Anasayfa Açık Denizlerdeki Serüven
16 Temmuz 2019

Açık Denizlerdeki Serüven

Sea Hunter mürettebat yerine yapay zeka kullanan ilk yeni sınıf savaş gemilerinden biri. Savunma sanayi şirketi Leidos’un küçük bir gemi üzerinden savaş donanmasını nasıl değiştirdiğinin öyküsü.  AARON PRESSMAN

Diesel’le çalışan ABD savaş gemisi Sea Hunter’ın iki motorundan biri stop ettiğinde Kuzey Pasifik denizinin ortasında dalgalar neredeyse 3 metreye ulaşıyordu. San Diego’daki üssünden yaklaşık bin 500 deniz mili uzaklıkta 10 knot hızla seyreden, yaklaşık 40 metre uzunluğundaki gemi arızayı kontrol etmesi için mürettebatından birini gönderemedi çünkü mürettebatı yoktu.

Sea Hunter’ın dar gövdeli ve çift kirişli, zarif ve örümceği andıran silueti ABD donanmasının yeni, otonom savaş gemileri sınıfına ait. Virginia, Reston’da yer alan savunma sanayi kuruluşu Leidos Holdings’in tasarladığı yapay zeka temelli kontrolleri ve navigasyon sisteminin yapımı yedi yıl sürmüştü. Pearl Harbor limanına gidiş dönüş yaklaşık 5 bin kilometrelik bu ilk yolculuk, bu konseptin ilk önemli kanıtı oldu.

Daha önce hiç böyle bir şey denenmemişti. Gemiyi rotasında tutan ve diğer gemilerle çarpışmasını engelleyen yapay zeka sistemleri tam da tavsiye edildiği gibi çalışırken, mekanik sistemlerdeki bir arıza yolculuğun yarıda kesilmesi riskini doğurdu; bu da teknoloji gurularına, teknoloji ne kadar ileri olursa olsun sıradan mekanik sorunların bir projeyi mahvedebileceği gerçeğini gösterdi.

Bunun üzerine Sea Hunter’a eşlik eden gemideki 14 kişilik destek grubu hemen harekete geçti. Leidos’ta sistem mühendisi olan Keith Crabtree ve diğer personel hemen şişme bota atlayıp, Sea Hunter’a yanaştı. Geminin San Diego Körfezi’nin sakin sularında yüzdürülmesine yardımcı olan Crabtree Sea Hunter’ın dalgaları arasında ilerlerken korkmadığını söyledi. Polinezyalı waka kanosundan esinlenen prototipin üç gövdeli tasarımı, eşlik eden geminin güvertesinde hoplamalı zıplamalı bir yolculuğa göre çok daha rahat bir konum sunuyordu.

Crabtree, “burada kendi gemimize kıyasla çok daha rahat bir seyir izleyebiliyorduk” diyerek anlatıyor o anları. Basit bir yazılım sorunu çözdü ve Sea Hunter Pearl Harbor’a yanaştıktan sonra herhangi bir olay olmadan 10 günlük rotasını tamamladı.

Şunu not etmek gerekir ki, Sea Hunter okyanusu geçen ilk yapay zekalı otonom gemi ve en önemlisi, Leidos tarafından sıfırdan tasarlandı.

Hükümetteki savunma çevreleri tarafından pek tanınmayan ve ilk başlarda Science Applications International Corp. (SAIC) olarak adlandırılan Leidos 50 yıl önce Robert Beyster tarafından kuruldu; başarılı ve girişimci bir fizikçi olan Robert Beyster Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’nda hidrojen bombası üzerinde çalışmıştı. İflah olmaz bir denizci ve yat yarış kaptanı Dennis Conner’in arkadaşı olan Beyster, Conner’in ekibinin 1983 yılında Amerika Cup’taki birinciliği Alan Bond’un başı çektiği Avustralyalı ekibe kaptırmasının ardından -yarışmanın 132 yıllık tarihinde bu Amerika’nın ilk yenilgisiydi-SAIC’i daha iyi tekne gövdesi tasarımları modelleyebilecek yazılım geliştirmekle görevlendirdi. Connor bir sonraki yıl kupayı kazandı.

Bu uzmanlık Donanma’yla yapılan daha sonraki projelerde işe yaradı ancak 59 milyon dolarlık bir ihalenin otonom bir gemi geliştirmek üzere yazılımı bir kez daha ön plana çıkardığı ve merkeze koyduğu 2012 yılına kadar kamuoyunun gözü önünde olmadı. Şirket Sea Hunter için aynı zamanda dolaylı olarak ilgili projelerden de yararlandı. Bunlar arasında, Donanma için denizaltı sensörleri geliştirilmesi, Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi için kıyı araştırmalarının yapılması ve uydu görüntülerinin işlenmesi için yapay zeka çalışmalarının yapılması sayılabilir.

İşte Leidos’u elli yıl boyunca fazla göz önünde olmayan ama Pentagon açısından önemli bir savunma sanayi kuruluşu kılan tam da bu teknolojiye meraklı uzmanlıkların eklektik karışımıydı. Geçen yıl 10,2 milyar dolar satış geliri elde eden şirket 2019 yılı Fortune 500 (ABD) sıralamasında art arda üçüncü kez yer alarak, 311’inci sıraya yerleşti.

Savunma ve istihbarat işleri genellikle satış gelirinin yarısını sağlarken, Leidos federal hükümetin teknolojik ve lojistik çalışmalarının hemen hemen her aşamasında yer alıyor; bunlar arasında Frederick Ulusal Kanser Araştırmaları Laboratuvarı, el yapımı patlayıcıları taramak için bir mikro dalga sisteminin ve Savunma Bakanlığı için dijital tıbbi kayıt sisteminin tasarlanması yer alıyor. Analistler şirketin satış gelirinin bu yıl yüzde 5’lik bir artışla 10,7 milyar dolara çıkmasını bekliyorlar.

Sea Hunter şimdilik Wall Street’in radar ekranında bir bip ancak Leidos’un Donanma’nın bir düzine ya da daha fazla sayıda otonom gemiyi filoya eklemeye dair gelecekteki planlarında önemli bir rol elde edebilirse, ciddi bir itici güce dönüşebilir.

Ancak burada altı çizili bir eğer söz konusu. Sırf Leidos Sea Hunter’ın prototipini tasarladı diye milyarlarca dolarlık gelecekteki ihalelerde bir rol alacağı garanti değil. Savunma ihalelerinin kıran kırana dünyasında, davalar ve protestolar çok sık görülen bir durum; Leidos, 2018 yılında Adalet Bakanlığı’nın Bilgi İşlem için açtığı ihaledeki 2 milyar dolarlık bir teklif mücadelesinde rakibin fiyatlamada bazı şüpheler olduğu yönündeki şikayeti üzerine saf dışı bırakılmıştı. Sea Hunter’ın kıdemli program yöneticisi Rus Cook, “geceleri uykumu kaçıran asıl nokta, bir başkasının daha iyisini yapabilecekleri iddiasıyla ortaya çıkmasıdır” diyor. “Bu durum vergi mükelleflerinin parasını çarçur etmek anlamına gelir.”

Geliştirdiği yapay zeka yazılımı Leidos’a önemli bir sıçrama sağlayabilir. Başka hiçbir şirket şimdiye kadar buna yakın bir şeyi kamuoyuyla paylaşmadı. Halen Hudson Enstitüsü’nde Amerikan Deniz Gücü Merkezi Müdür Yardımcısı olan emekli 21 yıllık Donanma veteranı Bryan McGrath, “şu suyun üzerindeki model okyanusta da görevini yerine getirecek” diyor. “Bu gerçekten gelecek için büyük bir heyecan veriyor.”

Eskiden beri hükümetin ihalelerinde iyi bir yeri olan Leidos’un selefi SAIC, şirketi borsaya açmayı reddeden kurucu ve CEO Beyster’in 2004’te görevden uzaklaştırılmasının ardından hemen hemen 10 yıl boyunca sorunlarla uğraştı. Obama döneminde savunma bütçesi kesintileri şirketin gelir artışını destekledi ve Leidos’un tarihinde ilk kez faaliyet zararına katkıda bulundu. Ancak şirkete en büyük zararı veren, New York kentiyle ilgili bir ihalede iki yöneticinin hapse atılması ve bunun sonucunda, ceza ve zararı tazmin maliyetinin toplam 500 milyon doları aşan bir rakama ulaşmasıydı. Hükümet aynı zamanda çıkar çatışması kurallarını yeniden belirleyip, sıkılaştırdı ve Northrop Grumman ve Lockheed Martin gibi büyük savunma kuruluşlarını hizmet birimlerini şirket bünyesinden ayırmaya zorladı.

Böylece Leidos 2012 yılında yapıyı ikiye böldü. Askeri araçları yenileme ve uçuş simülatörlerinin montajı gibi görevler yerine getiren teknik servis birimi SAIC adı altında ayrıldı. Daha büyük olan bilişim teknolojisi ve bilim birimi Leidos çatısı altında birleştirildi. Bu isim için kaleidoskop adının hecelerinden esinlenildi.

Leidos yeni operasyonu yönetmesi için Roger Krone’u işe aldı; şimdi 62 yaşında olan, uzay havacılık mühendisliği bölümü mezunu Georgia Tech Harvard’dan MBA sahibi. Kendisi 2014 yılında Leidos’a katılmadan önce Boeing, McDonnell Douglas ve General Dynamics’te finans ve proje yönetiminde üst pozisyonda çalıştı.

Çok güzel dikilmiş denizci kıyafeti ve alameti farikası olan, Leidos’un kurumsal rengi mor kravatı ve kendisine saygın bir görünüm kazandıran gümüş rengi saçlarıyla, Krone Capitol Hill’deki oturumlarda senatörler ve lobicilerin yanına rahatlıkla yakışabilecek bir tip. Ancak CEO özünde bir bilgisayar delisi; gençliğinde yaşadığı yer olan Cincinatti yakınlarında bir TRS-80 ev bilgisayarını programladığı ve Xavier Üniversitesi’nde bir IBM 360 ana bilgisayarı için delgili kartlara programlar yazdığı günleri tekrar tekrar anlatmaktan büyük zevk alıyor. Saatine 7 dolar ödendiği yarı zamanlı delgi kart işi, bilgisayar programlama öğretmeninin Cincinatti’deki Pizza Bob’s’ta fırında çalıştığını görmesi ve bunun üzerine becerilerini daha iyi şeylerde değerlendirmesini istemesinin ardından geldi. Ancak hatalar bulmak ve kodları yeniden yazmak tatmin edici bir kariyer seçimi anlamına gelmiyordu; bundan dolayı da uzay havacılık mühendisliği alanına girerek, uçak, helikopter ve uzay gemisi tasarımlarına yardım etmeye başladı.

CEO olarak göreve başladıktan bir yıl sonra büyük bir fırsat adeta Krone’un ayağına geldi. Savunma sanayisi devi Lockheed Martin SikorskyAircraft’ı satın almak için 9 milyar dolar harcadı ve bunu kısmen telafi etmek için de IT işini satmayı kararlaştırdı; IT çatısı altındaki çeşitli birimlerin toplam satış değeri yaklaşık 5 milyar dolardı. Krone büyük bir bölümünü hisse olarak ödediği 4,6 milyar dolara karşılık gelecek kuşak hava trafik kontrol sistemi, Sosyal Güvenlik İdaresi’yle ilgili milyarlarca dolarlık IT programları ve bir dizi askeri projenin sorumluluğunu üstlendi.

Leidos’un satış gelirini hemen hemen ikiye katlayan anlaşma 2016 ve Savunma Endeksi’nde de yüzde 106’lık bir artış anlamına geliyor.

Savunma ve istihbarat çalışmalarının yanı sıra Leidos kritik önemdeki bir dizi kanser ve aşı araştırmasına da derinlemesine dahil olmuş bulunuyor. Ayrıca hükümetin Antarktika’daki McMurdo İstasyon araştırma merkezinde de arz ve lojistik ağını yöneterek, yazın nüfusu bin kişiyi aşabilen bölgeyle ABD arasında sürekli insan ve araç gereç, gerekli malzemeleri de taşıyor. CEO Krone 2017 yılında Şükran Günü’nde burada mahsur kaldığında, üssün ne kadar ücra bir yer olduğunun farkına varmıştı.

Bu beklenenden daha uzun süren Antarktika’daki ikametinden kalan anılarını yansıtan yüzlerce fotoğraftan biri ofisindeki çalışma masasının karşı duvarında yer alıyor. Yanı başındaki dağınık sayılabilecek kütüphanesinde tasarımına katkıda bulunduğu uçak ve Lockheed Martin anlaşmasıyla ilgili hatıraların yanı sıra şimdi büyük olan üç çocuğunun sanat eserleri yer alıyor.

Sea hunter ilk kez 2016 yılında suya indirildiğinde, kendinden emin, zarif bir gri devdi ancak bu gemiye binmek bilerek zor hale getirilmişti. Gemide yalnızca mürettebatın barınması için gereken yatma yerleri, banyo ve mutfak gibi araç gereçler eksik değildi aynı zamanda kenarda korkuluklar ve güvertede zemin kaplaması da yoktu. Sonuç olarak, donanma düşman denizaltılarını izleyebilecek ve gemiye çıkmak isteyenlere karşı direnebilecek otonom bir gemi talep etmişti. Ancak Leidos’u test edenler Oregon’aki Columbia Nehri’nde ilk gezilerini gerçekleştirdiklerinde, insanların güverteye daha güvenli bir şekilde çıkabilmeleri için korkuluk eklemenin ve yere kaymayı önleyecek bir kaplama yapmanın gerekli olduğunun farkına vardılar. Aynı zamanda barınmak için küçük bir pilot kabini ve bağlantı dişlisi için bazı metal raylar mevcuttu. Kıdemli program yöneticisi Cook bu ilavelerin bazılarından rahatsız oldu. “Corvette’in (Chevrolet) tepesine ilave yapmak gibi bir şeydi” diyor.

Ancak bu ilaveler olmasaydı, mühendislerin açık denizlerde sallanan gemide iki yıl sonra güverteye çıkıp, motoru tamir etmesi neredeyse imkansız olacaktı. Crabtree ve Donanma’nın mühendisleri bir saatten daha kısa bir sürede, sorunun kaynağı olan yazılımdaki bir hatanın kolaylıkla düzeltilmesini sağlayarak geminin yola devam etmesini sağladılar.

Ordu tarafından yaygın olarak kullanılan drone’lar uzaktan kumandayla yönlendirilir, bazı otonom denizaltılar bilgisayar kontrollü çarpışma önleyici programlardan yararlanırken, Sea Hunter daha üst düzey bir oto kontrol gerçekleştirmek amacıyla tasarlandı; bu da otonom araçlar tasarlamak kadar zorlu bir uğraş. Her ne kadar denizdeki trafik karayolundaki kadar yoğun olmasa da, burada hata yapma olasılığı daha yüksek. Ayrıca yazılımın izlemesi için trafik işaretleri ya da yolları bölen çizgiler de yok. Kendisini “otonom snob” olarak tanımlayan Cook, “kanımca kendi kendini süren arabalarla iş daha kolay.”

Leidos Sea Hunter’ı insanların kumanda ettiği gemilerin birbirleriyle karşılaşmalarının temel kurallarını yerine getirmek üzere tasarladı; bu da özelliklerine ve fonksiyonlarına bağlı olarak bir geminin farklı prosedürler izlemesini gerektiriyor. Tipik olarak bir gemi seyrini sürdürürken diğerinin yol vermesi gerekiyor. Ancak öncelikler yelkenliler ve motorlu gemiler, rüzgârın yönü ve daha pek çok başka kritere göre değişiyor. Sea Hunter karşı karşıya geldiği başka herhangi bir gemiyi gözlemlemek ve doğru manevrayı uygun şekilde belirlemek için kameralardan ve radardan elde ettiği sensör verilerini kullanıyor.

İnsansız gemi konseptinin çok daha büyük bir sefere hazır olduğunu kanıtlamak için büyük testi gerçekleştiren ise-“insan eli olmadan” okyanusu geçmek-Donanma oldu. Sea Hunter’ın başarılı bir şekilde okyanusu geçmesinin ardından Donanma nisan ayında savaşa hazır orta ve büyük boy insansız gemi siparişleri verdi. Deniz Kuvvetleri’nden tuğamiral Ronald Boxall “Dolar başına en büyük verimi alabileceğimiz gemilerin peşindeyiz” diyor. İnsansız gemiler “tam da şimdi araştırma ve geliştirme aşamasındalar ancak hazır olduğumuzu düşündüğümüzde işletme aşamasına geçebilirler.”

Şimdilik otonom gemiler Donanma’nın Rus ve Çin askeri gemilerinden kaynaklanan tehditlere yanıt vermeyi amaçlayan stratejisinin bir parçası. Pasifik’te hakimiyet kazanmaya çalışan Çin hem deniz üstü gemileri hem de denizaltılarından oluşan büyük bir filo hazırlığında. Rus askeri gücü aynı kaynaklara sahip değil ama daha sessiz ve daha etkili denizaltılarından oluşan bir filo hazırlıyor. Silahsız olan Sea Hunter’ın ise hem bu filoları gözlemlemek hem de aynı zamanda mayınları temizlemek, Donanma’nın daha büyük gemileri için daha güvenli bir haberleşme ağı sağlamak gibi görevleri var.

Aralık 2017’de, Donanma Leidos’a, Miss, Gulfport’ta inşa edilecek ikinci bir Sea Hunter siparişi verdi. Şirket daha sonra da 2020 yılı orta ve büyük ölçekli insansız gemi programları için teklif verecek. Bunlar için de gemi inşası dünyasında daha uzman olan General Dynamics ve Huntington Ingalls gibi şirketlerle işbirliği yapacak. Bu da Leidos’un başkaları tarafından inşa edilen güdümlü füzeler için görüntüleme ve sensör enstrümanları üretme işine benzer olacaktır.

Öte yandan, Boeing ve Lockheed Martin insansız denizaltılara odaklanarak, yüzeydeki diğer gemilerin arasında yer almanın zorluklarında kaçındılar. Rolls Royce Holdings 2017 yılında az çok Sea Hunter’a benzeyen otonom bir askeri geminin taslaklarını gösterdi ancak bunun üretimini yapmadı. Ancak daha sonra ticari gemi yapım işini Norveçli Kongsberg Gruppen ASA’ya sattı. Kongsberg o zamandan beri de sivil insansız gemi yapım işine odaklanmış bulunuyor. Elden geçirilmiş arabalı vapuru halen Finlandiya’nın Turku takımadalarına sefer düzenliyor ve aynı zamanda gelecek yıl yüzdürülmesi beklenen devasa bir otonom konteyner inşaatı için gemi yapımcısı Vard Holdings’le çalışıyor.

Otonom gemiler Donanma’nın bir ton para tasarruf etmesini sağlayacak. İlk başta otonom gemi programını gözden geçiren Defense Advanced Research Projects Agency ya da DARPA için yapılan bir araştırmaya göre, Sea Hunter’ın günlük çalışma maliyeti 20 bin dolar civarı; oysa benzer görevleri yerine getiren tamamen insana dayalı destroyerlerin günlük maliyeti 700 bin dolar. Ayrıca otonom filolar hiçbir denizcinin hayatını riske atmadan denizaltıları takip etme, mayınları temizleme ve haberleşme aracı olarak kullanılma gibi işlevleri yerine getirebilir; onlar bu işlerle meşgulken insanlı gemiler de Deniz Kuvvetleri’nin Çin ve Rusya’ya karşı okyanustaki satranç oyununda daha büyük çaplı savaşların “kral” ve “kraliçe”si olarak kalabilirler.

İnsansız Donanma projesinde Leidos mühendisleri tipik tekli ve çift gövde tasarımlarının simülasyonlarını gerçekleştirmenin yanı sıra deniz altına inme olasılıklarını da değerlendirdiler. Ancak sürpriz bir biçimde iki avara demirli ana gövdenin daha sağlam, daha hızlı ve bakımının da daha ucuz olduğunu keşfettiler. Krone, “sanırım gemi yapımcısı olmadığımız için çok daha yeni ve denenmemiş bir bakış açısıyla geldik” diyor.

Leidos’un her üç birimi de iyi durumda. Savunma geliri bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 7 gibi oldukça güçlü bir artış sergiledi; gelirinin üçte birini oluşturan sivil biriminin satış gelirinde aynı dönemde yüzde 2’lik bir artış meydana geldi; sağlık ise yüzde 9’luk gelir artışıyla en güçlü segment oldu. Ciroya yüzde 18’lik katkıda bulunan bu birim Medicare’deki sahtekârlıkları hedefliyor ve sakatlık/engellilik durumu kontrollerini sağlıyor; ancak bu işin esas unsuru yıllık 540 milyon dolarlık bütçeye sahip olan Maryland’deki Kanser Araştırması için Frederick Ulusal Laboratuvarı.

Bu göz alıcı laboratuvar Washington DC’nin 72 km. kuzeyinde, Catoctin dağlarının eteklerindeki sakin bir bölgesinde yer alıyor. Ülkenin biyolojik silah araştırma merkezi olan Fort Detrick yakınlarından 1972 yılında Başkan Nixon’un emriyle taşınan laboratuvarın görevi kanser, AIDS ve özel sektör için fazla zor ya da kârlı olamayacak kadar külfetli gözüken alanlara odaklanmak. Leidos 2008 yılında laboratuvarın işletilmesiyle ilgili 5 milyar dolarlık ihaleyi kazandı ve 2015 yılında da 1,5 milyar dolarlık bir ilavenin yapımını gerçekleştirdi.

30 bin metrekarelik tesisin iç kısımlarında karanlık bir laboratuvar odasında, “Tommy’nin dans eden molekülleri” güçlü bir mikroskopun lazer ışığıyla zıplayıp duruyorlar.  Siyah ekranda zigzag çizen noktalar gibi gözüken moleküller kanser hücrelerindeki RAS proteinleri gibiler. Proteini üretmeye yönelik talimatları kodlayan gendeki mütasyonlar tüm insan kanserlerinin yüzde 30’unun kökenini oluşturuyor. “Tommy” ise Tommy Turbyville. Leidos için çalışan bir bilim adamı olarak, pankreas, kolon ve akciğer gibi kanser hastalığının en öldürücü türlerinden bazılarına yol açan mutan proteinleri doğrudan hedef alacak bir yol olup olmadığını bulmaya çalışıyor. RAS’ı engelleyen bir ilacın keşfi milyonlarca hayatı kurtarabilir ancak 30 yıl sonra eli boş dönen özel sektör tek başına bu işi sürdürmekten çoktan vazgeçmiş gözüküyor.

Turbyville siyah gözlükleri, düzgün beyaz sakalı ve laboratuvar önlüğünün altına giydiği kot pantolonuyla laboratuvarında bir yerden diğerine sıçrayıp,  dans eden moleküllerin izini sürmek, hızlarını ölçmek ve nasıl hareket ettikleriyle ilgili bilgisayar modelleri oluşturmak suretiyle projenin ilaçlarla hedef alınabilecek mutant RAS’larda yeni kırılganlıklar keşfetmeyi amaçladığını  anlatırken adeta bir enerji deposu gibi gözüküyor. Laboratuvarın bir başka yerinde 1 milyon dolarlık robotik bir düzenleme farklı bileşenleri RAS proteinlerinin test plakalarına enjekte ediyor.

Leidos’un bilim adamları aynı zamanda tüm ülkede kanser araştırmacılarının bedava kullanabilecekleri 7 milyon dolarlık bir krito-elektron mikroskobunu da yönetiyor. Bir diğer proje ise HPV aşısını uygulamak için gereken dozun düşürülmesi yöntemini bulmaya dayanıyor.

Leidos’un  biyomedikal araştırma biriminin baş bilim sorumlusu Len Freedman, “ulusal bir laboratuvarın ne yapması gerektiğinin mükemmel bir örneği” diyor. “RAS en yaygın kanser türlerinden bazılarının sorumlusu ancak devasa çabalara rağmen hiç kimse bir inhibitör tasarlamaya yakın bir noktaya gelmedi.” Yine de laboratuvarın çabaları meyve vermeye başlıyor. RAS’la ilgili bazı kanser türlerini hedefleyecek sayısız umut verici ilaçla ilgili insan üzerindeki klinik deneyler bu yıl başlıyor ancak tabii ki bu deneylerin başarılı olup olmayacağı bilinmiyor.

San Diego’ya gelince, Sea Hunter bugünlerde zamanının büyük bir bölümünü dokta geçiriyor; ayda yaklaşık bir kez donanım ve yazılımında yeni düzenlemeler test ediliyor. Gerçek boyutu ise fotoğraflarda görülenlerden çok daha büyük; ve de iki sivri avara demiri ve sivri pruvasıyla çok daha mağrur. Kaptan köşkünde şans getirmesi için küçük plastik bir hula kızı var ama bunun dışında insan dokunuşunu hatırlatan hemen hemen hiçbir şey yok. İzinsiz ziyaretçiler her ne kadar mürettebat kamaraları yer almasa da, güvertenin altında neler olduğunu göremezler. CEO Krone daha sonra şaka yaparak “burada tılsımlı zaman makinesi var” diyor.

Bugünlerde gemiye yönelik en büyük tehdit ise zaman zaman bir deniz aslanının  bu demirlerden birine tırmanması ve inmek de istememesi. Kaliforniya güneşi altında gülümseyen Cook, “inene kadar beklemek zorundasınız” diyor. Bu arada devasa destroyerler ve kargo gemileri körfezin mavi suları üzerinden süzülüp, yakınlardaki ünlü Point Loma deniz fenerinin yakınlarından geçiyor.

İlginizi Çekebilir

BP’den İkili Sınama Çözümleri

Dünya üzerinde harcanan enerji miktarı artarken uluslararası anlaşmalar karbondioksit salı…