Vergi incelemelerinde bazı vergi müfettişleri zaman kazanmak ve incelemelerini zamana yayabilmek masadı ile incelenen dönemleri takdir komisyonuna sevk ederek zaman aşımını durdurma yoluna gitmektedirler. Anayasa Mahkemesi bu uygulamanın mülkiyet hakkının ihlali olduğu yönünde karar vermiştir.
Değerli Fortune okuyucularım, bu yazımda tarh zamanaşımı ile ilgili, Anayasa Mahkemesinin 12.6.2025 tarihli 2020/20773 sayılı kararının uygulamaya olan etkisini sizlerle değerlendirmek istiyorum. Bilindiği üzere vergi ilk önce tarh edilir, daha sonra tahakkuk ettirilir, sonra da tahsil aşamasına geçilir. Ancak tüm bu işlemlerin kanunda belirtilmiş süreler içinde yapılması gerekir. Bu süreler aşıldıktan sonra artık söz konusu işlemler yapılamaz. Hukuk dilinde buna zaman aşımı denir. Zaman aşımı, söz konusu sürenin geçmesi ve böylece vergi alacağının da ortadan kalkmasıdır. Mükellefin bu konuda herhangi bir müracaatı olup olmamasının önemi yoktur. Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. Ancak Vergi Usul Kanunu’nun 114’üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre, İdarece, matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması tarh zamanaşımını durdurur.
Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz. Son zamanlarda vergi müfettişlerince baş vurulan bir uygulama sıkça gündeme gelmeye başlamıştır. Zamanaşımına uğraması muhtemel dönemlere ilişkin olarak, incelenen mükellefler, zamanaşımı süresinin kesilmesi için, matrah takdiri amacıyla takdir komisyonuna sevk edilmekte, daha sonra inceleme tamamlandığında vergi inceleme raporu düzenlenmekte, takdir komisyonu da bu rapora uygun şekilde matrah takdir etmektedir. Anayasa Mahkemesi kararına konu olayda mükellefin sahte belge kullandığı savı ile inceleme başlatılmış, ancak zamanaşımı süresinin sonuna doğru vergi müfettişince takdir komisyonuna başvurulmak suretiyle zaman aşımı durdurulmuştur. İzleyen yıllarda vergi müfettişince inceleme tamamlanmış ve takdir komisyonu da söz konusu vergi inceleme raporuna istinaden tarhiyat kararı verilmiştir.
Mükellef söz konusu hususu dava konusu yapmış ancak Danıştay aşaması dahil davayı kaybetmiş, konuyu zamanaşımının bittiği ve mülkiyet hakkının ihlali iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştır. Anayasa Mahkemesi’nce başvurucu tarafından dava süresi boyunca takdir komisyonuna sevkin, kanunun amacı dışında yapıldığı ve takdir komisyonunca gerçekte bir inceleme ve belirleme yapılmadığı, bu nedenle zamanaşımının dolduğu iddia edilmişse de vergi mahkemesi ve daire tarafından verilen kararlarda başvurucunun davanın esasını etkileyebilecek iddialarıyla ilgili olarak hiçbir değerlendirme yapılmadığına karar verilmiştir. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki uyuşmazlığa ilişkin sonuca etkili iddialarının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılanmadığı ve sürecin sonunda başvurucuya aşırı bir külfet yüklediği kanaatine varıldığından Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, söz konusu mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılanmak üzere, davanın, görüldüğü ilk derece vergi mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Verilen karar uygulamada oldukça önem taşımaktadır. Söz konusu karar ile vergi incelemelerinin zamanaşımını durdurmak üzere, takdir komisyonuna sevk edilmesi durumlarında, takdir komisyonunca verilen kararların artık Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesinin yolunun açıldığını ve mükelleflere önemli bir hukuki olanak sağlandığını ifade etmek isterim.
