Türkiye’de evler ortalama her 23 günde bir makarna alıyor ve kişi başı 7,3 kilogram makarna tüketiliyor. Bir buçuk yıllık Ar-Ge hazırlığının ardından kurulan Pastofino, taze makarnayı fast food formatında sunarak 2028 yılına kadar 300 şubeye ulaşmayı hedefliyor. Peki, yılların perakende tecrübesi ve şef dokunuşu birleştiğinde, tüketici bu yeni hıza nasıl tepki verecek?
Kuruçeşme sahilinde iskeleye yanaşmış lüks bir teknedeyim. Rüzgarın Boğaz sularını dalgalandırdığı serin İstanbul akşamında, Pastofino’nun fast food sektöründeaçtığı yeni alan hakkında bilgi alıyorum. Oturduğum ahşap masada, markanın kurucusu Hilal Suerdem ve beyaz şef önlüğüyle sektörel tecrübesini aktaran Murat Bozok ile konuşuyorum.
“Yol haritamızı belirlerken ilk olarak, dünya genelinde yüksek tüketime sahip taze makarnanın Türkiye’de neden fast food kültüründe yeri yok sorusunu sorduk,” diyor Pastofino Kurucusu Hilal Suerdem.

İtalya’dan getirilen makineden usulca süzülen altın sarısı hamurun, tabağa uzanan kremsi ve zengin hikayesi sektörün geleceğine dair ekonomik değişimin sinyalini veriyor. Taze makarna gibi niş bir tabağı, zincir bir restoranın hızına uyarlamak gerçekten mümkün mü?

Milyar Dolarlık Pazarda Yüzde Birlik Fırsat
Türkiye’nin 2 milyar dolarlık makarna ekonomisinde, endüstriyel kuru ürünlerin saltanatı sürerken taze makarnanın payı henüz yüzde birin altında seyrediyor.
“Farkımızı ana ürün odaklı modelimiz, tescilli soslarımız ve kaliteli ama ulaşılabilir fiyatlandırmamızla ortaya koyuyoruz,” diyor Hilal Suerdem.
Tüketicilerin yüzde 61’i bütçesi elverdiğinde otantik tatlar ararken, Pastofino doğrudan doğruya rekabetin henüz oluşmadığı yeni bir pazara yönelmiş görünüyor.
“Açılışa özel menü fiyatlarımızı kampanyalı şekilde satışa sunuyoruz,” sözleriyle lüks algısını kırma ve hızlı tüketime entegre olma stratejilerine vurgu yapıyor.
Evlerin ortalama her 23 günde bir makarna satın aldığı ülkemizde, restoran tüketimindeki bu eksiklik önemli bir boşluğu işaret ediyor.
“30 yıllık perakende birikimimizi, İtalyan mutfağının zarafeti ve Anadolu’nun samimi lezzet dokunuşlarıyla harmanladık,” diyerek markanın köklerini nereye dayandırdığını hatırlatıyor.
Hızlı servis kültüründe burger ve pizzanın hakimiyeti sürerken, taze makarna yeni bir alternatif olarak öne çıkıyor.
“Bu yüzden ne tamamen İtalyan, ne tamamen Türk,” sözleriyle yerel damak tadına verilen önemi belirtiyor.
Lüks Tüketim Hızlı Servise Uyarlanıyor
Üst düzey restoranların ulaşılması zor lezzet standardı, hızlı servis konseptiyle buluşarak tüketiciye yeni bir deneyim alanı açılıyor.
“Makinelerimizi İtalya’dan getirdik ve makarnamızı her gün restoranımızda kendimiz üretiyoruz,” diyor Hilal Suerdem.
Kusursuz operasyonel disiplin, şık masada yenebilecek lüks bir tabağın AVM ortamında aynı tazelikte tüketiciye ulaşmasını amaçlıyor.
“Soslarımızı da kendi reçetelerimizle üretiyor, katkı maddesi kullanmadan servis ediyoruz,” diyerek maliyet odaklı sistemlerin aksine sağlık vurgusunu öne çıkarıyor.
Küresel pazarda uzun kesim taze makarnalar giderek daha fazla öne çıkarken, menü kurgusunun mevsime göre şekillenen dinamik bir yapıda olacağını belirtiyor.
“Girişimi güçlü kılan en büyük unsur kaliteden ödün vermeyen operasyonel disiplindir,” sözleriyle arka plandaki mühendisliğe değiniyor.
Günlük üretilen fettuccine alfredo veya köz patlıcanlı rigatoni gibi tatlar, şef Murat Bozok’un şubelerde yapacağı habersiz denetimlerle standardize edilecek.

“Diğer malzemelerimizi günlük olarak temin ediyoruz,” sözleriyle tedarik zincirindeki lojistik hıza ve tazeliğe dikkat çekiyor.
İki Yılda 300 Şube Hedefleniyor
KoruFlorya AVM’de başlayan ilk restoran yolculuğu, çok kısa sürede uluslararası bir marka kimliğine dönüşmenin iddialı adımlarını barındırıyor.
“2026’yı kendimizi kanıtlama ve altyapımızı tamamlama yılı olarak görüyoruz,” sözleriyle Hilal Suerdem, temkinli ama kararlı bir başlangıç yaptıklarını anlatıyor.

Franchise modeliyle ölçeklenebilir bir sistem kuran şirket, şubelerin operasyonel yükünü merkezi tedarik ağı ile hafifletecek.
“2027 ise Türkiye genelinde franchise ve şirket mağazalarımızın yayılım yılı olacak,” diyerek ivmelenme takvimini işaret ediyor.

Sadece yurt içinde kalmayan hedef, kişi başı tüketimin kalbi konumundaki Avrupa pazarına büyük bir kararlılıkla göz kırpıyor.
“İstanbul başta olmak üzere Ankara, İzmir, Antalya, Trabzon ve Diyarbakır’da 2027 sonuna kadar 50 franchise şubeye ulaşmayı hedefliyoruz,” diye detaylandırıyor.
Küresel pazarın yüzde 38’ini elinde tutan Avrupa, büyümenin asıl kârlı alanı olacak.
“2028 sonunda toplamda 300 franchise şubeye ulaşmayı ve Almanya ile Yunanistan başta olmak üzere Avrupa pazarına açılmayı planlıyoruz,” diyerek markanın hedefinden bahsediyor Hilal Suerdem.
Sohbetimiz Boğaz’ın serin sularında sona eriyor.
Tekneden Kuruçeşme sahilinde adım atıyorum.
Kararan havanın altında koşuşturan insanları görüyorum.
