Anasayfa Köşe Yazıları Avustralya: Bazen ayrı bir kısa bazen ayrı bir dünya
Köşe Yazıları - 3 Ocak 2019

Avustralya: Bazen ayrı bir kısa bazen ayrı bir dünya

Güvenilir hukuk sistemi ve G-20 ülkesi olarak pazar çeşitlendirmesi açısından önemli bir ülke ve bölgeye girişte de zıplama tahtası görevi görebilecek nitelikte. Kısacası orada bir ülke var uzakta ve göz ardı edilmemeli.

Aralık sayısında piyasa beklentilerimi paylaşmaya devam edeceğimi söylemiştim ancak Avustralya’nın Ankara büyükelçiliğinin daveti ile bu ülkeye verimli olduğunu düşündüğüm bir ziyaretim söz konusu olduğundan piyasa ile ilgili yazımı bir sonraki aya ertelemek istiyorum. Turistik bir gezi olmadığından ülkeyi ve kültürünü çok yakından tanıma fırsatım oldu diyemem. Ancak ABD ve İngiltere gibi diğer Anglo-Sakson kökenli ülkelere oranla çok daha sıcak kanlı insanlardan oluşan bir ülke tanımı yapmam hatalı olmaz. Ülkedeki Türk diasporası ile yaptığım görüşmelerde de gördüm ki göç eden insanlarımız topluma uyum sağlamış ve toplumun da saygısını kazanmış durumda. Ve elbette bizlerin aşina olduğu doğa ve canlılara oranla çok daha farklı bir canlı ekosisteminden bahsetmek söz konusu. Turistik, iş amaçlı veya köklere dönüş için, amacınız ne olursa olsun Türkiye-Avustralya arasında en önemli eksiklerden bir tanesi THY’nin doğrudan uçuşlarının olmaması (diğeri ise hiçbir büyük markamızı görememiş olmam). Elbette bu bir filo kapasitesi ve kârlılık sorunu ancak yeni İstanbul Havalimanı ile bu eksiğin giderileceği beklentisi yaygın. İlginç bir şekilde Avustralya sadece Türk diasporası değil önemli bir Yunan ve Balkan diasporasına da sahip. Yani bayrak taşıyıcımız sadece soydaşlarımızı ülkeye getiriyor olmayacak ve fakat İstanbul’un bir aktarma merkezi olarak daha önemli bir rol oynamasına da katkıda bulunmuş olacak. Ekonomiye geçmeden önce son bir not, üniversite ve dil okulları konusunda özellikle son kur hareketinden sonra Avustralya daha makul bir lokasyon olarak öğrencilerimizin listesinde yer almalı. Avustralya hakkında en çarpıcı istatistiklerden biri ülkenin tam 27 yıldır resesyona girmediği gerçeği. Bu sırada SSCB dağıldı, euro piyasaya çıktı, teknoloji balonu şişti ve çöktü, konut balonu şişti ve çöktü, kısacası dünyada yaşanan pek çok gelişmeye rağmen Avustralya büyümesini sürdürebildi. 2007 öncesinde daha yüksek, yüzde 4 civarında bulunan YoY büyümenin 2007 sonrası dönemde, tüm dünyada olduğu gibi gerilediğini ve yüzde 3 civarına geldiğini görüyoruz. Ki bu seviye gelişmiş ülke ekonomileri arasına en yüksek seviyelerden biri. Bu performansta Çin’in büyük bir payı var. Özellikle altyapı yatırımlarının hızlandığı dönemlerde bir hammadde sağlayıcısı olarak Avustralya Çin büyümesinden önemli oranda faydalandı. Ancak o dönemde sektör şirketlerini takip edenler hatırlayacaktır, ciddi bir balon korkusu ortaya çıkmıştı. Avustralyalı ekonomi ve şirket yöneticileri sektör ve etrafındaki halkada ortaya çıkan ani, hızlı büyümeyi beceri ile yönetebildi ve Çin yavaşlarken Avustralya sektörde yaşanan durgunluk nedeni ile büyük bir krizle karşılaşmadı. Şimdi benzer bir performansı konut sektöründe gösterip gösteremeyeceklerini takip etmemiz gerekiyor. Görüşmelerimizde merkez bankasının (RBA) analistleri ülkedeki konut dinamikleri ile ABD’de krize neden olan dinamiklerin farklı olduğuna, haklı olarak, dikkat çekti. Avustralya büyük bir mortgage piyasası ve ona dayalı türev ürünlere sahip değil. Ancak konut fiyatları servet etkisi nedeni ile tüketicilerin davranışı açısından çok önem taşır. Ve bir süredir enflasyonun çok üzerinde artış gösteren fiyatlarda önemli bir gevşeme ekonomi yönetimini zorlayacaktır. Öte yandan hammadde, madencilik, tarım & hayvancılık gibi biraz daha döngüsel ve katma değeri düşük endüstrilerden bioteknoloji, sağlık gibi yüksek sektörlere de başarılı bir geçişi başarmış bir ülkeden bahsediyoruz. Avustralya bu konularda iş birliği, knowhow gibi konularda önemli bir ortak olarak öne çıkma potansiyeline sahip. Sermaye piyasaları penceresinden baktığımızda ise Çin ile olan özel ilişkisi ve giderek büyüyen Asya sermayesi nedeni ile Türk şirketlerinin Avustralya Borsasına halk açılması da globalleşme açısından önemli bir adım olabilir. Avustralya Varlık Fonu borsamıza aşina bir fon fakat Türk yatırımcısının, büyük oranda saat farkı nedeni ile bölgedeki fırsatlara biraz daha uzak olduğunu görüyoruz. Oysa güvenilir bir hukuk sistemi ve G-20 ülkesi olarak pazar çeşitlendirmesi açısından önemli bir ülke ve bölgeye girişte de zıplama tahtası görevi görebilecek nitelikte. Kısacası orada bir ülke var uzakta ve göz ardı edilmemeli.

İlginizi Çekebilir

2020’ ye İddialı Hazırlık

İklimlendirme sektörü oyuncusu İtalyan Ferroli S.p.A, Türkiye’deki üretim, satış ve pazarl…