Kolivese, 22 Derecede İşlediği Zeytinlerle Michelin Yıldızlı Şefleri İkna Edebilir mi?

By Fortune Türkiye

Yüzde 20 eğimli, traktörün dahi zor girdiği sarp bir araziden dünyanın en iyi şef restoranlarına uzanmayı hedefleyen heyecan verici bir vizyon yolculuğu… Hukuk kariyerini toprağın bereketiyle harmanlayan Kolivese Genel Müdürü Harun Celal Arslan, 14 kilo zeytinden süzülen 1 litrelik premium kaliteyi, ezber bozan tatları ve Türk zeytinyağını küresel bir marka yapma tutkusunu anlatıyor.

İstanbul’da, şehrin bitmek bilmeyen o gri uğultusunu dışarıda bırakan bir lokantadayım. Tavandan usulca sarkan taze sarmaşıklar, güneşin aydınlattığı yeşil-beyaz kareli çiniler ve oturduğum hasır sandalye, mekânın içinde adeta nefes alan bir vaha yaratmış. Bu dingin atmosferde masanın karşısında premium zeytinyağı markası Kolivese’nin Genel Müdürü Harun Celal Arslan oturuyor.

Kolivese Genel Müdürü Harun Celal Arslan

Cübbesini çıkarıp zeytin ağaçlarının bilgeliğine yönelen başarılı bir avukat o. Sohbetimiz ilerledikçe anlıyorum ki karşımda hem bir yönetici hem de engelleri basamağa çeviren, toprağın gizli potansiyeline inanan ve Türkiye’nin üretim gücüne yepyeni bir sayfa açmaya kararlı bir vizyoner var.

Hikayesi sıradan bir yatırım kararından ziyade, adeta toprağa meydan okuyan bir ısrarla başlamış.

İmkânsızı Yeşertmeyi Başarmak

Hikâyenin başladığı yer, Manisa Salihli’deki Akkar bölgesinde yer alan yaklaşık 750 dönümlük arazi. Ancak bu arazi, alıştığımız o dümdüz, uysal tarım ovalarına hiç benzemiyor.

Harun Celal Arslan, o günleri anlatırken gözlerinde başarmış olmanın verdiği o parlak ışıltı var.

“Arazi eğimi yüzde 20 seviyesine ulaşıyordu. Traktörün dahi girmesinin neredeyse imkânsız olduğu sarp bir alandı.”

Pek çok yatırımcının vazgeçeceği bu marjinal araziyi, Kolivese bir fırsat tuvali olarak görmüş. Arazide yılların yorgunluğunu taşıyan 2.300 zeytin ağacını büyük bir özenle rehabilite ederek işe başlamış. Uzmanların desteği, doğru tarım politikaları ve yenilikçi toprak ıslah yöntemleriyle o sarp yamaçları yeşertmeyi başarmışlar.

Bugün o arazide tam 7.500 ağaç göğe doğru gururla yükseliyor. Bu sadece bir başlangıç. Arslan’ın ufku çok daha geniş.

“2030 yılına gelindiğinde 16-17 bin ağaçlık bir ormana dönüşmeyi hedefliyoruz.”

Nihai vizyon ise daha da yukarılarda. Bu zorlu coğrafyadan damıtılan o eşsiz lezzeti, dünyanın en iyi şef restoranlarının masalarında bir başyapıt olarak görebilmek.

14 Kilodan 1 litrenin Sırrı

Zirveyi hedeflemek, üretim bandında kusursuz bir çalışma ve tavizsiz bir disiplin gerektirir.

Kolivese, kaliteyi şansa bırakmıyor. Dalından koparılan zeytinler, lezzetinden ve tazeliğinden hiçbir şey kaybetmeden en geç 4 saat içinde fabrikaya ulaştırılıyor. Soğuk sıkım aşamasında, zeytinin ruhunu incitmemek adına sıcaklık 22-23 derece seviyesinde tutuluyor ve işlem sadece 20-25 dakika sürüyor.

Ortaya çıkan bu üst düzey kalitenin hesabı ise harcanan emeğin büyüklüğünü kanıtlar nitelikte. 13-14 kilo zeytinden sadece 1 litre premium yağ elde ediliyor.

Harun Celal Arslan, bu eşsiz ürünü tüketiciyle buluştururken aynı zamanda bir damak uyanışına da öncülük ettiklerini söylüyor. Yıllarca ayçiçek yağına alışmış tüketicilere gerçek zeytinyağının karakterini yeniden tanıtıyorlar.

“Kapağı açtığınızda çimen veya çağla badem kokusu almalısınız. Tattığınızda boğazınızda bıraktığı o tatlı yakıcılık, kalitenin ve yüksek besin değerinin imzasıdır,” diyerek, gerçek bir zeytinyağının taşıması gereken asil karakteri bir eğitmen sabrıyla anlatıyor.

Şişedeki “Türk Malı” İmzası

Kaliteyi üretmek denklemin sadece bir yüzü; onu küresel bir kimlikle taçlandırmak ise Harun Celal Arslan’ın en büyük tutkusu.

Yurtdışı seyahatlerinden birinde, Portekiz’deki lüks bir butikte gördüğü manzara onun için ilham kaynağı olmuş. Butikte sergilenen o zarif zeytinyağı şişelerinin Nevşehir, Avanos’tan gittiğini öğrenmek, Türkiye’nin zanaat ve üretim gücünün dünyada nasıl değer bulduğunun en büyük ispatı olmuş.

Bu farkındalıkla dökme yağ ihracatı yerine, katma değeri yüksek, markalaşmış bir yola girmeyi seçmiş. Dünyadaki rakiplerinin aksine, şişelerinin üzerine, büyük bir iftiharla Türk Malı ibaresini yerleştiriyorlar. Bu, menşei belirtme kaygısından ziyade, topraklarımızdan çıkan bir değerin küresel pazarda kendi adıyla, kendi imzasıyla var olma mücadelesi.

Geleceğe Uzanan Kökler

Sohbetimiz yavaş yavaş sona ererken, Kolivese’nin vizyonunun sadece bugünün hasadıyla sınırlı olmadığını; zeytin ağacının o ölümsüz doğası gibi nesiller boyu sürecek bir mirasa odaklandığını anlıyorum.

Harun Celal Arslan arazileri kurgularken bugünü olduğu kadar, yarını da planlıyor, binlerce yıllık zeytin kültürünü ve Türk zeytinyağının o eşsiz lezzetini, sarp yamaçlardan alıp geleceğin en prestijli sofralarına taşımak için sağlam adımlarla ilerliyor.

Hasır sandalyeden kalkıp dışarı çıkıyorum.

İstanbul’un hızla akan trafiğine, beton binaların ve kornaların arasına karışıyorum.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...