Güç Elektroniğinde Tasarımın Yeni Dönemi

By Fortune Türkiye

Enerji dönüşümünden elektrikli mobiliteye, savunma ve havacılıktan veri merkezlerine kadar pek çok kritik teknolojinin merkezinde güç elektroniği yer alıyor. Ancak sistemler karmaşıklaştıkça sektörün karşı karşıya olduğu temel sorun da giderek daha görünür hale geliyor: Çok sayıda elektriksel, termal, manyetik ve ekonomik parametrenin aynı anda yönetilmesi gereken tasarım süreçleri, halen yoğun mühendislik emeğine ve tekrarlayan iterasyonlara dayanıyor.

Derin akademik birikim ile ileri mühendislik yetkinliğini bir araya getiren BeeMagnetics, bu yapıyı sistem seviyesinde ve model tabanlı bir yaklaşımla dönüştürmeyi hedefliyor. Şirketin geliştirdiği BeeMagnetics Engine; sistem gereksinimlerinden başlayarak elektriksel performans, manyetik yapı, kayıplar, termal davranış ve maliyet gibi birbiriyle ilişkili parametreleri aynı tasarım çerçevesinde ele alıyor ve çok amaçlı optimizasyon yoluyla mühendislerin karar süreçlerini hızlandırıyor.

BeeMagnetics’in yaklaşımının merkezinde yalnızca daha hızlı hesaplama yapmak yok. Şirket, mühendislik bilgisini sistematik, ölçülebilir ve tekrar edilebilir bir yapıya taşıyarak güç elektroniği tasarımının çalışma biçimini yeniden kurgulamayı amaçlıyor. Böylece mühendislerin rutin hesaplama ve iterasyonlardan çok sistem mimarisi, kritik tasarım kararları ve inovasyona odaklanabileceği yeni bir mühendislik modeli ortaya çıkıyor.

Savunma ve havacılık gibi yüksek güvenilirlik gerektiren alanlarda geliştirdiği yetkinlikleri enerji, mobilite, veri merkezleri ve kritik altyapı gibi küresel pazarlara taşımaya hazırlanan BeeMagnetics, “Driving innovation through intelligence” vizyonuyla güç elektroniğinde yeni bir tasarım kategorisi oluşturma hedefiyle ilerliyor.

Fortune Türkiye olarak BeeMagnetics Kurucusu Dr. Abdulsamed Lordoğlu ile güç elektroniği sektörünün dönüşümünü, BeeMagnetics Engine’in arkasındaki teknoloji yaklaşımını, şirketin çift kullanımlı büyüme stratejisini ve küresel hedeflerini konuştuk.

Samet Bey, güç elektroniğinde geleneksel mühendislik süreçlerindeki hangi temel darboğazı çözüyorsunuz ve geliştirdiğiniz teknolojiyi pazarda nasıl konumlandırıyorsunuz?

Sektörün asıl darboğazı karmaşıklaşan dönüştürücü tasarımlarının hâlâ deneme-yanılma yöntemiyle, manuel yapılmasıdır. BeeMagnetics Engine ile biz bu süreci algoritmik sistem tasarımına taşıyoruz. Bu teknoloji, mevcut simülasyon yazılımlarını ikame etmek yerine onların üzerinde konumlanan; tüm elektriksel, termal, manyetik ve maliyet kısıtlarını aynı anda optimize eden benzersiz bir karar katmanıdır. Sektörde bir “Black Ocean” stratejisi izliyoruz; yani kalabalık pazarlarda mevcut araçlarla rekabet etmek yerine, kurallarını bizim koyduğumuz tamamen yeni bir mühendislik kategorisi inşa ediyoruz.

Küresel pazardaki muhafazakar ve sıfır hata toleranslı üreticilere sunduğunuz somut değer teklifiniz nedir?

Güç elektroniği gibi hata payı olmayan alanlarda kurumlara doğrudan veri odaklı ve kanıtlanabilir finansal/teknik çıktılar sunuyoruz. Mühendislik projelerinden elde ettiğimiz saha verileri son derece net: Geliştirdiğimiz matematiksel modelleme altyapısı sayesinde tasarım tahminlerimiz, gerçek donanım performansıyla %98 doğrulukla birebir eşleşiyor. Bu kesinlik, fiziksel prototip aşamasındaki tüm sürpriz ve maliyetli iterasyonları tamamen ortadan kaldırıyor.

Sonuç olarak, kurumsal müşterilerimizin tasarım süresini %80 oranında kısaltırken, toplam proje maliyetlerinde de %50’ye varan dramatik bir tasarruf sağlıyoruz. Bu değer teklifi, bir Ar-Ge departmanının yıllık tasarım kapasitesini katlayarak artırması anlamına geliyor.

Savunma sanayinden sivil pazarlara uzanan “çift kullanımlı” büyüme stratejinizi ve küresel ortaklık yapınızı nasıl kurguladınız?

Büyüme modelimizin temelinde çift kullanımlı teknoloji vizyonumuz yer alıyor. Tasarım doğruluğunun ve güvenliğin en üst seviyede talep edildiği savunma sanayii ve havacılık sektöründe kendimizi kanıtlayarak çok güçlü bir mühendislik olgunluğuna ulaştık. Savunma tarafında mükemmelleştirdiğimiz bu algoritmik motoru; elektrikli mobilite (EV), yapay zekanın kalbi olan veri merkezleri ve yenilenebilir enerji şebekeleri gibi milyar dolarlık ticari pazarlara hızla yayıyoruz. Küresel ölçekte ise bu teknolojiyi hızla ticarileştirmek adına stratejik iş birliklerine gidiyoruz; örneğin kurumsal yazılım ekosistemindeki gücüyle Disnet’i Avrupa Ticari Ortağımız olarak konumlandırarak uluslararası pazar erişimimizi güçlendiriyoruz.

Tasarım süreçlerini algoritmalara bırakmak, insan faktörünü ve mühendisin rolünü nasıl etkiliyor?

Biz insanı süreçten dışlamıyoruz; aksine, mühendislerimizi her gün saatlerce meşgul eden rutin hesaplama yüklerinden ve tekrara dayalı operasyonel efordan arındırıyoruz. Arka plandaki karmaşık tasarım uzayını algoritmik motorumuz saniyeler içinde tarayarak en ideal çözümleri üretiyor. Böylece mühendis, deneme-yanılma döngülerinde kaybolan bir operatör olmaktan çıkıp; sistem seviyesinde kararlar veren, ürün vizyonunu belirleyen bir “Baş Mimar” konumuna yükseliyor. Vizyonumuz olan “Zeka ile İnovasyonu Hızlandırmak” yaklaşımı da tam olarak buna dayanıyor.

PCIM Europe’tan kazandığınız ödülün ardından, önümüzdeki 5 yıl için küresel ekosistem liderliği hedeflerinizi nasıl özetlersiniz?

Güç elektroniğinin küresel başkenti sayılan Nürnberg’deki PCIM Europe’ta kazandığımız “Top Innovation Award” ödülü, teknolojimizin küresel düzeydeki benzersizliğinin en güçlü tescilidir. Biz deep-tech SaaS modeliyle ilerleyen bir şirketiz. 5 yıllık vizyonumuzdaki temel finansal ve stratejik hedefimiz; güç elektroniği geliştirilen her global Ar-Ge merkezinde, BeeMagnetics Engine’in tartışmasız varsayılan mühendislik altyapısı haline gelmesidir. Küresel SaaS devlerinin ayak izlerini takip ederek, endüstri standardını belirleyen ve kurallarını bizim yazdığımız bu benzersiz alanda dünyanın en büyük teknoloji şirketi olmayı hedefliyoruz.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...