Arçelik 4,69 Saniyede Ürettiği Makineyle Tüketicinin Karar Yorgunluğunu Bitirebilir mi?

By Fortune Türkiye

Türkiye’de kullanıcılar bulaşık makinesini haftada ortalama 5 kez çalıştırıyor. Yıllarca 15 programlı cihazların daha üstün temizlik sunduğuna inandırılsak da makinenin karşısına geçtiğimizde hep aynı tuşa bastık. Arçelik’in bulaşık makinesine yerleştirdiği yapay zeka, acaba bu alışkanlığımızı kökten değiştirebilir mi?

Arçelik’in Ankara’daki üretim tesisinin koridorlarında yürürken, zemindeki sarı ve yeşil şeritlerin üzerinden sessizce süzülen kırmızı gövdeli, otonom bir taşıyıcı araç (AGV) yandan geçip “Kablosuz Şarj İstasyonu”na doğru kıvrılıyor. Tepedeki beyaz florasanların altında, mavi tişörtlü mühendisler ve teknisyenler, insandan çok makinelerin hakim olduğu alandaki sistemi yönetiyor.

Bu fütüristik üretim bandını görmeden önce, duvarında renkli halkalarla “feels like home” (ev gibi hissettiriyor) yazan, siyah U düzeninde masaların kurulduğu o ciddi toplantı salonundaydım. Çeliğin ve kusursuz işleyen robotların ortasında, son derece insani, hatta psikolojik bir problemi yöneticilerden öğrenmek için buradaydım: Mutfaktaki karar yorgunluğumuz.

Yıllarca bize bir hikaye satıldı. Tüketici elektroniğinde bir makinenin üzerinde ne kadar çok tuş, ne kadar çok dijital ikon ve program varsa, o makinenin o kadar yetenekli olduğuna inandık.

Davranışsal iktisatçılar buna seçenek paradoksu diyor. Vitrinde 15 programlı bir bulaşık makinesi görüp, ona sahip olmanın verdiği sahte kontrol hissiyle kasaya yöneliyoruz. Oysa hepimiz biliyoruz ki, makine eve geldiğinde, yıllar boyu sadece “Günlük 65 Derece” ya da “Eko” tuşuna basıp hayatımıza devam edeceğiz.

İşte Arçelik, Ankara’daki bulaşık makinesi fabrikasında tanıttığı yeni vizyonuyla, bu çok programlı makine efsanesini yıkıyor. Tüketicinin zihnindeki karmaşayı fark eden şirket, sadeleşme ekonomisini yapay zekâ ile buluşturmuş.

Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural

Toplantı odasındaki sessizliği bozan Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, bu sosyolojik değişimi son derece anlaşılır sözlerle özetliyor:

“Tüketiciler artık fiyat ve yüksek performansın ötesinde, zaman kazandıran, hayatı kolaylaştıran, hijyen sağlayan, enerji ve su verimliliği sunan akıllı çözümler talep ediyor.”

Cem Kural’ın bahsettiği bu durum, sayılarla da sabit. Türkiye’de her 10 kişiden 8’i daha akıllı ve enerji verimli cihazlar talep ederken, bizim mutfak kültürümüzün zorlu lekeleri ve yoğun temposu nedeniyle bulaşık makineleri haftada ortalama 5 kez çalıştırılıyor. Bu, Avrupa ortalamasının çok üzerinde bir rakam. Haftada beş kez, o makinenin karşısına geçip hangi programı seçeceğimizi düşünmek istemiyoruz.

Cem Kural, bu içgörünün şirket stratejisini nasıl değiştirdiğini şu iddialı cümleyle anlatıyor:

“Yaptığımız araştırmalarımız net bir gerçeği ortaya koydu: Tüketicilerin büyük çoğunluğu günlük hayatta tek bir programı kullanıyor… Bu dönüşüm bulaşık makinelerinde devrim niteliğinde bir değişim aslında. Artık program karmaşasını kaldırıyoruz. Yeni bulaşık makinesi serimiz ile tüketicileri düşündürmeyen bir teknoloji yaklaşımı izliyoruz.”

Sonuç? Yeni Diamond serisi.

Bulaşıkları makineye diziyorsunuz, kapağı kapatıyorsunuz ve düşünmeyi bırakıyorsunuz. Yapay zekâ destekli sensörler yükü ve kirlilik oranını ölçüyor, en doğru yıkama seçeneğini kendisi buluyor. Üstelik bu sadelik, enerji ve su tüketiminde %50’ye varan bir tasarrufu da beraberinde getiriyor.

Karmaşıklığı Yöneten Küresel Güç

Peki mutfaktaki bu kusursuz sadeliği yaratmak ne kadar zor?

Üretim bandına döndüğümüzde, sade bir kullanıcı deneyimi yaratmanın arkasındaki güçlü mühendislik kompleksini görmek mümkün.

Burasını sadece bir fabrika olarak nitelendirmek yetersiz kalır; Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından tescillenmiş, “Global Lighthouse Network” ağına dahil edilmiş bir endüstri vahası. Ankara’daki bu tesis, dünyanın bulaşık makinesi üretiminin %10’undan fazlasını tek başına karşılıyor.

Bu uluslararası beyaz eşya üreticisi makinenin başındaki isim, Arçelik CEO’su Can Dinçer, tesisin globaldeki yerini anlatırken büyüklüğünü etkileyici verilerle paylaşıyor:

Arçelik CEO’su Can Dinçer

“Dünyanın bulaşık makinesi üretiminin %10’undan fazlasını karşılayan tesisimiz bugün yıllık 4,62 milyon adetlik üretim kapasitesine sahip. Bu kapasiteyle 4,69 saniyede 1 makine üretilebiliyor ve Avrupa’nın en büyük bulaşık makinesi işletmesi konumunda.”

Düşünün. Siz bu cümleyi okurken banttan yeni bir bulaşık makinesi çıktı bile. Bu hızın sırrı, %90’ın üzerinde oranla kusursuz işleyen otomasyon ve tesiste hiç durmadan, birbirine çarpmadan adeta bir arı kovanı gibi aktif çalışan 171 robotta gizli.

Arçelik, 13 ülkede 38 üretim tesisiyle faaliyet gösteren devasa bir organizasyon. Ankara’daki bu tesisten ise sadece geçtiğimiz yıl tam 54 ülkeye ihracat yapıldı.

Gezegeni Dinleyen Teknoloji

Teknolojinin evrimi tüketiciyi olduğu kadar, gezegeni de anlamaktan geçer. Arçelik’in 35 yıllık Ar-Ge deneyimi, 28 farklı Ar-Ge merkezi ve 3.500’ün üzerinde patent başvurusuyla kurduğu yenilikçi ağı, doğayla uyumlu bir üretim felsefesi geliştirmiş.

Fabrikanın çatısına bakıldığında bu vizyonu görmek mümkün. Tesiste kurulu 1,22 MWp seviyesindeki güneş enerjisi sistemiyle yıllık 1.500 MWh’nin üzerinde yeşil elektrik üretimi yapılıyor. Yaklaşık 410 evin bir yıllık elektrik tüketimine denk gelen bir miktar. Romanya tesisinde ise üretim %100 yeşil elektrikle çalışarak geleceğin sanayi standardını bugünden belirliyor.

Toplantı bitiyor.

Yöneticiler, mühendisler ve gazeteciler yavaş yavaş “feels like home” yazılı o beyaz odadan çıkıp, fabrikanın mekanik uğultusuna karışıyor. Banttan 4,69 saniyede bir inen o metalik kutular, yakında dünyanın dört bir yanındaki 54 farklı ülkedeki evlerin mutfaklarına yerleşecek.

Gözüm son bir kez, sarı çizgilerin arasından kendi yolunu bulan o küçük, kırmızı AGV robotuna takılıyor.

Sessizce, hiç tereddüt etmeden, kimseye sormadan ne yapması gerektiğini bilerek işini yapıyor.

Kapıdan çıkıp Ankara’nın sıcak ilkbaharına geçiyorum.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...