Asıl İhtiyaç Nitelikli Saha Gücü

By Fortune Türkiye

İşveren markası araştırma ve danışmanlık şirketi Universum, İnsan Kaynakları profesyonellerinin katılımıyla gerçekleştirilen Employer Branding NOW 2026 araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Rapor, Türkiye’deki yetenek pazarının hem bütçe hem de zorluk seviyesi bakımından dünyadan çok daha “agresif” ve “kırılgan” bir noktada olduğunu ortaya koyuyor.

Kültürel Uyum

Universum Türkiye Lideri Evrim Kuran, “Bugün organizasyonlarda en kritik liderlik yetkinliğ bağlamsal zekâ, yani çağın ruhunu, toplumsal dönüşümü ve insanın değişen beklentilerini doğru okuyabilmek. Çünkü konu artık sadece yetenek bulmak değil, yeteneğin neden gelmediğini ve neden kalmadığını anlayabilmek. Dünya genelinde 60’dan fazla ülkeden İşveren Markası profesyoneliyle tamamladığımız Employer Branding NOW 2026 araştırmamızın bulguları bize çok net bir kırılma yaşandığını söylüyor” diyor.

Araştırmaya göre; dünyada işveren markası alanında çalışan profesyonellerin yüzde 52’si önümüzdeki 12 ayın daha zorlayıcı geçeceğini düşünürken Türkiye’de bu oran yüzde 65’e çıkıyor. Türkiye’de işverenlerin yüzde 98’i işe alımda zorluk yaşadığını söylüyor. Şirketlerin yüzde 54’ü bu nedenle işe alım bütçelerini artırıyor. Ama bütçeyi büyütmenin tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Kuran, “Gençler artık yalnızca maaşa değil; saygıya, gelişim fırsatlarına, psikolojik güvenliğe ve kurumun değerleriyle kendi değerleri arasındaki uyuma bakıyor. Türkiye’de şirketlerin yüzde 76’sının hâlâ işe alımda “kültürel uyumu” en önemli kriterlerden biri olarak görmesi önemli. Ancak burada asıl mesele, bu kriterin neyi ölçtüğü” diyor.

Universum Türkiye Lideri Evrim Kuran

İşveren Markası Yönetimi

Kuran, “Türkiye’nin çok önemli bir gerçeği de ne eğitimde ne istihdamda yer alan gençler, yani NEET. Organizasyonların artık yalnızca belli üniversitelerden gelen “hazır yetenekleri” hedeflemesi sürdürülebilir değil. Geleceğin iş gücü çok daha heterojen olacak. Potansiyeli yalnızca CV’de değil, bağlamın içinde okuyabilmek gerekiyor. Geçtiğimiz yıl 36 binin üzerinde katılımcı ile gerçekleştirdiğimiz Universum Türkiye’nin En Çekici İşverenleri araştırmamıza göre, öğrencilerin yüzde 75’i, çalışanların yüzde 84’ü için bir şirketi tercih etmedeki en temel kriter çalışana saygı. Çalışana saygının hem üniversite öğrencileri hem profesyoneller tarafından en önemli işveren markası göstergelerinden biri olarak görülmesi de çok anlamlı. İnsanlar artık sadece çalışacakları şirketi değil, kendilerine nasıl hissettirecek bir hayatın parçası olacaklarını seçiyor. Tam da bu nedenle işveren markası bir iletişim çalışması değil, organizasyonun insanla kurduğu ilişkinin samimiyet testi” diyor. Peki, işveren markası yönetilirken, İK hangi kriterleri mutlaka stratejisine dahil etmeli? Kuran, şöyle özetliyor: İK stratejisinin odağına alması gereken ilk kriter, çalışan değer önermesi (EVP) ile içerideki çalışan deneyiminin birbiriyle ne kadar rezone olduğu. Eğer dışarıya fısıldadığınız vaatler, içerideki çalışanın gündelik gerçekliğine çarptığında yankılanmak yerine sönüp gidiyorsa, orada bir markadan değil sadece bir algı yönetiminden bahsedebiliriz. Stratejinin başarısı, bu iki uç arasındaki mesafeyi ölçmek ve o boşluğu tutarlı bir dürüstlükle kapatabiliyor. Bu rezonansın sağlıklı bir zeminde ilerleyebilmesi için de psikolojik güvenlik artık bir opsiyon değil, stratejik bir zorunluluk. İnsanların fikirlerini sansürlemeden paylaşabildiği, hatanın bir linç kültürüne değil de bir öğrenme fırsatına dönüştüğü bir iklim yaratmadan, hiçbir işveren markası sürdürülebilir kalamaz. İşveren markası yönetimi, en nihayetinde çalışanın kendisini güvende ve “görülmüş” hissettiği o bağı inşa etme sanatı. Stratejiyi teknik metriklerden çıkarıp, bu sahici ve insani temellere oturttuğunuzda, marka zaten kendi doğal elçilerini yaratmaya başlar.”

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...