ABD ve İsrail’in İran savaşının yol açtığı enerji krizi, dünyanın 2035 yılında yüzde 35’lik elektrifikasyona ulaşma hedefinin aciliyetini ortaya koyuyor. Antalya’da 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında düzenlenecek COP31 zirvesinde de “35’te 35” hedefi temel platform olarak öne çıkacak.
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalma durumunun uzamasından kaynaklanan petrol ve doğal gaz pazarındaki dalgalanmalar dahil bir dizi faktörün bu hedefi “ulaşılabilir bir uzaklığa” koyduğunu belirtiyorlar.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın yeni bir analizi, elektriğin 2035 yılında dünyanın enerji tüketiminin yüzde 33’ünü düşük maliyetli bir şekilde karşılayabileceğini ortaya koyuyor. Halihazırda elektrik bu tüketimin yüzde 23’ünü karşılıyor.
Bu önemli bir artışa işaret etse ulaşılabilir bir hedef; özellikle de, elektrik talebinin genel enerji talebinin iki katına ulaştığı ve 2015 ila 2025 yılları arasında yıllık bazda yüzde 3 üzeri artış kaydettiği göz önüne alındığında, makul gözüküyor.
Elektirifikasyon ve temiz enerji yoluyla enerji üretiminin hızla artırılması özellikle gelecek yıllarda gelişmekte olan ülkelerin hızla artan talebini karşılamak için acil önem taşıyor.
S&P Global’in yeni bir raporuna göre, gelişmekte olan ekonomiler dünyada toplam enerji talebini 2060 yılına kadar yüzde 60 üzeri artırabilirler; bu da dünyadaki tüketim rakamlarına yeni bir Çin eklemek anlamına geliyor.
Elektrifikasyon devasa enerji talebi artışını tamamen karşılayamaz ama ülkelerin petrol ve doğal gaz ithalatını önemli ölçüde azaltarak milyarlarca dolar tasarruf sağlayabilir. Uluslararası Enerji Ajansı’nın tahminlerine göre, ülkeler elektrifikasyona ciddi bir şekilde hız verirse, 2035 yılına kadar 400 milyar dolar üzeri tasarruf sağlayabilirler. (Kaynak: oilprice.com)
