Aivalos, zeytinyağı kategorisinde ürün değil kullanım deneyimi üzerinden büyüyen bir model kurarak perakende ve ihracat tarafında ölçekleniyor. Aivalos CEO’su Gürkan Ayhan, “Büyümeyi mümkün kılan temel unsur, Ayvalık’taki üretim gücümüzü kalite standardı ile birlikte ölçekleyebilmek. Ayvalık’taki tesisimizde yıllık 8 milyon kilogram zeytin işleme ve 48 bin ton rafinasyon kapasitesi ile operasyonumuzu sürdürüyoruz. Bu kapasite, artan talebe cevap verebilmemizi; perakende yayılımını ve ihracatı aynı anda destekleyebilmemizi sağlıyor. Modelin omurgası; tutarlılık, izlenebilirlik ve sürdürülebilir tedarik disiplinidir” diyor.
Aivalos’un çıkış noktası neydi? Bu markayı kurarken hangi problemi çözmeye odaklandınız?
Çıkış noktamız iki boyutluydu: kaliteyi sürdürülebilir biçimde üretmek ve bunu tüketici için daha pratik, daha anlaşılır bir deneyime dönüştürmek. Ayvalık’ın eşsiz zeytinlerini modern dokunuşlarla buluştururken amacımız sadece iyi zeytinyağı üretmek değil; tüketicinin hayatını kolaylaştıran yenilikçi ürünler geliştirmekti. Bu yaklaşım, hem iç pazarda hem de global pazarda güçlü bir marka kurma hedefimizin temelini oluşturdu.

“Sıkılabilir şişe” basit bir fikir gibi görünüyor. Bunu bir iş modeline dönüştüren ne oldu?
Sıkılabilir şişe, tek başına bir ambalaj fikri değil; kullanım davranışını değiştiren bir deneyim tasarımı. Mutfağa hız ve kolaylık getiriyor; porsiyon kontrolü sağlıyor, temiz servis sunuyor ve zeytinyağını günlük rutinde daha sık kullanılan bir ürüne dönüştürüyor. Biz bunu Sızart & Cızart yaklaşımı ile net bir “ne zaman/nerede hangi zeytinyağı” çerçevesine oturttuk. Böylece deneyim faydası, tekrar satın almayı ve raflarda ayrışmayı doğal olarak destekleyen bir büyüme mekanizmasına dönüştü.
Pazarlama stratejinizin merkezinde ne var?
Merkezde iki temel var: kalite odaklı üretimin sürekliliği ve yenilikçi kullanım deneyimi. Geleneksel üretim mirasını modern pazarlama anlayışıyla birleştiriyoruz. Ürünü sadece “lezzet” üzerinden değil; mutfakta kullanım kolaylığı, doğru kullanım senaryoları ve portföy mantığı üzerinden anlatıyoruz. Aynı zamanda markayı premium segmentte konumlandırıyoruz; raf konumlandırması ve iletişim stratejisinde seçici bir yaklaşım benimsiyoruz.

Türkiye’de hızlı raf penetrasyonu sağlamak kolay değil. Bunu nasıl başardınız?
Raf penetrasyonunu satış taktiği olarak değil, disiplinli bir ölçeklenme modeli olarak ele aldık. Bir yandan ürün deneyimini netleştirdik (sıkılabilir şişe, Sızart & Cızart yaklaşımı), diğer yandan tedarik sürekliliğini sağlayacak üretim ve operasyon altyapısını kurduk. Bugün Türkiye’nin önde gelen zincir marketleri dahil 3 bine yakın kurumsal noktada yer alıyoruz. Bu yaygınlık hem ürün standardını koruma hem de perakendenin beklediği sürekliliği sağlama becerisiyle mümkün oldu.
Üretim tarafında nasıl bir model kurdunuz? Bu büyümeyi ne mümkün kılıyor?
Büyümeyi mümkün kılan temel unsur, Ayvalık’taki üretim gücümüzü kalite standardı ile birlikte ölçekleyebilmek. Ayvalık’taki tesisimizde yıllık 8 milyon kilogram zeytin işleme ve 48 bin ton rafinasyon kapasitesi ile operasyonumuzu sürdürüyoruz. Bu kapasite, artan talebe cevap verebilmemizi; perakende yayılımını ve ihracatı aynı anda destekleyebilmemizi sağlıyor. Modelin omurgası; tutarlılık, izlenebilirlik ve sürdürülebilir tedarik disiplinidir.
Ürün geliştirme tarafında nasıl ilerliyorsunuz? Yeni ürünler bu stratejinin neresinde?
Ürün geliştirme stratejimiz, Ayvalık’ın doğal avantajlarını (iklim, toprak yapısı, çeşit) koruyarak farklı segmentlerde çözümler üretmek üzerine kurulu. Portföyümüzde erken hasat ve riviera zeytinyağlarının yanında, farklı damak tatlarına hitap eden çeşnili zeytinyağları da var. Yakart bu hattın önemli bir parçası: acı kırmızı biber karakteri, son yıllarda gastronomide yükselen bir trend ve pizza, makarna, sandviç, deniz ürünleri gibi tariflerde “tamamlayıcı” bir lezzet katmanı yaratıyor. Yani Yakart; yenilikçi ürün geliştirerek tüketici deneyimini genişletme hedefimizin net bir örneği.
İhracat tarafında nasıl bir vizyonunuz var?
İhracatta talep giderek güçleniyor ve bunu ikinci bir büyüme motoru olarak görüyoruz. Halihazırda Amerika, Japonya, Dubai ve Avrupa ülkelerine açılmış durumdayız. Hedefimiz, hem iç pazarda hem de dış pazarda daha güçlü bir konuma ulaşmak; önümüzdeki dönemde minimum 3 kat büyüme hedefiyle ihracat kanalını ölçeklemek. Bunu yaparken premium konumlandırmayı koruyacak şekilde doğru kanallarda, doğru iş ortaklarıyla ilerliyoruz.
Geleneksel bir kategoride fark yaratmak isteyen girişimlere ne önerirsiniz?
Üç başlık çok kritik:
- Kaliteyi ölçekleyebilir hale getirin: Tutarlı üretim ve tedarik sürekliliği olmadan büyüme kırılgan olur.
- Kullanım deneyimini sahiplenin: Sadece ürün anlatmayın; tüketicinin hayatını kolaylaştıran bir deneyim sunun.
- Konumlandırmada seçici olun: Premium hedefliyorsanız raf stratejisi ve iletişimde seçicilik, markayı güçlendirir.
Geleneksel kategorilerde oyun, “daha çok ürün” değil; daha iyi deneyim + daha güçlü operasyon kurabilmektir.
