nın yönetimini güçlendirmek üzere satın alma, birleşme ve sermaye konularında nasıl bir stratejiyle yol alıyorsunuz?
Lüks yatırım ve gelişime ihtiyaç duyan bir alan. Ancak lükste her şey markayla başlar. Lükste iki faktör önemlidir: Yaratıcılık ve miras. Lüks markanın arkasında bir tarih olmalı. Bize bir kültürü, tarihte belli bir dönemi anlatmalı. Bu kombinasyon yani miras ve yaratıcılık varsa, o zaman marka vardır. Bunu başardığınız zaman da marka ölmez. Lüks markaların çoğunun 50 yıllık 100 yılık tarihleri vardır ve bunların tarihine baktığınızda, inişler çıkışlar görürsünüz. Bazen bu markaların görünürlüğünün azaldığı zamanlar olabiliyor. Ama bu geri çekilmeler olsa da ölmüyorlar çünkü insanlar bu markalarda kendine has özelliği görebiliyor. Lüks bir markaya yatırım yaparken miras ve yaratıcılığın bileşimine bakıyoruz. Yaratıcılık yoksa lüks marka da yoktur. Bu yaratıcılığa olan hayranlık tüketicinin duygularına hitap eder. Örneğin, bir elbise satın alıyorsunuz, diyelim ki değeri 100 euro ama bu elbisede daha fazla yaratıcılık varsa daha fazla ödemeye istekli oluyorsunuz. Yaratıcılığa ödediğiniz 3 – 5 katı fiyat, yaratıcılık olmadığında ödemeyeceğiniz bir değer. Biz de markayı alırken bu özelliği gözetiyoruz. Örneğin, Valentino’yu aldığımızda 65 yıl üzeri bir geçmişi vardı. Roma’ya, İtalya’ya Valentino’ya gittiğinizde orası müze gibidir. Markayı giymiş olan prensesler, Elizabeth Taylor, Jacqueline Kennedy… 60’lı 70’li yılların ünlüleri… Ama her şey el işçiliği ve yaratıcılıkla ilgili. Valentino’da, eliyle işleyen hanımlar görüyorsunuz. Bu hanımlar çok uzun yıllardır orada çalışıyorlar. Bir elbisenin dikimi 2 ay sürebiliyor. Kısacası markayı alırken tüm bu özelliklere bakıyoruz: Yaratıcılık, tarihi miras ve el işçiliği. Yatırım yapıp mağazalar açıyoruz, üretime de yatırım yapıyoruz. Reklam, dağıtıma ciddi paralar aktarıyoruz ama bunun için sağlam bir geçmişi, yaratıcılığı, el işçiliği olan bir marka olmalı. Yatırımlarımız bu kriterlere dayanıyor. Büyük yatırımlarımız da var küçük yatırımlarımız da ama her şeyden önce markanın tüm bu saydığımız özellikleri bünyesinde toplaması önemli. Türkiye’de de, bazı tasarımcılara globalleşmeleri için destek sunuyoruz. Genç tasarımcılarla bir araya geliyoruz ve onlara da bu mesajı veriyoruz: Sadece harika bir tasarım, el işçiliği yetmez. Sizi dağıtıma sokacak, ürününüzü satacak birileri lazım. Yani tüm bu tasarımların arkasında güçlü bir iş modeli olmalı. Ancak böyle bir değer yaratabiliriz. Modada başarılı olan her markanın çok güçlü bir iş komponenti de var.
Lüks segmentteki satın alma operasyonunuzda Beymen markasını tercih etmenizin sebebi neydi? Bu satın almayla ilgili şu anda geldiğiniz noktada genel bir değerlendirme yapabilir misiniz?
Beymen 50 yıldan uzun bir süredir Türkiye’de var olan, lüksü temsil eden bir marka ve bundan dolayı dikkatimizi çekti. Beymen’in Türkiye’de gerçekten lüks tüketimin gerçekleştiği bir yer olduğunu gördük. Bundan dolayı tercih ettik. Türkiye’de Beymen’in 50. yılı dolayısıyla bu topraklarda lüksün 500 yılık tarihinin izlerini süren bir belgesel film hazırladık. Netflix’te de gösterildi. Burada lüksle ilgili çok tarih var. Yalnızca binalara bakmanız bile tüm bu anlattıklarımızı yansıtabiliyor. Binalar, mücevher, halılar… Türkiye’de tüketici lükse çok alışkın, lüksle çok haşır neşir. Bundan dolayı Türkiye’de olmak istedik. Ancak tabii ki, lükste her tür fırsatın değerlendirilmesi için yatırım gerekiyor. Binaları, hizmetleri, mekanları iyileştirmek için yatırımlar yaptık ve yapıyoruz. Türk tüketicisine gerçekten çekici gelen bir şeyler yaratıyoruz. Aynı zamanda tüketicilere daha iyi hizmet verilmesi için hizmet kısmına da yatırım yapıyor ve geliştiriyoruz. E- ticarete de yatırım yapıyoruz. Geçmişte satılmayan pek çok şey şimdi çok daha fazla satılıyor. Buna devam edeceğiz. Burada bu oturduğumuz yer (Tersane İstanbul Beymen binası) de aynı zamanda mekan olarak bir çekim merkezi oluşturuyor.
Daha fazla Beymen mağazası açmayı düşünüyor musunuz?
Evet planlarımızda var. Halihazırda Türkiye’de 25 Beymen mağazamız var. Her yıl İstanbul dışında iki, üç mağaza açıyoruz.
Türkiye’de lüks pazarının gelecek yıllarda da yatırım çekeceğini düşünüyor musunuz?
Evet. Türkiye her şeyden önce yabancı markalar için çok çekici bir ülke çünkü başarılı bir ekonomik modele sahip. Ben 2000 yılında buradaydım. O zamandan beri kişi başı gelir beş kat arttı. GSYİH o dönemde 200 milyar dolar civarıyken bugünlerde 1,5 trilyon dolara yakın. Türkiye’de çok tüketim var, kaliteli ürünlere ve markalara talep var. Bugün dünyada herkes Türkiye’deki tüketicinin nitelikli ürünlere yönelik beğeniye sahip olduğunu biliyor. Bundan dolayı da herkes Türkiye’de olmak istiyor ve bu da zaten gerçekleşiyor. Bu yeni bir fenomen değil aslında son 20 yılda gerçekleşen bir şey. Ekonomi geliştiği sürece daha fazla lüks yatırım olacak. Aynı zamanda Türkiye’de lüks için bir eko sistem de yaratmak gerekiyor. Türkiye harikulade ürünler ortaya koyabilecek kapasiteye sahip olan bir ülke. Modada, tekstilde önemli üreticilerden biri. Ama aynı zamanda bunun çok kaliteli ürünler yaratmaya dönüşmesi de gerekiyor. Bu belki biraz zaman alacak ama bunun gerçekleşeceğine inanıyoruz. Türkiye aynı zamanda çok kaliteli deri ürünler de ortaya koyuyor ama yine burada da, uluslararası sahaya açılacak markalar görmek önemli.
Türkiye’de başka marka alımlarıyla da ilgileniyor musunuz?
Evet her zaman bakıyoruz, değerlendiriyoruz. Lükste her zaman yeni adımlar atmaya hazırız.
Türkiye’nin küresel lüks turizm ve alışveriş alanında konumunu daha da pekiştirmesi için neler yapması gerekir?
Turizm bugün dünyada gittikçe daha fazla alışveriş ve lüksle ilgili. Herkes seyahat ettiğinde, bir şekilde lüks satın alma ve alışverişle ilgileniyor. Ülkede turizmi geliştirmek istiyorsanız perakendeyi de geliştirmeniz gerekiyor ve lüksle başlamalısınız. Böylece üst gelir grubundaki turisti çekebilirsiniz. Türkiye’de turizm bir başarı hikayesi. Her zaman tabii inişler çıkışlar olabilir. Mesela Covid oldu. Rakamlar değişebilir. Ancak Türkiye’de turizmin gelişmesi aynı zamanda lüks işinin de büyümesini sağladı. Daha önce de belirttiğim gibi, lüks ürünler küresel bir olgu. Turistler de gittikleri yerlerde bu tür ürünler görmek istiyorlar. Biz de bundan yararlanıyoruz. Beymen satışlarının önemli bir bölümünü turistlere gerçekleştiriyor. İstanbul dışında, Antalya’da, Bodrum’da, İzmir’de mağazalarımız var. Burada, Tersane’de olmamızın sebebi de bu zaten çünkü burası turistleri cezbedecek bir yer. Otel, restoran, çocuk eğlence yerleri turistleri cezbederken, lüks alışveriş de bu deneyimin bir parçasına dönüşecek.
2026’da dünyada lüks tüketim pazarını nasıl görüyorsunuz?
Lüks tüketim pazarı 25 yıldır büyüyor. Ama Covid alışılmadık bir süreçti. Pandemiden sonra lüks pazarı büyük bir atılım yaptı, yüzde 20-25’lik bir büyüme sağladı. İnsanlar para biriktirmişlerdi ve harcamak istediler. Ama 2023’ten beri yani aşağı yukarı iki, üç senedir lüks pazarda harcamalarda bir düşüş var çünkü çok fazla satın alma oldu. Bir diğer neden ise, şirketlerin fiyatları çok fazla artırmaları. Şimdi pazarda bir düzeltmeyle karşı karşıyayız. Satın almalarda bir miktar gerileme var. Son 25 yılda lüks pazarda ilk defa son iki yılda büyüme olmadı. Son iki yıldır lüks global pazarda yüzde 1-2 oranlarında daralma var oysa normalde yüzde 7-8 civarı büyüme olurdu. Ancak gelecek yıl pazarın yükselişe geçmesini bekliyoruz. Lüksün yakın dönemde gerilemesinde makro ekonomik gerekçeler de var. Çin pandemiden sonra tam toparlanamadı. Keza Avrupa da sorunlu. ABD’de gümrük vergilerinden kaynaklı sıkıntılar var. Kısacası, global lüks pazarı iki yıldır biraz sallantıda ancak gelecek yıl yavaş yavaş toparlanacağını umuyoruz. Global lüks pazarında yüzde 2’lik bir büyüme görebiliriz. Bu da pozitif bir durum.
Dünyada zenginlerin harcama alışkanlıklarının arka planında sizce nasıl bir motivasyon var?
Artık dünyada eskiye göre çok daha fazla sayıda zengin insan var. Zengin insanlarla daha az zengin olanlar arasındaki fark da gittikçe büyüyor. Şimdiye kadar duymadığımız rakamlara sahip olan aşırı zengin insanlar var. 200 milyar dolar, 300 milyar dolar, trilyon dolar gibi… Peki harcama motivasyonları nedir desek, burada iki faktör var: Birincisi, bu parayı miras yoluyla elde edenler. İkincisi kendileri yaratanlar. Teknoloji alanında pek çok genç insan kısa sürede büyük servetler elde etti. Tabii ki bu gençler çok çalışıyorlar, güzel şeyler ortaya koyuyorlar ama parayı nasıl harcayacaklarına dair olgunluğa da tam olarak ulaşmış değiller. Bundan dolayı, bazen alışık olmadığımız harcama alışkanlıklarına tanık olabiliyoruz. Ama bu artık günümüz dünyasının gerçeği. Bu şekilde ortaya çıkan zenginliklere tanık olmaya devam edeceğiz.
Mayhoola olarak yalnızca lükse yatırım yapma sebebiniz nedir?
Ben odaklanmaya inanırım. Tek bir sektöre odaklanmayı tercih ederim. Biz lüksü seçtik çünkü daha önce de dediğim gibi burada çok fırsat var. Tek bir sektöre odaklandığınızda o alanda daha çok bilgi deneyim, beceri geliştirirsiniz. Biz de son 15 yıldır bunu yapıyoruz. Bu kategorinin büyümeye devam edeceğini görüyoruz. Bu nedenle başka yerlere bakmamıza gerek yok. Siz makine mühendisliği eğitimi aldınız ama kariyer yolculuğunuzda farklı bir yol seçtiniz.
Mühendislik eğitiminin işinize etkisi oldu mu?
Evet, ben makine mühendisliği okudum. İlk başlarda da zaten hep imalatta çalıştım. Mısır’da ve başka yerlerde fabrikalar kurdum. Aldığım eğitim çok işe yaradı; düşünme tarzımı etkiledi. Üretim işini, ürünü bu şekilde daha iyi anlayabiliyorum. Düşünce biçiminizi belli bir yönde eğitmeniz çok önemli. İlla öğrenim gördüğünüz alanda çalışmanız gerekmiyor ama bu size bir düşünce biçimi sunuyor. Nasıl düşüneceğinizi öğreniyorsunuz. Örneğin, hukuk, felsefe gibi alanlarda eğitim alanlar da iş dünyasında çok başarılı olabiliyorlar. Sanırım eskiden var olan, eğitim aldığınız alanda çalışılmalı fikri artık değişiyor. Eğitiminiz düşünce yapınıza yön vererek iş dünyasında karşılaştığınız sorunları, zorlukları nasıl çözeceğinize dair size yol gösterebilir. Ama en iyi eğitim aslında okulda değil hayattadır.
Liderlik nedir sizce? Liderliği bir sanat olarak tanımlayabilir miyiz?
Evet, liderlik sanattır. Herkes liderlikten söz eder, herkesin kendine göre bir liderlik tanımı, deneyimi vardır. Bana göre, liderlik vizyon ve insanlara yol göstermektir. Lider insanları bir yere götürür ama bazı insanlar da nereye götürdüğünü bilemez. Ailede bile bu böyle. Bu yolda insanlar sizi takip etmeli, yalnız olmamalısınız. Bunun için de doğru insanları seçmelisiniz. Onlar sorumluluk almalı, hesap vermeli ve daha iyiye gittiğini bilmeli.
