Geçtiğimiz yıl Türkiye turizmden 65,2 milyar dolar gelir elde etti. Antalya’ya gelen 17 milyonu aşan turistin %22’si Kemer’i tercih etti. Rakamlar büyürken sektörün dinamikleri de dönüşüyor. Peki, milyarlarca dolarlık bu büyük pastada asıl geliri lüks odalar yerine yöresel mutfak getirebilir mi?
Çam ağaçlarının serin gölgesine sığınmış yemyeşil bir bahçe, havaya karışan isli odun ateşinin iştah açıcı kokusu ve pembe begonvillerin arasından süzülen Akdeniz güneşi…
Sherwood Exclusive Kemer’in bahçesinde, sıradan bir yaz gününün çok ötesinde bir manzara var. Türkiye’nin 2025 yılında ağırladığı 64 milyon yabancı ziyaretçinin önemli bir kısmı tam da bu güneşin peşinden Türkiye’ye geliyor.
Bahçedeki siyah yörük çadırının ve turuncu flamalarla süslenmiş ahşap stantların arasında dolaşıyorum.
Ayaklarında terlikleriyle denizden henüz çıkmış turistler; saman balyalarının ve uzun ahşap masaların etrafında toplanmış, tabaklarında Korkuteli tarhanası ve Antalya piyazıyla birlikte keyifli sohbetlere dalmışlar…

Burası, her şey dahil sisteminin ezberini bozan ve turizmin yönünü yeniden tayin eden 07.07 GastroFest’in kurulduğu alan.
Turizm sektörü yıllar boyunca güneşi, kumu ve lüks odaları vitrine koyarken, mutfağı hep bu tatilin tamamlayıcı bir unsuru, bir nevi garnitürü olarak gördü. Ancak otelin bahçesinde kurulan festival alanı alternatif yanılgısının sonunu ilan ediyor.
Sherwood Resorts and Hotels COO’su Ahmet Polat ile sohbet ediyorum.
“Turizmde alternatif yaratmaya çalışırken bir hata yaptığımızı fark ettik,” diyor.
Sektörün gastronomiyi yıllarca bir yan dal gibi görme yaklaşımı, yerini kocaman bir uyanışa bırakmış. İş veya deniz tatili amacıyla yola çıkan turistin, dünyanın neresinden gelirse gelsin günün sonunda o masanın etrafında buluştuğu gerçeği artık yadsınmıyor.

Turizmin Asıl Gücü Gastronomi
Sektör yıllarca yemek kültürünü tatilin sıradan bir eklentisi olarak konumlandırmış.
“İnsanlar iş için seyahat ediyor; birinci amaç iş ama ikinciye deniz, kum veya güneşi ilave edemiyoruz, gastronomi geliyor.”
Seyahat motivasyonları farklılık gösterse de mutfak ana aktör olarak her seferinde varlığını beraberinde sürdürmeye devam ediyor.
“Dünyada da gastronomik hareket ciddi anlamda kendini gösteriyor.”
Türkiye’nin 2025’te turizmden elde ettiği 65,2 milyar dolarlık gelir, gastronominin bu ekosistemdeki gücünü işaret ediyor.
“Bulunduğunuz bölgenin yemek ve gastronomi alanındaki değerlerini öne çıkarmanız şart.”
Standart turizm paketleri, artık yerini hikayesi olan güçlü kurgulara bırakıyor.
“Sektör olarak gelişim evresinde bu hata yapıldı,” diyerek eski yaklaşımın zayıflığını vurguluyor Ahmet Polat.
Gastronomi yatırımı, rekabet avantajı sağlayan en önemli alanlardan birine dönüşmüş.
“Elimizde çok ciddi bir değer var Anadolu’da, Akdeniz bölgesinde…”
Sözleriyle potansiyele dikkat çekiyor. Deniz tatili için gelen yabancı turistin akşam yemeğinde otantik tat aradığına dikkat çekiyor.
2026 yılı için belirlenen 68 milyar dolarlık turizm geliri hedefine ulaşmada yöresel lezzetler stratejik bir rol üstlenecek.
“İnsanlar deniz, kum, güneş veya iş için seyahat ediyor; ama ikinci sebebi yine gastronomi.”

Sherwood, 07.07 GastroFest organizasyonu ile bu güçlü eğilimi doğrudan ana stratejiye dönüştürmüş.
“Gastro festivali Antalya’da başlattık,” diyerek atılımın çıkış noktasında değiniyor. Yerel mutfağı merkeze alan bakış açısıyla turizm anlayışı farklı bir yöne evriliyor.
“Zaten Anadolu gastronomi kültürü, bir hikayeden bir kültürden geliyor.”
Kopyalanamaz olan yöresel lezzetlerin, ziyaretçilere emsalsiz bir deneyim sunduğunu söylüyor.
Antalya’ya gelen turistlerin %22’sinin Kemer bölgesini tercih etmesi, buradaki yenilikçi gastronomi adımlarının doğruluğunu destekliyor.
Büfelerden Yörük Çadırlarına Operasyonel Uyanış
Standart her şey dahil sisteminin tekdüze yapısı yerel üretimi destekleyen uygulamalarla baştan aşağı dönüşüyor.
“Bugün hala İtalyan, Fransız peyniri konuşuluyor ama onlarla ciddi anlamda rekabet edebilecek ürünlerimiz var.”
Bu süreç, otel mutfağındaki temel üretimden köylerdeki coğrafi işaretli ürünlere kadar uzanıyor.
“Dört yıldan bu yana sloganımız Cuisine Anatolia,” diyerek kararlı markalaşmayı öne çıkarıyor Ahmet Polat.
Antalya’nın 2025 yılında ağırladığı 17,12 milyon turistin tüketim alışkanlığı bu vizyonla yeni bir şekil almış.
“Asuman Hanım’ın yıllardır bu işlerle ilgili araştırmaları var.”
Köy evlerinde saklı kalmış yöresel ürünler, Sherwood Exclusive Kemer Gastronomi Danışmanı Asuman Dokgöz‘ün titiz çalışmalarıyla lüks otel sunumlarında hak ettiği yere geliyor.
“Gerek et gerekse pastacılık ürünlerinde kendi imalatlarımız bulunuyor,” diyerek operasyonun boyutunu özetliyor Polat.
Yabancı peynirlerin hakimiyetindeki büfeler, yerel üreticilerin sunduğu eşsiz zenginlikle yeniden tasarlanıyor.
Sohbetimiz bitiyor.

Günün son ışıkları Kemer’in çam ağaçları arasından süzülüp GastroFest alanını altın rengine boyarken, bahçenin ortasındaki ateşin dumanı gökyüzüne usulca karışmaya devam ediyor.
Çimlerin üzerindeki ahşap masalardan yükselen çatal bıçak sesleri, farklı dillerdeki kahkahalarla harmanlanıyor.
Anlıyorum ki artık lüks, kilometrelerce öteden getirilmiş ithal bir peynir diliminde aranmıyor. Aksine; tarladan, köyden, kökten gelen gerçeklikte aranıyor.
Herkesin güneşi ve kumu satabildiği bir dünyada, bulunduğu bölgenin kültürünü tattıranlar asıl fark yaratanlar oluyor.
